|
|
|||
|
|
|||
SINIR SİSTEMI HASTALIKLARININ KLİNİK BELİRTİLERI
Amaçsız dolaşma sebepsiz sürekli ve rastgele yönlerde yürüme
Anizokoria eşit olmayan pupilla büyüklüğü
Anozmi koku duyusunun olmaması
Arefleksi refkleks etkisinin olmaması
Artrogrippozis eklemlerde sertlik ve sinirli hareket
Atoni kas tonusunun olmaması; bacaklar çoğu defa topaldır
Ataksi koordinasyon olmaması
Babinski refleksi ayağın palmar/plantar yüzeyinin fiziksel uyarılmasına cevap olarak parmakların flek- siyonu
Körlük görememe; oftalmolojik veya nörolojik bozukluklara bağlı olabilir.
Katapleksi ani muskuler zayıflık ve hipoteni atakları
Donme durtu ile dairesel hareket etme; on beyin veya vestibuler hastalık belirtisi olabilir
Koma çevresel ve ağrılı uyarılara cevapsız durum
Dürtü davranışı tekrar eden, tek tip davranış; bir hayvanın kendi kuyruğunu yakalaması gibi.
Dürtü yürümesi nedensiz sürekli yürüme, çoğu defa tek tipte bir daire etrafinda.
Kornea ülseri kornea bütünlüğü olmaması; kornea kuruluğu veya göz kırpma aracılığı ile gözü koruma yeteneği olmaması
Çapraz ekstensor refleks yana yatan bir hastada üstteki bacakların fleksiyon ve alttaki bacaklarda da ekstensiyon refleksi görülmesi. Yukarı motor nöron hastalığında görülür.
Dazll rafleksi parlak bir ışık retinaya vurduğunda göz kapaklarının aniden kapanması
Sağırlık işitme duygusu olmaması
Beyincik etkisizliği katılığı sublumbar kaslarin kasilmasi ile olusan arka bacaklarin fleksiyonu ve on bacaklarin ekstensiyonu ile birlikte opistotonus
Beyin etkisizliği katılığı butun bacaklarin ekstensiyonu ve opistotonus; genellikle hayvan komadadir
Bunama/Delirme mental olarak çevreden uzaklaşma ve uyumsuzluk
Kullanılmamaya bağlı atrofi bir kasın kullanılmamasına bağlı kas kitlesi kaybı. UMN veya ortopedik hastalıkla ilgili. Nörojenik atfrofiye göre genellikle daha az şiddeli ve daha yavaş gelişir
Çene düşüklüğü çenenin kapanamaması
Durgunluk, depresyon hayvanın mental keskinliğinde orta decede azalma
Dizmetri isteğe bağlı hareket gücü ve değişkenliğinde uygunsuzluk
Dizozmi düşük ve anormal koku alma
Disfaji yeme veya yutmada zorluk
Fasiyal (yüz) asimetri yüz ifadesinin eşitsizliği; genellikle nervus fasialisin hastalığına bağlı
Seyirmeler deri altında görülebilir küçük, lokal istek dışı kas kontraksiyonları. Bunlar tek motor sinir lifi tarafından innerve edilen çok sayıda kas lifinin kendiliğinden boşalmasını temsil eder
Başı çöktürme sabit bir objeye karşı baş ile sürekli ve tekrarlayan itme; genellikle intrakraniyal bir hastalık belirtisi
Baş kalkıklığı başın median planı normalden dikey olarak yukarıya doğru kalkık tutmak. Baş bir yönde kalkıktır. Hayvana önden bakılırsa başın kalkık olduğu görülür
Başın arkaya dönmesi başı önden daha çok geriye doğru dönük tutma. Başın median planı genellikle yere diktir.
Hemifasiyal spazm yüz ifadesini sağlayan kasların bir tarafa kasılı kalması; çoğu defa fasiyal sinirin kronik hastalığı ile ilgili
Hemiparezis vücudun bir tarafindaki bacak veya bacaklarda isteğe bağlı hareketlerde kısmi kayıp
Hemipleji vücudun bir tarafindaki bacak veya bacaklarda isteğe bağlı hareketlerde total kayıp
Horner sendromu orbitadaki yapıların sempatik denervasyonu: ptozis, miozis ve eneftalmus
Hipaljezi (hipoestezi) uyarıya duyarlılığın azalması
Hiperestezi uyarıya duyarlılığın artması; ağrı
Hipermetri isteğe bağlı kas hareketinin niyetlenen amacı aşması, yüksek adım atma
Hiperrefleksi refleks etkisinin genişliğinin artması
Hipertoni kas tonusunda artış.; çoğu defa bacakların açıklamasına neden olur
Hipoestezi zararlı bir etkiye cevabın azalması; hipal- jezi ile eş anlamlı
Hiporefleksi refleks etkisinin genişliğinin azalması
Hipotoni kas tonusunun azalması
İnkontinens idrar ve diksiyi normal olarak biriktirememe
Kifozis torakolumbal vertebranın anormal fleksiyonu; kambur görünüşe neden olur
Topallık normal eklem hareketinin mekanik sınırlanması veya ağrı nedeniyle bir bacakta ağırlığa dayanama arzusu veya yeteneğinin azalması
Lordozis omurga sütununun anormal ekstensiyonu, özellikle torakolumbal bolgede; kepçe-sırt görünüşe neden olur
Daha alt motor noron (LMN) hastalığı kas hipotonisi ve kas zayiflaması ile birlikte refleks arkı fonksiyonunun kaybı ve paralizis derecesi
Daha alt motor nöron detrusor (idrar kesesi kası) ve sfinkter tonus kaybı ile birlikte büyük bir idrar kesesi ile karakterize, bu yüzden el ile hissedilmesi kolay
Megaezofagus çeşitli nedenlerle ezofagus genişlemesi; çoğu defa kraniyal sinir, kas ve nöromuskuler eklem hastalığı ile birlikte görülür
Miosis pupillanın normalden daha küçülmesi; pupil- lanın daralması
Kas atrofisi kas liflerinin kaybı veya boyunun azalmasına bağlı kasın boyunun kısalması
Midriazis pupillanın normalden daha geniş olması
Miyoklonus bir kasın bir kısmı, bir kasın tümü veya bir kas grubunun şok benzeri kasılması
Miyotoni isteğe bağlı veya dışarıdan uyarıyla kalıcı kas kasılması
Narkolepsi aşırı uyuma; genellikle episodik uyku dönemleri ile kendini belli eder
Sinir kök işareti kalıcı veya episodik ağırlığa dayanma ile ilgisi olmayan bir topallık, belki sinir irritas- yonu ve ağrı sonucu
Nörojenik kas atrofisi genellikle şiddetli atrofi, bir LMN lezyonundan sonra çabuk gelişir
Nörotropik keratitis trigeminus sinirinin innervas- yon kaybına bağlı korneal bütünlüğün kaybolması
Nistagmus bir hızlı ve bir yavaş faza sahip dalgalı göz hareketleri; istirahette (kendiliğinden) veya başın pozisyonu değiştiğinde (pozisyonal) meydana gelebilir
Oftalmopleji orbital kas fonksiyonunun paralizi; total oftalmoplejide glob ve iris hareket etmez
Opistotonus baş ve boynun dorsal olarak geriye doğru uzadığı anormal duruş; daha çok ön bacaklar uzamıştır
Ağrı rahatsızlık ve acı duygusu; ağrının klinik belirtileri davranış ve fizyolojik değişiklerle ortaya çıkar
Paraliz isteğe bağlı hareket edememe
Paraparezis ön bacaklarda isteğe bağlı hareketin ksmi kaybı; arka bacaklarda zayıflık
Parapleji arka bacaklarda isteğe bağlı total hareket kaybı
Parezis nörolojik fonksiyon bozukluğuna bağlı güçsüzlük, zayıflık
Proprioceptif açık vücut kısımları (bacaklar) anormal pozisyonda iken normal duruşa gelememe
Ptozis üst göz kapağının düşmesi
Refleks bilinçli kontrol olmaksızın meydana gelen bir etki. Patellar veya diz silkme refleksi bir örnektir
Refleks arkı bir refleks oluşması için gerekli bileşenler: Afferent (duyusal) reseptör, afferent (duyusal) perifer sinir, motor nöron hücre gövdesi, efferent (motor) perifer sinir, nöromuskuler kavşak ve kas
Refleks miyoklonus vücudun tamamı veya bir kısmının episodik veya uyarıyla oluşan ekstensor katılığı
Schiff-Sherrington duruşu arka bacaklarda refleksler ve ön bacakta sağlam tonuslu ekstensiyon; şiddetli bir T3-L3 medulla spinalis segmenti lezyonuna bağlıdır. Bu lezyon ön bacakların ekstensor kaslarına giden inhibitor impulsları keser.
Skoliosis omurga sütununun laterale doğru anormal bükülmesi
Nöbet nüksetme eğiliminde aralıklı motor olaylar
Jeneralize bir nöbetle hayvan bir yanına düşer, baş ve bacakları baş ve bacakların ritmik silkinmesini yürüme ve koşma devinimleri takibeder. Konvülsiyonlar eş anlamlı
Yarıkoma (stupor) hayvan cevresel uyariya cevapsizken agrili uyariya cevap verir
Titreme istek dışı titreme
Spastisite kasların ekstensor ton artışı, en çok bacaklarda görülür
Yıldıza bakma uzamış baş ve boyun duruşu; orta opistotonus
Katlık hareket ederken adım uzunluğu ve hareket boyunun azalması
Strabismus (şaşılık) anormal göz pozisyonu; istira- hatte veya başın pozisyonu degistiğinde meydana gelebilir
Tetanus bacaklar, boyun, gövde ve kuyruğun şiddetli, kalıcı ekstensor katılığı
Tetraparezis ön ve arka bacaklarda isteğe baglı hareketlerde kısmen kayıp; 4 bacakta zayıflama
Tetrapleji ön ve arka bacaklarda isteğe bağlı hareketlerde tam kayıp; hayvan klinik olarak yatar
Ayak parmağı sallama hareket ederken ayak parmağı sallama; genellikle fleksor takatsizlik ve parezisi gösterir
Tortikollis baş ve boynun bükülmesine neden olan boyun kaslarının kasılı durumu
Tremor vücudun veya bir kısmının istek dışı öteye beriye hareketi
Daha üst motor noron (UMN) hastalığı sağlam refleks arkı fonksiyonu ile birlikte paraliz, normal-artmış kas tonusu ve sadece kullanılmamaya bağlı kas atrofisi
Daha üst motor nöron idrar kesesi iyi detrusor ve sfinkter tonusu ile birlikte büyümüş idrar kesesi ile karakterize, bu yüzden el ile hissedilmesi zor
Vestibuler sendrom sendeleme, yana eğilme, düşme, başı eğmek, nistagmus ve saşılık gibi vestibuler fonksiyon olmamasının belirtileri
Takatsizlik normal olarak kas aktivitesini yapamama anlamına gelen spesifik olmayan bir deyim; değişik vücut sistemlerinin hastalığından kaynaklanabilir
Geniş tabanlı duruş bacakları normalden daha yanda tutarak ayakta durma
Esneme çenenin abartılı açılarak zahmetli inhlasyo- nu; büyük hayvanlarda beyin hastalığının bir belirtisi olabilir
GİRİŞ
Sinir sistemi hastalığından şüpheli hayvanların klinik degerlendirilmesi temel bir nöroanatomi ve norofizyoloji bilgisi gerektirir. Daha önemlisi sinir sisteminde farklı elemanların hayvanin normal fonksiyonlarını saglamasi için nasıl iletim, irtibat ve bütünlük oluşturduğunu anlamaktır. Nor- mal sinir sistemi fonksiyonunun mantıksal değerlendirilmesi aşağıdakileri sağlar:
● sinir sisteminin anormal olup olmadığını belirlemek
● nöroanatomik yerlerin kapsamlığını belirlemek
● akılcı bir ayırıcı tanıyı, tedavi planını ve prognozu formüle etmek
SİNİR SİSTEMİNİN FONKSİYONEL BİLEŞENLERi
Sınır sisteminin buyuk parcalari
● beyin
● beyinden cikan sinirler
● medulal spinalis
● perifer spinal sinirler
Bunlar en bedensel fonksiyonları kontrol etmek için biribiri ile irtibatli ve bağlantılıdır.
Beyin
Beyin kafatasında bulunur ve bölünme noktası olarak tenterium serebelli hizasını kullanarak beyin tenterium serebellinin rostralin- deki yapılara (supratenteriol yapılar ya da ön beyin) ve tenterium kaudalindeki yapılara (infratenterium yapılar) ayrılır (Şekil 19.1). Bu anatomik bölünme beynin benzer fonksiyon sahalarına bölünmesi (fonksiyonel sahalar) ile de uyumludur.
|
Supratentorial yapilar
Görme ve isteğe bağlı hareket gibi birçok bilinç fonksiyonlarını sağlayan yapılardır. Yer çekimiyle ilgili algılamaya proproceptoin denir. Diensefalon (hipotalamus ve talamus) birçok otonom ve temel hayat-destek fonksiyonlarını (yemek, içmek, vücut ısısı düzenleme) kontrol eder.
|
Beyin kökü/kraniyal sinirler
Beyin kökü retikuler aktive edici sistem (se- rebral korteks aracılığıyla vücudun dikkatli ve uyanık olmasını sağlar) kadar kraniyal sinirlerin bircoğunu (III-XII) toplayan nöronlar (nuklei) gruplarını içerir. Hareket için önemli birçok asendens ve desendens (inen ve çıkan) sinir yolları beyin kökü içinden kök alır veya oradan geçer.
Beyincik pons ve medulla oblongatanın hemen dorsalinde olup hareketleri düzenler, koordine eder ve proproseptif fonksiyonların bilinçsiz kontrolü için önemlidir.
Medulla spinalis
Beyni perifer sinirlere bağlayan yolları kapsar. Türlere göre değişen sayıda medulla spinalis segmenti vardır. Bunlar anatomik olarak asağıdakilere bölünür:
● servikal (C): 8 segment
● torasik (T): 13-18 segment
● lumbal (L): 5-7 segment
● sakral (S): 3-6 segment
● kaudal (Ca): 5+ segment
Medulla spinalis fonksiyon bozukluğunun klinik belirtileri coğu defa bacak gücü ve hareketi anormallikleri olarak ortaya çıkar (Tablo 19.1).
| Tablo 19.1 Medulla spinalisin beş fonksiyonel sahasının lezyonlarından kaynaklanan genel klinik sendromlar | |
| Spinal segmentler | Klinik belirtiler |
| C1-C5
C6-T2 T3-L3 L4-S3 Kaudal |
● Tetraparezi/pleji, +/- boyun ağrısı
Normal-abartılı spinal refleksler ● Tetraparezi/pleji, +/-boyun ağrısı Ön bacak spinal refleksleri az veya yok Normal-abartılı spinal refleksler-arka bacaklar ● Parezis/pleji, +/-sırt ağrısı Normal ön bacak spinal refleksleri Normal-abartılı arka bacak spinal refleksleri ● Parezis/pleji, +/-daha alt sırt ağrısı Normal ön bacak spinal refleksleri Spinal refleksler-arka bacaklar az veya yok ● Kuyruğun parezis/plejisi Kuyruk tonusu az Kuyruk duyusu az |
Perifer sinirler
Perifer sinirler medulla spinalisin içinden (motor sinirler) veya sinir kök ganglionu (duyu sinirleri) ve kas ve bacaklar gibi vücut kısımlarından bilgi getirir (sensor) veya onlara bilgi götürürler (motor) (Tablo 19.2). Motor sinirler nöromuskuler kavşak denilen özel bir baglantıyla kaslara uyarı sağlar. Bu sinirlerin motor bileşeni son yol oluşturur ve onunla beyinden bilgi kas hareketi gibi bir fonksiyonu sağlamak için vücuda gönderilir. Klinik nörolojik muayenede sinir sisteminin gereği gibi çalışıp çalışmadığını belirlemek için bu yapıların kompleks normal baglantıları test edilir.
NÖROLOJİK MUAYENE
Ayırıcı tanı, teşhis planı, tedavi planı ve prog- noz lezyonun yerine bağlı olduğundan nörolojik muayene nörolojik hastalıklı hayvanların doğru klinik idaresinin temelini oluşturur. Çoğu hastalık sinir sisteminin farklı kısımlarını etkiler ve klinik belirtiler bu lokal anormalliği yansıtır. Bazı hastalıklar da birçok bölgeyi etkiler. Klinik belirtiler genellikle böyle lezyonların diffuz özelliğini yansıtır.
Problemin yeri ve belirtiler ve hastalık süreci dikkate alındıktan sonra akılcı bir diferansiyel diyagnoz listesi formüle edilebilir. Teşhis için diyagnostik testler seçilir. Doğru bir teşhis tedavi ve prognoz icin de önemlidir.
Nörolojik hastalıktan şüpheli bir hayvanı başarılı olarak değenlendirmek için tam bir nörolojik muayene en önemli diyagnostik adımdır. Muayenenin tam olduğundan emin olmak için bütün muayene adımları kaydedilmelidir. Yapılan nörolojik testleri ve sonuçları listeleyen bir form çoğu defa faydalıdır (Şekil 19.2a,b). Büyük hayvanlar icin baştan kuyruğa kadar sistemik bir yaklaşım tavsiye edilir. Sinir sisteminin her fonksiyonel bölgesini sistematik olarak muayene etmek gerekir. Doğru ve yeterli gerçeklere dayalı hatalı sonuçlara göre doğru olmayan teşhislerin yaygın nedenleri yarım muayene ve doğru olmayan gözlemlerdir.
|
Hayvanın tür, yaş, cinsiyet önemlidir. Örneğin:
● globoid hücre leukodistrofisi, Cairn terier köpeklerde ve boynuzsuz Dorset koyunlarında görülür
● kedilerde panleukopeni virus enfeksiyonuna bağlı konjenital serebellar hipoplazi genellikle doğumdan sonra başlayan klinik belirtilere neden olurken beyin neoplazma- ları ile klinik belirtiler genellikle hayatın geç dönemlerinde görülür
● Golden retrieverlarda kas bozukluğu sadece erkeklerde meydana gelir
Anemnez
Genel anemneze ek sorular klinik probleme, hastalığın süresine ve klinik sürece (ilerleyici, degişmemiş, iyileşen, kalıcı veya nöbetli) yönelik olmalıdır. Her hasta için özel sorular geliştirilebilir.
Hemen subjektif değerlendirme
Anemnez alınırken hayvana uzaktan bakarak subjektif bir gözlem ve değerlendirme yapılabilir. Muayene sırasında normal hayvanlar veteriner kliniğinde veya hastane ortamında genellikle biraz endişeli olurlar. Hayvanın mizacı için ve geçmişte benzer durumlarda nasıl davrandığı hakkında hayvan sahibi veya bakıcıların ilk gözlemlerini belirtmesi gerekir. “hayvan normalden çok daha az duyarlı” veya “veteriner tarafından görüldüğünde hayvan her zaman sakin” gibi yorumlar çoğu defa faydalıdır. Bu dönemde genellikle anormal duruş ve hareketler gözlenir. Hayvanlar dolaşabilir, başı yere eğik veya uykuda gibi olabilir (Sekil 19.3). Şiddetli beyin sapı, medulla spinalis veya perifer sinir hastalıklı hayvanlar çoğu defa ayakta duramaz ve yürüyemez.
Bilinc durumu ve davranis
Bir hayvanin kendi ortamina yonelik ve uyanik olmasi icin sinir sisteminin iki bolumunun normal fonksiyon yapmasi gerekir:
● serebral korteks uyanikligin en onemli kaynağıdır
● beyin sapındaki asendens retikuler aktive edici sistem çevreden vücudun bütün kısımları aracılığıyla bilgi alır ve uyanık durumun korunması için serebral kortekse uyarı gönderir.
|
||
|
Bilinçle ilgili anormallikler ya primer (ör, en- sefalitis) veya sekonder (ör, hepatik ensefalo- pati) supratentorial veya beyin sapı anormalliğini yansıtır.
Çeşitli bilinç kategorileri ayrımı yapılabilir (Tablo 19.3). Bazı uyarılara hayvan muayene ediliyorken normal hayvanlarda beklendiği gibi cevap verirse bilinç normal olarak yorumlanır. Aynı çevresel uyarılara hayvanlar bireysel olarak farklı reaksiyon gösterebileceğinden hayvanın normal reaksiyonunu dikkate alarak hayvan sahibi veya bakıcıları tarafından yapılan yorumlar çoğu defa faydaldır.
Koma en şiddetli bozulmuş bilinç durumudur. Hayvanlar yatar vaziyettedir ve dışardan herhangi bir uyarıya (ağrı oluşturanlar dahil) cevap vermez.
Yarı koma veya baygın hayvanlar dışarıdan uyarılara aynı şekilde cevap vermezse de onların ağrılı uyarılara cevapları benzerdir. Bununla birlikte, cevapların bu uyarılara bağlanması kesin olmayabilir. Depresyon, delirme, bunama gibi terimler psikolojik anormalliklerle seyreden davranışları tanımlamak için insan hekimliğinden alınmadır. Bunlar koma ve uyuşukluk kadar siddetli olmayan bilinç ve kişilik değişikliğini akla getirir ve hayvanın aktivitesini tanımlarken gerçekten ziyade mecazi anlamda kullanılır. Hayvanın ne düşündüğünü belirlemek imkansız olduğundan bu terimlerin veteriner hekimlikte kullanılması doğru olmayabilir. Başka bir deyişle fokal veya diffuz serebral hastalıkta normal dışı aktivite görülebilir.
Norkolepsi genellikle nöbetli olan ve anormal bilince neden olan asiri uyuma durumunu ifade eder.
Katapleksi periyodik muskuler hipotonidir. Narkopleksi ve katapleksinin her ikisi olduğunda anormal bir uyku/uyanıklık siklüsünün olduğundan şüphe edilir.
Uykunun beyin sapının retiluler formasyonundaki sahalar tarafından kontrol edilir. Bazen spesifik uyarı (yeme gibi) ile meydana gelen akut uyku başlangıcı narkolepsi özelliğidir. Bozulan nörotransmitter metabolizma veya retiküler aktivasyon sisteminin anormalliklerinin bu bozukluktan sorumlu olduğu düşünülürse de gerçek neden bilinmez.
Narkopeleksiye predispoze ırklar şunlardır:
● Doberman pinscher
● Labrador retriever
● minyatur Poodle
● dashaund
● Beagle
● Saint Bernard
● Shetland ponileri
|
Klinik belirtiler genellikle genç bir yaşta başlasa da 7 yaşındaki köpeklerde de bu bozukluk görülmüştür. Atların çeşitli ırklarında yetişkinlerde ilerleyici bir uyku bozukluğu meydana gelir.
İstirahatte duruş ve vücut pozisyonu
Hayvan tam muayene için çeşitli pozisyonlara sokulduğu veya benimsediği için duruş istirahatte iken değerlendirilir. Başın, bacakların ve gövdenin duruşu değerlendirilir.
Başın anormal duruşu
Baınn eğilmesi başın median planının dorsal planla normal dik ilişkisinden dönmesidir (Şekil 19.4). Hayvana önden bakıldığında başın bir yanı diğer tarafa göre daha ventrale dönüktür. Şiddetli olduğunda başın eğikliği eğilen tarafa doğru düşme veya dönme ile seyredebilir.
Başın eğikliği en çok vestibuler sistemin hastalığı ile ilgilidir. Eğim genellikle lezyon tarafına doğrudur, özellikle lezyon perifer vestibuler aparatta meydana geldiğinde. Bazen, kaudal serebellar pedunkula veya flok- kulonoduler lobu kapsayan sentral lezyonlarla baş lezyonun tarafından uzak yönde eğilir: buna paradoksik vestibuler sendrom denir. Zıt sendrom başın dönüşü ve döndürülüşünden ibarettir. Başın dönüşü anormal bir duruş olup kraniyalden daha çok kaudale doğrudur (“geriye bakma”) (Şekil 19.5). Başın median planı yere diktir. Bu, en çok supratentorial lezyonlarla meydana gelir. Başın dönüşü genellikle tek taraflı supra- tentorial bir lezyonun tarafına doğrudur. Yarı dikkatsizlik veya yarı ihmal denen benzer bir anormallik, sadece hayvan tabağının bir tarafından yediğinde görülebilir.
|
Bazı vestibuler bozukluklarla baş eğikliği ve boyun dönmesi birlikte görülebilir. Böyle vakalarda boyun median planda tutulurken başın eğikliği degerlendirilmelidir.
|
| Tablo 19.3 En azıdan en şiddetlisine kadar etkilenen hayvanlarda bilinç (mental durum) durumları. | |
| Uyanık
Deprese Delirme, bunama Yari koma, uyusuk Koma |
Normal
Sessiz, normal olarak yapmaya isteksiz fakat çevresel uyarılara cevaplı Çevresel uyarıya cevaplı, fakat cevaplar uyarıya doğru net değil Çevresel uyarılara cevapsızdır fakat ağrılı olanlara cevaplı Çevresel ve ağrılı uyarılara cevapsız |
Bacakların anormal duruşu
Bacakların normalden daha yanda tutularak ayakta duruş geniş tabanlı duruş olup sinir sisteminin, özellikle vestibuler sistemi sere- bellumu ve medulla spinalisi kapsayan çeşitli lezyonlarla ilgili olabilir (Sekil 19.6). Bu duruş bir veya diğer tarafa düşmemek için hayvanın yer çekimine karşı kendisini destekleme girişimi olabilir.
Spastiklik istirahatte veya yürürken görülebilir ve genellikle sentral sinir sistem motor yollarının hastalığı ile ilgili olabilir. Yatan bir hastada spastiklik ve/veya opistotonus birçok durumda görülebilir. Bunlar beyin ve beyin fonksiyonlarının olmadığı katılığı ve Schiff-Sherrington duruşunu kapsar.
Beyin fonksiyon bozukluklu katılık opisto- tonus (baş ve boynun geriye doğru olarak dorsale aşırı uzatılması) ve bütün bacakların uzatılması ile karakterizedir. Genellikle hayvan komadadır. Bacakların fleksiyonundan sorumlu olan supretentorial yapılardan me- duller merkeze çıkan yollardaki kayıptan kaynaklanır ve şiddetli beyin sapı lezyonla- rında görülür.
Beyincik fonksiyon bozukluklu katılaşma sublumbal kasların kontraksiyonu nedeniyle vücudun altındaki arka bacakların bükülmesi ve ön bacakların açılması ile birlikte opis- totonus ile karakterizedir. Mental durum normaldir. Bu duruş serebellum hastalığı ile ilgilidir. Eğer lezyon serebellumun ventral kısımlarnı kapsarsa bütün bacakların açıldığı katılık görülür. Bu duruş nöbet tarzında meydana gelebilir ve buna serebellar nöbetler denebilir.
Schiff-Sherrington duruşu arka bacaklarda refleksler ve ön bacakların normal tonuslu ekstensiyonu (açılması) ile karakterizedir. Bu da şiddetli bir T3-L3 medulla spinalis seg- menti lezyonundan kaynaklanır. Bu lezyon lumbal bölgeden ön bacakların ekstensor kaslarına inen inhibitor impulsları keser. Ekstensiyon için hariç ön bacaklar nörolojik olarak normaldir. Büyük hayvanlarda Schiff-Sherrington duruşu sadece nadiren meydana gelir.
Bacaklar, boyun, gövde ve kuyruğun şiddetli ekstensor katılığı tetanozda karakteristiktir (Şekil 19.7). Klasik olarak bir ’’testere tezgahi” duruşu görülür. Fasiyal kas kont- raksiyonu “gergin” bir yüz ifadesine yol acar. Tetanoz genellikle bütün vücudu etkilerse de bazen sadece bir bacağı kapsayan lokalize tetanus dikkat çeker.
Kas atrofisi ve fibrozisine neden olan peri- fer sinir veya bazi motor nöron hücre gövdesinin kronik hastalığı örneklerinde bir veya iki arka bacak kronik ekstensiyonda tutulabilir. Bu duruş çoğu defa genç köpeklerde toksoplazmozis veya neosporozis enfeksiyonunda görülür. Aynı şekilde, gebelikte ute- rusun, daha sık olarak alt motor nöronun viral enfeksiyon ve toksinler tarafindan etkilenmesi ile çoğu türde konjenital bacak ve vertebral yapılarda (artrogrippozis) meydana gelebilir. Bu, özellikle sığırlarda ve atlarda gerçeklesir.
Kas gücsüzlüğü de bacaklarda gevşemeye neden olabilir: Hayvan bacaklar üzerinde çökme ve yatma eğilimindedir. Pasif olarak itildiğinde bacaklarda tonus yoktur. Bu belirtiler daha çok motor nöron hücre gövdesi, perifer sinir, nöromuskuler kavşak veya kas hastalığı ile ilgilidir.
Kalıcı veya nöbetli ağırlığa dayanamama topallığı belki de sinir irritasyonu ve ağrı sonucudur. Buna sinir kök işareti denir. Bu, en çok ön bacakları kapsar ve çoğunlukla ser- vikal disk hastalığı ile ilgilidir (Şekil 19.8). Benzer bir anormallik arka bacakları da kapsayabilir. Genel olarak bacakları taşıyanlarda ortopedik hastalıklı iken bacakları sürükleyenler nörolojik hastalıklıdır. Sinir koku işareti bu genellemeye bir istisnadir. Bir bacağın sempatik innervasyonunun kapsanması (refleks sempatik distrofi) atlarda bir bacağın derin kullanılmamasına neden olabilir.
Dans eden Doberman sendromu özel bir bacak taşıma durumu olup hayvan ayakta iken arka bacak fleksiyonunu değiştirmekle karakterizedir. Arka bacak sinirlerinin perifer bir nöropati veya miyopatisinden şüphe edilir. Bu, yetişkin at ve sığırlardaki titreme ve spastik sendroma (bunlarda bir veya iki arka aralıklı olarak bacak çeşitli derecede anormal fleksiyon veya ekstensiyonlu pozisyonlarda tutulur) benzer.
|
Gövdenin anormal duruşu
Skoliozis vertebral sütunun anormal derecede laterale dönmesi olup çoğu defa sırıngo veya hidromiyelia gibi intrameduller medulla spinalis lezyonlarına bağlı sekonderdir. Kifozis özellikle torakolumbal vertebraların anormal fleksiyonu olup “kambur sırt” görünüşüne neden olur. Bu duruş sırtla dikkat çekerse de daha çok servikal ağrı vardır. Servikal ağrılı hayvanlar boyun kaslarının sert ve bükülmez, başını da yere doğru eğik tutar. Servikal vertebraları malformasyonlu /malartikulasyonlu Doberman Pinscher ve C1-2 subluksasyonlu ve osteomyelitisli iri ırklarda belki de ağrı nedeniyle ya da medulla spinalis baskılanmasını biraz hafifletmek icin boyunlarını sırtları ile aynı yönde tutar. Vücudun ya kraniyal veya kaudal yarısında fonksiyon bozukluğu veya ağrısı olan hayvanlar vücut ağırlıklarını sırayla arkaya veya öne kaydırmaya girişebilirler.
Lordozis vertebra sütununun özellikle tora- kolumbal bölgenin anormal ekstensiyonudur. Hayvana yandan bakıldığında omurganın çukurlaştığı görülür. Bu duruş yaygın değilse de yaşlı atlarda karakteristik olabilir.
İstek dışı hareketler
Bunlar anormal hareketler olup hayvanın isteğiyle kontrolu olmaksızın başlar, durur, nükseder veya kalıcıdır. İstirahatte veya aktivasyon sırasında meydana gelebilir. İstek dışı hareketler titreme, miyoklonus ve nöbetleri kapsar.
Titreme (tremor) istek dışı, ritmik titreme tarzında bir hareket olup vücudun tamamını veya bir kısmını kapsar. Karşılıklı innerve edilen antagonistik kasların değişen veya aynı anda kontraksiyonundan kaynaklanır. Gerçek tremor uyku ile durur. Vücudun tümünü veya bir kısmını kapsayabilir. Lokalize tremor genellikle baş veya arka bacaklarda görülür. Bir tremor, hayvan bir görevi yapmaya çalışırken daha belirgin olup buna niyet tremoru denir ve en çok serebellar fonksiyon bozukluğu ile ilgilidir.
Seyirmeler (fasikulasyonlar) deri altında görülebilir küçük, lokal istek dışı kas kasılmaları. Bunlar tek motor sinir lifi tarafından innerve edilen çok sayıda kas lifinin kendiliğinden boşalmasını temsil eder. Aşağıdaki yapıları etkileyen lezyonlarla meydana gelebilir:
● motor noron hucre govdeleri
● perifer sinirler
● nöromuskuler kavşaklar
● kas dokusu
Miyoklonus bir veya bir grup kasın şok benzeri kasılmasıdır. Klinik olarak vücudun bir kısmında patlayıcı bir hareket, özellikle bacak fleksiyonu şeklinde görülür. Miyoklonia en çok bir ön bacağı etkilerse de arka bacakta veya fasiyal kaslarda bile görülür. Köpeklerde genellikle distemperin bir göstergesi olup lokal motor nöronların bir pacemaker (uyarı doğurucu, pil) gibi sürekli depolarizas- yon oluşturur. Bir kere oluşunca miyoklonus genellikle düzenli olarak görülür (her birkaç saniyede bir). Hayvana lokal anestezi yapılsa bile çoğu defa devam eder. Bazı vakalarda uzun süren bir dönemden sonra (yıllar) ortadan kalkabilir.
Refleks miyoklonus kas grupları veya tüm vücudun nöbetsel uyarı ile oluşan ekstensor katılıkla karakterizedir ve en çok Labrador retrieverlarda ve Hereford buzağılarda görülür. Dalmaçyalı köpekler ve Peruvian Paso tayları da bazen etkilenir. Bu bir konjenital bozukluk olduğundan genç (haftalık-aylık) hayvanlarda görülür. Bu sendromların birkaçı inhibitör glisin reseptörlerindeki eksiklikle ortaya çıkar.
Nöbetler önemli ve yaygın intrakraniyal (kafa içi) nörolojik hastalık belirtisidir. Nöbet, başlangıcı ani olan beyin fonksiyonunun geçici paroksismal bir bozukluğu olup kendiliğinden kaybolur ve nüksetme eğilimindedir. Klinik olarak, görülen en yaygın nöbet tipi hayvanın bir yanına düşüp başın veya bacakların ritmik silkelemesi ve bunu yürüme ve koşma hareketlerinin takip etmesiyle oluşan jeneralize bir anormalliktir. Buna jenera- lize tonik-klonik nöbet denir ve genellikle işeme, salivasyon ve defekasyon gibi otonom bozukluklarla seyreder.
Lokal nöbet vücudun bir bölgesi ile sınırlı kalan hareketlere neden olur. Tek bir bacağın veya yüzün bir tarafının seyirmesi ile karakterizedir. Lokal nöbetler miyoklonusten ayırt edilmelidir, bunlar daha nöbetsel, sık olmayan ve daha az ritmiktir.
|
Muhtemelen limbik sistemin bileşenlerinde başlayan bir nöbet bozukluğunun belirtisi tuhaf bir davranış olabilir. “Sinek ısıması” bir örnek olup Cavalier King Charles spaniel gibi ırklarda daha yaygın olabilir. Bir uç değer olarak kusma gibi bazı gastrointestinal anormalliklerin bile nöbet aktivitesinin bir sonucu olduğu düşünülmektedir. Kuyruk ısırma, böğür emme gibi davranış bozuklukları bir nöbet odağından kaynaklanabilirse de kesin değildir.
Yürüyüş
Yürüyüş bir yerden başka bir yere gitmek icin bacakların ve vücudun hareket metodudur ve yürüme ve koşma sırasında bir dizi düzenli tekrarlayan bacak hareketleridir. Sinir sistemi kasların, kemiklerin, eklemlerin görevlerini ve bu fonksiyon için önemli bağ dokuyu kontrol eder. Normal yürüme merkezi sinir sistem kontrolünde adım atma refleksleri ile gerçekleşir. Her bacak ekstensiyon ve fleksiyon yapar. Vestibulospinal ve retiku- lospinal yollar ekstensor kasları kolaylaştırır ve vücut duruşunun yer çekimine karşı korumak icin önemlidir. Kortikospinal ve rubro- spinal yollar fleksor kasları kolaylaştırır ve bacak hareketinin uzatma fazı için önemlidir.
Hareketin beyin sapı seviyesinde kontrol edildiği sanılmakla birlikte farklı bir anatomik yürüyüş merkezi belirlenmemiştir. Sup- ratentorial (ön beyin) yapılar çoğu karmaşık hareketlerin isteğe bağlı kontrolü için önemlidir. Serebellum hareket başlatılması için gerekmese de koordinasyonu için önemlidir. Serebellar etkiler bacak hareketinin sayı, değişim ve gücünü kontrol ederek vücut hare- ketlerini koordine eder ve düzenler. Serebel- lum, çok muhtemelen yürüyüşün fleksor kısmının inhibisyonundan sorumludur.
Yürüyüş anormallikleri
Şunlardır:
● ataksi
● simetri bozukluğu
● spastiklik
● katilik
● miyotoni
● paresis
● topallik
Ataksi koordinasyon olmamasıdır ve baş, boyun veya bacakları kapsayabilir. Ataksik hayvanların hareketleri koordineli değildir, genellikle sarsıntılıdır, yürürken ve koşarken bacak hareketleri düzensizdir. Bu da hayvana bacaklarını nereye koyacağını bilmiyor görüntüsü verir. Çoğu defa bir taraftan diğerine sendeler ve bazen düşer. Ataksi sinir sistemi içinde en çok serebellum, vestibuler sistem ve medulla spinalis duyusal yollarinda değişik anatomik lezyonlardan kaynaklanabilir. Takatsizliğin olmadığı ataksi veya bilinçli propriosepsiyon kaybı genellikle serebral veya serebellar yol hastalığını gösterir.
|
||||
|
||||
Dizmetri kas görevlerini yaparken güç ve sinir ölçümlerinin gereği olmadığını gösterir. Dismetride hipometri ve hipermetri özellikleri yer alır. Hipermetri ile isteğe bağlı kas hareketi istenen hedeften daha fazlasına gider, çoğu defa uzun adım atmaya neden olur (Şekil 19.9). Hipometri ile de isteğe bağlı hareket istenenden daha kısa kalır ve özellkle ön bacaklarda katı teneke-asker gibi hareketlere neden olur. Bu iki anormallik en çok serebel- lar veya spinoserebellar yolları kapsayan lezyonlarla görülür. Hipermetride serebral bilgi girişi (normal olarak yürüyüşün fleksi- yon fazını azaltır) kaybı abartılı harekete neden olur.
Spastiklik artan bir kas tonusu durumudur ve yaygın olarak beyin sapı ve medulla spinalisin beyaz madde yollarının lezyonları ile meydana gelir. Yürüyüşte bu katılaşma veya yüzme (yürüme sırasında bacakların yeterince bükülmemesi) şeklinde görülür. Gevsek pozisyondaki bacakların kaslarının pal- pasyonunda spastiklik hipertonisi belirlenir.
Katılık adım uzunluğunda azalma ile birlikte olup daha çok perifer nöromuskuler aparat (motor nöron hücre gövdesi, sinir kökleri, perifer sinir, nöromuskuler kavşak ve kas) hastalıkları ile görülü. Benzer bir durum primer olarak poliartritis ve laminitis gibi ortopedik bir hastalığa bağlı ağrılı bacaklı hayvanlarda meydana gelebilir.
Nöromuskuler hastalıklı hayvanlar öncelikle kas güçsüzlüğüne bağlı katı, robot gibi, değişken yürüyüş gösterirler. Bu anormallikler nöbetsel olabilir (köpeklerin miyastenia gravisi ve atların hiperkalemik periodik pa- ralizindeki gibi) ve egzersiz seviyesi arttıkça meydana gelir.
Miyotoni isteğe bağlı veya dışarıdan başlatılan kalıcı kas kontraksiyonunu ifade eder. Miyotonili hayvanlar çoğu defa katı yürüyüşlüdür. Kaslar perkute edildiğinde minik çukurlar oluşabilir. Miyotonia çeşitli köpek ırklarında, örneğin Chow-chowda konjenital bir problem olarak meydana gelir. Aşırı kas kasılmasının kalıcı depolarizasyonu destekleyen anormal kas hücresi membranına bağlı olduğu sanılmaktadır.
Scotty kramp (köpekler), spastik paresis (buzağılar) (Şekil 19.10) spastik sendrom (sığırlar) ve ani arka bacak titremesi (atlar) gibi çeşitli sendromlar sürekli veya paroksismal kas hipertonusu ile karakterizedir. Birçok örnekte belirtiler heyecan veya egzersizle ortaya çıkarılabilir. Bu hastalıklardan bazıları kalıtsal olmakla birlikte asıl mekanizma her zaman bilinmemektedir.
Parezis ya da nörolojik güçsüzlük tam paraliz olmadan motor çabanın azalmasını gösterir. Hayvan hareket ederken, bacağını sallarken ya da yürür veya koşarken bacak ayağının sırtı ile sürüklenir. Bununla birlikte bazen paresis sadece duruş reaksiyonları gibi diğer yönler test edildiğinde görülür. Parezis değişik derecede olabilir; bazı hayvanlar yürüme kabiliyetini korurken bazıları ağırlıklarını destekleyemez. Bununla birlikte, parezise rağmen bazı isteğe baglı hareketi yapar. Anormal ayak tırnağı veya tırnak aşınmasının görülmesi esas fleksor parezise bir anahtar olabilir (Şekil 19.11). Hastalar yürürken lum- bal bölgeden aşağıya çöktürülürse veya kuyruk her yöne çekilirse ekstensor güçsüzlük buyuk hayvanlarda kolayca belirlenebilir.
Topallık bir yürüyüş anormalliği olup normal eklem hareketinin kısıtlanması veya ağrı nedeniyle ağırlığa dayanma isteğinin veya yeteneğinin azalması söz konusudur. Genellikle kas-iskelet hastalığından kaynaklanan bacak ağrısı ile ilgili olmakla birlikte sinir koku hastalığına da bağlı olabilir. Eğer bacaklar ağrılı ve güçsüzse ağırlık normal bacaklara kaydırılabilir.
Yürüyüş anormalliklerinin klinik değerlendirmesi
Yürüyüş değerlendirilirken yürüme sırasında ve endike ise hız artırılarak hayvanın hareketleri gözlenir. Bu en iyi şekilde, düz ve kaygan olmayan bir yerde hayvan terbiyecisi yürüyüşü ile yapılabilir.
Sentral sinir sistemi lezyonları düzensiz ve koordinasyonsuz yürüyüşe neden olur ve hayvan bir taraftan diğerine sallanma eğilimindedir. Bazıları bir tarafa düşebilir. Ayaklar yere artan kuvvetle temas edebilir.
Servikal vertebral şekil bozukluğu veya eklem bozukluklu Doberman pinscher köpekler ağırlığa dayanma sırasında belki de ekstensor güçsüzlüğü sonucu diz eklemlerini aşırı flek- siyon yapabilir.
Motor nöron hücre gövdesi, perifer sinirler, nöromuskuler kavşak ve kas hastalığı olan hayvanlarda adımlar kısa ve değişkendir. Bazılarında duruş kfozislidir. Bunlar kolayca yorulabilir ve hareket etmeye isteksizdir. Ortopedik hastalıklı hayvanlarda benzer bir yürüyüş anormalliği görülebilir. Normal bilinç propriyosepsiyonu bulunması esas ortopedik hastalığı düşündürür. Kötü bacak perfüzyo- nu (kısmi iki tarafli iliak arter trombozunda veya sağdan sola patent duktus arteriozusta olduğu gibi) arka bacakların yürüyüşü kısa ve değişken olabilir. Bu durumlarda miyas- tina graviste olduğu gibi klinik belirtiler egzersizle kötüleşebilir. Siyanoz, normal olarak perfüze edilen vücudun kraniyal kısımları ve siyanozlu olan kaudal kısımların tersine PDA akışı ile görülebilir. Vertebral ağrılı hayvanlar kısa adım atarlar ve hareket etmeye isteksizdirler.
|
Lezyon sinir sisteminin neresindeyse yürüyüş değişen derecede farklı olabilir. Supra- tentorial hastalık çoğu defa yürüyüşü etki- lemez. Tek taraflı ön beyin lezyonu tarafına doğru geniş dönme hareketi yaygındır. Spas- tiklik dikkat çekebilir, bacaklar (öncelikle tek taraflı bir lezyonun karşı tarafındaki bir ön bacak) katı görünüşlü ve düz ve uzun adım atar gibidir.
Beyin sapı ve servikal medulla spinalis lez- yonlarının yürüyüşe dramatik etkileri vardır. Hayvanlar yürüyemediği ve ayakta bile duramadığı sıktır. Lezyon tek taraflı ise ön ve arka bacaklarda hemiparezis dikkat ceker. Yollar iki taraflı etkilenirse dört bacakta birden tetraparezis görülebilir. Spinal refleksler normal ya da abartılıdır ve lezyonun sentral sinir sistemi kaynağını yansıtır.
Servikal medulla spinalis lezyonları ile arka bacaklar ön bacaklardan daha fazla etkilenir. Bu söyle açıklanabilir:
1. Arka bacaklarla karşılaştırıldığında ön bacakları etkileyen çok daha fazla afferent ve efferent yollar vardır.
2. Arka bacaklar çekim merkezinden daha uzaktadır.
3. Arka bacaklara giden yollar ön bacaklara gidenlare göre daha yüzeyseldir. Bu nedenle onlar ekstradural baskılayıcı lezyonlar- dan hasara daha duyarlıdır.
Üçüncü madde medulla spinalis yollarının somatotopik yönüne dayanır. O yollarda spesifik vücut bölgelerini etkileyen yollar beyin ve medulla spinalisin spesifik anatomik olarak farklı bölgelerinde yer alır.
Somatotopik organizsyon, servikal medulla spinalis lezyonlu ve parezisli bazı hayvanlarda ön bacaklardaki durumun arka bacaklardan daha kötü olmasıyla da izah edilebilir. Bu duruma insanlarda sentral medulla send- romu veya haç şeklinde paraliz denir ve ön bacak fonksiyonunu etkileyen daha merkezi (medial olarak) yollar arka bacaklara giden ve gelen daha periferdekilere göre hastalıktan tercihen daha fazla etkilenir. Her iki intrame- duller spinal lezyonlar (sırıngomiyelia veya hidromiyelia gibi) ve ekstradural baskılayıcı lezyonlar bu anormallige neden olur.
|
Perifer sinir lezyonları da bacak hareketlerini etkileyebilir (Tablo 19.2). Femoral sinirin lezyonlarında bacak uzatılamaz ve ağırlığa destek verilemez. Böyle bir hayvan bacaklarını öne getirmede güçlük çekebilir ve “tavşan holaması” olabilir veya etkilenen bacak kısa adımlıdir. Bu durum arka bacaklarda kendiliğinden gelişir ve klasik olarak spinal dizra- fizm veya miyelodisplazi gibi medulla spina- lis hastalığı ile ilgili bulunmuştur. Bununla birlikte, ortopedik hastalıklı (iki taraflı kalça displazisi veya çökük osteokondrozis gibi) hayvanlarda benzer yürüyüş anormalliği görülebilir. Femoral sinirin anormalliği ile hayvan çöküklüğü açamaz ve ağırlığa dayana- maz. Bu nedenle çömelmeyi ve çökmeyi benimser.
Obturator sinirin lezyonları kedi ve köpeklerde yürüyüşü etkilemez. Bununla birlikte, hayvan kaygan bir yere konursa arka bacaklar yana kayabilir.
Siyatik sinir lezyonları karakteristik yürüyüşe neden olur. Ayak bacağın daha prok- simal kaslarının hareketleriyle hemen hemen öne atılmış gibidir. Hayvan ağırlığa dayanabilirse diz eklemi aşırı bükülür. Benzer bir görünüş gastroknemius tendosunun kopması ile görüebilir. Kraniyal gluteal sinir lezyonları ile yürüyüşün duruş fazında çökük ve ayrık olabilir.
Radial sinir etkilenirse hayvan karpusunu normal olarak uzatamaz. Lezyon radial sinirin proksimalinde meydana gelirse dirsek normalin daha ventralinde tutulabilir. Mus- kulokutanoz sinir sağlamsa dirsek bükük olarak bacak yerden yukarıda taşınabilir.
Medial, ulnar, muskulokutanoz ve supra- skapular sinirlerin bireysel lezyonlari ile yürüyüş genellikle etkilenmez. Medial ve ulnar lezyonlarla karpal eklem aşırı uzatılabilir. Muskulokutanoz sinir paralizi ile dirsek fleksiyonu kötüdü olup bu eklem aşırı uzamış olarak tutulabilir.
Duruş reaksiyonları
Duruş reaksiyonları hayvanın bacağının anormal pozisyonda olduğunu tanıma ve bunu düzeltme ğolup olmadığını anlama testleridir. Bu reaksiyonları yapmak için sinir sisteminin tümü normal fonksiyonlu olması gerekir ve test edilen vücut kısmına giden proprioseptif ve motor yollar sağlam olmalıdır.
Bilinçli propriosepsiyon testi
Hayvanın bacağını nereye koyduğunu bilinçli olarak yapıp yapmadığını belirlemek için kullanılı (Şekil 19.12, 13).
Küçük hayvanlarda başka bir bilinçli prop- riosepsiyon testi kağıt kaydırma testidir. Bir parca kağıt ağırlığa dayanan ayağın altına konur ve yavasça yana doğru çekilir. Bacak giderek yana kaydıkça hayvan onu yukarı kaldırır ve orijinal pozisyonuna getirir. Bu bilinçli propriosepsiyonu değerlendirmede faydalı ise de distal bacak propriosepsiyona göre proksimal olanı test için daha iyidir.
Bu testlerin yapılması ve büyük hayvanlarda iyi calışmaması nedeniyle hayvanı dönerken, yürürken veya geri giderken bacaklarını uygunsuz pozisyonlarda yere koymasına zorlayarak bilinçli propriosepsiyon açıkları genellikle belirgin hale gelir. Bu durumda bacağı uzun süre anormal pozisyonda tutup tutmadığı belirlenir (Şekil 19.11b).
|
||
|
Hoplama
Hoplama propriosepsiyon, güç ve isteğe bağlı hareketi test eder. Hoplama belli bir süre tek bacakla yapılır. Hayvanın ağırlığı bir bacak üzerinde toplanır ve bir yönde zorlanır (Şekil 19.14a, b).
|
Küçük hayvanlarda muayene eden genellikle hayvanın yanında ayakta durur ve bütün bacakları yukarı kaldırır fakat biri test edilir. Kolay yorumlamak icin hayvanı hoplatmanın en güvenilir yön yanlamasınadır (test edilen bacağa doğru). Çünkü normal hayvanlar bile diğer yönlere zorlansa bile zor hareket eder. Yetişkin büyük hayvanlarda ve iri köpeklerde bir ön bacağın yukarı kaldırılması ve hayvanin ağırlığı çeken bacak üzerinde yana doğru itilmesi uygulanabilir (Şekil 19.14 c). Atlamada bir gecikme anormaldir. Atlamanın normal yapılabilmesi için duyusal (proprio- septif) yollar kadar ve sentral ve perifer motor yollar gerekir. Bir hoplama eksikliği nörolojik bir anormalliği düşündürür. Serebellar veya vestibuler yolda lezyon olan bazı hayvanlar hoplarken abartılı bacak hareketi yapabilir (Şekil 19.15).
El arabası yürüyüşü, yarı yürüyüş, ekstensor duruşa zorlama
Hayvan bilincli proprioseptif testinde ve hoplarken belirgin anormallik gösterirse bu ek testleri yapmaya gerek kalmaz. Çünkü daha fazla bilgi elde edilmez. Bununla birlikte, eğer bilinçli propriosepsiyon ve hoplama belirsiz sonuç verirse veya iri köpekler (bunların tek bacak üzerinde hoplaması muayene eden için fiziksel olarak zordur) söz konusu ise bu testler yapılabilir. Bunları yetişkin at ve sığırlarda yapmak pratik degildir.
|
Yerleştirme reaksiyonları
Bu testler küçük hayvanlarda pratiktir çünkü onlar kolayca yerden yukarıda tutulabilir. Önce görsel olmayan, dokunsal yerleştirme reaksiyonları değerlendirilir. Görsel olmayana yerleştirme sinir sisteminin saglamlığına yönelik hoplama ve bilinçli propriosepsiyon testlerine benzer bilgi verir. Görsel yerleştirme görsel bir eksikliği belirlemede faydalı olabilir. Görsel bir eksiklikle birlikte normal dokunsal yerlestirme, lezyonun görsel yollarda olduğunu gösterir.
|
Anormal duruş raksiyonları
Normal bilinçli propriosepsiyon için birçok sinir yolu gerekir. Bacağın boşlukta nerede olduğunun bilinçli tanınması için bacaktan kortekse bilgi gönderilir. Fonksiyonel olarak, bu yollar kaudal mezensefalon ve rostral pons bölgesinde karşı tarafa geçer (Şekil 19. 16). Bu bölgenin rostralinde (ör, supratento- rial bölgede) tek taraflı bir lezyon vücudun karşı tarafında bilinçli propriosepsiyon eksikliğine neden olur. Bu bölgenin kaudalinde (ör, kaudal beyin sapı, medulla spinalis veya perifer sinirler) tek taraflı bir lezyon yürüyüşün değerlendirilmesi ve aynı tarafta eksikliklere neden olur.
Eğer duruş reksiyon testi bacak fonksiyonu anormalliklerini ortaya korsa bu anormallikler aşağıdaki gibi tanımlanır:
● paraparezis arka bacaklarda iki taraflı yürüyüş ve/veya duruş anormallikleridir
● monoparezis tek bir bacakla yürüyüş ve/veya duruş anormallikleridir
● tetraparezis bütün bacaklarda yürüyüş ve/veya duruş anormallikleridir
● hemiparezis ayni taraftaki ön ve arka bacaklarda yürüyüş ve/veya duruş anormallikleridir
|
|||
|
|||
|
|||
Kraniyal sinir muayenesi
Kraniyal sinirler sistematik olarak değerlendirilir, bazıları bireysel bazıları da fonksiyonel gruplar içinde değerlendirilir.
KS I: N olfaktorius (koku alma siniri)
Koku aromatik fakat etrafi irrite etmeyen bir maddeyi (ör, bebek maması) burun delikleri etrafına koyarak değerledirilebilir. Bu, hayvanın maddeyi tanıdığını gösteren davranış cevabına (uzağa dönme, yüz kaslarının kasılması, koklama) yol açmaldır. İrrite edici maddeler trigeminal sinirin (KS V) duyusal uçlarını uyarır.
Olfaktor davranış cevabı koku almanın olup olmadığını test etmek icin kullanılabilir ve daha objektif koku ölçümü için elektro- ensefalografik gözlemle birleştirilebilir. Kullanılan kokular eugenol (saf bir olfaktor sinir uyarıcısıdır) ve benzaldehid hem olfaktor hem de trigeminal reseptörleri uyarır.
Anozmia (koku kaybı) en çok iki taraflı nazal geçiş hastalğına bağlı sekonderdir. Ön beyindeki tek taraflı lezyonlar anozmiaya neden olmaz, çünkü koku beyinde iki taraflı tanınır. Bazen olfaktor sahaları kapsayan iki taraflı rostral ön beyin hastalığı koku almayı etkileyebilir. Distemper ve parainfluenza gibi viral enfeksiyonlar anozmiaya neden olabilir. Klinik olarak, disozmia (anormal koku alma) çeşitli bileşiklerle daha fazla objektif test yapılmadıkça belirlenmesi zordur.
KS II: N optikus (görme siniri)
Kraniyal sinir II fonksiyonu birçok yoldan değerlendirilebilir, en basit olanı korkutma cevabıdır. Görsel yolları etkileyen lezyonların yerinin doğru bilinmesi için fonksiyonel nöro- anatomiyi anlamak önemlidir. Korkutma cevabi KS II’yi (afferent yolların bir kısmı olarak) ve KS VII’yi (göz kırpmadan sorumlu efferent yol) test eder. Normal korkutma cevabı için serebellumdan bilgi girişi de gerekir (Şekil 19.17).
Bir göze doğru getirildiğinde önce retinaya yansıtılır. Retinadaki elektrokimyasal reseptörler uyarılır ve oluşan impulslar optik sinire gönderilir. Resim retinadan optik sinir aracılığı ile optik siyazmaya yansıtılır. Köpeklerde optik sinir liflerinin %75’i karşı lateral optik yola girmek için (kedilerde %65; at, sığır, domuz, koyun ve keçilerde %90 veya daha fazla) şiyazmadan gecer. Büyük hayvanlarda pratik görüş açısı bakımından korkutma cavabı karşı görsel kortekse geçen lifleri test eder.
İmpuls şiazmadan geçtikten sonra optik kanal, lateral genikulatus çekirdeği (talamus- ta) ve oksipital lobta görsel kortekse optik radyasyonlara iletilir. Nesnenin şimdi görsel alanda mevcut olduğu beyin tarafından tanınır.
Korkutma cevabı için afferent yol, o zaman gözden oksipital kortekse gider. Bu cevabın efferent kısmı KS VII (fasiyal sinir) den oluşur ve göz kapağının kapanmasına neden olur.
Göz kapağının kapanması için bilgi anatomik olarak görsel korteksten motor yollar aracılığı ile KS VII nin karşı lateral çekirdeğine gidişi tam olarak anlaşılmamıştır. Bu yolun ya sinapslarda ya da serebellum tarafından pozitif olarak etkilendiği bilinir. Çünkü serebellar hastalıklı hayvanlarda korkutma cevabı alınmaz. Böyle bazı hayvanlar yaklaştırılan nesneden başını geri çeker (göz kapağını kapatmaksızın) ve gözler parlak bir ışığa cevap olarak hala göz kırpabilir. Tek taraflı serebellar hastalıklı hayvanlar normal görme ve normal KS VII fonksiyonu ile birlikte ayni tarafta korkutmaya cevapta eksiklik olur.
|
Diğer görme testleri daha subjektiftir. Bir hayvanın görüş sahasında bir nesnenin yuvarlanması iyi bir görme testi değildir, çünkü aynı anda işitme gibi diğer duyular ortaya çıkabilir. İnsanlar böyle objeler hareket ederken duyamayabilseler bile köpekler nispeten üstün işitme duyuları nedeniyle bunu iyi yapabilirler ve sonradan uyarana yönelebilirler. Görsel alanda pamuk toplarını düşürmek daha iyi olabilir, fakat bazı hayvanlar bu objelere tutarlı cevap vermez. Hayvanı alışmadık engelli bir yoldan yürütmek en iyi görme testi olabilir. Sadece tek göz görmüyorsa normal gözün kapatılması gerekebilir.
|
KS III Okulomotor: pupillalar
İstirahatte pupillaların değerlendirilmesi
Pupillaların değerlendirilmesi görsel yol, KS III (okulomotor sinir) ve sempatik sistem anormallikleri için faydalı olabilir. KS III uyarıldığında pupilla daralırken sempatik sistem uyarıldığında pupillayı genişletir. Başlangıçta pupillalar büyüklük ve simetri yönünden değerlendirilir. Bu değerlendirmeleri yaparken muayene edilen yerde ışık miktarını dikkate almak önemlidir. Bir pupillanın normalden daha küçük olmasına miyozis, normalden daha büyük olmasına midriazis denir.
Korku ve endişe pupillaları genişletir. Pu- pilla büyüklüğü eşit değilse anizokoria denir. Göz hastalıkları nörolojik değerlendirmeden önce bertaraf edilmelidir.
|
Pupilla görünüşlerinde tür farklılıkları dikkate alınmalıdır:
● köpeklerde yuvarlak
● kedilerde dik yonde elips şeklinde
● at, sığır, koyun ve keçilerde yatay yönde elips veya oval
|
|
Bir gözde sempatik innervasyonda anormallik yalnız o gözde miozise veya gözün tam sempatik denervasyon belirtilerine (Horner sendromu) neden olabilir (Şekil 19.18). Horner sendromunun klinik belirtileri:
● miotik pupilla
● üçüncü göz kapağı prolapsusu
● ptozis
● enoftalmus
● periferal vazodilatasyon
Atlar hariç bütün türler, sempatik innervas- yonu olmayan deride az terleme gösterir, oysa atlarda karakteristik olarak hiperhidrozis (aşırı terleme) vardır (Tablo 19.4).
Sempatik yoldaki herhangi bir yerde bulunan bir lezyon (Şekil 19.19) bu klinik belirtilere neden olabilir.
| Tablo 19.4 Çeşitli türlerde Horner sendromunun klinik belirtileri |
| Kedi ve köpekler
Miozis Ptozis Enoftalmus 3. göz kapağının çıkması Başın tarafında vazodilatasyon Atlar Ptozis en beligin Miozis daha az belirgin (etkilenen gözde daralma daha fazla) Yüz ve ön boyunda terleme 3. göz kapağı bazen çıkar Sığır, koyun ve keçiler Ptozis en belirgin Miozis daha az belirgin (etkilenen gözde daralma daha fazla Kulak damarlarında dolgunluk Mermede terleme az (sığırlar) |
Pupilla ışık refleksi
Bir göze parlak bir ışık tutulursa her iki pupilla daralmalıdir. Bu pupilla ışık refleksi olarak bilinir ve talamusta yaklaşık lateral genikulatus nukleus seviyesinde afferent gör- sel yolun kısımlarının değerlendirilmesi için kullanılır. Okülomotor sinir bu refleksin effe- rent kısmndan sorumlu olup pupillayı daraltır. Uyarılan gözde direk bir pupilla daralma cevabı oluşur.
|
Bu muayene yapılırken özellikle yetersiz ışık kullanılırsa devam eden uyarı sırasında uyarılan pupillanin hafifçe dilate olduğu görülebilir. Buna pupiller kaçak veya uyum denir. Pupillanın ritmik kontraksiyonu ve sonradan genişlemesine hippus denir. Bu bulgunun klinik önemi tartışmalıdır, bazı klinisyenler bunu MSS hastalığının göstergesi olarak kabul eder.
Baslangıçta göze parlak bir ışık tutulduğunda göz kırpma cevabı oluşabilir. Buna göz kamaşması refleksi denir ve muhtemelen ön beyini kapsamaz fakat beyin sapı ile sınırlıdır. Ön beyin hastalığı ile daha belirgin olabilir ve daha üsten gelen kontrolden refleksin salındığını (inhibisyon olmaması) düşündürür.
Retina bütünlüğünü belirlemek ve MSS’ini sekonder olarak etkileyebilen sistemik anormalliklere anahtar aramak için fundus muayenesi önemlidir. Fundus muayenesi ayrıca pupilla ödemi gibi anormallikleri ve tek tırnaklılarda meningitisle görülen vaskuler büyümeyi değerlendirmek için optik sinirin bir kısmını görmeyi sağlar.
MSS hastalığı ile pupilla degişiklikleri
İki taraflı, genellikle şiddetli serebrokortikal hastalıkta çoğu defa pupillalar normalden daha küçülür.
Birçok fokal ve diffuz serebral lezyon tek veya çift taraflı serebral şişkinliğe neden olur. Tek taraflı transtentorial oksipital fıtıklaşma meydana gelirse aynı taraftaki pupilla genişler ve ışığa ya direk ya indirek, III. KS’ine yapılan basınç nedeniyle cevap vermez. Orta beyin baskılandığı için pupillalar sabit orta büyüklükte olur.
Göz hareketi KS III, IV ve VI
Kraniyal sinirler III, IV ve VI normal göz hareketi için birlikte gorev yaparlar. Bunlar çoğu defa birlikte değerlendirilir.
Okulomotor sinir KS III: göz hareketi, pupilla daralması
KS II’nin motor fonksiyonu istirahatte gözün pozisyonu gözlenerek değerlendirilebilir. Eğer motor fonksiyon anormalse göz normal pozisyondan dönebilir. Buna strabismus (şaşılık) denir. KS II’in bu kısmının lezyonları late- ral ve ventral strabismusa ve ayrıca levator palpebra kasının paralizine bağlı olarak pto- zise neden olur (Şekil 19.20, 21). Bu iki belirti nadirdir, sadece büyük hayvanlarda görülür.
Bazı örneklerde okulomotor sinirin disfonk- siyonu strabismusa neden olmaz, fakat göz normal olarak hareket edemez (Şekil 19.21). normal bir hayvanda baş yana hareket ettirildiğinde gözlerin yönü hayvanın bata baktığı alana doğru korunmaya çalışılır. Bu da hareketin karşı yönünde gözlerin yavaş sapmasına neden olur. Baş yana doğru hareket etmeye devam ettikçe ekstraoküler kaslar vestibuler sistemden etkilenir ve gözlerin de baş ile aynı yönde birden hareketine neden olur. Baş sürekli yana hareket ettikçe bu yavaş/hızlı göz hareketi de sırayla devam eder. Buna vestibuler veya fizyolojik nistagmus ya da okulovestibuler cevap denir.
|
Trochlear sinir KS IV: göz hareketi
Trochlear sinir veya nukleus lezyonları karşı yönde dorsomedial strabismusa neden olur. Yuvarlak pupillalı türlerde strabismus görül- mez. Bununla birlikte, oftalmoskopla yapılan retina muayenesinde superior retina damarlarının yana döndüğü görülür. Dolaylı görüntüleme yapılırsa mediale döndüğü görülür.
Kediler dik pupillalı olduğu için dik pupil- lanın dorsal kısmı böyle bir lezyonla laterale döner. Bu sinirin izole lezyonları bütün hayvanlarda son derece nadirdir. Ruminantlarda şiddetli diffuz ensefalopatilerde (polioensefa- lomalasi gibi) iki taraflı dorsomedial strabis- mus meydana gelirse de bunun gerçekten iki taraflı trochlear lezyona bağlı olup olmadığı açık değildir (Şekil 19.22).
Abducent sinir KS VI: göz hareketi
KS VI’in hastalığı ventromedial bir strabis- musa neden olur. Göz küresi tam olarak açılamaz ve orbitaya çekilemez. KS VI’in izole lezyonları bütün türlerde yaygın değildir.
Klinik anormallikler, KS III, IV ve VI kombine
Göz hareketinden sorumlu bütün kasların paralizi tam oftalmopleji olarak bilinir. Krani- yal sinirler III, IV ve VI, sempatik innervasyon ve KS V (oftalmik dal) kafatasında kavernöz venöz sinisi içinde ventral olarak yer alır. Bu sinirlerin hepsi orbital fissuradan çıkar. Ru- minant ve atlarda bu sahada kafatasının tabanındaki basılar empiyem (hipofiz absesi) gibi lezyonlar bu sinir kombinasyonuna hasar verebilir ve kavernoz sinus sendromuna neden olur.
Sadece başın anormal bir yöne zorlandığında görülen strabismusa pozisyon strabis- musu denir ve baş ile boyunun uzatılması ve burnun kaldırılmasıyla kolayca oluşturulabilir. Baş hareket ettikçe kulak içindeki vesti- buler reseptörler uyarılır ve beyin sapındaki medial longitudinal fasciculus aracılığı ile göz dışı kaslara gelen kraniyal sinirler başın hareketi yönünde odaklanan gözleri korumak için ya uyarılır veya inhibe edilir (Şekil 19. 23). Küçük hayvanlarda baş uzatıldıkça gözler orbitada normal pozisyonda kalma eğiliminde olup sonradan tavana doğru dorsale bakar gibi görünü. Büyük hayvanlarda göz küreleri orbita kemiğinde daha aşağıdadır. Burun kaldırıldığıda normal bir “göz düşmesi” olur. Eğer bir veya iki göz bu normal pozisyonlardan dönerse buna pozisyonal stra- bismus denir. En çok anormal göz daha vent- rale döner ve bu da en kolay etkilenen gözün daha belirgin dorsal sklerasına bakılarak görülür (Şekil 19.24). İstirahatte çoğu defa göz dönmesi olmadığı için bu bulgu KS III, IV ve VI’a vestibuler bilgi girişinin anormal olduğuna isaret eder. Bu klinik anormallik hemen hemen her zaman aynı yönde, sentral (lis- teriosis gibi) veya perifer (otitis interna gibi) vestibuler lezyonla ilgilidir.
|
Trigeminal sinir KS V: fasiyal his, çiğneme kaslarına motor
Trigeminal sinir başa duyusal innervasyon ve çiğneme kaslarına motor innervasyon sağlar. Bu sinirin üç önemli dalı vardır:
● oftalmik
● maksillar
● mandibuler
KS V’in oftalmik dalı göze ve etrafındaki deriye duyusaldır. Palpebral refleks (afferent, KS V; efferent, KS VII) için test ederek değerlendirilebilir (Şekil 19.27). Gözün medial kantu- suna dokunulduğu zaman hayvanın palpeb- ral fissuru hemen kapanır (palpebral refleks) yani hayvan göz kapaklarını kapar. Eğer korneaya dokunulursa hayvan göz kırpma (palpebral refkleks) kadar genellikle gözünü orbitaya çeker (korneal refleks). Korneanın epitelyumunu korumak için korneanın normal KS V ile innervasyonu da gerekir. Eğer korneaya duyusal KS V innervasyonu kaybolursa nörotropik bir keratitis gelişebilir ve lakrimasyon için afferent uyaran kaybolduğu icin göz yaşı akıntısı azalabilir. KS V sağlam olduğu için göz yaşı genellikle azalır veya yok olmaz. Ayni taraftaki burun mukozası aynı nedenlerle kuru olabilir.
Maksillar dal maksila bölgesine duyusal innervasyon sağlar. Bu fonksiyon dış burun mukozasına dokunarak, tercihen hayvanın gözleri kapanarak değerlendirilir. Uyarı ile iki olay meydana gelir. Aynı taraftaki KS VII (fasiyal) refleks arkına direk bir KS V yüz ifadesi kaslarının aynı tarafa hareketine neden olarak refleks arkını çağrıştırır. Bu bileşen subkortikal (bilinç altı) bir reflekstir. İkinci olay bilinç olarak başın uyarıdan uzaklaşma hareketidir. Bu karşı taraf talamus ve pari- etal kortekse giden yollarla uyarının bilinçli tanınmasını gerektirir (Şekil 19.28). KS V maksillar dalı lezyonlu bir hayvanda ne fasi- yal refleks ne de uyarıya bilinçli cevap vardır. Ön beyin hastalıklı bir hayvanda refleks kompenenti (bir uyarı yapıldığında göz kırpma veya yalama gibi) olmalıdır, fakat ön beyin lezyonunun karşı taraftaki yüze yapılan uyarıdan başı bilinçli olarak uzaklaştırmaz (Şekil 19.29).
KS V’in mandibular dalı mandibular saha üzerindeki deri uyarılarak da değerlendirilir. Ayrıca kas tonusu, fonksiyonu ve temporal ve masseter kasların atrofisi değerlendirilir. Bir hemostatla derinin çimdiklenmesi ile hayvan başını uyarandan uzaklaştırmalıdir. Bu, özellikle acıya dayanıklı hayvanlarda tutarlı değildir. Kas atrofisini değerlendirmek için tem- poral ve masseter kaslar palpe edilir. Bu kasların tonusunu belirlerken ağzın açılıp çenenin kapanması faydalıdır. İki taraflı mandi- bular sinir hastalıklı bir hayvanda çene düşer ve ağız kapanamaz (Şekil 19.30).
KS V’in üç dalının tek taraflı fonksiyon bozukluğu hemen hemen daima perifer bir KS V lezyonu ile ilgilidir. Çünkü V’in nuklear sahası beyin sapı içinde çok yoğundur ve onların hepsinin yıkımına neden olan bir lezyonla hayatta kalınamaz.
Fasial sinir KS VII: yüz ifadesi kaslar, tat, salivasyon ve kulak ici deri duyarlılığı göz hareketine motor
Fasiyal sinir lakrimal beze (önemli petrosal sinir), tükrük bezlerine ve dile (korda timpani dalı), yüz ifade kaslarına (bukkal ve aurikula- palpebral dallar) dallar verir. Fasiyal sinirin lezyonunun klinik belirtileri genellikle yüz kaslarının parezis ve paralizi olup bu da yüzün asimetrisine yol açar (Şekil 19.31). Sadece bukkal dalların hasarı dudakların düşmesine ve burnun normal tarafa doğru çekilmesine neden olur. Bu, en kolay atlarda görülür, çünkü normal fonksiyon yapan fasiyal kaslar nispeten güçlüdür. Aurikulopalpebral dal kulağın ve göz kapağının parezisine neden olur.
Fasiyal sinir motor fonksiyonu palpebral refleks test edilerek en kolay değerlendirilir: Palpebral fissurun medial kısmına hafifçe do- kunulur ve hayvan hemen ve tamamen göz kırpar. Dokunma KS V, oftalmik dal ve aracılığı ile hissedilir ve kas kontraksiyonu KS VII ile gerçekleşir. Eğer lateral periorbital bölgeye dokunulursa KS V’in maksillar dalında afferent uyarı oluşur. KS VII fonksiyon anormalliği olan hayvanlar refleks oluşturulduğunda palpebral fissuru kapatamaz. Korkutmaya cevap da azalır veya olmaz, fakat hayvan normal olarak görür. Korkutma cevabi test edilirken bu cevabın afferent kompe- nentlerini gösteren gözün orbitaya çekilebildiği görülebilir. Beyin sapını çıktıktan sonra fasiyal sinir dallarının nerede olduğunu bilirsek bu sinir lezyonunun yeri de belirlenir.
● stylomastoid foramen distalindeki lezyon- larla fasiyal kaslara innervasyon anormal olurken lakrimasyon ve stapedius kasın innervasyonu normal olur
● petrosal kemikteki lezyonlarla fasiyal kaslara innervasyon anormal olmaz ve diğer sahaların fonksiyonu etkilenebilir
● intrakraniyal ektrameduller lezyonlar bütün KS VII fonksiyonlarının anormal olmasına neden olur
● beyin sapı nukleer lezyonları genellikle fasiyal kasların ve stapedius kasın anormal fonksiyonuna yol acar (lezzet ve lakrimas- yon üzerine değişik etkilerle)
● ruminantların listeriozisi ve atların proto- zoal miyeloensefalitisi gibi beyin sapının farklı lezyonları seçili fasiyal kasların pa- rezisine yol açabilir (burununkiler, göz kapakları ve kulağinkiler değil).
|
Fasiyal sinir irritasyonu ile fasiyal kasların sürekli kasılmasına neden olan bir fasiyal kas spazmı görülebilir. Kronik fasiyal sinir paralizi ile benzer klinik özellikler dikkat çeker ve fibrosis ve aynı taraftaki fasiyal kasların kasılmasına yol açılır.
Supratentorial lezyonlar da fasiyal parezise neden olur. En azından atlarda, gergin bir yüz ifadesi ile birlikte fasiyal kas hareketinin zayıf olması talamus ve serebrum lezyonla- rından kaynaklanabilir. Bu anormallik, genellikle lezyonun bulunduğu yüz tarafında görülür.
KS VII’in parasempatik fonksiyonu
Fasiyal sinirin bu bölümü öncelikle göz yaşı bezi sekresyonundan sorumludur. Bu sinirin etkilenmesiyle keratokonjonktivitis veya kuru göz görülebilir. Bununla birlikte, temporal kemikte fasiyal kanalın distalindeki lezyonlar bukkal mukozanın muayenesiyle değerlendirilebilir.
Lezzet
Kokuya benzer subjektif bir duyu olan lezzeti klinik olarak test etmek zordur. Atropinle ıslak pamuk uçlu bir swap dile değdirildiğinde bilinçli bir cevaba (uyarıdan başını çevirir) ve salivasyona (bazı normal fonksiyon yapan lezzet liflerinin olduğunu düşündürür) neden olabilir.
Fasial sinir KS VIII:denge ve işitme
Dengenin klinik değerlendirmesi
Vestibuler hastalığın klinik belirtileri:
● ataksi/sendeleme
● başın eğilmesi
● nistagmus
● göz dönmeleri
Bu belirtilerin bazısı istirahat halinde mevcuttur ve ortaya çıkarılmasına gerek yoktur. Kusma yaygın değildir fakat vestibuler fonksiyon bozukluklu küçük hayvanlarda bazen görülür. Vestibuler hastalıkla ilgili anoreksi gizli bulantıyı yansıtabilir.
KS VIII (perifer)’in veya nukleer bölgelerin (santral) hastalığının sonucu olarak vestibu- ler sistem anormal olabilir. Baslangıçta vesti- buler anormalliğin santral veya perifer lezyo- na mı bağlı olup olmadığını belirlemek için her girişimde bulunmalıdır, çünkü her biri için diferansiyel diagnoz ve prognoz oldukça farklıdır (Tablo 19.5).
Baş eğikligi bazı santral lezyonlarla ilgili olanlar (paradoksik vestibuler sendrom) hariç genellikle lezyonun tarafına doğrudur. Ayrıca, baş ve boyun etkilenen tarafa doğru dönük olabilir. Sadece başın eğikliğinin yönü ve varlığı, vestibuler sistemdeki lezyonun yerini belirlemek için yardımcı değildir.
| Tablo 19.5 Santral ve perifer vestibuler hastalıkların özellikleri | ||
| Anormallik | Santral hastalık | Perifer hastalık |
| Nistagmus
(spontan) (pozisyonal) Baş eğikliği Kraniyal açıkları Horner sendromu Bacakların parezisi ve duruş reaksiyon açıkları |
Yatay
Rotasyonlu Dik Degişik Var VII’den başka herhangi biri +/- var |
Yatay
Rotasyonlu Sürekli Var VII +/- yok |
Nistagmus kendiliğinden gelişen bir göz hareketi olup hızlı ve yavaş fazı vardır. Vestibu- ler sistem anormal olduğunda gözler bir tarafa, genellikle lezyon tarafına çekilme eğilimindedir (yavaş faz). Sonra, beyin sapındaki çok önemli bir kompenzasyon mekanizması gözlerin hemen ilk yerine dönmesini sağlar (hızlı faz). Nistagmusun yönü (yatay, dik veya dönüşümlü) hareketin hızlı fazı ile ilgili olarak belli olur ve hareketin hızlı fazı ile ve yönüne bağlıdır.
Tek taraflı sentral vestibuler lezyonlarla lezyonla ayni yönde hemiparezis görülebilir. Hemiparezis yürüyüş ve duruş reaksiyonları değerlendirilerek belirlenir. Etkilenen taraftaki bacakta ekstensor tonus azalmış olabilir. Yatar vaziyetteki hayvanlarda çoğu defa etkilenen tarafa yatmayı tercih eder ve normal tarafa yatırılırsa etkilenen tarafa tekrar dönerler. Bazen hemiparezis baş eğikliğinin yönünün tersindeki vücut tarafında bulunur (paradoksik vestibuler sendrom); lezyon he- miparezisle ayni yondeki vucut tarafındadır.
Vestibuler lezyonlarla okülovestibuler cevap anormal olabilir. İki taraflı anormallikli hayvanlarda baş hareketi ile okülovestibuler cevap alınmaz. Spontan hareket sırasında geniş hareketlerle baş bir taraftan diğer tarafa sallanır.
|
||
|
İşitmenin klinik olarak değerlendirilmesi
İşitme şiddetli bir ses oluşturarak ve hayvanin sesi işittiğini düşündüren kulak, göz ve diğer vücut hareketlerine bakarak subjektif bir şekilde değerlendirilebilir. Eğer bu tip test yapma imkansızsa iki taraflı sağırlığın belirlenmesi daha zor olabilir. Mevcut en objektif işitme testi potansiyel test (BAEP veya BAER) ile yapılan beyin sapı işitsel olanıdır (bak yardımcı testler).
Bazen gerçekten hayvanın kulağından çıkan bir ses (otoakustik yayim) duyulabilir. Bu ilginç olayın nedeni bilinmemektedir.
Glossofaringeal sinir KS XI:faringeal his ve hareket (KS X ile birlikte), salivas- yon, lezzet
KS IX’un lezyonları yutma güçlüğü ve farin- geal kas anormalliklerine neden olur. Bu fonksiyonu değerlendirmek için hayvanın fa- rinksinin kaudal kısmına parmak, el vaya sonda uygulayarak yutma refleksi uyarılır. Hayvan padan veya uyarici diger objeleri dilin kaudal kismi ile disari atmalidir. Agresif hayvanlarda veya kuduz gibi zoonoz hastaliktan suphelenirse yapilmamalidir.
Daha az uygun bir yutma refleksi oluşturma yolu laringeal/faringeal/hiyoid sahaya masaj yapmaktır. Dil nazik olarak dışarı çekilir ve sonra serbest bırakılır. Farinksin uyarılmasıyla yutma girişiminde bulunmazsa fonksiyon olmadığı düşünülür. Etkilenen hayvanlarda muayene eden epiglottisi cevapsız muayene edemez.
|
Glossofaringeal nöralji çoğunlukla yutma, ses çıkarma, çiğneme veya esneme ile boğaz veya tonsilla bölgesinde oluşan paroksismal ağrıdır. Bununla birlikte muhtemelen affe- rent ağrı impulsları tarafından kardiyovasku- ler regülatör liflerin tetiklenmesine baglı olarak bradikardi ve senkop da bulunabilir.
Vagus siniri KS X: laringeal his ve hareket, salivasyon ve diger otonom fonksiyonlar
KS X’un bu fonksiyonlarını kapsayan lezyon- lar (KS XI’in aksesuvar dalı ve recurrens la- ringeal sinir boyunca) içteki laringeal kasların paralizine neden olur.
Tek taraflı lezyonlar istirahatte klinik belirtilere neden olmazken pratik olarak atlarda kuvvetli egzersiz sırasında inspirasyonu engeller. İki tarafli lezyonlar larinksin paralizi ile birlikte solunumun ses çıkarması, dispne, siyanoz ve bazen anormal ezofagus fonksiyonuna yol acar.
Trorakolaringeal refleks atlarda ilginç ve tekrar edilebilen bir KF X refleksidir. Kontra- lateral iç laringeal kas, toraksın dorsalinde larinkste dorsolateral olarak palpe edilebilir ve endoskopla kontralateral aritenoid kartila- gonun yakınlaşması şeklinde görülebilir (Şekil 19.33). Bu refleks ile servikal medulla spi- nalis, kaudal beyin sapı, vagal sinir, recur- rent laringeal sinir ve faringeal lezyonların hepsi engellenir. Uzun atlarda egzersizle oluşan inspirasyon sesinin ve torakolaringeal arefleksinin en yaygın nedeni şiddetli idiopa- tik recurrent laringeal paralizdir.
Küçük hayvanlarda larinks fonksiyonu hafif anestezi altında laringoskop kullanarak dilin kaudaline çöktürmekle değerlendirilebilir. Respirasyon sırasında aritenoid kıvrımların hareketi değerlendirilmelidir. Normal olarak, bu kıvrımlar inspirasyon sırasında uzaklaşır. Bunun olmaması laringeal paralizi gösterir.
Spinal aksesuar sinir KS XI: trapezeus kaslara motor innervasyon
Bu sinirin lezyonları trapezeus kasın atrofi- sine neden olur. Lezyonun karşı tarafına baş ve boynun lateral pasif hareketine direnç azalması dikkat çeker. Kronik vakalarda boyun etkilenen yöne dönebilir. Büyük hayvanlarda böyle belirtileri belirlemek zordur.
Hipoglossal sinir KS XII: dile motor
KS XII hastalığının klinik belirtileri yutma, yakalayıp koparma, çiğneme ve ses çıkarma ile ilgili problemleri kapsar. Dil zayıf ve para- lize olur. Köpeklerde tek taraflı lezyonlarla dil normal tarafın sağlam kasları tarafından lez- yonun tarafına doğru itilir. Kronik tek taraflı bir hipoglossal lezyonla dil lezyon tarafına çekilir ve aynı tarafta atrofi bulunabilir (Şekil 19.34). Atrofi etkilenen tarafta meydana gelebilir. Bazen, merkezleri kontrol eden ön beyin lezyonlari dilin çok kötü kullanılmasına neden olur.
Spinal refleksler
Spinal refleks testlerinin sonuçlarını yorumlamak ve üst motor noron (UMN) ile alt motor nöron (AMN) kavramlarını anlamak için yardımcı olmak önemlidir (Şekil 19.35). UMN bir nöron veya nöronlar grubu olup merkezi sinir sisteminden çıkmaz ve pozitif veya negatif olarak LMN’yi etkiler. UMN genellikle spinal refleklere inhibitor etkiye neden olur. Bu yüzden UMN lezyonlarının klinik belirtileri abartılı (hiperrefleksia) veya normal refleksler ile abartılı (hipertonus) veya normal kas tonusunu kapsar. UMN lezyo- nuna bağlı sekonder kas atrofisi meydana gelirse bu, zayıf sinir sistemi kontrolüne bağlı etkilenen kasların gereği gibi kullanılmaması yüzündendir. Bu atrofi zayıf kas kullanımının sonucu olduğundan haftalar veya aylardan sonra yavaş ortaya çıkar ve LMN hastalığı ile görülenden daha hafiftir. Bacakların tonusu bir bacağın pasif hareketine direncin derecesiyle belirlenebilir ve UMN lezyonları ile birlikte normal veya artmış olabilir.
LMN refleks arkının motor kısmını ifade eder ve beyin sapı, medulla spinalis, perifer motor sinirler ve effektor organları (kaslar) kapsar. LMN hastalığının klinik belirtileri refleks azalması veya refleks olmamasıdır. Kas kütlesini koruma için perifer sinir ile kas arasında bağlantı gerektiği için perifer sinirin tam hasarından sonra meydana gelen atrofi şiddetlidir (nörojenik atrofi) ve kısa sürede ortaya çıkar. Küçük hayvanlarda şiddetli bir perifer sinir hasarından 5 gün içinde görülebilir. Büyük hayvanlarda daha büyük boylarından dolayı (daha uzun sinirler) nörojenik atrofinin ortaya çıkması daha uzun zaman alır. Duruş reaksiyonlarının performansı için tüm sinir sistemi gerektiği icin UMN ve LMN yi kapsayan lezyonlar duruş testi açıklarına ve zayıflıklarına neden olabilir. Sinir sisteminin UMN ve LMN kısımlarını etkileyen parezis ve paralizise yol acan lezyonların olup olmadığının belirlenmesinde en sonunda spinal reflekslerin değerlendirilmesi önemlidir.
Refleks fonksiyonu
Refleks fonksiyonları istek dışı aktiviteler olup bilinçli düşünmeyi gerektirmez. Bir duyu reseptörü uyarılır ve afferent (senso) sinirde bilgi iletilir. Bu sinir doğrudan veya dolaylı olarak uyarılacak organa giden bir afferent sinir üzerindeki internöronlarla sinaps yapar. Çoğu spinal reflekslerde uyarılacak olan organ bir kastır. Afferent ve efferent sinirleri kapsayan bu direk yol çoğunlukla refleks arkı olarak bilinir. Afferent sinirin uyarılması basmakalıp bir motor cevaba neden olur.
Ön bacak refleksleri
Ön bacakların spinal refleksleri ekstensor carpi radialis, biceps, triceps ve fleksiyon reflekslerini kapsar (Tablo 19.2). Ekstensor car- pi radialis ve triceps refleksleri medulla spi- nalisin C7-T1 segmentlerinde hücre gövdeleri ile birlikte radial siniri değerlendirir. Biceps refleksi muskulokutanoz siniri değerlendirir (C6-C8). Bu refleksler bireysel kasın tendo ekine veya kasın ortasına perküsyon yaparak veya uygun kas cevabını gözleyerek ortaya çıkarılır. Ekstensor carpi radialis perkute edildiğinde carpus bu kasın kasılmasina bağlı hafifçe açılır. Triceps perkute edildiğinde hafifçe dirsek açılması gözlenir. Biceps kas uyarıldığında hafif dirsek fleksiyonu görülebilir. Son refleksle hareket hafif olabilir veya görül- mez. Bununla birlikte muayene eden perküs- yon sırasında kas üzerine bir parmak koyarak kas kasılmasını hissedebilir. Refleksin geri çekilmesi ayak derisinin veya bukağılık bölgesinin bir hemostatla çimdiklenmesiyle oluşturulur ve uyarıdan uzağındaki bacağın distalinin hareket etmesi için carpal ve dirsek eklemlerinin fleksiyonu aranır. Bu refkleks radial, ulnar, median, muskulokutanöz ve aksillar sinirler dahil ön bacağın bütün önemli sinirlerini değerlendirir. Hayvan bütün bacak eklemlerini bükemediği ve bu yüzden uyarıdan uzaktaki bacağı yeterince çekemediğinde azalmış veya zayıf bir refleks söz konusudur (Şekil 19.36).
|
|||
|
|||
Arka bacak refleksleri
Arka bacakta değerlendirilen refleksler patel- lar, kraniyal tibial, gastroknemius refleksleri ve fleksiyon reflekslerin çekilmesini kapsar (Tablo 19.2). Patellar refleksi medulla spina- lisin L4-L6 segmentlerinden çıkan femoral siniri değerlendirilir.
|
Kraniyal tibial ve gastroknemius refleksleri siyatik siniri (spinal L6-S1 segmentleri), özellikle sırayla peroneal ve tibial dalları değerlendirir.
Arka bacağın refleks çekilmesi ile de siyatik sinirin bütünlüğü değerlendirilir. Ön bacakta olduğu gibi refleks ayağın derisinin çimdiklenmesi ortaya çıkarır ve uyarıdan uzaktaki ayağı hareket ettirecek olan kalça, diz ve diz eklemlerinin fleksiyonu aranır. Siyatik sinir hastalığında dizin fleksiyonunun azalması genellikle en çok dikkat çeker (Şekil 19.37). Bazen siyatik hastalıkla patellar refleks hi- perreflektik de olabilir. Bu, ek bir UMN lez- yonuna bağlı olmayıp bu reflekse antagonist- ler olarak fonksiyon yapan kaslara siyatik sinir innervasyonunun kaybından kaynaklanır (yalancı hiperrefleksi).
Anal refleksler
Bu refleks fonksiyonunu değerlendirmek için perianal bölge canlı bir şekilde uyarılır ve anal deliğin canlı bir kontraksiyonu gözlenir (anal refleks). Bu refleks pudental sinirden anal sfinktere arabuluculuk eder. Pudental sinir S1-S3 spinal segmentlerden doğar. Erkek bir köpekte penis veya dişide klitoris sıkılarak da anal kontraksiyon oluşturulabilir. Bazı örneklerde anal sfinkterin tonusunu değerlendirmek için rektal muayene ve palpas- yon faydalı olabilir.
Spinal refleks degerlendirmesi
Spinal refleks fonksiyonunu değerlendirirken cevabın olup olmaması kadar derecesi de önemlidir. Spinal refleksler genellikle aşağıdaki tarzda derecelendirilir:
0 = yok
1 = deprese
2 = normal
3 = abartili
4 = kas kontraksiyonu ve gevşemesinin hızla biribirini takip etmesi ile birlikte abartılı (clonus)
|
Bir refleksin derecelenmesi muayene edenin tecrübesine bağlı subjektif olup muayene edenler arasında biraz değişir. En azından reflekslerin olup olmadığını belirlemek en önemlisidir. Parezis örneklerinde inen santral motor yolların (UMN) veya refleks arkının (LMN) hastalığı arasındaki farkı ortaya koymalıdır.
Bir refleksin klinik yönden faydalı olması için hayvanlarda ? olarak bulunması kolayca değerlendirilmesi gerekir. Bütün bu spinal reflekslerden patellar, fleksiyon (ön ve arka) ve anal olanlar en faydalılarıdır. Diğerleri sadece tutarsızddır. Yeni doğanlarda, özellikle tay, buzağı, kuzu ve kedi ile köpek yavrularında hepsi çok beligindir (Şekil 19.38).
Sinirsel hastalıklı çoğu köpekte duruş reaksiyonları ayni anda refleks değişiklikleri ile birlikte anormal olur. Aynı anda duruş reaksiyon anormalliklerinin özellikle artan reflekslerin olmadığı refleks fonksiyonu değişikliklerine sahip bir hayvan muhtemelen normaldir. ?
Diger refleks fonksiyonlar
Deri trunkus refleksi yüzeysel ağrı reseptörlerini, medulla spinalisi ve lateral torasik sinirleri test eder. Lateral torakolumbal trun- kus üzerindeki deri çimdiklenerek veya öven- dere uygulanarak test edilir. Efferent cevap kutanöz trunci kaslarının iki taraflı kasılmasıdır.
Spesifik dermotomal dağılımda reseptör stimulus ile uyarılır ve dorsal sensör afferent sinirle medulla spinalise bir impuls gönderir, burada bu yol iki taraflıdır. İmpuls, C8-T1 spinal segmentlerin ventral gri maddesindeki lateral torasik sinirlerin hücre gövdelerine ulaşmak için medulla spinaliste kraniyale doğru ilerler. Lateral torasik sinirler medulla spinalisten çıkar ve kutanoz trunci kaslarına gider.
T2-L3 ve brachial pleksusu kapsayan lez- yonları değerlendirmede kutanoz trunci refleksi en faydalısıdır.
Böğür bölgesinde tam dermatomal dağılım için biraz bilgi varsa da klinik olarak köpeklerde T12 ile L1-L2 dermatomların son Kosta- dan iliumun kraniyal kenarına dağıldığı görülmektedir. Bu yüzden, normal kutanöz trunci refleksi ve arka bacakları UMN pare- zisli bir köpekte L1-L3 spinal segmentlerinde lezyon vardır.
Tek taraflı bir brachial pleksus hasarı ile kutanöz trunci kasının kasılması lezyonun sadece karşı tarafında meydana gelebilir (vücudun hangi tarafının uyarılmasına bakılmaksızın). Çünkü bu refleks için bu spinal yolların sağlam olduğu farz edilir.
|
Kutanoz trunci refleksine benzer lokal servi- kal refleksler büyük hayvanlarda servikal lezyonların yeri için faydalı olabilir. Boynun yanına vurulunca kutanöz coli kasın ve çoğu defa diğer boyun kaslarının (sternocephalicus ve brachiocephalicus gibi) kasılmasına neden olur. Bu lokal servikal refleks at ve taylarda en belirgin olup segmental servikal medulla spinalis sensor ve motor sistemleri, brachial plaksus sinirlerini ve spinal aksesuar siniri (KS XI) kapsar. Ayrıca, atlarda dudak, göz kapağı ve kulak kaslarının kontraksiyonu boynun lateral derisine vurulmasına cevap olarak meydana gelir. Bu refleks için tam yollar net olarak anlaşılmasa da fasiyal sinir ile C2-C6 dorsal spinal sinir dalları arasında anostomoz baglantılarına bağlı olabilir.
Tonus bacakları pasif olarak açarak ve bükerek değerlendirilebilir. UMN lezyonları ile normal tonus arttığı (spazm) dikkat cekerken bacağı pasif olarak hareket ettirmek zorlaşır. LMN lezyonları ile tonus azalır veya kaybolur (kullanılmama). Bu örnekte bacak pasif olarak hareket ettirildiğinde gevşek hissedilir.
Refleksin çekilmesi test edilirken UMN lez- yonlu ıhayvanlar karşı bacağı uzatabilir. Buna çapraz ekstensor refleks denir. Bunu doğru değerlendirmek için hayvan yana yatırılır ve üstteki bacak çekme refleksi için test edilir. Alttaki bacak anormal ekstensiyon için gözlenir. Hayvan ayakta iken çapraz eksten- sor refleks normal çalışır, öyle ki bir bacak vücuda doğru fleksiyon yaparken karşı bacak yer çekimine karşı vücut pozisyonunu korumak için uzanır. Bununla birlikte, hayvan kendi tarafına yatarken UMN etkileri bunun meydana gelmesini önler (bu refleksin normal olduğu yeni doğanlar hariç) (Şekil 19.38). Bu refleksi normal olarak dampen eden desendens UMN yollarının hasarı karşı taraf ekstensiyonuna yol açar. Teşvik edici lezyon uzun süredir varsa çapraz ekstensor refleks çoğu defa görülür. Bu anormal refleks ya ön ya da arka bacaklarda meydana gelebilir. Arka bacaklarda ise lezyon L3 spinal segmentin kraniyalinde, eğer ön bacakta ise o zaman lezyon C6 spinal segmentin kraniyalindedir.
Babinski refleksi başka bir anormal refleks olup çoğunlukla insanlar ve bazen UMN hastalıklı köpeklerde gözlenir. Ayağın ventraline vurulduğunda toynaklar normal olarak ayağın tabanına doğru fleksiyon yapar. UMN lez- yonları ile ayağın tabanına vurulduğunda toynaklar uzayabilir ve dışa doğru açılabilir. Buna pozitif Babinski refleksi denir. UMN lezyonlu köpeklerde görülebilirse de tutarlı değildir.
Kas değerlendirmesi
İnspeksiyon ve palpasyonla iskelet kasları büyüklük, kıvam ve tonus yönünden her iki tarafta karşılastırma yaparak değerlendirilir. Bu, en kolay ayakta iken yapılır.
Kullanmama atrofisi UMN lezyonları ile meydana gelebilir ve LMN atrofiye göre daha hafiftir. Bununla birlikte, sadece fiziksel özelliklerine bakarak kullanmama atrofisi ile nö- rojenik atrofiyi ayırt etmek zordur. Tek bir kas grubunda lokalize bir atrofi nörojenik bir nedeni düşündürürken bazı örneklerde (inf- raspinatus kasılması gibi) primer bir miyopa- tik neden söz konusudur. Siyatik hastalığı ile genellikle kraniyal tibial kasların atrofisi görülür. Önemli vertebral kas atrofisi çoğu defa diskospondilitis ile ilgilidir. Atlarda seçici kas atrofisi çoğunlukla Sarcocytis neuroma (atlarda protozoal myeloensefalitis) ya bağlı mi- yeloensefalitis işaretidir.
Ayni zamanda kaslar atrofi yönünden palpe edildikçe vücudun geri kalanı palpe edilebilen anormallikler yönünden muayene edilmiş olur. Bir bıngıldak, ilgili hidrosefalusu gösterebilir. Kemik ve vertebral tümörler dikkat çekebilir. Fokal ağrılı sahalar sinir baskılanmasını veya vertebral osteomiyelitisi gösterebilir.
Ürinasyonun (işemenin) değerlendirilmesi
Ürinasyon sinir sisteminin önemli bir fonksiyonu olup çoğunlukla yanlış anlaşılmaktadır. Ürinasyon diger spinal reflekslere benzer olup UMN kontrolündeki lokal bir refleks gibi düşünülebilir.
Bilinçli ürinasyon için serebral korteksi gerekir. Bilinçsiz ürinasyon için beyin sapı ve medulla spinalisteki sempatik ve parasempatik sistemler ile perifer sinirler gerekir. Basitçe sempatik sistem ürinasyonu önlerken pa- rasempatik sistem ürinasyonu sağlar.
Pelvik sinir hücre gövdeleri (detrusor ve idrar kesesi boynuna parasempatik LMN iner- vasyonu sağlar) S1-S3 spinal segmentlerin ara gri maddesinde bulunur. Pudental sinir eksternal üretral sfinkter kasına somatik in- nervasyon sağlar. Bu hücre gövdeleri pelvik sinirinki gibi aynı bölgede yer alır. Hipogast- rik sinir idrar kesesine sempatik innervasyon sağlar. Bu hücre gövdeleri de L1-L4 spinal segmentlerde bulunur.
İdrar kesesinin duvarındaki duyu reseptörleri gerilme veya basınca cevap verirler. Bu reseptörlerden çıkan bilgi sakral medulla spinalise giren afferent pelvik sinirde iletilir. Pelvik sinirin afferent hücre gövdeleri S1-S3 segmentlerinin spinal ganglionunda yer alır. Pelvik sinirin aksonları ya sakral medulla spinalisin gri maddesindeki internöronlarda veya beyne çıkan yollarda sonlanır.
Pelvik sinir aksonları internöronlarda sonlanır (detrusor kasın kontraksiyonuna neden olan parasempatik sistemin preganglionik pelvik sinirinin hücre gövdelerinde sonlanır). Ek internöronlar aktiviteyi inhibe etmek için üretranın çizgili kasını innerve eden pudental efferent sinirlerde sinaps yapar.
İsteğe bağlı ürinasyon serebral kortekste başlatılır, inen impulslar eksternal üretral sfinkteri ya uyarmak veya inhibe etmek için pudental sinire gider. Serebellumun ürinas- yon üzerine etkisi inhibitördür.
Urinasyonun norojenik anormalliklari
İdrar kesesini ilgilendiren asendens duyu yolu tam olarak bilinmemektedir. İdrar kesesi boşalması ilgili desendens motor yol (UMN) ile kesilir. Bunların her ikisi de idrar kesesinin büyümesine yol açar. İdrar kesesine giden lokal perifer sinirler (S1-S3 spinal seg- mentler) bozulmadikca idrar kesesinin tonu- su iyidir ve idrar kesesinin dışa akış bölgesinin hiperfleksisi nedeniyle UMN idrar kesesinin boşalması zordur. Bu, UMN lezyonları ile görülen patellar refleksin hiperrefleksisi ile aynı kavramdır. Yaklaşık 2 hafta sonra refleks idrar kesesi boşalması başlayabilir.
Ayrıca böyle lezyonlarla ürinasyonun fazları arasında koordinasyon iyi olmayabilir (detru- sor kasılma ile üretra sfinkteri gevşemesi arasında eş zamanlılık kötüdür). Etkilenen hayvanlarda ürinasyon normal olarak başlar fakat tamamen boşalmadan önce birden kesilir. Bu anormal duruma refleks sinerji bozukluğu denir.
Sakral spinal segmentleri veya ilgili perifer sinirleri etkileyen LMN lezyonlari ile idrar kesesi, asendens ve desendens bilgi hasarlı sinirlerden geçemediği için yine büyür. İdrar kesesi tonusu azalır ve idrar kesesi gevşek hissedilir. Ayrıca, akış yolunda tonusu koruyacak olan lokal tonik refleks olmadığı için idrar kesesi kolayca boşalır.
Atlarda idrar kesesi paralizi genellikle LMN (sakral segment veya sinir) lezyonunu gösterir ve en çok polinoritis, sakral kırıklar ve herpes virus 1 vaskülitisle ilgili miyelopatide görülür.
|
Defekasyon
Sakral spinal segmentleri veya ilgili kaudal rektal sinirleri etkileyen lezyonlarla kolonun kasılması etkisiz olabilir. Bu da konstipas- yon, megakolon veya inkontinense yol acar. UMN lezyonları ile refleks defekasyon kalıcıdır ve genellikle kolondan dışkıyı boşaltmaya yetmez
Agri ve duyu değerlendirmesi
Agri subjektif bir duyu deneyimi olduğu ve hayvanlar hislerini sözlü olarak ifade edemedikleri için insanlara göre hayvanlarda ağrıyı belirleme daha zordur.
Yüzeysel ağrı hissi
Hayvanlarda iki tip ağrı hissi değerlendirilir. Deri çimdikliğinde yüzeysel ağrı hissi hayvan tarafından bilinçli olarak tanınır. Bununla birlikte böyle bir değerlendirme çoğu defa subjektif olup birçok hayvan yüzeysel ağrı uyarısına tutarsız cevap verir. Vücut içindeki daha derin (kemiğin periosteumu ile ilgili olanlar gibi) ağrı reseptörlerinin uyarısının bilinçli tanınmasını tanımlamak için derin ağrı hissi kullanılır. Derin ağrı hissi için test sonuçları subjektif ise de yüzeysel ağrı hissi için olanlardan daha belirleyicidir.
Bütün türlerde deri hissini değerlendirmek için iki adımda çimdikleme yapılır.
● ilki ufak bir deri kısmı hemostatın uçları arasinda hafifçe gerilir
● hayvan yatışana kadar durulur
● bu uyaranın bilinçli tanınmasını gösteren reaksiyonları (ses çıkarma veya başın uyarıya doğru çevrilmesi gibi) ortaya çıkarmak için canlı bir şekilde sıkılır
Tek bir sinir tarafından innerve edilen tüm deri sahasına dermatom denir. Sadece bir sinir tarafından innerve edilen bir deri sahasına da bu sinir için otonomoz bölge denir. Bir hastalıkta söz konusu perifer sinirlerin sayısını belirlemeye çalışırken perifer sinirlerin sadece otonomoz bölgelerini uyarmak önemlidir. At ve köpekler için otonomoz bölgeler belirlenmiştir ve sabit anatomik noktalara dayanır. Bu noktaları örten deri hareketleri ve innervasyon özelliklerinin bireysel değişiklikleri hatalı değerlendirmelere neden olabilir.
Sinir sistemi hasarının şiddetinin artması ile derin ağrı hissinden önce yüzeysel ağrı idraki kaybolur. Bununla birlikte, yüzeysel ağrı hissini ortaya çıkarmak acıya dayanıklı hayvanlarda zor olabilir ve yetişkin at ve sığırlarda güvenilir ve tutarlı değerlendirilmesi imkansız olabilir. Brachial plaksus hasarı gibi bazı örneklerde yüzeysel hissin olmadığı bölgelerde değerlendirme hangi perifer sinirlerin etkilendiğini belirlerken faydalı olabilir. Örneğin bir sinir miyelini tümörü bulunduğunda tek bir sinire bağlı hastalığı yeri için de önemli olabilir.
Hiperestezi
Hiperestezi uyarıya karşı duyu artışı olarak tanımlanır. Bu deyim çoğunlukla palpe edildiğinde olağan dışı ağrı gösteren vücut bölgelerini tanımlamak için kullanılır. Hiperestezi lezyonların yerini belirlemede ve diferansiyel diyagnozda (özellikle medulla spinalisle ilgili olan) faydası değişebilir (Şekil 19.39). Lokal bir sahada hiperestezi bulunması birkaç me- dulla spinalis segmenti içindeki bir lezyonun yerini belirlemek bakımından çoğu defa faydalıdır. Bununla birlikte, vertebral ağrının yayılması meningitis gibi daha çok diffuz bir hastalığı gösterir. Yolların hafif basıncıyla oluşan hiperestezi poliradikuloneuritisin belirtisidir. Tersine, duyu sinirlerin primer hastalığında deri duyarlılığı azalır veya yoktur. Böyle hayvanlar, belki de bu duyu yokluğu nedeniyle kendi kendini sakatlayabilir.
Derin ağrı hissi
Derin ağrı hissinin olup olmadığı (periosta basınçla ortaya çıkan ağrı) prognoz için önemlidir. Çünkü şiddetli medulla spinalis lez- yonu ile bu his kaybedilecek son fonksiyondur. Derin ağrı hissini taşıyan lifler küçük miyelinlidir veya basıncın etkilerine daha az duyarlı olan miyelinsiz aksonlar olup bu yollar medulla spinaliste her tarafa gider ve gelir. Bu yüzden, derin ağrı hissinin tam kaybı için me- dulla spinaliste hemen hemen tam bir fonksiyonel veya anatomik kesilme gerekir.
Derin ağrı bir hemostatla veya benzer bir aletle etkilenen ayağın bukağılığına artan bir basınç yaparak ve ses çıkarma, muayene edeni ısırma girişimi veya vücudu uyarı bölgesine doğru hemen döndürme olıp olmadığı değerlendirilir. Eğer bunlardan biri meydana gelmezse derin ağrı yoktur. Derin ağrı hissinin olup olmadığı hakkında herhangi bir şüphe varsa bu testi yaparken muayene eden biraz acımasız olmalıdır. Kesin analjezi ile kıyaslandığında az bir ağrı hissi bile varsa (biraz umut) prognoz çok farklıdır.
Hayvan böyle bir uyarıdan sadece bacağını çekerse derin ağrı hissinin oldugu sonucu çıkarılmamalıdır. Böyle geri çekme, saf bir refleks etkisi olup test edilen yerin kraniyalin- den medulla spinalisi kesilmiş olan bir hayvanda bile bulunur. Muayene edenin hayvanin derin ağrı hissine sahip olduğunu bilmesi için onun bilinçli bir davranış cevabını (ses çıkarma, ısırmaya çalışma veya uyarı yerine doğru vücudun hemen döndürülmesi) net bir şekilde görmesi gerekir.
NÖROANATOMİK TEŞHİS
Muayene eden nörolojik muayene tamamlanana kadar sinir sistemi icinde lezyonun yerini belirleyebilmelidir.
Spesifik fonksiyonel sahaların klinik belirtileri
Supratentorial/ön beyin
Tentorium serebellinin seviyesinin rostralin- de yerleşmiş yapılar:
● beyin yarım küreleri
● bazal nuklei
● diensefalon (talamus ve hipotalamus)
● mezensefalonun kismi
Bu benzer fonksiyon yapan yapıları göstermek icin bazı yazarlar tarafından ön beyin veya prosensefalon terimleri kullanılır.
Bunlar daha yukarıdaki kortikal ve subkorti- kal merkezler olup bilinçli ve bilinçsiz cevapları kontrol ederler.
Bir hastalık supratentorial yapıları kapsadığında aşağıdaki klinik belirtilerin görülmesi mümkündür:
● tek taraflı bir lezyonun karşı tarafında normal bir PLR ve KS VII fonksiyonu ile birlikte körlük ve korkutma açıkları
● duruş reaksiyonu açıkları (tek taraflı bir lezyonun karşı tarafında)
● bilinç anormallikleri
● anormal davranış (başı dayama, başı boş dolaşma, çökme)
● nöbetler
● dönme (genellikle lezyonun bulunduğu tarafa)
● başı döndürme (genellikle lezyonun bulunduğu tarafa)
Supratentorial (ön beyin) veya vestibuler bölgeleri kapsayan hastalıklı hayvanlarda dönme eğilimi görülebilir. Genellikle, fakat her zaman değil hayvanlar tek taraflı ön beyin veya vestibuler lezyon tarafına doğru döner. Vestibuler hastalıklı hayvanlar supratentorial olanlarda görülen daha geniş dönmeye göre daha dar küçük çember çizerler.
Şiddetli bilinş değişmesi genellikle önemli merkezi sinir sistemi fonksiyon bozukluğunu gösterir ve acil değerlendirme gerektirir. Çok sayıda nedenle (örnegin hipoglisemi) metabo- lik değişiklikler bilinci değiştirebilir ve bu yüzden nörolojik olduğu kadar tam sistemik değerlendirme gerekir.
Bilincin önemli derecede değişmesi için şiddetli iki taraflı serebral hemisferik hastalık gerekir. Mukayese bakımından rostral beyin kökünde daha küçük bir lezyon bilinçte önemli azalmaya neden olabilir. Komadaki bir hayvanda çesitli beyin sapı fonksiyon göstergeleri vardır ve aşağıdakiler değerlendirilir:
● diğer kraniyal sinirler
● solunum özelliği
● pupilla büyüklüğü ve reaktivitesi
● göz hareketleri
Komanın yapısal kafa içi nedenleri genellikle lokal nörolojik belirtiler orya çıkarır. Bunu belirlemede koma başlangıcından önce nörolojik anormalliklerin geçmişini bilmek faydalı olabilir. Ani başlayan koma, özellikle beyin travmasından sonra beyin kökünün etkilendiğini gösterir. Komaya neden olan beyin kökü hastalıklı hayvanlarda prognoz daha kötüdür.
Nöbetler çoğu defa supratentorial (ön beyin) anormalliğinden kaynaklanır ve diğer dönemsel bozukluklardan (katapleksi/narko- pleksi, senkop, takatsizlik, vestibuler bozukluklar, aralıklı serebellar fonksiyon bozukluğu, tatani ve tremor) ayırt edilmesi gerekir.
Fokal nöbetler beynin özel bir tarafındaki nöbet odağının yerini belilemede değerlidir. Çünkü bunlar çoğu defa bir lezyonun karşı tarafında meydana gelir. Fokal nöbetler daha çok lokalize yapısal beyin hastalığı ile ilgilidir.
Klinik değerlendirme başlangıçta iki önemli özelliğe dayanır:
● ilk nöbetin başlangıcında hayvanın yaşı
● nöbet sırasında sinirsel açıkların varlığı
İdiopatik nöbetler (idiopatik epilepsi) 1-4 yaşları arasında başlar. 9 yaşında nöbet göstermeye başlayan bir köpek çok muhtemelen idiopatik epilepsili değildir. İdiopatik epilepsi belli köpek ırklarında meydana gelir:
● Beagle
● Belcika tervuren
● Alman çoban köpeği
● Lessi
● Saint Bernard (Betoven)
● Golden retriever
● İrlanda setteri
● Amerikan Koker spaniel
● uzun tüylü Foks terrier
● Alaska malamut
● Sibirya haski
● minyatür Poodle
Yetişkin başlangıçlı kalıtsal epilepsi karşılığı atlarda belirtilmemiştir ve sığırlarda da bir- kaç ırkta görülmüştür. Genç Arap atlarında ergenlik iyi huylu epilepsisi olabilir. Bununla birlikte, bu atların bir çoğu birkaç hafta veya ay antikonvülsan tedavisini takiben tamamen iyileşir.
İdiopatik nöbetler arasında sinirsel açıklar görülmez. Nöbetli hayvanların sinirsel muayenesinde bulunan belirgin açıklar yapısal bir nedeni düşündürür. Bununla birlikte, bazı hayvanlarda postiktal dönemde reverzibil açıklar, özellikle körlük görülebilir. Bu açıklar genellikle 48 saat içinde kaybolursa da nöbetten sonra günlerce sürebilir. Nöbet (ler) in ne zaman meydana geldiği, süresi ve şiddeti önemlidir.
|
İnfratentorial/beyin kökü
Embriyolojik olarak beyin kökü diensefalon- dan myelensefalona uzanır. Diensefalonun ve rostral mesensefalon kısmının lezyonları klinik belirtilere neden olur ve bunları serebral korteksin lezyonlarından ayırt etmek zordur. Bu yüzden bu yapılar supratentorial veya ön beyin sahaları ile fonksiyonel olarak benzerdir. Bu tartışma için beyin kökü mezense- falon, (orta beyin), metensefalon (pons) ve mi- yelensefalonu (medulla oblongata) kapsar.
Beyin kökü uyanıklılık, normal kardiyopul- moner fonksiyon, yürüyüş oluşturulması ve kraniyal sinir fonksiyonu için özellikle önemlidir. Beyin kökü hastalığının klinik belirtileri:
● kraniyal sinir açıkları (III-XII KS’leri)
● parezis (tek taraflı lezyonun yönünde)
● duyu anormallikleri
● kalp ve solunum anormallikleri
● uyku anormallikleri (narkolepsi/katalepsi)
● yürüyüş anormallikleri (ataksi ve tak taraflı bir lezyonla aynı tarafta parezis)
● çoğu defa yatar durum
|
Intertentorial/serebellum
Serebellum fonksiyonel olarak kendi sagital ekseni boyunca aşağıdaki gibi bölünebilir:
1. MEDİAL BÖLGE vermiş ve fastigal nuk- leusu kapsar – duruş, hareket ve dengede tonus düzeni için önemli
2. ARA BÖLGE paravermal korteksi ve inter- posital nukleusu kapsar – daha becerikli hareket icin duruş ve tonus ayarlanmasında onemli
3. LATERAL BÖLGE lateral hemisferleri ve lateral nukleusu kapsar – becerikli hareket düzenlenmesi için önemli.
Tek fonksiyonu nedeniyle serebellum hastalığının klinik belirtileri çoğu defa karakteristik olup aşağıdakileri kapsar:
● ataksi ve dismetri
● titreme eğilimi
● normal görme ve normal KS VII fonksiyonu ile birlikte korkutma yetersizlikleri
● serebellum etkisizliğine bağlı katılık
● vestibuler belirtiler
● pupilla anormallikleri
● ürinasyon sıklığının artması
|
||||
|
||||
Serebellumun tek taraflı lezyonları aynı tarafta klinik belirtilere neden olur. Ataksi ve dismetri yaygın olmakla birlikte yalnız değildir. Sadece serebelum hastalığı ile birlikte hayvanın gücü normaldir, fakat hareketler biraz geçikmiş veya telafiler abartılı olabilir (Şekil 19.9 ve 19.15’e bak). Eğer baş yüksekte ve sallanıyorsa sonra normalden daha aşağıya indirebilir.
Titreme hayvan bir hedefe niyetlendiğinde başlar ve kötüleşir. Tüm vücudu kapsayabilir, fakat en çok hayvanın başında belirgin olup saniyede aşağı ve yukarı 2-4 dalgalanma yapar. Bu tip titreme, görme tespiti veya koklama gibi görevlerle abartılır.
Flocconodüler lobu veya fastigal sahayı kapsarsa dengenin olmaması, nistagmus ve geniş tabanlı yürüyüşle karakterize vesti- büler bozukluğa neden olabilir. Nistagmus eğik yöne doğru hızlı fazla birlkte sadece baş bir yana büküldüğünde görülebilir. Serebel- lar hastalıkta sarkan göz hareketleri (gözün bir taraftan diğerine sallanması) de görülebilir.
Normal görme ve normal KS VII fonksiyonlularda korkutma yetersizliği tek taraflı se- rebellar lezyonla aynı yönde görülebilir, zira bu cevabın performansı için serebellar etki gerekir (Şekil 19.17).
Serebellar hastalıklı hayvanlar bazen anormal duruşları benimsemekle birlikte bilinç normaldir. Rostral serebellar lob yer çekimine karşı olan kaslara inhibitördür ve buradaki lezyonlar ön bacakların açılması ile birlikte opistotonusa yol açar (deserebellar duruş). Arka bacaklar genellikle vücudun altına doğru büküktür. Eğer lezyon ventral lo- bülleri kapsarsa arka bacaklar katı ve açık olur. Refleksler genellikle abartılıdır.
Fastigial veya interpozital nükleinin tek taraflı lezyonlar ile birlikte pupilla genişlemesi görülebilir. Bazen, üçüncü göz kapağı düşebilir ve palpebral fissura büyüyebilir. İnter- pozital nüklear bir lezyonda aynı tarafta ve fastigal nüklear lezyonda karşı tarafta böyle pupilla genişlemesi meydana gelir.
Serebellum normal olarak idrar yapmaya inhibitör etkilidir. Bu inhibitör etkinin kaybolmasına bağlı olarak, nadiren serebellar bir lezyon sık idrar yapmaya neden olur.
Kaudal serebellar pedünkül veya flokulo- nodüler lobüllerin serebellar bir lezyonu ves- tibuler hastalığın klinik belirtilerine yol açabilir. Bu örnekte baş eğikliği lezyonla aynı yönde değildir. Bu paradoksik vestibular sendromudur. Lezyonla aynı yönde duruş reaksiyon açıkları doğru tarafta lezyonun yerini belirlemede yardımcı olur.
Infratentorial/vestibuler sistem
Vestibuler sistem hastalığının klinik belirtileri ve santral ile perifer hastalıklar arasında ayrım KS VIII altında anlatılmıştır (bak Tablo 19.5).
Medulla spinalis hastalığı
Medulla spinalis hastalığı ile birlikte önce hangi bacakların etkilendiğini ve reflekslerin UMN veya LMN hastalığını yansıtıp yansıtmadığını belirlemek önemlidir. Bu bilgi elde edildikten sonra muayene eden lezyonu yerini beş medulla spinalis bölgesinden birine yerleştirebilmelidir (bak Tablo 19.1).
C1-C5 spinal segmentlerin anormallikleri tetraparezise neden olur. Tetraplejiye ilerleme (bütün bacaklarda isteğe bağlı hareketin hiç olmaması) yaygın olmamakla birlikte solunum fonksiyonu için önemli yolların da aynı anda kapsanması tehlikesi vardır ve ölüm yakındır. Lezyon medula spinalis içinde tek taraflı meydana gelirse lezyonla aynı tarafta hehemiparezis bulunur. Ekstradural baskılayıcı lezyonlarla ve yangısal vertebral (disko- spondilitis veya osteomiyelitis) ve medulla spinalis hastalıkları (meninjitis ve miyelitis) ile birlikte servikal hiperestezi (boyunda aşırı duyarlılık) yaygındır. Lateral tektotegmental spinal yolda desendens sempatik liflerin kapsanması sonucu Horner sendromu görülebilir (Şekil 19.19). Atlarda bu durumda vücudun aynı tarafın tamamında vazodilatasyon ve terleme oluşur. Etkilenen bacaklarda refleksler normal veya abartılı olup UMN hastalığını yansıtır.
Tetraparezis, C6-T2 segmentlerin kapsanması ile de oluşabilir. Arka bacaklarda refleksler UMN karakterini korurken ön bacaklarda bunlar LMN özelliktedir. Büyük hayvanlarda, LMN (gri madde) UMN (beyaz madde)’ye oranı daha küçük olduğundan aynı lokal baskılayıcı lezyonlarla birlikte belirgin takatsizlik, hiporefleksi ve kas atrofisi gibi LMN hastalık belirtileri küçük hayvanlardakinden çok daha az belirgindir. Lezyon tek taraflı ise aynı refleks değişiklikleri ile hemiparezis görülür. Preganglionik hücre kökleri ve sinirler kaudal servikal şişlikle birlikte oldukları için Horner sendromu görülebilir (Şekil 19.19). Atlarda aşırı terleme bulanabilir. Eğer lezyon C8-T1 segmentleri veya sinirleri kapsarsa deri trunci refleksi anormal olabilir. Lezyon tek taraflı ise aynı tarafta deri trumci refleksi vücudun her iki yanında uyarı ile çekilmez. T3-L3 spinal segmentlerin sağlamlaığını doğrulamak için etkilenmeyen taraf uyarı ile her iki tarafta hala çekilmelidir.
T3-L3 spinal segmentleri lezyonları parapa- rezis ve paraplejiye neden olur. Arka bacaklardaki refleksler UMN karakterli olur. Deri trunci refleksi lezyonun kaudal kısmında olmayabilir. Şiddetli lezyonlarla Schiff-She- rington duruşu görülebilir. Bu, büyük hayvanlarda nadirdir. Ekstradural baskılayıcı ve yangısal hastalıklarla bir ön bacakta UMN monoparezisi bulunabilir.
L4-S3 spinal segmentlerin (lumbal şişkinlik) hastalığı da paraparezis ve paraplejiye neden olabilir. Arka baak reflaksleri LMN karakterlidir. Hangi şişlik sahasının kapsandığına göre spesifik refleksler anormal olabilir (Tablo 19.2). L4-L6 segmentlerin (femoral sinir çıkışı) bir lezyonu ile birlikte patella refleksi azalır veya yok olur. Quadriceps kas atrofisi belirgin olabilir. Arka bacağın medial kısmında duyu azalmış veya yok olabilir (fe- moral sinirin duyu kolu olan safena siniri etkilendiği için).
L6-S2 spinal segmentlerin (siyatik sinir) lezyonları ile geri çekme refleksi azalmış veya yok olur. Patella refleksi abartılı olabilir (siyatik sinirin etkilenmesinin sonucu olarak bu reflekse antagonist kasların yokluğu nedeniyle). Siyatik sinirle innerve edilen kasların at- rofisi gelişir ve çoğu defa kraniyal tibia kasında en belirgindir.
S1-S3 spinal segmentler anormal ise idrar kesesi, anüs ve son kolon fonksiyon bozuklukları görülür. İdrar kesesi bir LMN lezyonu yansıtan özelliktedir. Kaudal spinal segment- lerin lezyonlarında kuyruk hareketi, tonusu ve duyusu azalır veya yok olur.
Nöromuskuler kavşak (NML), perifer sinir ve kas hastalığı
Vücudun etkilenen kısımlarında alt motor nöron belirtiler, özellikle güçsüzlük görülür. Güçsüzlüğü belirgin atlar çoğu defa ayakta durur, bütün bacaklar birbirine yakındır ve sürekli vücut ağırlığı bir bacaktan diğerine kayar. Hala ayakta duran hayvanlarda yürüyüş genellikle kısa adımlı ve değişkendir. Bacaklar sarkık ve pörsük görünebilir ve vücut ağırlığına bağlı titrek ve çökük olabilir. Ağır cüsseli hayvanlar, özellikle atlar yatmadan önce oldukça sert olabilen kaslar titreme gösterir. Bazı hastalıklarla birlikte güçsüzlük egzersizle veya bir bacağa ağırlık yüklendiğinde artar (ör, myastenia gravis). Ka güçsüzlüğü ezofagus gibi viseral yapılarda görülebilir.
Eğer LMN hastalığından şüphe edilirse hayvan tamamen ayakta durabildiğinde ve vücut ağırlığı muayene eden tarafından desteklendiğinde bilinçli proprioceptionu değerlendirmek faydalıdır. Bazı hastalıklar sadece perifer sinirlerin motor kısmını etkiler: nö- romuskuler hastalıklar buna bir örnektir. Nö- romuskuler kavşak veya kas hastalığı olan hayvanlar vücut ağırlığına dayanmanın belirgin olmadığı durumda duruş reaksiyon açıkları olabilir. Birçok perife sinir ve medulla spinalis lezyonları ile birlikte motor ve duyusal güçsüzlüğe bağlı ataksi aynı anda görülebilir. Bu yüzden ağırlığa dayanma durumuna bakmaksızın duruş reaksiyon anormallikleri görülür.
Birçok LMN hastalığı ile birlikte spinal refleksler azalır veya yok olur. Bacaklarda tonus zayıftır ve muayenede pasif manupulasyona reaksiyon çok azdır.
|
Megaezofagus, disfaji, fasiyal kas güçsüzlüğü, disfoni ve solunum anormallikleri gibi diğer sinir sistemi güçsüzlük belirtileri görülebilir. Kraniyal sinirlerin birçoğu motor sinirlerdir ve polinöropatiler ve kavşak hastalığı ile etkilenebilir.
Çeşitli patolojik olaylarla birlikte bireysel perifer sinirler (Tablo 19.2) seçici olarak kapsanabilir. Duyu kaybı dağılımının değerlendirilmesi bunun yerini belirlemede faydalı olabilir.
DİFERANSİYEL DİYAGNOZİS
Nöroanatomik teşhis konduktan sonra diferansiyel diyagnozis formüle edilmelidir. Dikkate alınan hastalıklar nöroanatomik teşhise uygun belirtiler göstermelidir. Örneğin, bir köpekte nöbetler intervertebral disk hastalığı tarafından oluşturulamaz, zira nöbetler ön beyin hastalıkları ile oluşur. Özel hastalığın tanımı bu bölümün kapsamının dışında kalır.
YARDIMCI TESTLER
İntrakraniyal hastalık
Küçük hayvanlarda lezyonun beyinde olduğundan şüphe edilirse (ön beyin kökü, sere- bellum) bu sahaların bütünlüğünü değerlendirmek için CT (bilgisayarlı tomografi) veya MR (manyetik rezonans) görüntülemeden yararlanılır. Bu teknikler invazif olmamakla birlikte anestezi gerektirir. Kafa kırıkları veya orta kulak (bulla) hastalığında kafa radyografileri faydalı olmakla birlikte sinir sistemi parenkimasını değerlendiremede yetersizidir.
Serobrosspinal sıvı (SSS) analizi öncelikle yangısal hastalıkları belirlemede faydalıdır.
Beyin omirilik sıvısı alınması
Büyük hayvanlarda
Üretim ve fonksiyon: SSS, plazmanın ult- rafiltrasyonu ve aktif sekresyonunun kombinasyonu şeklinde oluşur. Sıvının üretildiği yerler lateral, 3. ve 4. ventriküllerin koroid pleksusları, pia arachnoid ve meningeal kan damarlarıdır.
Sıvı, ventriküler sistemde kaudale doğru akar ve 4. ventrikülde lateral apertusların dışına yayılır. Sonra beyin çevresini ve me- dulla spinalisi dolaşır. Sıvının dolaşımı, spi- nal hareket ve kan damarlarının pulzas- yonunun bir sonucu olarak bölgesel basınç değişiklikleri ile meydana gelir.
Serebrospinal sıvının toplanması: SSS; sisterna magna’dan veya lumbosakral mag- na’dan toplanabilir. Sisterna magna’dan almak için genel anestezi gerekir ve eğer hastanın durumu anesteziye müsait değilse, intrakraniyal basınç artmışsa veya sisterna magna’nın kaudalinde bir lezyondan şüphe ediliyorsa lumbosakral sisternada SSS’nin aspirasyonu tercih edilir.
Lumbosakral punksiyonla SSS toplamak için hayvana hafif bir sedasyon yapılır ve L6 ve S1 vertebralarının eklemi hizasındaki sırt bölgesi şirurjikal olarak hazırlanır. Bunun için ksilazin (0.6-1 mg/kg atlara, 0.02-0.04 mg/kg ruminantlara) kullanılır. Daha düşük dozlar genellikle iv, yüksek dozlar im kullanılır. Spinal iğnenin anatomik yeri L6 ve S1 vertebralarının prosessus spi- no susları kraniyale ve kaudale doğru ve iki tuber sakrale laterale doğru palpe edilerek belirlenir. Deriye lokal anestezi yapılır, ince bir ensizyondan sonra 7-8 inçlik 1-8 gau- gelik spinal iğne ensizyon yerinden batırılır ve ucu lumbosakral sisternayı delene kadar ilerletilir (3.5 inçlik bir iğne küçük rumi- nantlarda, taylarda kullanılabilir). Batma derinliği ortalama olarak atlarda 17.64 cm, ponilerde 8.26 cm ve yetişkin sığırlarda yaklaşık 7.5 cm’dir. İğne sisternaya girince, v. jugularislere parmakla basınç yaparak dolgunlaşması ile SSS’nın iğneden damla tarzında akması sağlanır. V. Jugularisin dolgunluğu ventral vertebral pleksusun büyümesine neden olur, bu da lumbosakral bölgede SSS basıncını artırır.
Sisterna magna punksiyonu için, iğnenin giriş yeri beyin kökü ile servikal m. spinalis arasıdır. Merkezi sinir sistemine hasar tehlikesini en aza indirmek için hayvan anestezi edilmelidir. Sıvıyı toplamak için, atlantaoccipital eklem hizasındaki dorsal boyun bölgesi şirurjikal olarak hazırlanır. Hastanın başı bükük olarak tutulur ve iğne eklemin 1-2 cm kaudalinden batırılır, burada dorsal orta çizgi atlasın kanatlarının kraniyal tarafları arasında kesişir. Bu nokta, genellikle occipitustan 6-9 cm’dir. 8.75 cm’lik spinal bir iğne ile deriye dikey olarak girilir. İğne stileli olarak yavaşça ilerletilir, ortalama batma derinliği atlarda 6.16 cm ve sığırda 5.08’dır. Stile geri çekilir ve sıvının gelip gelmediği kontrol edilir. Stile kuru ve SSS kendiliğinden akmıyorsa, stile tekrar iğneye yerleştirilir ve iğne dikkatli olarak bir başka noktadan denenir. Çoğu büyük hayvanda iğne yaklaşık olarak 5-8.75 cm girer ve SSS elde edilir. İğne ilerletilirken elin tabanı sertçe boyuna dayanmalıdır, bu m. spinalise hasar ihtimalini en aza indirir. SSS’nin iğneden serbestçe akması sağlanır, eğer önceden bir merkezi sinir sistemi kanaması varsa, iatrojenik (dışarıdan) kanamadan ayırt et- mek gerekebilir. İatrojenik kanama, SSS’ya düzgün olmayan şekilde karışma eğilimin- dedir. Merkezi sinir sistemi kanamasından kaynaklanan kan SSS’ya düzgün bir şekilde karışır, fazla miktarda SSS alındıktan sonra bile rengin kırmızılaşmasına neden olur.
Kontrast miyelografi için sisterna magna punksiyonu endikedir. Bir hayvanda (450 kg) yaklaşık olarak 100 ml SSS (sisterna magna’dan) çekilebilir.
SSS toplandıktan hemen sonra hücre sayılmalıdır. Bu hücreler santrifuje edilmeyen sıvıda hemasitometre kullanılarak belirlenir. Örneklerin hazırlanması için santrifüjle veya filtrasyonla hücreler konsantre edilmelidir. Boyamadan önce, kurutma sırasında tuz kristalleşmesi önlenmelidir. Çoğu normal hayvandan alınan SSS’da 6/ml’dan az sayıda lökosit bulunmalıdır. Bazı çalışmalarda >40 /ml olduğu bildirilmektedir.
SSS’da normal olarak protein değeri ru- minantlarda <40 mg/dl, atlarda <100 mg/dl olmalıdır. Taylarda ise yetişkinlerden daha fazladır ve 90-240 mg/dl (ortalama 145 mg/ dl)’dir, fakat iki haftalık olunca yetişkin değerlerine yaklaşır.
SSS toplandıktan sonra renk, bulanıklık ve pıhtı bakımından muayene edilmelidir. Köpüklü SSS, protein seviyeunun 200 mg/ dl’den daha fazla olduğunu; bulanıklık, genellikle hücre sayısının 400/ml’den fazla olduğunu gösterir. Beyaz pıhtılar fib- rinojen olduğuna işaret eder; bu, genellikle prulent menenjitise bağlıdır. SSS’da albumin seviyesinde spesifik artışlar vaskulitis ve protein birikimini gösterir. Bunun tersi, spesifik glo- bulin artışları lokal üretimle ilişkilidir.
Ksantokromia önceki 1-10 günde merkezi sinir sisteminde kanama olduğunu gösterir.
SSSde CPK’de artışı, dejenere hücrelerden nöral CPK formunun salınmasıyla oluşur. Yetişkin atlarda CPK seviyesi 0-8 İÜ, taylarda 6-39 (ortalama 18.1 İÜ)’dur. Merkezi sinir sisteminin yangı, anoksi veya travması SSS’da CPK artışına neden olur. SSS’deki yüksek CPK seviyeleri prognozun kötü olduğu gösterebilir.
Normal SSS’de glikoz seviyesi, kanın yaklaşık %80′i kadardır. Bakteriyel meningitisli hayvanlarda SSS/serum glikoz oranı düşer. Bunun nedeni yangılı merkezi sinir sisteminde lökositler ve bakteriler tarafından glikoz kullanımının artmasıdır.
Küçük hayvanlarda
Genellikle boyundan alınır, büyük ırk köpek ırklarında lumbal subarachonoid bölgeden de alınabilir, fakat bu zaman alıcı ve zordur. Boyundan almak için genel anestezi yapılır, hayvan ya yana ya göğüs üzerine yatırılır, hayvan intubasyonda olmalıdır. Kra- nial boyunun dorsal kısmı traş edilir, şirur- jikal olarak hazırlanır. Baş, omurlara dik açı yapacak şekilde tutulur. Steril bir iğne kullanılır, genellikle 20-22 gauge uygundur. Oc- cipital protuberensten atlasın kraniyal kanatlarına bir hat çekilir. Aseptik olarak, iki hattın kesiştiği yerden iğne batırılır, yavaşça vertebraya doğru kraniyal yönde ilerletilir. Subarachnoid aralığa girince hafif bir direnç kaybı oluşur. Subarachnoid aralık oldukça sığ ve yüzeyseldir, kedilerde yarım inçten daha azdır, bu nedenle stile sıvının gelip gelmediğini kontrol için sık sık geri çekilir. Kemikle karşılaşıldığında subarachnoid aralığa girinceye kadar kraniale veya kaudale doğru hareket ettirilir. Kanla karışık spinal sıvı gelirse, stile tekrar yerleştirilerek, 30-60 sn beklenir ve stile geri çekilir. Sadece kan gelirse, muhtemelen iğne bir vertebral si- nüsta ve orta hattın dışındadır; o zaman yeni bir iğne alınır, hayvana yeniden pozisyon verilir, işlem tekrarlanır. Çoğu vakada, hastanın spinal sıvısı kontamine olmadan ve yeteri kadar toplanabilir. Temiz ve berrak spi- nal sıvı elde edildiğinde bir manometre ile spinal sıvı basıncı ölçülmeye çalışılır; ölçü- lemezse, hemen analiz için örnek alınır. As- pirasyon işlemi, kan karışmasına neden olabilir. Spinal sıvı toplanırken iğne her zaman tutulur, m. spinalise girmesine müsaade edilmez. Örneği topladıktan sonra stile tekrar yerleştirilir ve iğne ile beraber çekilir.
Sıvının yorumu: Önce sıvının rengine ve saydamlığına bakılır. Normal spinal sıvı açık ve renksiz olmaldır. Bulanık sıvı çoğu defa lökosit sayısıdaki artışı gösterir, bulanıklıkta 200/ml’den daha fazla lökosit olması gerekir. Sarı renk, önceki kanama veya protein artışına (150 mg/dl’den fazla) bağlı olabilir. Pembe veya kırmızı spinal sıvı, ya eritrositlerden veya hemoglobinden kaynaklanabilir. Pempe rengin eritrositlerden veya hemoglobinden kaynaklandığını belirlemek için santrifüj yapmak gerekir. Üstte kalan sıvı yine pempe kalırsa, renk hemoglobine bağlıdır. Bu, genellikle sıvı alma sırasında değil de, daha önceden bir kanama meydana geldiğini gösterir. Subarachnoid kanamayı takiben 24 saat içinde eritrosit sayısı pike ulaşır ve 10 gün içinde kaybolur. Hemoglobin 4 günde görülür, 48 saatte pike ulaşır ve 14 günde kaybolur. Bilirubin 9 saatte görülür, 72 saatte pike ulaşır ve 16 günde kaybolur. Renge baktıktan sonra hücreler kontrol edilir. Spi- nal sıvıda, eritrosit ve lökosit için normal sınır 5/ml’dir. Kan karışmasından şüphe edilirse, her 700 eritrosite 1 lökosit ilave edilerek total lökosit sayısı düzeltilir. Genellikle, sisternal sıvıdaki hücre sayısı lumbal sıvıdakinden daha yüksek olduğundan hücre sayımında buna dikkat edilmelidir. Genellikle, 5-10 lökosit/ml bir has- talığı, 10/ml’den fazla lökosit ise kesin patolojik bir durumu ifade eder. 5-50 lökosit /ml hafif, 50-200 lökosit /ml orta, 200’den fazlası şiddetli artışı ifade eder. Normalde spinal sıvıdaki lökositler kandan gelir ve çoğunlukla küçük lökositlerden oluşur. Büyük lenfoid hücrelerin (stimüle edilmiş lenfositler) bulunuşu, spesifik olmayan bir immun uyarılmayı takiben (enfeksiyon, subarachnoid hemoroji, enfarktüs veya neoplazi) meydana gelebilir. Tek çekirdekli fagositler bazı normal hayvanlarda bulunabilir. Aktive edilmiş monositler (his- tiositler) vakuol taşır, diğer monositlerden daha büyük olup sadece hastalık durumlarında görülür. Makrofajlar, basitçe fagosite edici madde taşıyan histiositlerdir. Sıvı trav- matik olarak alınmadıkça polimorf nükleer lökositler normal spinal sıvıda nadiren görülür. Yeni yapılan miyelografi, hemoraji veya enfarktüs, neoplazi (özellikle meningoma) ve akut viral enfeksiyonlarda nötrofil sayısında hafif artışa rastlanır. Önemli artış ise, genellikle sinir sisteminin bir enfeksiyonunu veya immun hastalığını gösterir. Eozinofiller spi- nal sıvıda seyrek görülür. Miyelogramları veya kanamayı takiben, tümörlerde ve idiyo- patik durumlarda nadiren görülürse de eğer varsa, paraziter veya fungal hastalıklara bağlı olabilir.
Tümör hücreleri, tümör subarachnoid aralığa yayılmadıkça, spinal sıvıda görülmezler. En çok lenfoma ve meningomalarda gözlenir.
Her spinal sıvıda protein seviyesi kontrol edilmelidir. Normal olarak, lumbal spinal sıvının protein seviyesi sisternal sıvıdan fazladır. Araştırmacılara göre en faydalı kimyasal değişikliktir. Spinal sıvıdaki proteinin yaklaşık %75’i albumindir, gerisi ise çoğunlukla globulindir. Sadece total protein faydalı ise de, elektroforezis yapılması daha da yararlıdır. Spinal sıvı öncelikle albüminden oluşursa, elektroforetik tablo plazmanınkine benzer. Bu özellik endotel permeabilitenin arttığını gösterir, bu da kan-beyin bariyerinin nonspesifik kesilmesinden veya protein re- zorbsiyonunun bozulmasından kaynaklanabilir. Eğer globulin daha fazla ise, intratekal globulin üretimini gösterir. Herhangi bir yangısal bozukluk böyle bir değişikliğe neden olabilir. Eğer hücre sayısında da artış olursa, o zaman yangısal hastalık meninks- leri etkilememiştir; bu meningoensefalitis- ten daha çok ensefalitisi gösterir. İkisinin (globulinin ve hücre sayısının) birlikte artışı intratekal globulin üretimi ve kan-beyin engelinde hasarı düşündürür.
Spinal sıvıda LDH, CPK ve laktat seviyeleri de merkezi sinir sistemi hastalıklarının göstergesi olarak ölçülür. Sıvıya kan karışmışsa hatalı sonuç çıkar. Dejenerasyonlar, anormallikler, metabolik, toksik ve beslenme bozukluklarının genellikle spinal sıvıya etkisi yoktur; bunlar hücre tipini, sayısını ve kimyasal değerleri değiştirmezler. Neoplazide normal olarak protein artar. Foramen mag- numun yukarısında bir kitle varsa basınç artabilir. Nadiren hücre sayısında artış olur. Sinir sisteminin yangıları genellikle protein artışı kadar hücre sayısı artışına da neden olur. Lökosit tipi yangının tipini yansıtır. Bazı vakalarda, spinal sıvı basıncı hafifçe yükselebilir. Nervöz sistemin enfarktüslerinde genellikle erken dönemde protein artışı olur ve çabuk kaybolur. Önemli hemoraji varsa, eritrosit sıvısı yükselebilir, nekrozda ise lökosit artabilir. Travma vakalarında, eritrosit ve protein artışı vardır. Travma beyine yönelikse, basınç artabilir.
EEG (Elektroensefalografi) ön beyin yapıları ile birlikte oluşan elekrtriksel aktivite kayıtlarıdır. Nöbetler, narkolepsi ve ensefalo- patiler değerlendirilirken faydalı olabilirse de ileri görüntüleme tekniklerine göre spesifik hastalık olayı için sağladığı bilgi azdır.
Elstrameduller kraniyal sinir anormalliğinden şüphe edildiğinde ve anormalliğin yerini değerlendirmek yüz veya baş kaslarının spesifik kraniyal sinirleri ile ilgili olayın yerini belirlemek için elektromiyografi (EMG) kullanılabilir. MR bireysel sinirlerin görüntülenmesinde en iyisidir.
Pre veya post ganglionik lezyonlara bağlı otonom hastalıktan kaynaklanan pupilla anormalliklerinin yerşni belirlemek için bazı örneklerde topikal farmakolojik test uygulanır. Bununla birlikte böyle testler çoğu defa sonuçsuzdur.
|
Medulal spinalis hastalığı
Medulal spinalis lezyonlarını değerlendirmek için çoğu defa radyografi ve miyelografi kullanılır. Radyograflar kemik enfeksiyonu (dis- kospondilitis), travma (kırık, çıkık, yarı-çıkık) ve neoplazi örneklerinde çoğu defa diyag- nostiktir.
|
Yangısal hastalıkları(özellikle meningitis ve miyelitis) dışlamak için SSS değerlendirilmelidir. İdeal olanı, SSS’yı lezyonun kaudalin- den toplamaktır. İleri görüntülemeler ek bilgi vereilir. Zira CT kemik yapılarının şeklini daha iyi tanımlarken MR yumuşak dokular hakkında önemli bilgi verir.
Medulal spinalis hastalığı
Perifer sinirleri, nöromuskuler kavşakları veya kasları kapsayan hastalıklar başlangıçta EMG (sinir iletim hızı) ile değerlendirilir. Bununla birlikte spesifik hastalık etiyolojileri belirlenemeyebilir, zira çeşitli hastalıklardan kaynaklanan son dönem sinir ve kas hastalığı benzer olabilir.
|
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
alman kurdu at baypamun domuzbaşı hastalığı draksin enjeksiyon golden göz hayvan hayvan belgeseli honey bear Inek insan belgeseli kangal Kedi Kediler Keçi kopekler koyun. kulak küpesi kurt kuş köpek köpek serum nasıl verilir küpe küpe no sorgulama küpe sorgulama kısırlaştırma mantar Mastitis muhabbet kuşu pitbull pug rottweiler sibirya kurdu stronghold SİĞİL sımental tavşan TEKNOLOJİ FAKTÖRÜ terrier TR 35 133 9427 tylosin uzay belgeseli veteriner
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
çok teşekkürler tam aradığım buydu.
konunuzdan faydalandım çok sağolun..
Eskiden cahildik yeni öğrendik.