Üriner Sisteminin Klinik Muayenesi

ÜRİNER SİSTEM HASTALIĞI İLE İLGİLİ KLİNİK BELİRTİLER

Abdominal ağrı sırtın uzatilması veya bükülmesi, arka bacaklara yüklenme ve karni tekmeleme renal kalislerin ve üreterlerin tıkanması ile birlikte piyelo- nefritiste meydana gelebilir

Anuri böbreklerin idrar oluşturulması tamamen durmuştur.

Azotemi anormal renal fonksiyonun bir sonucu olarak kanda, idrardaki maddelerin (üre, kreatinin ve diğer protein ve aminoasit metabolizmasının azotlu son ürünleri) anormal miktarda bulunması ile gelişen polisistemik bir toksik sendrom. Üremi daha cok böbrek yetmezliğinin son döneminde görülür. Sığırlarda uyuklama, depresyon ve yatar vaziyet; atlarda depresyon ve kronik diyare vardır.

Kristalüri idrarda kristal bulunması. Kristaller mak- roskopik ya da mikroskopik olabilir. Bunlar prepus- yum killari uzerinde kumlu maddeler olarak görülebilir. Bu da, ürolitiazisli hayvanlarda olduğu gibi idrarda fazla miktarda kristal bulunduğunu gösterir.

Damla damla idrar az miktarda idrar surekli ya da aralıklı olarak bazen sfinkter kontrolunun olmadığını veya yeterli olmadığını yansıtan durus değisikliği veya karın içi basıncın artışı ile tortu şeklinde görülür.

Dizuri idrar yapmanın ağrılı veya zor olması. Coğu defa inler ve sonra duruşunu biraz devam ettirir. Dizuri bazen tenesmusla karıştırılır.

Hematüri idrarda kan bulunması; makroskopik veya mikroskopik olabilir. Hematuriyi miyoglobinuri ve he- moglobinuriden ayırmak için idrar analizi gerekebilir.

Uygunsuz işeme uygunsuz zaman ve yerlerde bilinçli işeme.

Noktüri işeme ihtiyacı veya dürtüsü ile uyanma.

Oligüri idrar yapmanın azalması.

Açık urakus. doğumdan sonra urakusun kapanma yetersizligi olup buradan idrar damlar. Kalıcı veya önceki urakus da denir.

Pollakiüri anormal sıklıkta idrar geçişi. Çıkarılan idrar miktarı artmış veya artmamış olabilir. Daha cok alt üriner kanal hastalığı (sistitis, idrar kesesinda taş bulunuşu, uretritis ve üretranın kısmen tıkanmasi gibi) ile ilgilidir.

Polidipsi anormal miktarda su içilmesi.

Poliüri özel bir zaman diliminde anormal miktarda idrar oluşumu ve atılması. Birçok uüiner sistem dışı hastalıkta poliüri görülebilir.

Proteinüri idrarda anormal miktarda protein bulunması. Glomerulonefritis, amiloidozis veya üriner kanalda yangıyı gösterir.

Piyüri idrarda irin. Makrasopik olabildiği gibi mikroskobik de olabilir. Kastlarda leukositler şeklinde olabilir ve genellikle bakterilerle birliktedir. Böbrekler, üreterler, idrar kesesi veya üretra ve üreme kanalından orijin alabilir. Çok sayıda hücre sayısı üriner kanalın herhangi bir yerinde yangısal hastalığı düşündürür. Piyuri ile birlikte çok sayıda bakteri belirlenmesi yangısal lezyonun bakteriyel enfeksiyonla oluştuğu veya komplike olduğunu gösterir. Lökositlerin varlığının lökosit kastları (renal bir kaynağı vurgular) olmadıkça lezyonun yeri için katkısı yoktur.

İdrar retensiyonu üretranın kısmi tıkanmasında idrar kesesinin dış sfinkterinin spazmında ve işeme için normal bir duruşu benimseme yetersizligi olduğunda idrar yapma sıklığında geçici olarak belirgin bir azalma olur. İdrar kesesi çok dolgunlaşır ve tıkanma veya sfinkter spazmını yenerek sık aralıklarla az miktarda idrar akışına neden olur veya üretranın eksternal orifisyumundan idrar damlar. İdrar retensiyonunu tanımak icin dolgun bir idrar kesesi ile karşılasılması genellikle yeterlidir. Üretradan kateter geçişinde zorlukla karşılaşıldığından üretra tıkanması çoğu defa tanınır. Fiziksel diyagnostik metotlar yetersiz kaldığında idrar retensiyonu şüphesini doğrulamak veya bertaraf etmek icin radyografi veya ultrasonografi gerekebilir.

Srangüri sistitis, vezikal taş, üretra tıkanması ve üretritis gibi alt üriner kanal hastalığında yavaş ve ağrılı idrar yapma. Hayvan her damla idrar geçişinde zorlanır. Öncelikle inleme ve gerilme vardır ve üretra tıkanmasında idrar yapmaya eşlik eder. Üretritiste inleme ve gerinme idar yapma kesildikten hemen sonra oluşur, giderek kaybolur ve işeme tekrar edene kadar oluşmaz.

Tenesmus Aşırı gerilme, genellikle defekasyon veya işeme ile birliktedir. Üriner tenesmusu alimenter olandan ayırt edilmelidir. Dişi köpeklerde ya da erkek veya dişi kedilerde işemeyi takiben kalıcı bir çömelme, kanlı idrar, damla damla idrar veya üriner inkonti- nens tenesmusun üriner olduğunu düşündüren belirtilerdir. Alimenter tenesmus kolorektal bir hastalık belirtisi olup defekasyon yapma aciliyetini gösterir ve sık ve genellikle sonuçsuz girişimle karakterizedir. Büyük hayvanlarda kuyruğun fisıldaması, karnın tekmelenmesi, idrar yaparken inleme, bazen hırıltıyla birlikte bulunma ile kendini belli eden sık idrar yapma girişimi üretra tıkanmasına cevap olarak yaygın olup idrar kesesinin aşırı dolgunluğuna bağlıdır. Tıkanmalı ürolitiazisli koyunlarda diş gıcırdatma tenes- musa eşlik edebilir.

Üriner inkontinens uygun olmayan veya tam olmayan işeme veya idrar birikmesine bağlı idrar akışının istek dışı olması. Birkaç sınıfa ayrılabilir: Paradoksal inkontinens idrar kesesindaki basınç nedeniyle blo- kajın etrafında biraz idrar sızıntısına yol açan idrar kesesi ve üretra tıkanması ile oluşur. Aşırı akışlı inkontinens idrar kesesi kasılamadığında fakat idrar üretradan pasif olarak akana kadar dolacak kadar olduğunda (or, alt motor nöron hastalığı) meydana gelir.

Refleks inkontinens genellikle üst motor nöron lezyo- nuna bağlı olup idrar kesesinin dolması ve boşalmasına ve genellikle fazla miktarda kalıntıya neden olur fakat hayvan olayı aktif olarak daha fazla kontrol edemez. Enürezis hayvan uykuda iken ve dişi köpeklerde meydana gelen inkontinenstir.

Derinin idrarla yanması perineal bölgede bazen arka bacaklarda idrara bağlı olarak meydana gelir.

Kedi ve köpekler

Kedi ve köpeklerde uriner kanal hastalıkları yaygın olup böbrekler veya üreterler gibi sadece kanalın bir kısmını etkileyebilir veya tüm üriner sistemi kapsayabilir. Dizüri, pol- lakaüri ve hematüri gibi klinik bulgular anormalliğin idrar kesesi gibi üriner sistemin bir segmentinde bulunduğunu ya da üremi ile birlikte anoreksi ve kusma gibi sistemik hastalık belirtisi ileri kronik renal yetmezliği düşündürür.

Klinik muayenenin amacı anemnezden ve fiziksel klinik muayeneden üriner kanalda lezyonun yeri için faydalı olan bu belirtileri belirlemek ve kesin teshişe yardımcı olmaktır.

SEMPTOMLAR ve ANEMNEZ

Hayvanın tür, cinsiyet ve yaşı teshisle ilgili varsayımlari akla getirebilir. Anemnezde aşağıdakilere dikkat edilir:

idrar sıklığı

idrar miktarı

idrarın koku ve görünüşü

● su içilmesindeki değişiklikler

Hayvan sahibi tarafından polidipsi poliüri- ye gore genellikle daha kolay tanınır. Hayvan sahibinin içilen su miktarını günde şu kadar kap (kap 250 ml) gibi tanıdık ifadelerle belirtmesi faydalı olabilir. Bazıları miktar belirtecek kadar hastayı gözlememiş olabilir. Hayvan olağan dışı yollardan (tuvalet tası, akvaryum veya çiçek saksıları gibi) su içebilir. Polidipsiden şüphe edilen veya doğrulanan vakalarda hayvan sahibine nefrotoksik maddelerle (gentamisin, amfoterisin B, steroid ol- mayan antienflamatuvar ilaçlar veya etilen glikol) teması hakkında sorulabilir. Poliuri ve polidipsiye neden olan bir ilaç (glikokorti- koidler, diüretikler) kullanılıp kullanılmadığı belirlenmelidir. Onemli poliuri varsa genellikle polidipsi de görülür.

Pollakiüri poliuriden ayırt edilmelidir. Hayvan sahibinin pollakiüriyi doğrulaması veya dikkat etmesi zor olabilir ve genellikle poliüri ile birlikte bulunur. Evde “anormallikler” olursa sahipleri fazla miktarda idrarın farkına varabilirler. İdrarla sırılsıklam olduğu için çöp kabını sık sık değiştirmeleri gerektiği dikkat çekebilir.

Klinik uyarı

● alt üriner kanal anormallikleri dizüri, hematüri ve pollakiüri gibi lokalize belirtilerle karakterizedir

● üst üriner kanal bozuklukları anoreksi ve kusma gibi sistemik belirtiler gösterir.

Kedi ve köpeklerde su tüketimi

● kontrollu bir ortamda normal su tuketimi: 6-25 ml/kg/gun

● polidipsi günde 100 mg/kg’ın üzerinde su tüketimi olarak ifade edilir

Klinisyen ürinasyon “olayını” belirlemeye girişir. Hayvan sahibi idrar miktarı ve hayvanin idrar yapma refleksini başlatacak şey hakkında bilgi verebilir. Kısmi tıkanmalı bir hayvanda idrar yapmayı başlatmak zor olabilir veya anormal bir idrar yolu olabilir. İdrar yapma anormalliklerini belirlemek için kli- nisyen pollakiüri, dizüri, strangüri ve inkon- tinens (kendini tutamama) ayrım yapmalıdır. Pollakiüri alt üriner kanal hastalığının özelliğini belirlemede önemlidir. Dizüri ve stran- güri alt üriner kanal belirtileridir. Hematüri hayvan sahibi tarafından belirlenebilir. Çoğu vakada hematüri hastalığın yerini belirlemede değer teşkil etmez. Bununla birlikte, idrar yaparken kanın son ürün olması veya idrarda baştan sona kan bulunması renal veya üst üriner kanalda problem olduğunu gösterebilir, oysa ürinasyonun başında kan bulunması üretra veya genital kanalda bir anormalliği düşündürür.

ÜRİNER KANALIN FİZİKSEL MUAYENESI

Üriner kanal böbrekler, üreterler, idrar kesesi ve üretradan ibarettir. Böbrekler, idrar kesesi ve pelvik üretra fiziksel muayene ile değerlendirilebilir. Prostat bezi cinsiyet organlardan biri olup ve daha çok alt üriner kanal ile birlikte muayene edilir. Olağan fiziksel muayene teknikleri ile her zaman ulaşılamayan böbrekler, üreterler, idrar kesesi ve prostat gibi yapıları değerlendirmek için medikal görüntüleme gibi diyagnostik katkılar fiziksel muayeneyi tamamlayabilir. Muayeneyi tamamlamak için idrar analizi, serum biyokimyası, hematoloji, renal fonksiyon testleri (en- dojen kreatinin klirens testi, su kisitlama testi, sitoloji gibi) ve bazı dokuların biyopsisi gerekebilir.

Tam fiziksel muayene

Üriner kanal hastalığından şüpheli küçük hayvanlarda tam bir fiziksel muayene yapılmalıdır. Bu, rektal muayene ve oküler fundik muayeneyi kapsar. Hidrasyon durumu değerlendirilir ve nefrotik sendromu düşündüren deri altı ödem veya asites gibi belirtilere dikkat edilir. Ağız boşluğu mukozasının rengi, ülserler veya renal yetmezlikte meydana gelebilen dil ucu nekrozisi yönünden muayene edilir. Oküler fundusun muayenesi ile asağıdaki belirtiler belirlenebilir:

● ödem

● ayrışma

● hemoraji

● veziküler dolambaçlık

Yukardaki belirtiler renal hastalığa bağlı sekonder sistemik hipertansiyonla ilgilidir.

Klinik uyari

İnkontinensi uygunsuz işemeden ayırt etmek icin dikkatli olunmalıdır. Uygunsuz işeme aşağıdaki gibi olabilir:

● üriner kanal enfeksiyonu veya ürolitiazis gibi organik bir hastalık semptomu

● poliurik bir bozukluğa bağlı sekonder

● bir davranış problemi belirtisi

Klinik uyari

Genç büyüyen hayvanlarda fibroz osteodistrofi mandibula ve maksillada büyüme ve deformasyona neden olabilir.

Karnin palpasyonu

Böbrekler yer, büyüklük, boy, şekil, kıvam ağrı yönünden değerlendirmek icin karından palpe edilir. Köpekte böbrekler fasulye seklinde olup kedide daha yuvarlaktır. Köpeklerde böbrekler retroperitoneal olup aortanın ve vena cava caudalisin her iki tarafında yer alır. Sağ böbrek ilk üc lumbar vertebra hizasında olup hemen hemen tamamen Kosta- ların altında yer alır. Sol böbrek daha kau- dalde 2., 3. ve 4. lumbal vertebra hizasındadır. Kedilerde sağ böbrek 1.-4. lumbal verteb- raların prosessus tranversuslarının ventra- linde bulunurken sol böbrek 2.-4. lumbal transversal prosessusların ventralindedir. Çoğu kedide böbrekler palpe edilebilir (Sekil 18.1). Oysa köpeklerde bazen sol böbrek palpe edilebilir (Sekil 18.2). Kedide böbrekler karnın palpasyonunda serbestçe hareket edebilir ve anormal bir karın kisti şeklinde yanlış anlaşılabilir. Bir veya iki böbreğin enfeksiyöz, neoplastik veya olağan dışı nedenlerle büyümesi palpasyonlarını kolaylaştırabilir. Kedide birkaç hastalıkta (polikistik böbrek hastalığı, renal lenfosarkoma ve kedilerde enfeksiyoz peritonisle ilgili granüloma- toz nefritis) böbrekler büyür. Kronik renal yetmezliğe neden olan kronik interstisyel nef- ritis gibi çoğu kronik hastalıkta böbrekler normal veya küçüktür.

Kedi ve köpeklerde karnın palpasyonu ile normal üreterler değerlendirilemez. Nadir istisnaları ile anormal üreterler de palpe edilebilir.

Çoğu kedi ve köpekte hayvan önemli derecede şişman ve idrar kesesi boş olmadıkça idrar kesesi palpe edilebilir (Sekil 18.3). Karında pozisyonu, dolgunluk derecesi, ağrısı olup olmadığı, duvarının kalınlığı ve neo- plazmlar gibi intramural kitleler ya da taş ve kan pıhtıları gibi intraluminal kitleler yönünden değerlendirilir. Klinik olarak dehidre bir hayvanda tıkanma yok iken dolu bir idrar kesesi anormal bir renal fonksiyon ihtimalini idrar konsantre etme yeteneğini bozan ilaçların (diüretikler, glikokortikoidler) kullanıldığını akla getirir.

Uretra

Dişi kedi ve köpeklerde üretranın rutin fiziksel muayene teknikleri ile değerlendirilmesi zordur. Anemnezde alt üriner kanal hastalığı olduğu anlaşılırsa vestibul, vajina ve uretra orifisyumunu değerlendirmek icin parmakla vajinal muayene yapılabilir. Kedi ve köpeklerde eksternal üretra deliği sedasyon, spe- kulum ve ışık kaynağı yardımıyla muayene edilebilir. Erkek kedilerde üretranın fiziksel muayenesi penisle ilgili üretranın distal kısmının inspeksiyonu ile ilgilidir. Erkek köpeklerde uretra inspeksiyon ve palpasyonla muayene edilebilir. Uretral meatus prepusyum- dan penisin çıkarılmasıyla muayene edilebilir. Erkek köpekte üretranin perineal kısmı derinin hemen altında palpe edilebilir. Her iki cins kedi ve köpeklerde pelvik uretranın ve erkek köpeklerde prostat bezinin muayenesi için rektal palpasyon yapılabilir. İdrar kesesi ile birlikte olduğu gibi pozisyon, dolgunluk derecesi, ağrı, duvar kalınlığı ve intramural ve intraluminal kitleler yönünden palpe edilir ve değerlendirilir. Normal üretra pelvis tabanında düz, tubuler bir yapıdır.

İdrar örneği alınması

Üriner kanalın değerlendirilmesinde idrar örneği alınması esastır. İdrar doğal akarken, idrar kesesine kateter uygulayarak veya sito- sentezle alınabilir. Distal üretra ve genital kanal idrarın kontaminasyonu önlendiğinden sitosentez tercih edilen metottur. Bununla birlikte, hematüri yönünden değerlendirilen hayvanlarda akan idrarın orta kısmından alınır, zira diğer idrar toplama metotları travma sonucu eritrositlerin idrara karışmasına neden olabilir.

Doğal akıntı

Doğal akıntı sırasında orta kısımdan idrar alınması rutin analizde kabul edilebilir bir metottur. İşlem risksiz olup hayvan sahibi tarafından yapılabilir. Dezavantajları örneğin hücreler, bakteri ve üretra, genital kanal ve deri veya kıllardaki döküntü ile kontamine olabilmesidir. Hasta her zaman örnek toplayan kişinin arzusuyla idrar akıtmaz. Bazı durumlarda, önceki örnekten proteinüri veya piyürinin doğrulanması arzu edildiğinde olduğu gibi ya sitosentezle veya üretral ka- teterle alınmış olan örneğin analizini tekrar etmek gerekebilir. Genel olarak, bakteriyolojik kültür için sitosentez veya üretral kate- terizasyonla alınanlar, akarken alınanlara tercih edilir.

Sitosentezis

Sitosentezis ya da kontamine olmamış idrar örneği elde etmek için karın duvarından idrar kesesinin delinmesi idrar kesesi palpe edildiğinde basit olup genel olarak kedi ve köpekler tarafindan iyi tolare edilir.

İşlem 22 gauge 1” veya 11/5” igne ile yapılır. eler İri köpeklerde bazen 21/5’’ veya 3” spinal iğne kullanılabilir. İşlem kedi ve köpeklerde yana veya sırt üstü yatarken ya da ayaktaki köpeklerde yapılabilir (Sekil 18.4,5). Hangi pozisyon olursa olsun iğnenin idrar kesesinin duvarının ventralinden veya ventrolateralin- den sokulması tavsiye edilir. Böylece üreter- lere ve kalın karın damarlarına travma riski en aza indirilmiş olur. İğne idrar kesesine 45° ile sokulur öyle ki oblik kanal yaratılsın ve geri çekince de etkili bir tapa sağlanmış olsun. Deri fazla kıldan temizlenir ve alkolle silinir.

Sitosentezisin komplikasyonları ve kontrendikasyonlari

● komplikasyonlar hematüri ve idrar kesesi veya bağırsakların maserasyonu (enfeksiyon oluşum riski düşük)

● kontrendikasyonlar idrar kesesinin parmakla lokalizasyonu ve hareketsiz hale getirmek ve hayvanın tutulması ve karın palpasyonu gerektirdiğinden yetersiz miktarda idrar alınır

Lateral sitosentezis

Hayvan yanına yatırılır veya ayakta durur (Şekil 18.4) ve idrar kesesi büyüklüğü ve yeri için palpe edilir. Hayvan yana yatarken idrar kesesi serbest el ile alttan, hayvan ayakta iken onu hareketsiz tutmak icin dorsalden ve kaudalden bastırarak karnın karşı tarafindan hareketsiz hale getirilir. Köpek ayakta ise iğnenin batırıldığı tarafta bir yardımcının karın duvarını yandan tutması faydalıdır (Şekil 18. 4). İğne ventrolateral karın duvarının derisinden, karın boşluğu ve idrar kesesi duvarını deler, kaudomediale yönde idrar aspire edilir. Eğer kan var fakat idrar alınmıyorsa aspirasyona son verilir ve iğne tamamen geri çekilir. Karın boşluğunda iğneyi yeniden yönlendirme girişimi tavsiye edilmez. Bunun yerine yeni steril bir iğne ile yeniden denenir. Başarısız olunursa, birkaç saat geçmeden yeniden alınmaz.

Ventral sitosentezis

Hayvan sırt üstü yatırılır. Hayvanı tutmak ve pozisyon vermek için bir veya iki yardımcı gerekir ve idrar kesesinin büyüklüğünü ve yerini belirlemek için palpe edilir. İdrar kesesi hareketsiz hale getirilir ve serbest el ile karnın kraniyaline bastırarak karnın ventral duvarına yakın pozisyon alınır (Şekil 18.5). Dişi kedi ve köpeklerde ve erkek kedilerde iğne karına geri kalan orta hattan sokulur.

Erkek köpekte iğne prepusyumun latera- linden sokulur. Yukarıdaki gibi idrar aspire edilir.

İdrar kesesinin üretral kateterizasyonu

Sitosentezis başarılı olmadığında veya kont- rendike olduğunda idrar kesesinin üretral kateterizasyonu yapılabilir. Üretral bir tıkanmayı açmak veya idrar kesesine kateter yerleştirilmesi hizmeti olarak da kateterizas- yon gerekebilir. Üretra ve idrar kesesinin kontrast radyografi için de kateterizasyon gerekir. Üretral kateterizasyonun komplikas- yonları travma ve enfeksiyon girişidir.

Tüm işlem asepsi ve nazik bir teknikle birlikte dikkatle yapılır. Prepusyumun veya vulvanın hemen etrafındaki uzun kıllar tıraş edilir, povidon-iodin ya da klorheksidin ve sonradan steril fizyolojik serumla temizlenir. Asepsi ve kateter uygulamasında yardım etmek için steril eldiven giyilmelidir. Eldivensiz aseptik tarzda kateter uygulaması için

● sadece distal uç tutulur

● sterilize pediatrik hemostat kullanılır

● kateter paketinde tutulur

Travma ve hasta rahatsızlığını en aza indirmede ürolojik işlemler için hazırlanmış lokal anestezik içeren steril su bazlı kayganlaştırıcı kullanılır.

Erkek köpek

Ekstenal üretral meatustan idrar kesesinin boynuna uzanacak gerekli kateter uzunluğu ölçülür ve bir kalemle işaretlenir (Şeklil 18.6). Böylece kateterin idrar kesesinde çok uzamasını ve kendi etrafinda kıvrılma riskini en aza indirir. Hasta ayakta veya yatar pozisyonda sıkıca tutulur. Penis bir yardımcı tarafından prepusyumdan nazik olarak çıkarılır ve cerrahi fırça ile temizlenir ve steril serum fizyolojik dökülür. (Şekli 18.7). Kateterin ucu steril suda eriyen kayganlaştırıcıya batırılır ve üretra deliğine sokulur. İdrar kesesine doğru nezikçe ilerletilir. Kateter ischial arkustan geçerken hafif bir dirençle karşılaşabilir. Kateter idrar kesesine ulaştığında idrar alınamıyorsa bir enjektörle nazikçe aspire edilir. Spesifik olarak istenmedikçe, ilk birkaç ml idrar atilir zira bakteri, döküntü ve distal üretradan ve genital kanaldan gelen hücrelerle kontamine olabilir. İşlem tamamlandığında kateter üriner kanaldan geri çekilir.

Disi köpek-görsel teknik

Bir spekulum ve ışık kaynağı kullanarak (insanlardaki burun ve rektum spekulumu, otoskop ucu da olabilir) kullanarak üretranın eksternal orifisyumu görülebildiğinde dişi köpeğin idrar kesesine en uygun kateter uygulanabilir. Kendinden ışık kaynaklı spekulum tercih edilir. Üretranin eksternal orifis- yumu vajinanın ventral duvarında küçük bir tuberkül üzerinde bulunur (Şekil 18.8). Orta büyüklükte dişi öopeklerde bu, yaklaşık olarak vulvanın ventral komissurasının 3-5 cm kraniyalindedir. Klitoral fossa, üretral orifis- yumun kaudalinde bulunur ve kateter uygu- lamasından kaçınılmalıdır. İşlem ayakta veya yatan hayvanlarda yapılır ve bir yardımcı hayvanı arka kısmından tutar.

● vulva ve perineal dokular hazırlanır ve yukarıda tarif edildiği gibi tutulur.

● spekulum kayganlaştırılır ve nazikçe vajinaya sokulur (önce dorsale ve sonra kra- niyale doğru)

● üretral meatus görülür ve kateter speku- lumdan üretral orifisyuma sokularak idrar kesesine ilerletilir

● kateter idrar kesesinde iken idrar gelmi- yorsa enjektörle aspire edilir

Dişi köpek-parmak tekniği

Bu teknik vajinası parmakla palpe edilecek kadar iri dişi köpeklerde yapılabilir. Hayvanı ayakta tutmak için bir yardımcı gerekir.

● vajinal ve perineal dokular şirurjikal fırça ile temizlenir ve steril serum fizyolojik ile yıkanır

● 0.3-0.5 ml lidokain içeren kaygan bir tu- berkulin enjektörü (iğnesi çıkarılmış) vajinaya 2-4 cm sokulur ve anasteziği boşaltılır

● steril eldiven kullanarak kaygan bir parmak vajinaya sokulur ve üretral papillayı palpasyon girişiminde bulunur

● steril kaygan bir üretra kateteri vajinaya sokulur, klitoral fossanın dorsaline yönlendirilir ve vajinal tabanın orta hattı boyunca üretra orifisyumuna doğru ilerletilir (Şekil 18.9).

● sonra kateter üretraya sokulur; kateterin ucu vajinanın tabanında yok olduğunda bu kolayca belirlenebilir- burada tecrübesiz klinisyenlerin yaptığı yaygın bir hata vardır: kateteri vajinanin üst kısmına sokmaktır. Bu durumda kateter geri çekilir ve üretra orifisyumuna yeniden yönlendirilir

● kateter idrar kesesine sokulduğunda idrar gelir

● idrar gelmiyorsa bir enjektörle nazikçe as- pire edilir

Erkek kedi

Çok hasta ve üretra tıkanmalı kedilerde sakinleştirici uygulanmadan işleme girişilmelidir. Bazen, bilinci tam yerinde bir kedi el ile nazikce tutularak kateter uygulanabilir. Kısa süreli yerleştirme, idrar toplanması veya üretra tıkanmasının giderilmesi için ucu açık kateter (31/5 Fr) uygundur. Hayvan yatar veya ayakta tutulur

● bir parmağı prepusyumun her iki tarafına yerleştirip basınç yaparak penis çıkarılır (Şekil 18.10) ve şirurjikal fırça ile temizlenir ve fizyolojik serum dökülür

● şirurjikal eldiven giyilir, kaygan bir kateter üretra orifisyumuna sokulur

● kateter üretraya dikkatli bir şekilde sokulur, bu da penis prepusyumdan kaudal yönde üretranın uzun ekseni kolumna vertebralise yaklaşık paralel olarak uzatılmasıyla kolaylastirilabilir (Sekil 18.11). Bu uygulama distal üretrada doğal eğriliği azaltarak kateterizasyonu kolaylaştırır

● kateter keseye sokulduğunda idrar toplanır

● idrar gelmiyorsa şırınga ile nazikçe aspire edilir

Dişi kedi

Sedasyon kullanılmazsa, lokal anestezik bir tuberkulin şırıngası ile vaginaya verilebilir. Yatar pozisyonda islem kör bir şekilde ya da spekulum ve ısık yardımıyla görsel olarak yapılabilir.

● vajinal ve perineal dokular şirurjikal fırça ile temizlenir ve steril serum fizyolojik ile yıkanır

● steril eldiven giyilerek vulva dudakları parmaklarla ayrılır ve kaygan kateter vajinaya sokulur

● uretral papilla vulvanın ventral komis- surasının (birleşme yeri) yaklaşık 0.7-1.0 cm kraniyalinde bulunur

● kaygan kateter orta hatta iken öne doğru üretral orifisyuma kadar vajinanın ventral duvarı boyunca ilerletilir- burada aşırı basınç yapmamak gerekir zira kateteri vajina/serviks ve periton boşluğuna zorlamak mümkündür

● eğer idrar yoksa şırınga ile nazikçe aspi- rasyon yapılır

● kateter sürekli kalacaksa yumusak bir beslenme sondası tavsiye edilir

ÜRİNER KANALIN MEDİKAL GÖRÜNTÜLENMESİ

Tetkik Radyografi

Böbrekler ve idrar kesesinin boy, şekil, pozisyon ve radyografik matlığını değerlendirmek için kullanilabilir. Şayet varsa radioopak taş, böbrekler, üreterler ve üretrada belirlenebilir. Tetkik radyograflar kontrast radyograflardan önce kontrol radyograflar için esastır. Böbrekler, özellikle sağ normal olsa bile tetkik radyograflarda ayırt edilemeyebilir. Normal yapıların görüntülenmesini artırmak radyografi öncesi enema ve abdominal kompresyon faydalı olabilir.

Kontrast Radyografi

Tetkik abdominal radyograflarda böbrekler görüntülenemediğinde ekskresyonlu ürografi kullanilabilir. Ekskresyonlu radyografi (intra- venöz ürografi) de renal perfüzyonu, böbreklerin konsantre etme yeteneğini renal pelviste dolum defektlerini ve renal pelvis ve üreterlerin dilatasyonunu ve ektopik üreterleri gösterir. Pozitif, negatif ve çift kontrast sis- tografi idrar kesesi duvarının kalınlığını, lu- mina dolum defektlerini, mukoza düzensiz- liklerini, divertikulumu, taş ve idrar kese- sinin rupturu ve ondan sızıntıyı belirlemek icin kullanılabilir. Geriye doğru pozitif üretro- grafi ve vajinoüretrografi luminal dolum de- fektlerini, anatomik anormallikleri ve yırtılmaları belirleyebilir.

Ultrasonografi

Radyografik muayeneyi tamamamak icin mükemmeldir ve bazı vakalarda (tek taraflı böbrek büyümesi gibi) kontrast radyografi yerine seçilebilir. İdrar kesesinde yumusak bir doku kitlesi gibi iç yapı düzensizliklerini göstermek için faydalıdır. Böbrekler içinde sıvı dolu lezyonlardan katı olanları da ayırt edebilir ve fokal, multifokal, diffuz lezyonların dağılımını belirleyebilir. Renal büyüklük doğru olarak belirlenebilir. Ultrasonografi taş, özellikle radyorafide nispeten saydam olanlar (amonyum asit ürat) belirlenmesinde faydalı olabilir ve biyopsi işlemi sırasında iğneye doğru klavuzlik için kullanılabilir. Doppler ultrasonografi renal kan akışını değerlendirmek ve perfüzyon açıkları ile primer renal yetmezlik arasında ayrım yapmak için kullanılabilir.

Klinik uyari

Asağıdaki durumlarda radyografi yetersiz olduğunda ultrasonografi en faydalıdır

● periton effüzyonu olduğunda

● kontrast radyografi ile tam olmayan bilgi alındığında (bir veya iki böbreğin mat olmadığında olduğu gibi)

Renal biyopsi

Histolojik teşhisin hasta bakımını değiştirme ihtimali olduğunda renal biyopsi dikkate alınır. Aşağıdaki durumlar için kullanılabilir:

● protein kayıplı glomerüler hastalıklar (ami- loidozise karşı immun kompleks glomeru- lus gibi)

● akut böbrek yetmezliğini kronik olandan ayırt etmek

● akut böbrek yetmezliğinde prognoz ve geri dönüşümü belirlemek

● önceden belgelenmiş böbrek hastalığının ilerlemesini veya tedaviye cevabı değerlendirmek

Hastanın tam bir klinik değerlendirmesi, kan pıhtılaşma yeteneği dahil olmadan biyopsi alinmamalidir.

Birkaç metot vardir: kor perkutanoz, anahtar deliği, açık ve ultrasound klavuzluğunda olanlar.

Renal biyopsi kontrendikasyonları

Kanama bozukluğu, tek böbrek ve sıvı birikimleri ile seyreden renal lezyonlar (renal kistler, abseler, hidronefroz).

Sitoskopi ve üretroskopi

Radyografi ve ultrasonografi ile belirlenmiş olabilen üretra ve idrar kesesinin şüpheli lezyonlarını görsel olarak doğrulamak için kullanılabilir. Diğer metotlarla belirlenmeyen lezyonlar (alt üriner kanalın yangısal durumları gibi) sistoskopi sırasında görülebilir. Vajina, üretra ve idrar kesesinin defektleri (ektopik üreterler gibi) endoskopik muayene sırasında görülebilir. Lezyon veya lezyonların görülmesi ile birlikte biyopsi örnekleri doğru olarak toplanabilir ve kesin teşhiste yardımcı olabilir.

Sığır, Koyun, Keçi, Atlarda

Büyük hayvanlarda üriner kanalın klinik muayenesi anemnez, dış genital organların muayenesi, işemenin gözlenmesi, idrar muayenesi ile inspeksiyon ve palpasyonla üriner kanalın fiziksel muayenesinden ibarettir.

Belirtiler ve anemnez

Üriner kanalın önemli klinik bulguları asağıdakileri kapsar:

● ağrılı işeme

● idrarda renk ve kıvam anormallikleri

● idrar miktarındaki değişiklikler

Tenesmus ve gerilme alt üriner kanalın hastalığı ile ilgili anormal bir davranış olmakla birlikte gastrointestinal kanal ve sinir sistemi ile de ilgili olabilir. Genç kastre ruminant- larda anemnezde idrar yaparken gerilme olduğu tıkanmalı ürolitiazisi düşündürür. Bu anemnez hayvanın gerildiği ve damla damla idrar yaptığını ya da uzun bir sürede hiç idrar yapmadığını gösterebilir. Duramama, karını tekmeleme ve atlarda kuyruk sallama gibi sancı belirtilerinin gastrointestinal fonksiyon bozukuluğunu göstermesi daha muhtemel ise de ruminantlarda benzer belirtiler gastrointestinal sistem kadar üriner kanalla ilgili ağrı ve rahatsızlığı yansıtabilir. Vücut kondisyonu ve kilo kaybı, iştahsızlık piyelo- nefritis gibi böbrek hastalığında yaygındır. Damla damla idrar genellikle alt üriner kanal hastalığını gösterir. Bununla birlikte, patolojik idrar damlaması heyecanlı hayvanlarda olabildiği gibi az miktarlarda sık idrar akıtma ile karıştırılmamalıdır. Kanlı idrar alt üriner kanal hastalığını gösterir. Ani vücut ve kuyruk hareketleri, bağırma, diş gıcırdatma, çömelme ve arka bacaklarla tekmeleme gibi rahatsızlık belirtileri üriner kanalın değerlendirilmesini gerektirir.

Yakından muayene

Büyük hayvanlarda idrar yaparken davranışlar farklıdır. Erkek ruminantlar yürürken, yem yerken veya ayakta dururken idrar yapabilir. Bununla birlikte, sığırlar genellikle idrar yapmak için bir duruş sergiler (bacaklar vücut altında kare oluşturacak şekilde sert  veya sırtı hafifçe bükük sert duruş). Kuyruk kalkık olabilir. İdrar, penisteki üretradan prepusyum bosluğuna dalgalı bir tarzda serbestçe akar ve sonra orifisyumdan kaçar. Kastre öküzlerde idrar akışı düşük basınçlı pasif bir olaydır, oysa yetişkin boğalarda idrar akışı daha güçlü olup penis prepusyum deliğinden dışarı çıkabilir. Koçlar işerken arka bacaklarını hafifçe büker ve arkaya doğru yer değiştirir.

Klinik uyarı

Genç kastre ruminantlarda idrar yaparken gerilme ile rektal prolapsus oluşabilir, prolapsusun nedenini gastrointestinal olarak yanlış teshis etmemek için dikkatli olmak gerekir.

Klinik uyarı

Erkeklerde

● işeme sırasında erkek büyük hayvanlarda anüsün hemen altındaki ve ischial arkus sahası üzerinde yer alan deri ritmik dalgalanma gösterir

● prepusyum deliğinden idrar akışı olmadan derinin dalgalanmasi anormal olup bir tıkanmayı, penisteki üretrada özellikle bir ürolitiazisi düşündürür.

Dişi sığırlar önce aynı anda sırtını büker, kuyruğunu kaldırır ve hareketsiz bir pozisyonda işer. Bazı sğırlarda arka bacaklar hafifçe arkaya doğru gidebilir. Koyun işerken tipik olarak çömelir.

Kastre ve aygır atlar işerken penis prepus- yumdaçı. Bütün erkek atlarda kuyruk kalkar, sırt uzatılır ve arka bacaklar arkaya doğru hafifçe bükülür ve ‘bıçkı tezgahı’ duruşu sergiler. İdrar akışı kuvvetlidir. Kısraklarda sırt bükülür, kuyruk kalkar ve arka bacaklar hafifçe çömelir. İşeme belki vajinanın tabanında kalan idrarı atmak için vajinal mukozanın vulva dudakları hizasında dorsal ve kaudal kasılmaları ile sona erer (buna ‘göz kırpma’ da denir). Kısrak, aygır ve kastre at işeme sırasında homurdanabilir veya inleyebilir. İdrar akısı serbest, renk ve kıvam normalken böyle ses çıkarma üriner kanal pa- tolojisi ile karıştırılmamalıdır.

Büyük hayvanlarda idrar sıklığı ve miktarı metabolik olaylarla üretilen ve respirasyon, perspirasyon ve defekasyonla kaybedilenle birlikte içilen su miktarına bağlıdır. Süt veren hayvanlarda, özellikle sütçü sığılarda süt üretimi de önemli su kayıp yoludur. Hid- rasyon durumu fiziksel aktivite, iklim ve mevsimsel olaylardaki degisikliklerden etkilenir.

Poliüri ve polidipsi günlük içilen su ve çıkarılan idrar miktarının dikkatle gözlenmesini gerektiren can sıkıcı ve zaman tüketen bir uğraştır. Tam idrar olmaması (anüri) şiddetli böbrek yetmezliğinde meydana gelebilir. İdrar üretme yeteneğinin olmaması anlamına gelen bu durumu tıkanmalı ürolitiaziste olduğu gibi veya idrar kesesinde idrar retensiyonu varken görülebilenden ayırt etmek gerekir. Son bahsedilen sancıda meydana gelebildiği gibi işeme için normal bir duruş yapamamayı yansıtabilir. Uzun süre yatan yetişkin sığır ve atlar idrar kesesinde idrar retensiyonlu olabilir ve işeyemeyebilirler. Bununla birlikte, ka- teterle veya rektumdan idrar kesesi duvarına parmakla basarak işemenin uyarılmasıyla kolayca idrar yapabilir. Yatan kısraklarda idrar kesesinin kateterizasyonu mümkunse de yatan erkek atlarda çok zordur.

Günlük idrar miktarı ve sıklığı

Evcil büyük hayvanlarda günlük idrar miktarı ve sıklığı aşağıdaki gibidir:

● atlarda gnüde 2-11 lt ve 4-6 kere

● sığırlarda günde 8-22 lt ve 9 kere

● koyun ve keçilerde günde 0.5-2 lt ve 9 kere.

ÜRİNER SİSTEMİN FİZİKSEL MUAYENESİ

Erkek ve dişilerde üretra genital organlarla birlikte muayene edilmelidir. Penis üretrası penisin inspeksyonu ve palpasyonu ile dolaylı olarak ve üretranın kateterizasyonu ile muayene edilir. Erkeklerde pelvik üretra, idrar kesesi, üreterler ve böbreklerin fiziksel muayenesi icin rektal palpasyon gerekir. Bu da yeterli büyüklükteki at ve sığırlarda mümkündür. Dişilerde üretra vajinadan palpas- yon ve inspeksiyonla muayene edilir. Küçük ruminantlarda böbrekler karın duvarından palpe edilebilir. Normal hayvanlarda üriner kanalın iç ve dış yapılarının palpasyonu hassasiyet ve rahatsızlık vermemelidir.

Erkek üretrası

Prepusyum ve penis üretrası

Genel görünüm

Büyük hayvanlarda penis ve ilgili üretra sadece glans penisin prepusyumun forniksine uzatılmasıyla görülebilir. Bununla birlikte, penisin palpasyonu tüm uzunluğu boyunca mümkündür (ischial arkusun altında ve skrotumun tabanının yukarısındaki perineal bölgede derince devam eden kısmı hariç). Normal glans penis ve prepusyal mukoza nemli ve pembe renkli bir yüzeye sahip olmalıdır. Glans penisin epitel yüzeyi düz olmalı, oysa prepusyum mukozası penis tamamen uzamadıkça daha buruşuktur. Glans penisin yangısında (balanopostitis) aşağıdakiler görülür:

● parlak kırmızı renk

● sertleşmiş kuru yüzey

● ince nodüler (‘çakıllı’) yüzey

● yüzey eksudasyonu

Boğa ve kastre öküz

Yeni olmayan işemeyi gösteren kuruluğu veya ürolitiaziste kristalüriyi gösteren kıllar üzerindeki kristalleri görmek için prepusyum kılları inspekte ve palpe edilir. Prepusyumun doğrudan inspeksiyonu ile idrar damlaması ve kan gibi önemli anormallikler ortaya konabilir. Prepusyum yangı, idrarla haşlanma ile ilgili derinin maserasyonu yönünden de muayene edilir.

Penis tüm boyunca prepusyumdan skro- tumun hemen üzerine kadar ve ischial arkusta şişkinlik veya ağrılı yerler bakımından palpe edilir. Skrotumun yukarısında palpasyon ek bir beceri gerektirir, zira sig- moid flaksuranın bütün kısımları palpe edilmiş olsun.

Erkek sığırlarda üretra glans penisin vent- rolateral yüzeyinde sona erer. Boğada rektumdan penisin pelvik kısmına elle masaj yaparak prepusyumdan dışarı çıkması genellikle uyarılabilir. Alternatif olarak, bir elle sig- moid fleksura kraniyal olarak prepusyum deliğine doğru, aynı anda diğer elle prepusyum geri çekilerek de penis dışarı çıkarılabilir. Tersine, kastre öküzde penisin dışarı çıkarılması neredeyse imkansızdır.

Yetişkin bir boğada üretranın açık oluşu bir sakinleştiriciden sonra penise fleksibil bir sonda sokularak belirlenebilir. Ürolit bulunuşu sondanın ilerlemesini önler. Erkek bir sığırda kateterin ucunu tutan subischial üretra divertikulumu nedeniyle üriner kate- terin idrar kesesine sokulması çoğu defa imkansızdır.

Genç kastre sığırlarda ve bazen yetişkin boğalarda tıkanmalı ürolitiazis çok yaygındır. Ürolitler ve taş renal pelvis, üreterler veya üretrada oluşabilir. Yaygın yer distal sigmoid fleksurada retraktor penis kaslarının bağlantısına yakın penil üretradır. Burada kısmen veya tamamen tıkanmaya neden olur. Kısmen tıkanmalı hayvanlarda uzun süren, ağrılı işeme ve damla damla kanlı idrar görülür. Tam tıkanmalılarda ise sık ıkınma, kuyruk sallama ve vücut ağırlığını bir arka bacaktan diğerine geçirme görülür. İştahsızlık, depresyon ve rektal prolapsus da diğer yaygın bulgulardır. Üretranin tam tıkanmasının yaygın sonucu üretra veya idrar kesesinin yırtılmasıdır. Üretra delinirse, idrar ventral karın duvarının kas dokularına ve deri altına infiltre olur ve ventral karın duvarında şişlik oluşur. Şiddetli selülitis ve skrotumdan prepusyuma kadar derinin yoğun nekrozisi etkilenen derinin sonradan kabuk soyulmasına yol açar. Toksemi yaygındır. Ventral karın duvarının yoğun katılımı prepusyum mukozasının pro- lapsusuna neden olabilir.

Klinik uyarı

Sığırlarda ürolitler yaygın olarak fleksura sigmoidalede, skrotumun tabanının hemen dibinde ve dorsalinde bulunur. Penisin ağrılı şişliğini belirlemek için skrotumun dorsalinin palpasyonu gerekir.

Çiftleşme sırasında distal sigmoid fleksu- rada retraktor penis kaslarının bağlanma yerinde corpus cavernozum yırtılır. Bir üretra yırtılmasına bağlı olarak skrotum tabanına yakın şişlik ve deri altı ödemi gelişir. Bununla birlikte, skrotumun tabanının kraniyalinde peniste hematom göruülebilir, oysa yırtılan üretraya bağlı sekonder deri altı idrar birikimi skrotumun tabanının biraz kaudalinde gelişebilir ve coğu defa corpus cavernosumda daha sınırlı olarak kanın damar dışına çıkmasına göre daha fazla şekillenir. Perineu- mun ve skrotumun tabanında aynı sahasında abseler ve baska kitlesel lezyonlar görülebilir. Sonunda, kesin teshis icin içeriklerin iğne aspirasyonu gerekir.

Idrar kesesinin yırtılması

İdrar kesesi yırtıldığında, periton boşluğunda idrar birikir ve karın giderek iki taraflı simetrik tarzda dolgunlaşır. Karnın perküsyonunda belirgin sıvı dalgalanması hisedilir.

Klinik uyarı

Teshiste aşağıdakilere dikkat edilmelidir:

● erkek ruminantlarda prepusyum deliği etrafındaki kıllara yapışık normal doküntüden farklı anormal kum benzeri madde

● aygır ve iğdişlerin glans penisinin ucunu saran selüler döküntü (smegma) ve koyu mukusun normal birikimlerinden farklı üriner kanal orjinli anormal madde

Koyun ve keçiler

Normal ve kastre koçlarda penisi çıkarmak zor olsa da baslangıçta hayvana arka kısmına pozisyon vererek yapılabilir. O zaman sig- moid fleksura (skrotumun hemen yukarısı ve tabanının dibinde yer alır) bir elle itilerek ve aynı anda diğer elle prepusyum çekilerek penis çıkarılabilir. Koyun ve keçilerde üretra corpus cavernosumun ventral yüzeyinde yer alır ve glans penisin 3-4 cm ötesine uzanır, solucan benzeri eki olarak bilinen yılankavi bir üretral prosessus içinde. Ürolitler en çok üretral çıkıntı veya glans penisin distal üret- rasında yer alır. Bunlar sert bir nodüler kitle olarak belirlenir. Üretra, taş yönünden küçük delikli bir köpek keteteri ile muayene edilebilir. Kastre erkeklerde lokal anestezi ile solucan şeklindeki eklentinin cerrahi olarak çıkarılmasıyla en iyi şekilde yapılabilir. Kateterin geçişinde tıkanma ani bir durmaya göre dirençte istikrarli bir artışla dikkat çeker. Kate- terin geri çekilmesi veya serumla nazikçe yıkanması ile taş çıkarılabilir. Prepusyumun ödemi ve komşu deri altı dokuları ödemi ile birlikte sigmoid fleksuranın distalindeki penis önemli derecede şişkin olabilir. Kastre koyunlarda balanopostitis prepusyumun şişliği ve ağrılı işeme ile karakterizedir.

Atlar

Atta penis genellikle bir el prepusyum deliğine sokularak tutulabilir. Sonra bir elle glans yaklanarak yavaş istikrarlı çekme işlemiyle penis dışarı alınabilir. Çoğu defa sedes- yon gerekir. Penis sirküler fossa (üretral si- nüsün dorsaline açılır) içinde 2.5 cm serbest tüp (üretral çıkıntı) şeklinde sona erer. Diver- tikulum değişen miktarda simegma ile doludur.

Dişi uretrası

Her hayvan türünün dişilerinde üretra vulva dudaklarının 10 cm içinde vajinanın tabanının orta hattında bulunur. Sığır ve koyunda suburetral bir divertikulum vardır. Yetişkin bir kısrak ve inekte üretra çapı parmak girecek kadar yeterlidir. Dişi üretrasının palpe edilebilir anormallikleri yaygın değildir.

Büyük hayvanlarda kuyruğun ventral yüzeyi vulva dudaklarından mat döküntü normal değildir ve üriner kanal ve üreme organlarının muayenesi gerekir. Vulva altındaki ve etrafındaki derinin maserasyonu ve sonradan kıl dökülmesi ile birlikte idrarla yanmayı düşündürür.

Urakus

Urakus normal olarak doğumdan sonra birkaç saat içinde umbilikustan geri çekilir ve idrar kasesinin pelvik kanala çekilmesini sağlar. Yeni doğanda işeme sırasında umbili- kustan her ne zaman sıvı damlaması görüldüğünde kalıcı urakustan şüphe edilmelidir veya umbilikus hep ıslaktır. Umbilikusun yukarısında karnın dıştan palpasyonla vücut duvarının ventral orta hattından kaudodorsal yönde uzaklaşan ve değişen çapta silindirik bir yapı belirlenmelidir. Bu palpasyon sırasında yeni doğan ağrı gösterebilir ve idrar analizi ile sistitis belirlenebilir.

Böbrekler

Yetişkin sığır ve atlarda karın duvarının önemli derecede sertliği ve kalınlığı nedeniyle böbrekler karın duvarından palpe edilememekle birlikte rektal muayene ile palpe edilir. Koyun ve keçilerde böbrekler rektal yolla kolay palpe edilemez, zira bu hayvanlarda anus küçüktür. Bunlar dıştan karın palpasyonu ile değerlendirilebilir.

Sığır

Sığırlarda böbrekler yüzeysel olarak çok parçaya (20-25 lobül) bölünmüştür. Her böbrek lobülünü fissurler ayırırsa da iyi beslenmiş sığırlarda her ayrı lobülün diş çizgisi perirenal yağ nedeniyle görülmeyebilir. Tipik olarak, normal sol böbreğin sadece kaudal yarısı (yetişkinlerde 10-12 cm genişlik ve yaklaşık 10 cm kalınlık) rektal muayenede 3., 4. ve 5. lumbal vertebranın ventralinde palpe edilebilir. Rumen dolu ise sol böbrek orta hattın sağında palpe edilebilir. Sağ böbrek daha proksimalde ilk iki veya uç lumbal transversal prosessus ve son kosta altında yer aldığı için palpe edilemez. Büyüdüğünde sağ böbreğin kaudal kutbu da küçük sığırlarda palpe edilebilir.

Koyun ve keçiler

Koyun ve keçilerde böbrekler fasülye şeklinde (7.5 cm uzunluk x 5 cm genişlik x 3 cm kalınlık) ve lobsuzdur. Ayakta duran hayvanlarda (buzağılar dahil) son kostanın hemen gerisinde her fossa paralumbalisin en üst kenarına bir el yerleştirerek ve her eli fossa paralumbaliste kaudomedial yönde hareket ettirerek böbreklerin yeri belirlenebilir. Son kostanın hemen kaudalinde vertebranın birkaç cm altında sol böbrek, asılı serbest hareket eden bir yapı olarak belirlenmelidir. Sağ böbrek son kostanın kaudalinde sağ fossa paralumbalisin dorsalinde palpe edilebilir.

Sığırlarda sol böbreğin pozisyonu

● normal hayvanlarda rumen içeriği sol böbreği orta hattın sağına doğru yer değiştirir

● anoreksik hayvanlarda rumenin küçüldüğünde sol böbrek orta hatta veya onun solunda yer alır.

Atlar

Atlarda sol böbrek fasülye şeklinde (18 cm uzunluk x 10-12 cm genişlik x 5-6 cm kalınlık) düz yüzeyli olup rektal muayenede son kostanın veya ilk iki veya üç lumbal trans- versal prosessusun ventralinde palpe edilebilir. İyi kondüsyonlu hayvanlarda yoğun peri- renal yağ birikimi böbrekleri örtebilir. Sağ böbrek bazen son üç kostanın ve ilk lumbal vertebranın tranversal prosessusun dorsal kısmının ventraline sıkıca sabit olup rektal muayenede çoğu defa palpe edilemez. Dorsal yüzey başlıca diyaframa ile ve ventral yüzey karaciğer, pankreas ve sekumla temastadır.

Rektal palpasyonda anormal böbrekler

Büyük hayvanlarda böbreklerin büyümesi en çok piyelonefritis veya hidronefrozise bağlı olabilir. Amiloidozis de özellikle sığırlarda böbrek büyümesine neden olabilir ve önemli proteinüri ve ilerlerdiğinde hipoproteinemiye bağlı anazark (karın ve çene altı, gerdanda ödem) ile seyreder. Sığırlarda normal lobül yapı piyelonefritis ve hidronefrozisle genellikle kaybolur (fakat amiloidozisle değil). Ayrıca, piyelonefritisli sığır ve atlarda rektal muayene ile üreterlerin büyümesi ve genellikle idrar kesesinin duvarının kalınlaşması belirlenir. Hasta hayvanlar karekteristik olarak ateşlidir, kilo kaybederler, deprese ve düşkündür ve idrar kırmızı-kahve renkli ve hematüri, piyüri, proteinüri nedeniyle bulanık ve diğer selüler döküntü bulunur.

Böbrek büyümesinin diğer muhtemel nedenleri lenfosarkom, adenom ve karsinom gibi neoplazmlar, hematom ve abselerdir. Domuzlarda tek böbrek parankimayı etkileyen tek kitleye sahip olduğunda embriyonal nef- roma dikkate alınmalıdır. Amarantus retro- flexus zehirlenmesi gibi perirenal ödem örneklerinde ve doğum sonrası hemolitik-üre- mik sendromda böbrek yüzeyi özelliklerini belirlemek daha zor olabilir ya da böbrekler etrafındaki dokuda çıtırtı olabilir.

Klinik uyarı

Böbreklerin küçüllmesi

● kronik böbrek hastalığında meydana gelir

● genç hayvanlarda bir gelişme anormalliğini düşündürür.

İdrar kesesi

Büyüklük ve şekil

Normal at ve sığırlarda idrar kesesi pelvisin tabanında yer alan pelvik üretra ile bağlanma yerinde en dar olmak üzere armut seklindedir. Nispeten boş kaldığı için rektal muayenede genellikle kolayca palpe edilmez. Boş olduğunda idrar kesesi sert bir kıvama sahiptir ve hafifçe buruşuk serozal yüzeyi ile birlikte küçüktür. Kaudal pelviste üretraya boynuyla tutunsa da idrar kesesi pelvik kanalda serbestçe hareket edebilmelidir. İnek ve kısrakta, üzerinde yer alan üreme organı nedeniyle idrar kesesini yakalamak daha zor olabilir. Küçük ruminantlarda idrar kesesi at ve sığırlarinki ile aynı özelliklere sahiptir. Tıkanmalı ürolitiazisli koyun ve keçilerde idrar kesesi ventral karnın kaudal kısmında dışardan palpasyonla belirlenebilir.

Kolayca palpe edilebilen idrar kesesi üriner kanalın bir anormalliğinden ziyade basit idrar retensiyonunu yansıtabilir. Basit retensi- yonda idrar kesesi duvarı ince hissedilir ve parmakla basıldığında boyunda önemli küçülme ile birlikte işemeyi başlatmalıdır. Yaygın olarak duvar kalınlaşması anormaldir ve sistitisle ilgilidir (özellikle hematüri, piyüri ve proteinüri gibi idrarda önemli değişiklikler varsa). İdrar kesesinin kalıcı büyümesi aşağıdakilere bağlıdır:

● üretra tıkanması

● kronik son dönem sistitis

● nöromuskuler fonksiyon bozukluğu

İdrar kesesinin tamamen kaudal pelvise çekilememesi veya yuvarlaksı kraniyal ucun (apeks) tamamen kavranamaması anormaldir. Bu durumda yapışmalardan veya kalıcı urakus ligamentten şüphelenmelidir. Kalıcı ligament gerginliği korur ve tam dolma ve boşalma olmaz.

Yırtılma

Büyük hayvanlarda idrar kesesinin yırtılması doğumda yeni doğan dahil herhangi bir yaşta meydana gelebilir. Kastre ruminant- larda ürolitiazise bağlı üretranın tam tıkanması idrar kesesi yırtılmasının yaygın bir nedenidir. Baslangıçta idrar azalması veya olmaması hariç anormal klinik bulgular dikkat çekmez. Bununla birlikte, periton boşluğunda biriken idrar sonrada iki taraflı ventral karnın simetrik dolgunluğuna neden olur. Dolgunluk derecesi biriken idrar miktarina baglidir. Dikkat cekecek derecede dolgun karında perküsyonla bir sıvı dalgası hissedilebilir. Depresyon, düşkünlük ve dehidrasyon genellikle karın degişikliklerine eşlik eder.

Ruminantlarda aynı anda rumen atonisi abdominal kenarları değiştirebilir, öyle ki sol karın sağa göre daha dolgun görünebilir. Bununla birlikte, sıvı dalgası hala vardır. İdrar kesesinin rektal palpasyonu idrar kesesi duvarında yırtılma yerinin belirlenmesi için denemeye değmeyebilir (yırtılmanın büyüklüğü ve kalan idrar miktarına bağlı). Yırtılmalar genellikle idrar kesesinin her iki yüzeyinde genellikle apekse yakın meydana gelir.

İdrar kesesi doğumda yeni doğan taylarda da meydana gelir. Bu taylar en çok

● erkek

● komplike bir doğumla doğmuş

● erken doğum peryodunda normal görülür

24-48 saat icinde anoreksi, depresyon, taşi- kardi, polipne ve ilerleyen karın dolgunluğu ve gerilme vardır ve çok az idrar çıkarılır. Ab- dominosentezle fazla miktarda sıvı belirlenir ve bu sıvı ayni tarzda temiz ve çok solgun sarı renkte ve düşük özgül ağırlıklıdır.

İdrar kesesi yırtılmasından şüpheli yeni doğan erkek bir tayda üretraya  kateter uygulayarak dolaylı bir belirti elde edilebilir. Yeni doğan erkek ruminantlarda buna girişilebilirse de çok zordur. İdrar kesesindeki bir yırtılmadan periton boşluğuna herhangi bir madde girişi olup olmadığını belirlemek için böyle bir kateterle idrar kesesine boya konabilir. Bu teknikler elverişsiz ve güvenilir olmayıp üroperitoneumu belirlemek icin periton sıvısı analizinde yüksek kreatinin bulunması en güvenilir olanıdır.

Paraliz

İdrar kesesinin paralizi büyük hayvanlarda yaygın değildir. Çoğu vakada nörolojik hastalık soz konusudur. İnkontinens akışlı idrar retensiyonu vardır ve idrar damla damla akar. Rektal muayenede idrar kesesi büyümüştür ve elle basınç yapılırsa idrar akabilir. Atlarda, idrar kesesinin kronik dolgunlugu kalsiyum karbonat kristalleri tortusuna (kumlu ürolitiazis) neden olur. İdrar durgunluğu bakteri çoğalması için ideal şartları oluşturur ve sistitis gelişir.

İdrar kesesinin aşırı dolgunluğu

İdrar kesesinin kronik aşırı dolgunluğu idrar kesesi duvarında çok sayıda noktalı lezyonlara yol açar ve bu da idrarın periton boşluğuna sızmasına neden olur. Rektal yolla palpe edilebilen yapılar karında idrar birikiminden dolayı ayırt edilemez.

Prolapsus

Yaygın değilse de idrar kesesinin prolapsusu bütün dişi büyük hayvanlarda meydana gelmiştir ve çoğu doğumla ilgilidir. İdrar kesesinin mukoza yüzeyinin ters yüz olması valvula dudaklarından yuvarlak bir kitlenin dışarı sarkması şeklinde görülür. Bu ters yüz olma, üretra lumeninden mukozanın geçmesine müsade edecek kadar üretranın yeterince genişlemesiyle oluşur. Aksine, idrar kesesinin prolapsusu ile idrar kesesinin serozal yüzeyi görülür: onun rengi daha pembe renklidir ve doğrusal olukludur. İdrar kesesinin prolapsusuna müsade edecek bir vajinal yırtılma olması gerekir. Her iki durum gerilmeye neden olur.

Kitleler ve şişkinlikler

İyi huylu (papilloma, adenoma) ve neoplastik (karsinoma) epitelyum tümörler ve epitelyum olmayan iyi huylu (leiomiyoma, fibroma, rab- domiyoma) ve neoplastik (leiomyosarkoma, fibrosarkoma, rabdomyosarkoma) tümörler bütün büyük hayvan türlerinde idrar kesesinde görülebilir. Yetişkin oluncaya kadar tümör görülmesi olağan değildir. İdrar kesesini etkileyen tek veya çok kitlenin sadece palpasyonu ile tümör tipleri arasında ayrım yapılamaz.

Klinik uyarı

Tümörün tipini belirlemek icin idrar kesesinin biyopsisi gerekir

İdrar kesesinin lumeni icinde palpe edilebilen hareketli ceşitli büyüklükte sert yuvarlak kitlelerin ürolit olması çok muhtemeldir. İdrar kesesi ürolitleri atlarda en yaygındır. Bunlar idrar akışına aralıklı tıkanma oluşturur. Ru- minantlarda da idrar kesesinde ve renal pel- viste kumlu taş birikirse de küçük boyları nedeniyle genellikle rektal palpasyonda belir- lenemez.

Üreterler

Normal at ve sığırlarda sağ ve sol üreterler küçük çapları (6-8 mm) ve idrar kesesine kadar pelvik kas yapısı boyunca subperitoneal yolu nedeniyle palpe edilmeleri neredeyse mümkün değildir. Bununla birlikte, her üreterin son ucu idrar kesesinin dorsal duvarında boyuna yakın belirlenebilir. Küçük ru- minantlarda üreterler at ve sığırlardaki aynı genel yolu takibederler.

Sağ fossa paralumbaliste palpe edilen bir şişlik olduğunda diferansiyel diyagnoziste sağ böbreğin ve uzunluğunun çoğu boyunca üreterlerin retroperitoneal yeri nedeniyle sağ böbreğin ve/veya üreterin yırtılması dikkate alınmalıdır.

Anormal üreterler

Eğer üreterler palpe edilebilirse bir anormallik olması muhtemeldir :

● iki taraflı büyüme piyelonefritis, üretritis veya sistitis gibi yangısal bir olayla meydana gelir

● tek tarafli büyüme üretral ürolit, abse veya hematoma ile olusur.

IDRAR TOPLANMASI

İdrar kesesinin kateterizasyonu olmadan

İdrar örneği bir uyarılma ile veya kendiliğinden yaparken alınabilir. Büyük hayvanlar yatma peryodunda istirahat ederken kalktıktan hemen sonra işerler.

Evcil büyük hayvanlarda işeme şöyle başlatılabilir:

● sığırda işeme vulvanın hemen altındaki deriye nazikçe ritmik masaj yapılarak başlatılabilir. Hayvan yeni işemediyse bu yoöntem başarılı olabilir. Masaj sırasında hayvan aşırı derecede rahatsız edilmemelidir ve kuyruğun tutulmasına gerek yoktur. Bu işlem sığırın işeme için pozisyon almasını sağlar.

● erkek sığırlar prepusyum deliğinin kıllarının ritmik masajını takiben veya alternatif olarak sıcak suyla ıslak kağıt havlu ile birkaç dakika masajla işeyebilir.

● atlar bir egzersiz peryodunu takiben taze veya idrarla ıslak altlıklı ahıra yeniden sokularak idrar yapabilir.

● prepusyuma yönelik sıcak su akıtılmasına cevap olarak idrar yapılabilir.

● çoğu koyun ve koçta hayvan çabalamaya başlayana kadar elle burun delikleri 30-45 saniye tıkanırsa idrar yapabilir. Tıkanma bırakıldığında hayvan genellikle çömelir ve idrar yapar

Üretral kateterizasyon

Bazı türlerde üretral kateterizasyonla idrar elde edilebilir. Bunun için uygun temiz, asep- tik, kaygan bir kateter ve aseptik teknik gerekir. Dişilerde sabit kateter kullanılabilirse de erkeklerde üretra uzun olduğu için esnek kateter kullanılmalıdır.

Kateterle üriner kanala enfeksiyon bulaşmaması için dikkatli olmalı ve üretra mukozasına travmadan kaçınılmalıdır. Kimyasal ve mikroskopik muayene gerektiğinde idrar örnekleri temiz, steril kaplara alınmalıdır. Üret- ra açıklığını belirlemek için de en etkili metot bir kateter uygulanmasıdır. Muhtemel perfo- rasyonlu tıkanma oluşumundan veya üret- ritisten şüphe edildiinde kateterizasyonla ağrı oluşumu önceden uygun bir aneljezik veya narkotik ilaç kullanarak kontrol edilebilir.

Dişiler

Kısrak

Bunlara kateter kolay uygulanabilir. Vulva ve hemen onun altındaki deri sabun ve su ile tamamen temizlenir. Kaygan el vajinaya sokulur ve üretranın eksternal orifisyumu vulvadan 10-12 cm vajinanın ventral kısmında orta hatta bulunur. Sert metal bir idrar kateteri (ucu hafifçe eğri, 8 mm x 30 cm) bu işlem için uygundur. Bir parmakla orifisyum belirlenir ve bunun klavuzluğunda kateter üretraya ve doğrudan idrar kesesine sokulur. Üretral deliğin hemen kraniyalinde vestibuler bir kıvrım vardır ve kateterin sokulmasını zorlaştırabilir.

İnek

İneklerde idrar kesesi önce eksternal üretra orifisyumundan (vulvanın yaklaşık 10-12 cm kraniyalinde vajinanın ventral tabanında dar bir yarık) belirlenerek kateterize edilebilir. Bunun ventrali subüretral divertikulum olup kraniyoventral olarak küçük ve 2 cm”lik bir ceptir.

İnekte idrar kesesini kateterize etmek için birkaç farklı keteter kullanılabilir. Plastik bir suni tohumlama çubuğu, sert metal kısrak üretra kateteri ve fleksibil sivri uçlu ve keskin hatlı kauçuk kateter kullanılabilir.

Bir parmak subüretral divertikuluma sokulur ve sonra yavasça geri çekilir. Bu arada üretral delik suburetral divertikulumun girişinin tavanında belirlenene kadar subüretral divertikulumun tavanına doğru yukarıya nazikçe basınç yapılır. Parmağın ucunu üretra deliğinde tutarak diğer elle tutulan keteter parmağın palmar yüzeyi boyunca kraniyale doğru hareket ettirilir ve üretra lumenine sokulur. Kateter üretrada ise idrar kesine kadar öne doğru kolayca harekete devam eder ve o zaman genellikle idrar akar.

Kateter doğru sokulmazsa suburetral diver- tikuluma travmatik hasar mümkündür. Sığırlarda piyelonefritisin idrar kesesine katete- ter uygulamakla ileri geldiği iddia edilmekle birlikte bu iddialar doğrulanmamıştır. Temiz, steril kateter kullanılmalıdır.

Koyun

Koyunda üretra onu görmek için çok küçüktür. Küçük bir suburetral divertikulum bulunması kateterin ucunun üretraya girmesini zorlaştırır. Küçük ruminantlarda dişi köpek idrar kateteri (3.4 mm x 26.67 cm) parmağın palmar yüzeyi boyunca ve üretraya kolayca yönlendirilebilir. Kateter üretraya sokulunca pelvisin tabanının hafifçe kaldırılması idrar kesesine daha kolay girmeyi kolaylaştırır.

Erkekler

Aygır ve iğdiş

Aygırda üretra, plastik veya kauçuk bir ka- teter (6 mm x 137 cm) kullanarak idrar kesesi seviyesinde kateterize edilebilir. Huysuz hayvanlarda klinisyene zarar verme riskini en aza indirmek ve bu işlemi aseptik tarzda tamamlamak için çoğu defa tranklizan gerekir. Bazen tranklizan kullanmadan penisin prepusyumdan dışarı çıkarılması zordur veya imkansızdır.

Klinik uyarı

Erkek atlarda üretranın uzunluğu önemli olduğundan yeteri kadar sert ve fleksibil kateter ischial arkus civarında bir yardımcı tarafından yönlendirilir. Kateter kullanmadan önce iyice kayganlaştırılmalı ve penis su ve sabunla temizlenmelidir.

Boğa ve öküz

Bunlarda da penisin prepusyumdan dışarı çekilmesi ve üretra kateterinin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için tranklizan kullanmak gerekir. Bu da pudental sinirin bloke olması demektir. Ataraktik ilaçlar bazı vakalarda etkili olabilir. İntrakardiyak kateteri- zasyon için kullanılan tipte polietilen bir ka- teter (290 cm uzunluk ve 3.0-5.0 mm  çap) uygundur. Koçlarda üretraya kateterin ucunu sokmak için bu işlem parmakla uygun hale getirilmelidir. Yukarıda bahsedilen sub- ischial divertikulum idrar kesesine kateteri- zasyonu önleyebilir.

MEDİKAL GÖRÜNTÜLEME

At ve sığırlarda büyük karın, radyografinin kullanılmasını ve üriner sistemin değerlendirilmesini zorlaştırır. Küçük ruminantlarda, buzağı ve taylarda ise böbrek ve idrar kesesinin boy ve yerini belirlemek icin radyografiden yararlanılabilir. Bu hayvanlarda fluo- roskopi ve IVP (intravenoz pyelografi) aşağıdakiler için değerli olabilir:

● ekskretuvar fonksiyonu değerlendirmek

● tıkanmaların yerini belirleme

● kitlelerin yerini belirleme

● böbrekler, üreterler ve idrar kesesini görüntülemek

Yenidoğanlar ve küçük ruminatlarda penis üretrasını değerlendirmek icin pozitif kontrast ve çift-kontrast radyografi başarılı bir şekilde yapilabilir.

Küçük ruminantlarda ve yenidoğanlarda olduğu kadar yetişkin at ve sığırlarda üriner kanal yapılarının ve lezyonlarının yerini ve boyunu değerlendirmede ultrasonografi faydalıdır.

Klinik uyarı

At ve sığırlarda sag ve sol böbreklerin muayenesinde özellikle faydalıdır.

Son zamanlarda, nükleer madde teknikleri kullanan renogramlar bütün evcil büyük hayvan türlerinde patolojiyi belirlemek kadar böbreklerin glomeruler filtrasyon oranını değerlendirmede de faydalı olmuştur.

ENDOSKOPİ

İdrar kesesinin endoskopik muayenesi aygır ve igdişlerde olduğu kadar dişi büyük hayvanlarda da başarılı bir şekilde yapılabilir. Endoskobun idrar kesesine sokulması daha önce kateterizasyonda tanımlanan benzer tekniklerle yapılır.

Üreter delikleri kadar idrar kesesi mukozasının endoskopik inspeksiyonu ülserli lezyon- lar ve kitleler (tümorler, intramural abseler ve hematomalar gibi) gibi hemoraji kaynaklarının, mukozanın yüzey özelliklerinin ve ekto- pik yapıların belirlenmesinde faydalıdır. Üre- terler 180° geriye bükülebilen fleksibil en- doskopla görülebilir.

Klinik uyarı

Endoskopi

İdrar kesesi mukozasının ve üreter deliklerinin engellemesiz görülmesini temin etmek için idrar kesesi hava ile şişirilmeden önce idrar tamamen boşaltılmalıdır. Eğer kullanılan hava idrardan geçerse kopuk oluşumu ile ilgili problemler meydana gelebilir.

BÖBREK BİYOPSİSİ

Genel bir kural olarak, biyopsi aletleriyle elde edilen nispeten küçük doku parçası nedeniyle renal biyopsiler böbrekleri etkileyen diffuz olaylar için alınmalı ve histopatolojik değerlendirme teşhis koymaya yardımcı olabilmelidir. Bir böbrek biyopsisi prognoz için de faydalı olabilir.

Yaygın olarak kullanılan biyopsi aletleri:

● Tru-Cut biyosi iğnesi

● Franklin-modifiye Vim Silverman iğnesi

İşlem kör veya ultrason klağuzlugunda yapılabilir.

İdrar analizi

Görünüş

İdrarın karekteristik bir sarı rengi vardır. Yoğunluğu hidrasyon durumuna göre değişir. İdrar yenidoğanlarda olduğu gibi dilusyonla yarı saydam ve konsantre olduğunda sarı-yeşildir. Bütün türlerde, atlar hariç idrar sulu ve nispeten saydamdır. Atlarda ise fazla mukus ve kalsiyum karbonat içeriğiyle tipik olarak koyu ve bulanıktır.

İdrar, sahada test stripleri ile birkaç madde bakımından kontrol edilebilir. Piyelonefritisli ve sistitisli sığırlarda ve downer cow sendro- munda (yatalak) işemik kas nekrozlularda idrarda protein konsantrasyonları yüksek olur. Anormal renk, böbreğin idrarı konsantre etme yeteneği degişikliği, piyüri, hematüri, hemoglobinüri ve miyoglobinuride renk anormalleşir. Hemoglobinüri ve miyoglobinüri- yi ayırt etmek için laboratuar analiz gerekir.

İdrar analizi

İdrar akarken orta kısımdan alınan örnek analizde kullanılmalıdır. Özgul ağırlık, biyokimyasal bileşenler ve sedimentin sitolojik değerlendirilmesini kapsar. Özgül ağırlığın belirlenmesi (elde tutulan refraktometre ile) renal fonksiyon bozukluğunu belirlemede en faydalısıdır.

Plazma osmolalitesinin genel sınırlarında (izotenüri) bir özgül ağırlık (1.008-1.012) normal böbrek fonsiyonunu gösterir. Bununla birlikte, sürekli izotenüri primer renal kapsamın karekteristiği olduğu için böbreklerin fonksiyonel yeterliliğini değerlendirmek için ikinci bir örnekte de yapılır. Bu bulgu hayvan vücut suyunu koruyamazsa özellikle primer renal tubulointerstisyel hastalığı düşündürür.

Özgül ağırlık plazma osmalalitesinden yüksekse (hiperstenüri) böbreklerin fonsiyonel tubullere sahip olduğunu ve fitre olan maddeleri geri aldığını, oysa hipostenüri renal tubullerin suyu geri absorbe etmediğini ifade eder. Dehidrasyon ve renal tubuler fonksiyonla ilgili biyokimyasal değişiklik yoksa hi- postenüri yeni aşırı su içildiğini veya diape- tes insipitusu gösterebilir. Diüretikler gibi ilaçlar geçici hipostenüriye neden olabilir. Hi- postenüri aşağıdakileri yansıtabilir:

● düşük glomerulus filtrasyon oranı ve pre- renal fonksiyon bozukluğu (dehidrasyon ve hipovolemide olduğu gibi)

● tıkanmalı üropati

● fever

İrin, kan, kastlar vb bulunması da idrarın özgül ağırlığını artırır.

Hematuride hemorajinin yeri

Hemorajinin yeri, idrar yaparken kanın ilk görüldüğüne bakarak:

● işemenin başında kan üretral bir problemi düşündürür

● tüm işeme boyunca kan böbreği kapsar

● isemenin sonundaki kan idrar kesesini kapsadığını ifade eder.

Klinik uyarı

● Siddetli akut veya son dönem böbrek hastalığında patolojik hipostenüri meydana gelir

● yeni doğanlarda ve çok fazla süt içen genç hayvanlarda fizyolojik hipostenüri meydana gelir.

Sitolojik değerlendirme ile rengi bozuk idrarın muhtemel nedenleri (eritrostler, lokositler) ve diger anormallikleri (mineral kristaller, bakteri, tümör hücreleri) hakkinda bilgi sağlar. Ticari idrar test stripleri ile ph, kan, glikoz, ketonlar, protein, bilirubin, urobilinojen semikantitatif ve kantitatif olarak belirlenir. Bunlar, spesifik üriner problemleri (proteinü- ri, yangı, amiloidozis veya glomerulonefritise bağlıdır) ya da üriner sistem dışı (sistemik asit-baz dengesi değişimi, diabetes mellitus, hepatitis) bir hastalığı ifade edebilir.

İdrarda görülen kastlar silindirik yapılardır (tubuler kastlar) ve renal tubullerde yangısal ve patolojik bir olayı gösterir. Bu kastlar aşağıdakilerden ibaret olabilir:

● sadece protein (hiyalin kastı)

● granüler madde (granüler kast)

● tubuler epitelyum hücreler (epitelyum kast)

● kan (kan kastı)

● lökositler (lökosit kastı)

Mum ve yağ kastları da meydana gelir.

Serum biyokimyası

Azotemi (üre nitrojeni ve kreatinin yüksek) ve anormal serum elektrolitleri (Na, Cl, Ca, P, K, Mg) konsantrasyonları renal hastalığı olduğu anlamına gelir.

Azotemi prerenal kaynaklı ise fizyolojik oligüri ile karekterizedir. Prerenal azotemili hastadan alınan analizi yapılan idrarda:

● önemli bir yüksek konsantrasyon (özgül ağırlık plazma osmolalitesinden (1.008-1.012) büyük

● nispi Na olmaması (idrar Na <10mEq/l veya fraksiyonel ekskresyon Na <%1)

● nispi üre artışı (idrar üresi:serum üresi oranı >20

Nispi kreatinin artışı (idrar kreatinin:serum kreatinin oranı >30)

İdrar özgül ağırlığı:plazma osmolalitesi oranı 1.0-3.0 arasındadır. Bunun tersine, akut renal yetmezliği olduğunda fizyolojik olmayan idrar özellikleri [çok kansantre olmayan bir idrar (özgül ağırlığı 1.008-1.015) nispeten üre ve kreatinin azlığı (idrar üresi:serum üresi oranı <10; idrar kreatinin:serum kreatinin oranı <5) ve nispeten sodyum fazla (idrar Na >25 mEq/L; fraksiyonel ekskresyon Na >%1)] ile birlikte azotemi meydana gelir. Ürenin rumenden dönüşüm siklusunu aktive etme yeteneği yüzünden akut renal yetmezlikli sığırlarda idrar üre:serum üre oranı yukarıdakinden önemli derecede değişebilir. Pratik olarak, renale karşı prerenal azotemiyi belirlemek icin idrar özgül ağırlığı genellikle serum üre nitrojeni ve kreatinin konsantrasyonları ile birlikte kullanılır.

Akut renal yetmezligi yansıtan serum elektrolit degişikliklerinde hiponatremi, hipoklore- mi ve hipermagnezemi yer alır. Hipokalsemi ve hiperfosfatemi tipik olarak ruminantlarda meydana gelirken atlarda hiperkalsemi ve hipofosfatemi tipiktir. Hayvanın asit-baz dengesine ve ruminantlarda salyada potasyumun sodyumla değişip değişmediğine göre potasyum değerleri önemli derecede değişebilir.

Postrenal olsa da ürolitiazise bağlı idrar kesesi yırtılması ile birlikte üroperitoneum da azotemiye yol açar ve elektrolit değişiklikleri perimer renal hastalıkta olana benzer. Periton semipermeabl membran olduğu için periton boşluğundaki sıvı (idrar) ile interstisyel boşluktaki sıvı (kan) arasında sıvı ve madde dializine neden olur ve değişikliklerde benzerlik gelişir. Sonuç olarak, idrar çoğu elektrolitler yönünden nispeten fakir ve üre nitrojeni ve kreatinin bakımından zengin olduğu ve kan elektrolitler bakımından nispeten zengin fakat üre nitrojeni ve kreatinin bakımından fakir olduğu için kendi kendine diyaliz aşağıdaki serum değişikliklerine neden olur:

● hiponatremi

● hipokloremi

● azotemi

● hipokalsemi (atlarda hiperlaksemi)

● hiperfosfatemi (atlarda hipofaofatemi)

● hiperkalemi

Etkilenen yetişkin hayvanlarda ekstraselüler sıvının periton boşluğundaki daha hiperos- molar ortama göç etmesi nedeniyle dehid- rasyon görülür.

İdrar kesesi yırtılan hayvanlarda kreatinine göre üre nitrojeni periton sıvısı (idrar) ile kan arasında daha hızlı dengelenir. Periton boşluğunda idrar varken bu sıvıda ve kanda aynı anda kreatinin konsantrasyonu ölçülürse kreatinin konsantrasyonu kandan en azından iki kat fazla olmalıdır. İdrar kesesi yırtılan tay ve diğer yeni doğanlarda hiponatremi, hipokloremi ve hiperkalemi bulunur. Sodyum ve klor bakımından düşük ve potasyum bakımından yüksek olan idarın çok miktarda dilue olarak dengelenmesi peritonun büyük yüzey alanını geçer ve hızla bu anormalliklere neden olur. Klinik dehidrasyon genellikle görülmeyecek derecede aşırı bir hidrasyon durumu meydana gelir.

Glomerüler hastalıkta (glomerulonefritis, amiloidozis) ağır proteinüriyi takiben hipo- proteinemi görülür. Hastalığın son döneminde azotemi ve elektrolit degişiklikleri minimal olabilir. Böbrek büyümesi amiloidozise eşlik eder.

Kronik böbrek yetmezliği

● biyokimyasal degisiklikler akut tubulointerstis- yel böbrek yetmezliğininkine benzer

● glomeruler filtrasyon azalırsa proteinüri meydana gelir

● böbrekler belki küçülür ve vücut kondüsyonu kötüleşir

● anormal sıvı birikimi olabilir (agir proteinuri varsa ) deri altı ödem, asites, hidrotoraks gibi

● poliüri ve polodipsi bulunabilir

İdrarda enzimler

Atlarda tubuler hasarın erken göstergesi olarak GGT kullanılmaktadır. İdrarda GGT: kre- atinin oranı belirlenmelidir. Normal atlarda bu 25”tir. 25’ten büyük bir oran aktif tubu- ler hücre hasarını gösterir.

Gelen Aramalar:

urakushayvanlarda üriner sistemhidronefroznefrotik sendromböbrek orta polsuni böbrekhayvanlarda uretranın kateterikendinden kayganlaştırıcı idrar kateterini nerde bulurumsığırlarda üriner sistem muayenesiprerenal renal post renalintramural üreterenürezis noktürisığırlarda üriner sistemi100 cc idrar kesesi normal misuni tohumlama kateteri serviksten gecirme
EKLENME TARİHİ
Bu haber 13 Eylül 2010, 22:24 tarihinde eklendi.
OKUNMA
Bu Haber 1.542 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
YORUM YAZIN

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  1. Usta diyor ki:

    başarılarınızın devamını dilerim , takipteyimmmm..

  2. Kubra diyor ki:

    sitenize hastayım ya 10 numara.

  3. apache diyor ki:

    Harikasın veterinerhekimlik.com.

Benzer Haberler
Reklam
Popüler Haberler & Yorumlar
Yazarlarımız
Sponsor Reklam Alanı
egevet anatolia vet iddaa
promosyon Promosyon T-shirt PROMOSYON
Anket
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz ?
Gayet güzel
iyi
Normal
Berbat
Eski hali daha güzeldi