Sindirim Sisteminin Klinik Muayenesi

SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIĞI İLE İLGİLİ KLİNİK BELİRTİLER

Karın dolgunluğu büyümüş veya dolgun bir abdomen genellikle aşırı miktarda gaz, içerik, sıvı veya doku (gebelik). Dolgunluk karında organ büyümesine de bağlı olabilir. Dolgunluk tek veya çift taraflı, simetrik veya asimetrik olabilir. Karnın üst veya alt kısımlarında daha da belirgin olabilir.

Abdominal timpani mide veya bağırsak lumeninde gaz birikmesidir.

Karın dolgunluğuna ve de karın duvarının aynı anda perküsyonu ve oskultasyonu sırasında ping (metalik, çınlama) sesine neden olabilir. Sığırlarda rumen, abo- mazum veya bağırsaklarda aşırı miktarda gaz birikimi, atlarda da büyük kolon timpanisi, köpeklerde de mide dilatasyonu ve volvulusu abdominal timpaninin yaygın bir nedenidir. Pneumoperitoneum yaygın olmayıp genellikle bağırsak yırtılması ile ilgilidir ve laparatomiyi takibeden meydana gelir.

Abdominal ağrı ve kolik gastrointestinal kanalda veya diğer karın organlarında (üreme kanalı, karaciğer ve üriner kanal) ağrının sistemik ve çeşitli davranış belirtileridir.

Karakteristik belirtiler ön bacakların yeri eşelemesi, böğüre bakma, yere uzanma, yuvarlanma, terleme, yerinde duramamadır. Sığırların sırtı ve arka bacaklarla birlikte kanat çökük olabilir, sırtı bükük veya hareketsiz olabilir ve hareket etmeye isteksizdir. Sığırlarda inleme yaygın olarak akut lokalize peritonitisle ilgilidir. İnleme kendiliğinden olabildiği gibi etkilenen bölgenin derin palpasyonu ile ortaya çıkarılabilir. Hayvanın kürek kemikleri arası (cidago) çimdiklenirse peritonitisli sığırlar inleyebilir. İnleme çıplak kulakla duyulabildiği gibi trakea üzerinden oskulte etmek gerekebilir. Pleuritisli veya perikarditisli sığırlarda da inleme duyulabilir. Akut abdominal ağrılı köpeklerde testere tezgahı duruşu veya secde pozisyonu (ön bacaklar yerde ve arka bacaklar yukarı kalkık) görülebilir.

Abdominal gastrointestinal sesler bunlar bağırsaklarda aşırı miktarda sıvı ve gaz ve artan ya da azalan bağırsak motilitesi ile ilgilidir. Bağırsaklarda gaza bağlı dolgunlukta sesler çok yankılanır ve bütün karın üzerinden duyulabilir.

● sağ karın duvarı üzerinde gurultu sesinin frekans, şiddet ve süresinde azalış ileusu veya değişik derecede hipomotiliteyi (çoğu akut intestinal tıkanma vakalarında olduğu gibi) gösterir. İleri ileus vakalarında bağırsak sesleri tamamen yok olabilir.

● atlarda sağ karın duvarı üzerinde gurultu sesinin frekans, şiddet ve süresinde artış da hipermotiliteyi ve intestinal timpaniyi gösterir.

Şırıltı sesleri sürekli veya kesik olabilir ve sıvı dolu bağırsakların varlığında sağ karın duvarı üzerinden duyulabilir (akut enteritiste olduğu gibi).

Sıvı çınlama sesleri sıvı ve gaz dolu hipomotil bağırsakların sağ karın duvarı üzerinden oskultasyo- nunda duyulabilir.

Sıvı çalkantı sesleri bağırsakların sıvı ve gaz ile dolgunluğunda sağ karın duvarı üzerinde aynı anda ballotman ve oskultastasyonla duyulabilir.

● ‘Ping’ veya yüksek perdeli metalik ses sağ veya sol karın duvarı üzerinde aynı anda perküsyon ve os- kultasyonla duyulabilir (bağırsak veya midenin gazla dolu olduğunu gösterir).

Karnın palpasyonunda anormal kitleler karın duvarından anormal kitleler palpe edilebilir. Bunlar abo- mazal ve omazal tıkanma, karaciğer büyümesi, dalak büyümesi, sağ karın duvarının retroperitoneal apseleri olabilir.

Palpasyonda anormal rumen sol fossa paralumbalis duvarından palpasyonla rumen anormal hissedilebilir. Normalden daha sert olabilir; aşırı miktarda gıda, sıvı veya gaz ile dolgun olabilir; karın duvarından palpe edilmeyebilir.

Anormal rumen motilitesi palpasyon veya oskultas- yonla belirlenebilen rumen atonisi veya hipermoilitesi birlikte inspekte edilebilir.

Yem alımı, çiğneme ve yutma anormallikleri

Gıda alamama dudaklar veya ağız mukozası lez- yonları, anormal dişler, dişlerin olmaması veya dilde fonksiyon kaybı ile ilgili olabilir.

Ağrılı çiğneme yavaş çiğneme hareketleri ile karakterize olup anormal veya ağrılı dişlere bağlı ise ağrı ifadesi ve duraklamalara neden olur.

Ağızdan düşürme yeme sırasında çiğnenen veya kısmen çiğnenen gıdanın ağızdan düşürülmesi genellikle diş veya diş eti hastalığına bağlı ağızda ağrıyı gösterir.

Disfaji yutma güçlüğüdür. Ağızda tıkaç, takoz, sık yutma girişimi ve aşırı salya akışı disfajiyi düşündürür.

Anoreksi gıda alımının hiç olmaması.

Asites periton boşluğunda anormal sıvı birikimi olup sıvıyla karnın dolgunluğu ile karakterizedir.

Geğirme mideki gaz veya havanın ağızdan çıkarılmasıdır. Ruminantlarda normal, tek midelilerde anormaldir.

Borborigmi gurultu sesi olup bağırsak peristaltizmi, içeriğin itilmesi ve bağırsaklardaki gaz ile oluşur. Bunlar şiddet, frekans, süre ve perdeleri ile karakterizedir.

Diş gıcırtısı abdominal, toraks, ezofagus veya oral ağrıyı gösterir. Beyin hastalıklarında da meydana gelir.

Sekum gürleme sesi periodik, peristaltik sesler olup artan azalan özellikte sağ fossa paralumbaliste en çok sekum bazisinden duyulur.

Konstipasyon defekasyon sıklığında ve feçes miktarında azalma olup dışkı genellikle normalden daha kurudur. En yaygın neden bağırsak lumeninin fiziksel veya fonksiyonel tıkanmasına bağlı hipomotilite olup dehidrasyon, fever veya ağrının sekonder etkisi olarak şekillenebilir.

Yemliği ısırma ahırda tutulan atlarda edinsel bir alışkanlık olup basmakalıp bir davranış ile karakterizedir. At kesici dişleri ile sert objeleri ısırır, boynunu kaldırıp yukarıya ve geriye doğru sallar ve hava yutar. Kemirme sonucu bazen mide dolgunluğu ve kilo kaybı meydana gelir.

Geviş azalması sığırlarda regurgite olan bolusun dışarı atılması olup geçici bir durumdur.

Köpek oturuşu pozisyonu atın köpek gibi kalçaları üzerine oturmasıdır. Bu duruş kısa sürelerle yapılır ve abdominal ağrının diğer belirtileri de varsa genellikle intestinal kolikle beraberdir.

Diyare defekasyon sıklığında artış vardır ya da dışkıda su konsantrasyonunda artış veya kuru madde içeriğinde azalış söz konusudur. Kalın bağırsaktan geçiş zamanının azaldığı, kalın bağırsak mukozasının absorbsiyon kapasitesinin kaybı veya kalın bağırsak içeriğinde aşırı su biriktiği anlamına gelir. Diyarede bağırsak motilitesi azalmış ya da artmış olabilir.

Salya akıntısı ağızdan salya akıntısı ağrılı oral lezyonları, diş hastalığını, yutma anormalliklerini ya da hipersialozisli salya bezleri bozukluklarını gösterir. Kuduz olma ihtimalini dikkate alarak eldiven giyilmelidir.

Regurgite olan gıdanın düşürülmesi ruminantlarda retikülorumenin kardiası veya ezofagus anormallikleri ile birlikte görülür.

Dişezia defekasyonun zor ve ağrılı olması

Dizanteri ishalle birlikte dışkıda kan bulunmasıdır. Kan dışkı ile karışık aynı tarzda ince veya kalın bağırsakların distal kısımlarındaki hemorajiyi gösterir ve dışkının rengi koyu kırmızıdır.

Ruminasyon yetersizliği regurgitasyon ve egviş getirmede yetersizliktir.

Yellenme mide ve bağırsaklarda aşırı gaz olup anüsten atılması

Sıvı dalgası karnın bir tarafında yapılan perküsyonu takiben aynı anda karşı tarafta karın duvarının dalgalanmasının gözlemesi ve el ile hissedilmesidir. Asiteste olduğu gibi sıvı dalgası periton boşluğunda aşırı miktarda sıvıyı gösterir. Sıvı dolu iç organ durumunda da sıvı dalgası hissedilebilir.

Kedi ve Köpekler

Hastanın eşkali bazı diyagnostik ihtimalleri akla getirebilir. Genç hayvanlarda kusma ve ishale neden olan endoparazitler, diyetle ilgili hatalar ve gastrointestinal yabancı cisimlere yaşlılara göre daha fazla rastlanır. 17 yaşında bir köpekte kusma, ishal ve kilo kaybı şikayeti intestinal kanalda bir tümörü veya renal yetmezlik gibi sistemik bir hastalığı düşündürür. Genç bir köpekte regurgitasyon şikayeti vasküler halka anomalisini düşündürürken yetişkin bir köpekte myastenia gravise bağlı edinsel ezofagal güçsüzlüğü akla getirebilir. Aşırı kilolu yetişkin dişi bir köpekte kusma akut pankreatitise bağlı olabilir. Hastalığa duyarlılıkta ırklara örnekler:

genç Alman çoban köpeklerinde ekzokrin pankreas yetmezliği

Doberman pinscher ve Rottweilerde par- voviral gastroenteritis

Abeyssinian ve Persian kedilerde erken hiperplastik gingivitis başlangıcı

iri, derin göğüslü köpeklerde (Great Dane ve Doberman pinscher gibi) mide dilatas- yonu ve volvulus.

ANEMNEZ

Oral hastalıklı hastada hayvan sahibi nefesin kötü kokmasını, ağızdan salya akmayı, yeme isteksizliğini veya kavrama, çiğneme ve yutmada zorluğu fark edebilir. Regurgitas- yon, disfaji ve pityalizm şikayeti tipik olarak ezofagus bozuklukları ile ilgilidir. Kusma, melena, anoreksi ve abdominal ağrı, mide ve bağırsak bozukluklarını hatırlatan klinik belirtilerdir. Pankreas ve ince bağırsak hastalığına bağlı maldigestif ve malabsorbtif bozukluğu bulunan hayvanlarda tipik belirtiler kilo kaybı ve ince bağırsak ishalidir. Kan dışkı- lama (hematochezia), tenesmus (ıkınma), mu- kuslu dışkı, dychezia (dışkılayamama), kabızlık, dışkı kıvamı bozukluğu veya gaz kolon-rektum hastalığını düşündürür.

Klinisyen sahibinin şikayetlerini hayvanda şahsen gözlemelidir. Örneğin, sahibi hayvanının kustuğunu söyleyebilir, fakat aslında bu bir regurgitasyon olabilir.

Köpeklerde abdominal ağrının bazı göstergeleri

Abdominal ağrılı bir köpek hareket etmeyi reddedebilir ve ‘testere tezgahı’ veya ‘namaz’ duruşu gibi bir pozisyonu (arka kısım yüksekte, baş aşağıda) alır. Ağrı mide dilatasyonu ve volvulusa bağlı ise köpek son derece rahatsızdır, yerinde duramaz, yatar, kalkar, baş ve boynunu uzatır.

FİZİKSEL MUAYENE

Sindirim kanalının ve küçük hayvanlarda karnın bir dizi muayenesi tavsiye edilir. Baştan itibaren arkaya doğru gidilerek muayene edilir. Çoğu kedi ve köpek başın üst kısmına dokunulmasından ve okşanmasından hoşlanır ve bu da hayvanla iletişim kurmak ve onun güvenini kazanmak için zaman sağlar. Perineum ve rektumun muayenesi fiziksel muayenenin sonuna bırakılır, zira çoğu hayvan bu bölgenin manipulasyonuna kızar.

Ağız boşluğu

Ağız boşluğu inspeksiyon, palpasyon ve koklanarak muayene edilir. Hasta hırçınsa veya tutmaya karşı ağrılı ise sedesyon veya genel anestezi gerekebilir. Hayvanda salya akıyorsa koruyucu eldiven giymek tavsiye edilir.

Oral muköz membranlar renk, kapiller tekrar dolum zamanı ve hidrasyon durumu yönünden muayene edilir. Muköz membran- larda ikterus, anemi ve siyanozis ile ilgili sırayla sarı, beyaz ve gri-mavi renk değişiklikleri görülebilir. Bulla, vezikül, erozyon, ülser, diş eti hiperplazisi veya çekilme, peteşi ve anormal kitle gibi bozukluklarla genellikle karşılaşılır.

Üst dudak kaldırılarak dişlerin ve diş eti dokularının bukkal ve labial yüzeyi muayene edilebilir.

Klinik uyarı

Defekasyon işleminin gözlenmesi ve dışkının kaba muayenesi ile ishalin ince veya kalın bağırsaklara bağlı olup olmadığı anlaşılabilir.

Rostralden kaudale doğru mandibular ve maksillar dişler ve yanak dokuları ağzın her iki tarafında muayene edilir. Diş taşları ve bunlarla ilgili gingivitis, periodontitis ve kötü nefes kokusu küçük hayvanlarda yaygındır ve sıkça kanin dişleri ve molarları kapsar.

Mandibula ve maksillanın kapatılması değerlendirilir. Normal kedi ve köpeklerde kapanma özelliği ‘makas kapanması’ olarak bilinir. Bu durumda çene kapanır ve alt kesiciler üst kesicilerin yüzeyinin hemen arkasında yer alır (Şekil 17.1a). Alt kanin diş lateral üst kesici ile üst kanin diş arasına yerleşir (Şekil 17.1b). Alt 3. premolar, üst karşılığının rost- ralinde yer alırken 4. premolar alt 1. molar dişi buk- kal olarak örter. Normalin değişimi kapanmayı engeller:

Sınıf I. Bir veya daha fazla diş hiza dışı olduğunda kapanma normaldir

Sınıf II. Alt premolarlar ve molarlar normal temasın gerisinde veya distalinde ise bra- chygnatizm denir

Sınıf III. Alt premolar ve molarlar normal temasın önünde yer alırsa buna da prog- natizm denir.

Hayvan sakinken ağzı açılabilir. Kedilerin ağzı, baş parmak maksillanın bir yanında ve diğer parmaklar karşı tarafta olmak üzere el baş etrafına konularak açılabilir. Başın geriye doğru uzatılması mandibulanın düşmesini ve ağzın açılmasını sağlar (Şekil 17.2). Bir el burnun üzerine konur ve burnu vertikal pozisyonda kaldırırsa köpekte ağız açılabilir (Şekil 17.3). Bu pozisyonda köpek çenesini daha az kapayabilir. İşaret ve baş parmaklar köpek dişinin hemen gerisindeki interdental boşluğu her iki maksilla yönünde basınç uygulamalıdır. Öbür elin işaret parmağı alt çeneyi indirmek için kullanılabilir veya alternatif olarak baş parmak mandibulanın bir tarafına diğer parmaklar da karşı tarafa yerleştirilebilir (Şekil 17.3).

Ağızda koku olup olmadığına dikkat edilir. Anormal koku aşağıdaki durumları yansıtır:

üremiye bağlı amonyak kokusu

diabetik ketoasidoza bağlı aseton veya tatlı koku

● irinli solunum durumlarına bağlı kötü koku

peridontal hastalık ve gingivitise bağlı kötü koku

Açık ağızla birlikte, yumuşak ve sert damaklar, bademcikler bölgesi ve dişler muayene edilir (Şekil 17.4).

Damak

Sert damak ağzın çatısının çoğunu oluşturur. Kesici dişten son molarlara kadar uzanır. Yarık damak aşağıdakilere neden olabilir:

burundan sütün regurgitasyonu

nazal akıntı

aspirasyon pneumoni

yeni doğan yavrularda gelişememe

Yumuşak damak sert damağın kaudal kenarından epiglottis hizasına kadar uzanır. Yumuşak damağın uzaması solunum güçlüğüne neden olur ve brahisefalik ırklarda yaygın bir problemdir. Yumuşak damağın uzunluğunu değerlendirmek zor olup genel anestezi gerekir. Damak ülser, yarık, fistül ve yabancı cisim yönünden muayene edilmelidir.

Tonsilalar (bademcikler)

Tonsilalar yumuşak damağın oral yüzeyinde palatoglossal arkusun hemen kaudalinde bulunur. Tonsillar kriptlerde yer alırlar ve büyümedikçe fiziksel muayenede görülmezler. Sedasyon veya anestezi ile köpekte ton- silalar kriptlerinden çıkabilir ve yabancı cisim, yangı veya ülserler yönünden muayene edilir.

Dil

Bilinci yerinde kedi ve köpeklerde dil simetri, renk, yabancı cisim veya ülserler yönünden muayene edilmelidir. Özellikle kusma, iştahsızlık veya salivasyon şikayeti olan kedilerde dilin altını muayene etmek önemlidir. Zira tel, iplik veya yün dilin frenulumuna batmış olabilir ve görülmeyebilir.

Hipoglossal sinir (XII. çift sinir) dilin içteki ve dıştaki kaslarını innerve eden motor bir sinirdir. Fonksiyonu, dilin simetrisine bakarak ve dili nazikçe yakalayarak ve çekerek değerlendirilebilir.

Klinik uyarı

Bazı köpeklerde işaret parmağı ile dilin tabanına nazikçe basınç yaparak tonsilalar görülebilir.

Dişler

Ağız açık iken dişlerin bukkal ve lingual (yanağa ve dile bakan) yüzeyleri muayene edilebilir. Yetişkin kedi ve köpeklerle yavrularında diş formülü aşağıdaki gibidir:

Yetişkin köpek

üst: 3I 1C 4P 2M

alt: 3I 1C 4P 3M

Yetişkin kedi:

üst: 3I 1C 3P 1M

alt: 3I 1C 2P 1M

Yavru köpek:

üst: 3I 1C 3M

alt: 3I 1C 3M

Yavru kedi:

Üst: 3I 1C 3M

alt: 3I 1C 2M

Kedi ve köpeklerde süt dişleri kalıcılarla yer değiştirir. Normal olarak kesici ve köpek süt dişleri 3-4 haftalık ve premolar ve molar süt dişleri de 5-6 haftalık iken dökülür. Kalıcı kesiciler 2-5 aylıkken ve kalıcı köpek dişleri 5-6 aylıkken çıkar. Premolarlar ve molarlar sırayla 4-6 ve 5-7 aylıkken görülür. Süt dişleri dökülmezse çıkarılması tavsiye edilir.

Dişler şunlar yönünden muayene edilir:

taş

anormal aşınma

hatalı mine

kötü kapanma

kırıklar ve akıntılar

herhangi bir diş tabanı etrafında kıl

Tükürük bezleri

Zigomatik, parotid, mandibular ve sublin- gual tükürük bezleri yerleri Şekil 17.5’te görülmektedir. Zigomatik bez ventral orbital sahada zigomatik arkusun medialinde yer alır ve kanalı üst ilk molar dişin hemen distalinde ağza açılır. Parotis bezi kulağın vent- raline uzanır ve kanalı üst 4. premolar dişin yakınında ağza açılır. Mandibular tükürük bezi mandibulanın ramusunun kaudalinde yer alır ve parotis bezinin ventraline uzanır ve kanalı ağız boşluğunun tabanında dilin frenulumunun rostral tarafının hemen late- raline açılır. Dil altı tükürük bezi de mandi- bular bezin rostral kısmın yakınına kadar uzanır ve kanalı mandibular kanal ile birlikte seyreder ve dil altı papillanın medial tarafına açılır. Tükürük bezleri fiziksel muayenede genellikle görülmez ve palpe edilmez. Bazen mandibular bezler her mandibula açısının ventromedial kısmında sert ve hareketsiz biçimde palpe edilir. Submandibular lenf düğümleri bu bezlerin hemen altında yer alır.

Tükürük bezleri ile ilgili problemler fiziksel muayenede aşağıdaki gibi belirlenebilir:

palpasyonda ağrı (sialoadenitisle birlikte görülür)

mandibulanın altında şişlik (mukosel veya sialosel), dilin altında şişlik (ranula) veya faringeal boşlukta şişlik.

Ranula, mukosel veya sialoseller tükürük ka- nalında bir yırtılma oluştuğunda tükürük birikimi ile birlikte görülür. En çok dil altı tükürük bezi hastalanır.

Orofaringeal tam muayene için sedasyon ve anestezi gerekir.

Diş abseleri

göz altında bir şişlik üst 4. premolar dişin apsesinin göstergesi olabilir

● tek taraflı burun akıntısı üst köpek dişinin absesine bağlı olabilir.

Klinik uyarı

Kedide dilin alt yüzeyi internandibular dokulara yukarı doğru basınç yaparak görülebilir.

Ezofagus

Normal ezofagus fiziksel muayenede görüle- mez ve palpe edilemez. Şişkinlik görülmesi ezofagusun durumunun bir göstergesi olabilir. Ezofagal hastalıklı hayvanlarda regurgi- tasyon yaygın bir klinik belirtidir. Bazen me- gaezofaguslu bir hayvanda ezofagus sıvı veya gaz ile dolgundur.

Karın

Karın inspeksiyon, palpasyon ve rektal yolla muayene edilir. Oskultasyon, ballotman, ve perküsyon bazen faydalıdır. Yardımcı testler (radyografi, ultrasonografi, abdominosen- tezis, endoskopi, laparoskopi ve deneysel la- parotomiyi kapsayan) klinik muayene bulgularına dayanarak endike olabilir.

İnspeksiyon

Karın çevresi görsel olarak muayene edilerek artış ve azalışa ve simetrik olup olmadığına dikkat edilir. Karnın büyümesi şu durumlarda meydana gelebilir:

ileri gebelik

mide dilatasyonu

volvulus sendromu

● karaciğer, dalak veya diğer karın organlarının büyük tümörleri

asites

Karnın küçülüşü de şunlara bağlı olabilir:

açlığa bağlı uzun süreli beslenememe

● kronik malabsorbsiyon sendromu

● diğer kronik hastalık durumları

Perineum özellikle anüs ve onun mukoku- tanöz birleşme yeri vezikül, ülser, fistül, kitle ve fekal bulaşma veya diğer anormallikler yönünden muayene edilir. Perineal fistüller (anal furunkulozis) perianal dokularda ülserleşen sinüs kanalları olarak görülür (Şekil 17.6). Ağrı ve sık olarak kötü koku vardır. İrinli akıntı görülebilir. Perianal fistüller Alman çoban köpeği, İrlanda Seteri ve Cocker Spaniel ırklarında diğerlerine göre daha yaygındır. Kuyruk kaldırılarak yapılan perineal muayenede hayvan çok rahatsız olursa bu bölgenin tam muayenesi endikedir ve sedas- yon gerekebilir. Pelvik diyaframanın kaslarının zayıflığına bağlı perineal bir fıtık rektal, abdominal (idrar kesesi, prostat bezi, bağırsak) veya pelvik kısım içerebilir. Anüsün yanında yumuşak şişkin bir doku şeklinde görülür (Şekil 17.7). Rektal prolapsus ve in- vaginasyon yaygın değildir. Bunlar anüsten değişik uzunlukta çıkan tüp benzeri kitle şeklinde görülür.

Palpasyon

Karnın palpasyonu küçük hayvanlarda di- yagnozda faydalıdır. Altındaki kısımların kıvamını belirlemek amacıyla parmaklarla hafifçe basınç yaparak uygulanır. Abdominal ağrılı bir sahanın yerini belirlemek için çoğu defa derin palpasyon gerekir. Karnın palpas- yonunun amacı normal olarak bütün palpe edilebilen yapıları ve anormallikleri belirlemektir. Karnın palpasyonunda becerili olmak için ön şart anatomi ve organlar hakkında bilgili olmaktır. Karın radyografisi organların yerini görüntülemede faydalıdır. Daha iyi tanımlamak için karın hayali çizgilerle ön (kraniyal), orta ve arkaya (kau- dal) ve sonra da bunlar dorsal ve ventral olmak üzere alt bölümlere ayrılır (Şekil 17.8).

Kedi ve köpeklerde karnın palpasyonu

● çoğu kedi ve köpekte ince bağırsak kıvrımları, kalın bağırsaklar ve idrar kesesi kolayca hissedilir

● kedilerde her iki böbrek hissedilebilir

● kedi ve köpeklerde karaciğer, mide, dalak ve pankreas genellikle hissedilmez.

Kraniyal abdomen

Karnın kraniyal bölümünde karaciğer, mide ve kraniyal duodenal fleksura ve inen duodenumun ilk üçte biri, transversal kolon ve pankreas yer alır. Dalak bu bölgede değişik oranda bulunur.

Karaciğer

Karaciğer üç büyük bölüm ve altı lobtan oluşur.

sol lateral ve medial loblar sol bölümü oluşturur ve karaciğer kitlesinin yaklaşık %40’ına katkıda bulunur

● dört köşeli ve sağ medial loblar sentral bölüm olarak dikkate alınır ve karaciğer kitlesinin yaklaşık %30’una katkıda bulunur.

● sağ bölüm sağ lateral ve kaudal loblardan oluşur ve karaciğer kitlesinin yaklaşık %30’ unu sağlar.

Çoğu kedi ve köpekte göğüs duvarı nedeniyle karaciğer palpe edilemez (Şekil 17.8, 17.9a ve b). Karaciğer, kostal kemerin oldukça gerisine kadar uzandığında karnın krani- yali bir elle her iki yandan kostal kemerin hemen gerisinde ve kostaların altında parmak uçları ile nazik bir şekilde bastırarak palpe edilebilir. Normalse kenarlar sert ve düz olmalıdır. Yeni doğanlarda karaciğer karın boşluğunun büyük bir kısmını işgal eder ve genellikle palpe edilebilir. Karaciğer büyümesinin birçok nedeni vardır:

● hepatik venlerden akışı bozan akut ve kronik hastalıklar

● ekstrameduller (kemik iliği dışı) hemato- poezis

● retiküloendotelial sistemin hiperplazisi

● karaciğer yağlanması, lenfositik/plazmasi- tik hepatitis veya neoplazi gibi infiltratif bozukluklar

Karaciğer büyüdüğünde kostal kemerin ötesine geçer ve kraniyal abdomenin sağ ve sol kısımlarında kostal kemerin hemen kauda- linde palpe edilebilir (Şekil 17.10a, b). Büyümüş bir karaciğerin kenarları çoğu defa yuvarlak ve kalındır. Asimetrik büyüyen bir karaciğerde değişik büyüklükte nodüller pal- pe edilebilir.

Mide

Köpeklerde midenin fundusu orta hattın soluna uzanırken ana kısım orta hattadır ve pilorus orta hattın sağına uzanır. Karaciğer ve ince bağırsaklar boş mideyi karın tabanından ayırır. Orta derecede dolu olduğunda mide sola uzanır, karaciğerin kaudalinde di- yaframaya değer fakat ventral karın duvarına ulaşmaz. Kedilerde midenin tümü orta hattın solundadır. Yetişkin kedi ve köpeklerde boş mide normal olarak palpe edilemez zira karaciğerin kaudalinde kostal kemerin içinde, 9. torasik ve ilk lumbal vertabtra arasında kalır (Şekil 17.8, 17.9a, b). Henüz yemeğini yiyen köpek yavrularında palpe edilebilir. Dolu olduğunda midenin büyük kruvaturu sol kos- tal kemerin ötesine sarkar ve bağırsakları kaudale doğru iter. Mide bazen dar göğüslü köpeklerde fazla miktarda yemeği takiben ya da daha çok mide dilatasyon ve torsiyonlu hastalarda önemli miktarda hava ile dolu olduğunda palpe edilebilir.

Pankreas

Bir gövde ile sağ ve sol loblardan oluşan pankreas anatomik olarak mide, karaciğer ve duodenum ile birliktedir. Gövde piloroduode- nal kavşakta bulunur ve sağ lob inen duode- numa yakın seyrederken sol lob da midenin daha büyük kruvaturu boyunca uzanır ve orada karaciğere, transversal kolona ve bazen sol böbreğe ve dalağa temas eder.

Dalak

Dalak vücutta en büyük retiküloendotelial tek organ olup karnın sol kraniyal kısmında bulunur (Şekil 17.8). Midenin büyük kruva- turuna gevşek biçimde bağlıdır (gastrosple- nik ligamentle) ve mide volümü ile yeri değişir. Normal hayvanlarda palpe edilemez. Tio- barbütratlarla anestezi edilen köpeklerde geçici olarak büyüdüğünde palpe edilebilir. Dalak büyümesi aşağıdaki gibi olabilir:

● kitleye bağlı fokal (nodüler hiperplazi, neo- plazi, hematom, abse)

● yangısal veya neoplastik hücrelerle infilt- rasyon ya da konjesyona bağlı diffuz

Dalağı etkileyen en yaygın neoplazm he- mangiosarkom olup Alman çoban köpeklerinin ırk riski vardır. Jeneralize dalak büyümesinde dalak karnın kraniyoventral bölgesinde sol kostal kemerin kaudalinde geriye doğru uzanan sert, yarı katı kitle şeklinde palpe edilebilir. Karnın kraniyalinde bazen karaciğeri dalaktan ayırt etmek zordur.

Pankreasın palpasyonu

● normal hayvanda palpe edilemez

● hastalıklı durumda bazen palpe edilebilir. Özellikle akut pankreatitisi takiben pankreasta kitle olduğunda (flegmon, abse, psödokist, tümör) palpe edilebilir.

Dalak büyüdüğünde, orta hatta ve kaudal karnın kaudaline bile uzanır (Şekil 17.10a, b). Dalağın boy, şekil ve pozisyonundaki değişiklik bağırsaklar gibi diğer karın organlarının karakteristik deplasmanına neden olabilir. Bunun yönü ve derecesi dalağın ne kadar büyüdüğüne bağlıdır.

Klinik uyarı

Kedide dilin alt yüzeyi intermandibular dokulara yukarı doğru basınç yaparak görülebilir.

Kedilerde dalak büyümesi köpeklerdekinden farklı olup büyümüş organ tamamen sol böğür boyunca uzanabilir (karnı çapraz olarak uzanmaktan daha çok) (Şekil 17.11).

Bağırsaklar

Duodenum ince bağırsakların en kısa ve en proksimal kısmı olup büyük bölümü orta hattın sağında yer alır. Mide ile birlikte safra ve penkreas kanalları buraya açılır. Duode- num ince bağırsakların en sabit kısmıdır. Pelvis girişine yakın mediale dönerek fleksura yapar ve sonra kolon ve sol böbreğin medial kısımları boyunca kraniyal olarak uzanır. Bu noktada ventral olarak dibe inerek ince bağırsakların en büyük kısmı olan jejenum olarak devam eder. İnce bağırsak kıvrımları normal kedi ve köpeklerde palpe edilebilir (Şekil 17.8, 17.9a, b).

Transversal kolon midenin daha büyük kruvaturası ile temas halinde uzanır ve orta hattı sağdan sola geçer.

Klinik uyarı

Transversal kolon dışkı ve gazla dolgun olduğunda palpe edilebilir.

Orta abdomen

Orta karın 5. lumbar vertebradan başlar ve pankreasla ilgili kısmı ile birlikte inen duo- denumun orta üçte birini, jejenumu ve ileu- mu kapsar. Jejenum, ince bağırsakların en uzun kısmı olup orta karnın çoğunu işgal eden sekiz bağırsak kıvrımından oluşur ve omentumla kaplıdır (Şekil 17. 8, 17.9a, b). İleumun sağ tarafında ince bağırsakların en kısa kısmı, sağ lumbar bölgede yer alır ve ileosekokolik kavşakta kolonun proksimali ile temas halindedir. Kolon kısa segmenti ile başlar ve buna asendens (çıkan) kolon denir. Kalın bağırsakların en kraniyalindeki trans- versal kolonla kolon desendense (inen kolon) bağlanır. Transversal kolon mezenteryumun kökünü çevreler ve kraniyale geçer.

Bağırsaklar yabancı cisimler, tümörler ve granülomalar gibi kitleler yönünden palpe edilir. Yangı ve neoplastik infiltrasyon bağırsakların kalınlaşmasına ve palpasyonda daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Gastrointestinal kanalın bir kısmının komşu segmentin lumeni içine girmesine invaginas- yon veya prolaps olması denir. Bu da sert, tubuler, silindirik veya sosis şeklinde palpe edilebilir. Küçük hayvanlarda invaginasyon- lar karın ağrısına neden olur ve genellikle kraniyal veya orta karın bölgelerinde palpe edilir (Şekil 17.12). Ağrı olabilir veya olmayabilir. Sekum normal olarak palpe edilmese de dışkı ile tıkandığında mümkündür (Şekil 17.13). Kolon asendens ve kolon desendensin proksimal kısmı dışkı ile dolu iken çoğu defa tüp benzeri bir yapı olarak palpe edilebilir. Çoğu kalın bağırsak hastalıklı vakalarda karnın palpasyonu normaldir. Kolonun dışkı, yabancı madde, neoplazmalar ve invaginas- yonla dolgunluğu palpe edilebilir.

Mezenterik lenf düğümleri, orta karında mezenteryum içinde damarlar boyunca yer alır ve büyümedikçe palpe edilemezler. Lenfa- denopati yangı, enfeksiyon veya neoplaziye bağlı olabilir.

Yangısal bağırsak hastalığı ile birlikte bazen mezenterik lenfadenopati meydana gelir. Kaudal orta karında mezenterik lenf düğümlerinin neoplazisi orta büyüklükte bir kitle olarak tanınabilir.

Kaudal abdomen

Bu bölge kolon desendensin distali, rektumu, ince bağırsak kısımları ve eksternal iliak lenf düğümlerini kapsar. Kolon ince bağırsağın uzunluğunun yaklaşık beşte biri kadardır. Rektum desendens kolonun son kısmı olup pelvik kanalda bulunup dışkı, sıvı veya gaz ile dolu olduğunda ya da yangısal veya infiltratif hastalıkta palpe edilebilir.

Eksternal iliak lenf düğümleri 5. ve 6. lum- bar vertebra altında yer alır ve normal kedi ve köpeklerde palpe edilemezler.

Karnın palpasyonu

Palpasyon tekniği

Sakin ve obez olmayan hastalarda palpas- yon en iyi şekilde yapılır. Kaymayan yüzeyli masada hayvan ayakta iken muayene yapılmalıdır. İri ırk köpekler ise yerde iken en iyi şekilde muayene edilir.

İki elle muayene yapmak için:

● hayvanın bir yanında durulur ve bir el karnın bir yanına konur

● her iki elin parmak uçlarını kullanarak başka bir organa dokununcaya kadar me- diale doğru nazikçe basınç yapılır

● eller ventrale kaydırılır, parmak uçları arasında kaydırarak çeşitli iç organlar hissedilmeye çalışılır.

Muayenenin başlangıcında çoğu hayvan gergindir ve karın kaslarının tonusu fazla olup palpasyonu engeller. Bunun üstesinden gelmek için karın duvarının tonusu gevşeyinceye ve altındaki organlar belirleninceye kadar nazik fakat sürekli basınç yapılır. Tüm karın sistematik olarak palpe edilir. Ventral kısım palpe edildiğinde karın duvarının çift katı çoğu defa kordon benzeri bir yapı olarak hissedilebilir. Bu, normal bir bulgudur. İyi kaslı, obez ve heyecanlı hayvanlarda ya da karın ağrılı vakalarda karnın palpasyonu çoğu defa zor olabilir.

Kedilerde palpasyonu daha kolaydır, zira karın duvarı daha az gergin ve böbrekler dahil iç organlar kolayca palpe edilebilir. Bir el tekniği tavsiye edilir (Şekil 17.14 a, b). Zap- tırapt için sol el, başparmağı femura karşı basınç yaparak sol arka bacağın üst kısmını kuşatmak için kullanılabilir. Bu işlem sağ eli muayene için serbest bırakır. Alternatif bir metot sol eli kedinin sırtına koymaktır. Pal- pasyon için sağ elin baş parmağı vücudun bir yanına ve dört parmak öbür yanına konur. Parmaklar baş parmakla karşılaşana kadar karına nazik basınç yapar. El ventrale doğru kaydırılır. İç yapılar baş parmakla diğer parmaklar arasında kaydırılarak hissedilmeye çalışılır.

Pozisyonal palpasyon

Bazı vakalarda, ön bacakları kaldırarak veya hayvanı sağ veya sol tarafına ya da sırt üstü yatırarak yer çekimi etkisiyle iç organlar hareket ettirilebilir ve palpas- yonda yardımcı olunabilir. Küçük kedi ve köpeklerde ön bacakları kaldırmak için bir el kullanılır. Diğeri de palpasyon yapar. Dalak ve ince bağırsaklar kaudale doğru yüzer ve daha sonra karaciğer, mide, böbrekler ve pankreas bölgesi gelir. Dalak karaciğerden ayırt edilebilir. Pankreas spesifik olarak palpe edilemese de loka- lize ağrı veya kitlelerle pankreas hastalığı belirlenebilir. Sağa yatırıldığında

● sol böbrek

● karaciğerin sol lateral lobu

● dalağın dorsal parçası palpe edilebilir

Sol tarafına yatırıldığında sol böbrek ve pankreas bölge daha iyi değerlendirilebilir. Sırt üstü yatırıldığında karaciğerin ventral ve lateral yüzeyleri dalağın gövdesi ve ventral ekstremitesi ve böbrekler palpe edilebilir.

Palpasyonda belirlenen anormallikler

Karnın palpasyonunda belirlenen yaygın anormallikler şunlardır:

● tümörlerin varlığı

● karaciğer ve dalak gibi karın organlarının ve viseral yapıların büyümesi

● ağrı

Küçük hayvanlarda karın ağrısı karın kaslarının gerginliğinin artması, sırtın bükülmesi, bağırma ve etkilenen bölge palpe edildiğinde muayene edeni ısırma girişimi ile karakterizedir.

Karın ağrısı

● kraniyal abdomende ağrı gastrik, pankreatik, hepatik veya splenik kaynaklı olabilir

● orta karında ağrı ince bağırsak kaynaklı olabilir

● kaudal abdomende kolon kaynaklı olabilir.

Klinik uyarı

Periton boşluğunda sıvı bulunuşu abdominal yapıların boyu, şekli ve texturunü değerlendirmeyi zorlaştırır.

Abdominal visera ve organların normal konumundan deplase olması da palpasyonla belirlenebilir. Örneğin, mide dilatasyonu ve volvulus sendromunda mide sağ ön ve orta abdominal bölgelere deplase olabilir.

Periton sıvısını belirlemede palpasyon en hassas metot olmamakla birlikte abdominal yapıların serozal yüzeyleri muayene edenin parmaklarından uzağa kaydığında biraz şüphe edilir.

Karnın oskultasyonu, ballotmanı ve perküsyonu

Oskultasyon

Küçük hayvanlarda sindirim kanalının muayenesinde oskultasyon rutin olarak kullanılmasa bağırsak hareketlerini değerlendirmede faydalıdır. Bağırsak sesleri sıvı ve hava hareketi ile oluşur; hava ile mide seslerinin ve sıvı ile de ince bağırsak seslerinin şiddeti artar. Çoğu normal karın sesleri mideden kaynaklanır ve kraniyal ve orta karın bölgelerine konan steteskopun diyaframası ile en iyi şekilde duyulur. İnce ve kalın bağırsak seslerinin süresi çok kısadır. Normal hayvanda seslerin sıklığı sindirim siklusunun fazına bağlıdır. Bağırsak sesleri aşağı- daki durumlarda azalır veya yok olabilir:

● ileus (bağırsak hareketinin tamamen yok olması)

● kronik bağırsak dolgunluğu veya kronik enteritise bağlı hipomotilite

● jeneralize peritonitis

Bağırsak hareketleri artınca bağırsak sesleri de artar. Bağırsak tıkanması ve bağırsaklarda sıvı biriktiğinde ve akut enteritise bağlı hi- persegmentasyonla sesler duyulabilir.

Önce oskultasyon daha sonra perküsyon ve palpasyon yapılmalıdır. Çünkü perküsyon ve palpasyon bağırsak seslerinin frekansını değiştirebilir.

Ballotman (Sıvı içindeki bir cismin, aniden ileriye doğru itilişini takiben tekrar eski yerine dönüşü)

Ballotman periton sıvısını belirlemede en değerli metottur. Bir elin parmak uçları ile karnın bir tarafından hafifçe vururken diğer el karşı tarafta nazikçe tutulur. Büyük miktarda sıvı varsa sıvı hareketi hissedilir (sıvı dalgası karşıdaki el ile hissedilebilir, Şekil 17. 16). Bazı vakalarda ballotmandan sonra karın duvarında dalgalanma görülebilir. Az miktarda sıvı dikkat çekmeyebilir. Sıvı dolu bir karında bir organ veya bir kitleyi belirlemek için bir el açık ve sert olarak hayvanın bir tarafına yaslanır. Diğer el parmak uçları ile doğrudan şüphe edilen yapıya doğru kısa bir dürtme hareketi yapar (Şekil 17.16).

Ballotman aşağıdakileri belirlemede de kullanılabilir:

● gebe uterus

● iri karın tümörleri

● köpekte mide dilatasyonu ve volvulus

Mide dilatasyonu ve volvulusunda mide ballote olabilir ve karnın sağ kraniyal bölgesinde karakteristik yüksek perdeli timpanik sesle birlikte hava dolu dansite olarak oskul- te edilebilir. Bağırsakta aşırı sıvı ve gaz, bal- lotman ve oskultasyonda çalkantı sesleri verir.

Perküsyon

Gastrointestinal kanalın muayenesinde os- kultasyon ve ballotman gibi perküsyonun da bizzat değeri sınırlıdır. Bununla birlikte os- kultasyon, palpasyon ve ballotmanla birlikte gastrointestinal yapılar hakkında bilgi sağlar. Perküsyon, altta yer alan dokuları hareket ettirerek kısa, keskin vuruşlarla duyulabilen seslere ve palpe edilebilen titreşimlere neden olur. Perküsyon, altta yer alan dokuların fiziksel durumunu belirlemeye yardımcı olabilir. Normal ve anormal durumlarda oluşan sesler farklı olabilir.

● rezonans (timpanik veya davul benzeri) sesler akciğerler veya abdominal visera gibi gaz dolu yapıları gösterir

● mat sesler katı doku veya sıvı dolu boşlukları gösterir

Küçük hayvanlarda el, tavsiye edilen tekniği kullanarak bir pleksimetre gibi rol oynar:

1. Sol elin orta parmağı tam uzatılır. Onun distal interfaringeal eklemi perküte edilecek yüzeye konur

2. Elin başka bir kısmı pleksimetre parmağına temas etmemelidir, zira titreşimleri engeller

3. Sağ orta parmağı pleksor gibi kullanarak pleksimetre parmağa distal interfaringeal eklemde veya distal interfaringeal eklemle parmak tırnağı arasına keskin fakat gevşek bilek hareketi ile vurulur–bu eklemin kemiklerinden perküte edilen alttaki organa titreşimler geçer

4. Vibrasyonları engellenmesinden kaçınmak için çarpan parmak hemen geri çekilir

5. Aynı yerde perküsyon iki defa yapılır

6. Timpani ve matlığın dağılımını değerlendirmek için karnın bütün bölümleri perküte edilir.

Periton boşluğunun perküsyon ve oskul- tasyonu

● periton boşluğunda serbest sıvı ventrale çöker ve mat seslere neden olur

● gaz dolu bağırsak lopları dorsalde yüzer  ve timpanik seslere neden olur

Rektal muayene

Parmakla rektal muayene, küçük hayvanlarda sindirim kanalının en kaudal kısmının muayenesinde önemlidir. Pelvis boşluğunda aşağıdakiler palpe edilebilir:

● rektum

● kolon desendens

● uretra

● anal keseler

● prostat bezi (erkek köpekte)

Bu işlem sırasında muayene için dışkı örneği de elde edilebilir. Çoğu hayvan rektal muayeneden rahatsız olduğundan bunu fiziksel muayenenin sonuna bırakmak iyi olur. Hırçın ya da perianal fistül veya anal kese abseli çoğu kedi ve köpekte gereği gibi rektal muayene için sedasyon gerekir.

İşlemden önce köpeklere yürüme ve defe- kasyon fırsatı verilmelidir. İşlem sırasında hayvan ayakta durmalı ve uygun bir şekilde zaptırapta alınmalıdır.

Muayene eldiveni giyilir. İşaret parmağı jel ile kayganlaştırılır, kuyruk hafifçe kaldırılır ve rektuma nazikçe sokulur. Bu sırada aşırı ağrı ortaya çıkarsa sedasyon tavsiye edilir.

Klinik uyarı

Parmak sokulduğunda hemen anal sfinkterin tonusu değerlendirilir – normal anal sfinkter kasılır – sfinkter gevşeyene kadar ilerletilmez

Parmak nazik ve döndürerek sokulur. Parmak anal sfinkteri geçince gevşer ve ağrısız manipulasyonlar tolere edilir. Rektumda dışkı varsa analiz için örnek alınır.

Parmak yavaş olarak kraniyale doğru ilerletilirken direnç ve ağrı dikkati çekmez. Eğer hayvan huzursuzsa, intraabdominal basınçla parmak geriye doğru itilirse muayene geçici olarak durdurulmalıdır. Parmak tamamen sokulduğunda rektum etrafında anuse doğru kaudal olarak 360 derecelik palpasyon yapılır. Rektumun duvarı düz olmalı veya düzensizlikler olmamalıdır Palpasyonda belirlenebilen anormallikler şunladır:

● polipler

● tümörler

● yabancı cisimler

● divertikulum

● daralmalar

● rektum duvarının sertleşmesi

Kolitis, neoplazi veya prostatitiste (erkek köpekler) ağrı gösterebilir. Rektumun anüsün bir veya iki tarafına bir kese benzeri oluşuma neden olan perineal fıtkı kolayca palpe edilebilir. Eksternal iliak lenf yumruları (bunlara yaygın olarak sublumbal lenf düğümleri denir) büyümedikçe normal olarak palpe edilmez (Şekil 17.17). Rektumun dorsal duvarında bazen rektal arterde nabız hissedilebilir. Rektumun ventral tabanında da uret- ra palpe edilebilir.

Erkek köpeklerde rektal muayene sırasında prostat bezinin dorsal kısmı palpe edilebilir. Pubisin hemen önünde simetrik iki loblu bir yapı olmalıdır.

Anal keseler

Anal kesesi hasta olan hayvanların anem- nezinde sürtünme, birden kaçma veya peri- neumunu yere, halıya sürtme veya perineum bölgesini yalama ve ısırma, kuyruk kovalama, ani koşma veya kötü koku yer alır.

Anal keselerin boşaltılması

Keseleri içten boşaltmak için sağ elin işaret parmağı içten bez üzerine ve sağ elin baş parmağı da dıştan bez üzerine konur. Sekresyonlar duktu- sun açıldığı yere doğru dorsomedial olarak nazik biçimde sağılabilir ve elde edilen materyal toplanır.

Rektal muayenenin sonunda anal keseler palpe edilir. Bunlar anüsün iki tarafında in- ternal ve eksternal anal sfinkterler arasında ventrolateral olarak ve yaklaşık saat 4 ve 8 pozisyonlarında yer alır (Şekil 17.17). Açılan kanalları anüsün hemen içinde bulunur. Anal keselerin büyüklüğü değişir (çoğu kedi ve köpekte nohut büyüklüğünde olup bazı köpeklerde 15 mm çapına ulaşabilir). Anal keselerin iç yüzleri ve onların ek duktusları katlı skuamöz epitelyumdan ibarettir. Anal keselerin ve duktusların altında çok sayıda apok- rin ve sebasöz bez yer alır ve bu bezlerin salgısı keselerde toplanır. Normal anal kese materyalinde bu glanduler sekresyonlar, dökülen epitelyum ve bakteriler bulunur. Sek- resyonun rengi açık griden kahverengine ve kıvamı da granüler veya macun benzeri bir maddeye kadar değişir. Kolesterolün bakteriyel fermentasyonu ile bütirik asit, indol ve skatole dönüşmesiyle kötü bir kokusu vardır. Defekayon sırasında anal keseler genellikle boştur.

Anal kese hastalığı köpeklerde yaygınken kedilerde değildir. Sekresyon karakterinde bir değişiklik duktusların tıkanması, fermen- tasyonu, yangısı ve sonradan anal kesenin enfeksiyonuna neden olabilir.

Nörolojik muayene

Aşağıdaki durumlarda nörolojik muayene en- dikedir:

● konstipasyonlu veya normal defekasyon yapamayan hayvanlarda

● rektal muayenede anal sfinkteri zayıf görünen hayvanlarda

Perineal duyarlılık perineal refleksle değerlendirilebilir. Bir forsepsle perineumun hafifçe uyarılmasıyla perineal refleks oluşur. Nor- mal bir cevap anal sfinkter kasının kasılması ve kuyruğun fleksiyonudur. Benzer bir cevap penisin veya vulvanın sıkılması ile elde edilebilir (bulbokavernöz refleks). Pudental sinir ve medulla spinalisin segmentleri (S1, S2, bazen S3) ile perineumun duyusal inervas- yonu; pudental sinir tarafından da motor in- nervasyonu yapılırken kuyruğun fleksiyonu da kaudal sinirler tarafından sağlanır. Pe- rineal refleks, sakral medulla spinalis seg- mentlerinin ve sakral sinir köklerinin fonksiyonunun doğruluğunu gösterir. Bu refleksin depresyonu veya olmaması sakral medulla spinalis lezyonunu veya pudental sinir lezyo- nunu gösterir.

Yardımcı test

Klinik patoloji

Hematoloji ve serum kimyası

Hemogramdaki değişiklikler yangısal ve enfeksiyöz bozuklukların teşhisinde yardımcı olabilir. Biyokimyasal profil karaciğer fonksiyonu, hepatoselüler hasar, kolestazis hakkında bilgi sağlar. Protein kayıplı enteropa- tide albümin ve globulin seviyeleri düşer.

Spesifik gastrointestinal hastalıkların teşhisi için günümüzde birkaç test kullanılmaktadır:

● karaciğer fonksiyonunu değerlendirmek için serum safra asitleri yaygın olarak kullanılmaktadır

● serum tripsin benzeri immunoreaktivite (TLI) ekzokrin pankreas yetmezliğinin teşhisi için sensitif ve spesifik bir testtir

● D-ksiloz absorbsiyon testi bağırsak ab- sorbsiyonunu değerlendirmek için tavsiye edilir

● monosakkarit veya disakkarit malabsorb- siyonu, ince bağırsakların bakteriyel kolonizasyonu ve geçiş zamanını değerlendirmek için hidrojen solunum testleri kullanılırdı

● protein kayıplı enteropatiyi ortaya koymak için intravenöz 51Cr-etiketli albumin kullanılır

Dışkı

Gastrointestinal hastalık belirtisi gösteren her hastada dışkı muayenesi rutin yapılmalıdır. Dışkı örneği rektal muayene sırasında alınabilir. Kan, mukus ve yabancı madde yönünden muayene edilmelidir. Yangısal hücreler veya enfeksiyöz etkenler (parazitler, bakteri ve viruslar) için laboratuar değerlendirme yapılır.

Medikal görüntüleme

Küçük hayvanlarda gastrointestinal kanalın muayenesinde radyografi rutin olarak kullanılır. Toraksın radyografları aşağıdaki durumlarda endikedir:

● megaezofagus

● aspirasyon pnömoni

● metastazik hastalık

Karnın radyografisi de aşağıdaki durumların teşhisinde yardımcı olabilir:

● kitleler

● radio-opak yabancı cisimler

● mide dilatasyonu-volvulus

● karaciğer büyümesi

● peritonitis

Genel olarak, kolonun radyografisi az bilgi sağlar.

Yabancı cisimler, kitleler, daralmalar, gast- rointestinal duvar infiltrasyonu, mukoza ülseri, motilite problemleri ve neoplastik veya ülseratif hastalığı düşündüren dolum defekt- lerini belirlemede kontrast radyografi önemlidir.

Klinik uyarı

Kedi ve köpeklerde ishalin önemli bir nedeni giardiasistir. Giardia kistlerini belirlemede dışkının çinko sülfat santrifüj-flotasyonu tavsiye edilir.

Mural kitleler, ekstramural kolon kompresyonu, invaginasyonlar, daralmalar, yangısal bağırsak hastalığı ile birlikte şiddetli mukozal düzensizlikler baryum enema ile belirlenebilir.

Portosistemik şantları değerlendirmek için

abdominal ultrason faydalıdır, zira karaciğerin büyüklüğü, kıvamı ve damarları değerlendirilebilir. Bağırsak kalınlaşması, bağırsak lumen içerikleri, peristaltik fonksiyon, invagi- nasyon ve neoplazi teşhisinde de faydalıdır (Şekil 17.18). İnvaginasyonu (bağırsağın içinde diğerini) gerçekten gösterebilir (Şekil 17. 18). Fluoroskopi ezofagusun motilite bozukluklarını değerlendirmede faydalıdır.

Endoskopi ve proktoskopi

Ezofagus, mide, proksimal duodenum ve kolon endoskopisi gastrointestinal hastalıkların teşhis ve tedavisinde devrim yaratmıştır.

Proktoskopi rektum ve distal kolonu değerlendirmek için kullanılır. Ezofagus, mide, duodenum ve kolonun luminal yüzeylerinin endoskopik muayenesi yabancı cisimlerin belirlenmesi ve çıkarılması, bazı parazitlerin belirlenmesi ile birlikte yangı, ülser ve şüpheli neoplazi bölgelerinin belirlenmesi ve biyopsisinde yardımcıdır.

Klinik uyarı

Yangısal mide veya bağırsak hastalığı ile birlikte mukozanın endoskopik görüntüsü normal olabilir fakat her zaman çoklu biyopsi örnekleri alınmalıdır.

Laparoskopi ve laparotomi

Aşağıdaki durumlarda laparoskopi ve lapa- rotomi endikedir:

● bağırsak kanalının tam kalınlık biyopsileri gerektiğinde

● bilier sistemin açıklık ve kültür muayenesi gerektiğinde

● kusan hastaların muayenesi için endoskop yoksa

Fiziksel muayenede bulgular (splenik kitle gibi), kan analizi ve radyografi laparotomi uygulamasını tavsiye etmede yardımcı olabilir.

Kedilerde Ollulanus tricuspis, kedi ve köpeklerde giardiaisis veya kedi veya köpeklerde bakteri aşırı çoğalmasından şüphe edilmesi hariç, mide ve duodenal sıvının sitolojk değerlendirmesi nadiren yapılır. Bağırsak sıvısı, endoskopi sırasında aspirasyon sondasıyla ya da laparotomi sırasında geniş bir iğne ve enjektörle aspire edilerek elde edilebilir.

Abdominosentezis

Abdominosentezis veya periton boşluğundan sıvı toplanması akut abdomen, perito- neal effüzyon ve peritonitisin teşhisi için faydalıdır.

1. Hayvanın idrar kesesi boş olmalı ve gerekirse sedasyon yapılmalıdır

2. Periumbilikal saha tıraş edilir ve şirurjikal olarak hazırlanır. Alternatif olarak, karın umbilikustan geçen hayali çizgi ile dörde bölünür. Her çeyrekte küçük bir yer aspi- rasyon için tıraş edilir ve hazırlanır

3. 16-18 gaugelik bir intravenöz kateter veya ticari trakorlı periton kateteri kullanılabilir

4. Hayvan ayakta durur ya da sedasyon yapıldı ise sağ veya sol tarafına yatırılır

5. Umbilikusun 1-3 cm kaudalinde kateter linea albadan karın boşluğuna yönlendirilir

6. Karın boşluğuna girilince stile geri çekilir ve katetere enjektör takılarak aspire edilir

7. Eğer aspirasyonla sıvı gelmezse peri- toneal lavaj tavsiye edilir. Bunun için hayvan sırt üstü yatırılır. Yer aseptik olarak hazırlanır ve kateter sokulur. Yaklaşık 20-25 ml/kg ılık fizyolojik serum karına enfüze edilir. Hayvan nazikçe iki yana sallanır, böylece periton boşluğu içeriği karışmış olur. Sonra karın drene edilerek sıvı alınır.

Gelen Aramalar:

kedi ve köpeklerde sinir sistemi muayenesisindirim sistemi muayenesikedilerde sindirim sistemi muayenesiköpekte bağırsak yırtılmasıkedilerde karinda su toplamasisığırlarda sinir sisteminin muayenesimuhabbet kuşları sakinken neden sert olursindirim sistemi muaynesiasimetrik fokal yağlanmasığırlardasinir sistemi hastalıkları sara tedavisiruminantlarda sindirim sistemi muayenesirumen sindirim sistemi görsellerkedi dışkılayamamaköpekte barsak yırtılmasısıgırlarda dişkilayamama
EKLENME TARİHİ
Bu haber 13 Eylül 2010, 22:24 tarihinde eklendi.
OKUNMA
Bu Haber 768 Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
YORUM YAZIN

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  1. Yaprak diyor ki:

    ya 3 gündür harıl harıl arıyordum burda buldum.

  2. FaTiH 20m diyor ki:

    Kim bilir daha neler olacak.

  3. umut36msn diyor ki:

    Teknoloji yaşadıkca güzelleşir.

Benzer Haberler
Reklam
Popüler Haberler & Yorumlar
Yazarlarımız
Sponsor Reklam Alanı
egevet anatolia vet iddaa
promosyon Promosyon T-shirt PROMOSYON
Anket
Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz ?
Gayet güzel
iyi
Normal
Berbat
Eski hali daha güzeldi