Sığırlarda
BÖLGESEL ANATOMİ VE FİZYOLOJİ
Sindirim sistemi sindirim kanalı ve birkaç ek bezden oluşur. Sindirim kanalı aşağıdakilerden ibarettir:
● ağız
● farinks
● ezofagus
● ön mide bölümleri (rumen, retikulum, oma- zum)
● gerçek mide (abomazum)
● ince bağırsaklar
● kalın bağırsaklar
● anal kanal
Ön mideler ve abomazum
Ruminantlarda mide ön mideler ve gerçek mideye ayrılır. Ön mideler rumen, retikulum ve omazumdan ibaret olup gerçek mide de abomazumdur.
Rumen
Rumen büyük, karın boşluğunun önemli bir kısmını işgal eden ve yandan baskılanan bir kesedir. Diyaframadan pelvis girişine kadar uzanır karın boşluğunun yarısını doldurur. Kaudoventral kısmı medial planda karın boşluğunun sağ yarısına kadar iyice uzanır.
Rumenin parietal yüzeyi çoğunlukla solda olup diyaframa, sol karın duvarı ve karın tabanı ile ilişkilidir. Visaral yüzeyi sağda olup bağırsaklar, karaciğer, omazum ve aboma- zumla ilişkilidir. Dorsal kruvatura diyaframa ve karın boşluğunun tavanına karşı yer alır. Ventral kruvatura karın tabanının kenarını takibeder.
Rumen çok sayıda değişen derinlikte girintilerle (sulkus) birkaç kısma bölünür. Parietal ve viseral yüzeylerde yüzeysel sağ ve sol lon- gitudinal (uzunlamasına) sulkuslar sırayla kraniyal ve kaudal olarak iki derin trans- versal (enlemesine) sulkusa bağlanır. Bu dört sulkus rumeni dorsal ve ventral keselere bölen hemen hemen yatay bir yapı oluşturur. Sol longitudinal sulkus, kraniyal sulkusta başlar ve önce dorsokaudal olarak geçer ru- menin sol tarafı boyunca kaudal sulkusa uzanır (dorsal kesenin yüzeyi boyunca kısa bir mesafede uzanan ek bir sulkus vererek). Sağ longitidunal sulkus iki kola ayrılarak rume- nin duvarının uzun bir bölgesini sarar. Dor- sal kol daha belirgin ise de büyük omen- tumun derin duvarı ventral kola yapışır. Dor- sal ve ventral koroner sulkuslar longitudinal sulkusların kaudal ucundan karşı yönlere uzanır ve kaudodorsal ve kaudoventral kör keseleri sınırlar. Ventral koroner sulkus kau- doventral kör kesenin tabanının çevresine tamamen uzanırsa da dorsal sulkus dorsal olarak yetersizdir:
● sığırlarda iki kör kese yaklaşık aynı uzunluktadır
● küçük ruminantlarda kaudodorsal kör kese kaudodorsal keseden kaudal olarak daha geriye uzanır.
Retikulum
Ön midelerin en öndeki bölümüdür. Yuvarlak ise de kraniyokaudal olarak hafifçe düzleşir ve 6.-9. interkostal aralıklar hizasında median hattın sağında ve solunda yaklaşık eşit olarak diyaframa ve rumen arasında yer alır. Rumenin kraniyal kesesi tarafından ayrılmaksızın dorsale doğru devam ederken ventrale ve yanlara doğru derin ruminore- tiküler sulkus tarafından rumenden belirgin olarak ayrılır. Diyaframatik yüzeyi konveks olup diyaframanın kruvaturunu takip eder. Viseral yüzeyi rumene karşıdır. Retikulum sağda karaciğerin sol lobu, omazum ve abo- mazumla ilişkilidir; sağda da diyaframanın kostal kısmına karşı yer alır ve bazen dalağın ventral ucu ile temas eder. Ventral ilişkileri diyaframanın sternal kısmı, sternumun kau- dal ucu ve ksifoid kıkırdaktır.
Omazum
Omazum küresel bir organ olup bazen lateralden viseral ve pariatal yüzeyleri arasında baskılanır. Dorsokaudal olarak yer alan ve sağa doğru bir kruvaturası vardır. Karşı yönde yer alan düz tabanı kruvaturaya karşı bulunur. Omazum retikulumdan boyun benzeri ve abomazumdan benzer fakat daha geniş bir yapı ile ayrılır.
Omazum ventral olarak karın boşluğunun intratorasik kısmında sağa doğru yer alır. Kraniyodorsal olarak da karaciğerle ilişkilidir. Viseral yüzeyi çoğunlukla sola doğru olsa da hafifçe kaudale doğrudur ve rumenin ventral kesesine karşı yer alır. Perietal yüzeyi karşı yönde yer alır ve diyaframa, karaciğer ve safra kesesi ile ilişkilidir. Omazum 6. ve 11. interkostal aralıklar arasında sağ karın duvarı ile temas halindedir (kostal kemerden yaklaşık 10 cm ventrale doğru çıkıktır). Ventral olarak retikulum, abomazum ve kaudal olarak jejenumla ilişkilidir. Koyun ve keçide omazum daha medialde ve 8.-10. kostalar hizasında yer alıp sağ karın duvarına temas etmez.
Abomazum
Ön midelerin üç bölümünden sonra abo- mazum en distal kompartmandır. Eğik, armut şeklinde kese olan abomazum derin halka şeklinde bir yapı ile omazumdan ayrılır. Basit bir mideye çok benzer olup fundus, gövde ve pilorik kısma ayrılır. Büyük kru- vaturu ventrale ve sola, küçük kruvaturu da dorsale ve sağa dönüktür. Fundus ve gövde retikulumun kaudalinde karın tabanında bulunur, bu kısmın uzunlamasına ekseni orta hattı sol kraniyalden sağ kaudale doğru biraz eğik olarak geçer ve kostal kemerlerin ventral uçları arasında ksifoid kıkırdağın kaudalin- deki bölgenin üzerinde yer yer alır. Abomazu- mun pilorik kısmı dorsolateal olarak omazu- mun gerisine yönelir ve pilorusta duodenum tarafından takip edilir. Abomazum solda resessis ruminis ile yakından ilişkili olup ve sıvı ve gaz ile dolu olduğunda sola uzanır, rumenin kraniyal kesesinin ventralinde yer alır ve sol karın duvarına temas eder.
Bağırsaklar
İnce bağırsaklar
İnce bağırsaklar karnın dorsal kısmında ve hemen hemen tamamen orta hattın sağında yer alır. Kapasitesi diğer türlere göre daha azdır. Sapan benzeri bir suspansiyon olan büyük omentum içinde bulunurlar.
Duodenum
Yetişkin sığırda duodenum yaklaşık 1 m uzunluktadır. Yaklaşık olarak 9. interkostal aralığın veya 10. kostanın ventral ucu hizasında abomazumun pilorisinden çıkar ve karaciğerin viseral yüzeyine uzanarak burada S şeklinde kıvrım (ansa sigmoidea) yapar. Bu da kraniyal duodenal fleksura ile birlikte duodenumun kraniyal kısmını oluşturur. Sonra kaudale doğru desendens duodenum olarak sublumbal bölgeye yükselir ve pelvis girişine yakın kaudal duodenal flek- surada jejenum olarak kraniyale döner.
Jeejnum ve ileum
Diğer evcil türlerde olduğu gibi jejenum ve ileum arasında net bir sınır yoktur ve bunlar birlikte mezenteryumun serbest kenarında çok sayıda kısa spiral oluşturur. Bu spirallerin pozisyonu rumenin dolgunluğuna ve ute- rusun büyüklüğüne bağlı olmakla birlikte genellikle jejenumun çoğu rumen ve büyük omentum tarafından sınırlanan resessus içinde yer alır. Bununla birlikte, ince bağırsakların birazı rumenin gerisinde ve bu yüzden sol karın duvarına karşı bulunabilir.
Kalın bağırsaklar
Sekum, bağırsak kitlesinden kaudale doğru giden yuvarlak, kör ucu ile birlikte tubuler bir organ olup kalın bağırsakların ilk kısmıdır ve ileumun girişiyle kolondan ayrılır.
Sekumun ucu gaz ile dolgun olduğunda karında yüksekte bulunurken içeriği ağırsa karın tabanına iner. Sığırlarda sekumun uzunluğu yaklaşık 75 cm ve çapı yaklaşık 12 cm’dir.
Kolon asendens, transversal ve desendens olarak bölünür. Asendens kolon çok uzun olup proksimal, spiral ve distal spirallere (kulp, loop) ayrılır. Proksimal spiral sekumun doğrudan devamı olup ventrale doğru merkeze gyrus (bu bağırsak kitlesinin merkezine doğru iki tam tur yapar) olarak devam eder. Sonra bağırsak yönünü tersine çevirir ve bu noktada sentral fleksura adını alır. Buradan bağırsak spirali dışa doğru döner ve sent- rifugal (merkezkaç) girus adını alır ve kolonun distal kulpu olarak devam eder. Kraniyal mezenterik arterin hemen önünde trans- versal olarak devem eden proksimal kulpun yüzeyinde dorsale ve kaudale doğru geçer. Buradan desendens kolon olarak devam eder.
Desendens kolon karında kaudale doğru yükselir, mezenteryum tarafından asendens duodenuma sınırlanır. Yaklaşık 6. lumbal vertebra hizasında desendens (sigmoid) kolon bir kıvrım yapar ve daha uzun mezenter- yumu nedeniyle kolonun geri kalan kısmından daha hareketlidir.
Rektum kolonun pelvis içindeki kısmıdır. Rektumun çoğu sadece retroperitoneal ve nispeten hareketsiz olan kaudal kısmı ile birlikte bir mezorektuma sahiptir. Kas tabakaları kalın olup sirküler düz kas tarafından aralıklı enine kıvrımlar oluşturur. Anal kanal bağırsakların kısa son kısmı olup anüs ile sonlanır. Rektum ve anal kanalın birleşme yerinde yaklaşık 10 cm’lik rektal kolum- nalisler (uzunlamasına mukozal kıvrımlar) bulunur.
|
Karaciğer ve safra kanalı
Ruminantlarda karaciğer median hattın sağında ve ona paralel olup diyaframanın sağ kısmına doğru eğik olarak kraniyale ve vent- rale yönelir. Karaciğer diyaframaya yakın olarak bulunan diyaframatik yüzeye ve çoğunlukla omazum ve retikuluma temas halinde olan viseral yüzeye sahiptir.
Ruminantlarda armut şeklinde ve yaklaşık 10-13 cm uzunluğunda bir safra kesesi vardır. Yaklaşık 10-11. interkostal aralık hizasında kısmen karaciğerin viseral yüzeyinde ve ona yapışık olarak bulunur.
Dalak
Ruminantlarda dalağın parietal yüzeyi di- yaframaya karşı yer alır ve ona bağlanır. Vi- seral yüzeyi de sıkı bir şekilde rumene karşı yer alır. Bu yüzden dalağın dönmesi ve diğer organların torsiyonunda olduğu gibi damarlarının daralması neredeyse imkansızdır.
Yetişkin sığırlarda dalak yaklaşık 60 cm uzunluğunda, 2 cm kalınlığında, 15 cm genişliğinde ve 900 gr ağırlığındadır. Vücudun sol tarafında 12.-13. kostalardan 7. kostanın yaklaşık orta ve alt üçte birinin kavşağına kadar aşağı ve öne doğru uzanır. Bu yüzden normal şartlarda dalak toraks kafesi tarafından korunur ve kaudale doğru fossa para- lumbalis kadar uzanmaz.
Karın ve karın boşluğu
Sığırlarda karın boşluğu, atlarınkinin iki katı olup nispeten daha kapasitelidir (Şekil 17.35,36). Daha büyük kapasitesi, daha büyük enlemesine ve uzunlamasına çaplardan kaynaklanır.
|
Mide bölümleri karnın sol yarısını doldururken dalak ve birkaç ince bağırsak spirali bu kısımda yer alır ve önemli oranda median planın sağına uzanır. Mide bölümlerinin total völümü hayvanın yaşı ve cüssesine göre değişir. Total kapasite:
● orta sığırda 136-180 lt
● iri sığırda 180-270 lt
● küçük sığırda 115-160 lt
Yeni doğan buzağıda retikulum çok küçüktür ve rumenin kapasitesi abomazumun yarısından azdır. Buzağı 10-12 haftalık olduğunda rumen abomazumun 2 katı olur. Abomazum bu dönemde fonksiyon yapmaz. Buzağı 4 aylık iken rumen ve retikulumun birlikte kapasiteleri omazum ve abomazumun birlikte kapasitelerinin 4 katıdır. dört kompartmanın her biri 18 ayda son nispi kapasitesine ulaşır.
Ruminant midesi karın boşluğunun çoğunu işgal eder ve bağırsaklar için az bir kısım kalır. Ruminoretikulum karın boşluğunun sol yarısını ve rumenin ventral kesesi de sağ yarımın önemli bir kısmını işgal eder. Oma- zum median planın sağında kostaların altında yer alır ve dorsokraniyalinde karaciğer bulunur. Abomazum ksifoid bölgede karın boşluğunun tabanını işgal eder. Geri kalan boşlukta, özellikte sağ yarımın kaudal kısmında disk şeklinde ve kabaca sagital kitle oluşturan ve karaciğerden pelvis boşluğuna uzanan bağırsaklar bulunur. Bağırsak kitlesi karın boşluğunun tavanından asılı (sekum ve birkaç jejenum spirali hariç) supraomental re- sessus içinde yer alır. Bağırsak kitlesinin sol yüzeyi rumenin dorsal kesesine ve ventral keseyi kaplayan büyük omentumun derin duvarına karşı yer alır. Sağ tarafta bağırsak kitlesi sağ karın duvarına temas ederse de büyük omentumun iki duvarı tarafından duvardan ayrılır. Bağırsaklar kraniyal olarak karın boşluğunun intratorasik kısmına derin olarak uzanır ve omazum, abomazum ve karaciğerin viseral yüzeyi ile birlikte büyük omentumun derin duvarına temas eder. Dor- sal olarak da böbrekler ve pankreasa temas eder. Açıkçası, mide kontraksiyonları (özellikle ruminoretiküler olanlar) mide ve bağırsakların dolgunluğundaki değişiklikler, pozisyonu ve bağırsak kanalının ilşikilerini değiştirir.
Gebelik sırasında uterus çoğunlukla krani- yoventrale ve sağa doğru uzanarak rumen ve bağırsak kitlesini kraniyodorsale ve sola doğru yer değiştirir. Gebeliğin geç döneminde kostal kemerinin ve son kostanın kaudalin- deki karın duvarı çok büyüyen uterusun karın içindeki diğer organlara aşırı basınç yapmasını önlemek için kabarır.
FİZYOLOJİ
Ruminasyon retikülorumen içeriğinin aşağıdakilerle ilgili kompkels işlemidir:
● regurgitasyon
● tekrar çiğnenme
● salivasyon
● tekrar yutulma
Ruminasyon hayvan tarafından pozitif bir yaklaşım gerektirir ve korku veya yem verilmesiyle kolayca sona erer. Ruminasyon yetersizliğinin nedenini belirlemek önemli bir diyagnostik problemdir.
Mide kompartmanları karın boşluğunun hemen hemen %75’ini işgal eder. Sol karın duvarı ile ilgili karşılaştırmalı büyüklüğü ve durumu nedeniyle rumen, rutin klinik metotlarla en kolay muayene edilen bölümdür. Fonksiyonel durumunun değerlendirilmesi diğer mide bölümlerinin (bunlar yakından birbirine bağlı olup mikrobiyal parçalanma ve sentez ve fiziksel maserasyondan ibarettir) durumunu yansıtabilir. Fiziksel maserasyon motiliteyi kapsar ve onların sıklığı ve gücü rumene gelince kolayca belirlenir. Mide bölümlerinin kontraksiyonları medulla oblon- gatada ruminoretiküler motor merkezi ve n vagus tarafından organize ve kontrol edilir.
Siklik hareketler rumen ve retikulumun içeriğinin karıştırılmasını temin eder ve dakikada 1-3 defa şekillenir. Daha fazla sıklık gıdanın yeni alınması ile ilgilidir. Motilite sik- lüsü retikulumun çift kontraksiyonu ile başlar, ikinci faz rumenin ön dorsal kesesinin aynı anda güçlü kontraksiyonu ile ilgilidir. Bu hareketlerin sonucu olarak retikulumun sıvı içeriği retikuloruminal kıvrımın üzerinden rumende kuru içeriğin yüzeyine dökülür. Sonra rumenin ventral kesesinin bir dizi kontraksiyonu sıvıyı retikuluma döndürür.
Karıştırma kontraksiyonlarından bağımsız olan ruktus (geğirme) kontraksiyonları çoğunlukla karıştırma siklüsünü takiben oluşur ve frekansları rumendeki gazın basıncı ile ilgilidir. Kontraksiyon rumenin dorsal kesesinde başlar ve oradan kraniyale doğru ezo- fagus oluğuna geçer. Retikulum ve kardia gevşeyerek sıvının seviyesini düşürür ve gaz ezofgusa girereke serbestçe çıkar. Sıvının köpüklenmesi kardianın temizlenmesini önler ve bu yüzden ruktus imkansızlaşır.
|
Regurgitasyon hareketleri ruminasyona girişte esastır. İlgili rumen kontraksiyonları ru- menin normal karıştırıcı hareketlerinden hemen önce meydana gelir. Spesifik hareketlerin görevi ezofagal kardiayı sıvı ile doldurmaktır. Ruminasyondaki bir sonraki faz hayvan tarafından istemli bir hareketi gerektirir ve bu da glottis kapalı olarak inspirasyon hareketinden ibarettir. Bu yüzden intratorasik negatif basınç önemli derecede artar. Bu hareket karının kabarması şeklinde görülebilir. Sonuç olarak, kaba materyal içeren retiküler sıvının bir kısmı ezofagusa girer ve anti- peristalsizmi ile farinkse taşınır. Bu noktada dilin bir hareketi kaba materyali ağzın bir tarafındaki molar dişlerin tablaları arasına yöneltir, çene kapanır, dilin tabanı farinkse geri çekilir ve regurgite edilen sıvı tekrar yutulur. O zaman gıda yumakları ağzın aynı tarafında çiğnenmeye başlar ve devam eder.
Sağlıklı sığırlarda ruminasyon peryodları birkaç dakikadan bir saaten daha fazlaya kadar değişir ve günün herhangi bir zamanında meydana gelir. Hayvan rahat olmak için genellikle yatarsa da ayakta da rumi- nasyon normaldir. Ruminasyon sırasında rahat bir görünüş sergiler. Her gıda yumağı tekrar yutulmadan önce metodik olak 50-80 defa (gıdanın özelliğine göre değişir) çiğnenir. Normal olarak dakikada 60 çene hareketi yapılır. Bu, ilk gıda alımında sıradan çiğneme hareketlerine göre daha yavaştır. Ruminas- yon için günlük harcanan zaman gıdanın karekteri ile ilgilidir. Örneğin koyunda ru- minasyon:
● kötü kalitesi kaba yem için 9 saat
● çayırda beslenmede 5 saat
● sadece konsantre yem için 2.5 saat
Sağlıklı buzağılar genellikle yaklaşık 10. günde ruminasyona kısa ve düzensiz peri- yodlarla başlar ve 6 haftalık olduğunda düzenli ruminasyona başlar (fakat dakikada 80 çene hareketi yapacak kadar nispeten hızlı). Yetişkin çiğneme sayısı hayvan bir yaşına kadar tam oluşmaz.
Retikulorumen fonksiyon bozukluğu, özellikle hipomotilite bulunduğunda nedenin mide ve/veya diğer sindirim kanalı ile doğrudan ilgili olup olmadığına ya da diğer sistemlerden kaynaklandığına karar vermek önemlidir. Bunu yapmak için dikkatli bir klinik muayene (rumen içeriğinin basit laboratuar değerlendirmesi dahil) gerekir.
Hayvan heyecanlandığında veya korktuğunda ruminasyon hemen kesilir. İnce kıyılmış veya pelet yemle beslendiğinde kaba lif olmaması ruminasyonu azaltır. Ruminasyo- nun frekansının az, düzensiz veya tamamen baskılanmış olması ya da her yumak için az sayıda çene hareketi ile birlikte yavaş şekillenmesinin çok sayıda nedeni vardır:
● febril (ateşli) hastalık
● rumen atonisi
● rumenin akut tıkanması
● retikülitis travmatika
● vagus indigesyonu
● rumen veya retikulumun aktinobasillozisi
● rumenitis
● omazum tıkanması
● abomazum deplasmanı ve torsiyonu
Ağız yapılarını (oral mukozanın erozyonlu ve ülserli lezyonları, diş defektleri), travmatik re- tikülitis, abomazum ülseri ve akut hepatitis gibi abodominal vaya diğer organları etkileyen ağrılı hastalıklarda ruminasyon düzensizdir.
Abomazum normal pozisyonunda fiziksel muayenenin standart teknikleri ile muayene edilemez (belki oskultasyon ve parasentez hariç). Oskultasyonda çağıltı ve peristaltizm benzeri sesler duyulabilirse de genellikle di- yagnostik değildir.
|
SİNDİRİM KANALI VE KARIN MUAYENESİ
Gastrointestinal kanal ve karın muayenesinden önce hayvanın rutin genel klinik muayenesi yapılır. Klinik muayenede gastroin- testinal disfonksiyondan şüphe edilirse lez- yonun yeri ve tipini belirlemek gerekir. İns- peksiyon, palpasyon, ballotman, perküsyon, sarsma, oskultasyon, aynı anda perküsyon ve oskultasyon ve rektal palpasyon metotları kullanılır. Mide sondası, abdominosentez, ultrasonografi, laparotomi de kullanılabilir. Burada tavsiye edilen klinik muayene karşılaşılan bireysel özelliklere göre değişebilir.
Anemnez ve çevre kontrolü
Hastalığın detayları ile ile ilgili anemnez almak gerekir:
● gebelik dönemi/laktasyon siklüsü
● doğumdan sonraki süre
● diyetin özelliği
● başlangıç hızı
● hastalığın süresi
İştahın belirlenmesi hastalığın akut veya kronik olup olmadığı hakkında bilgi sağlar. Laktasyondaki sığırda hangi dönemde süt üretiminde düşme olduğunun bilinmesi teşhiste faydalıdır. Önceden tadavi yapılıp yapılmadığı ve alınan cevap belirlenmelidir. Abdominal ağrı olup olmadığı ve özelliği belirlenmedir. Dışkı miktarı ve özelliği enteritisi veya sindirim kanalı durgunluğunu akla getirebilir. Hayvanın bulunduğu ortam bilinmelidir. Hayvana verilen yem ve suyu görmek faydalıdır.
Uzaktan muayene
Duruş ve davranış (habitus)
Ağrılı durumlar sığırlarda normal dışı davranışlar, benzer durumdaki atlara göre çok daha azdır. Abdominal ağrılı sığırlarda davranış belirtileri şunlardır: karını tekmeleme, sırtı alçaltma, ayakta iken ön bacakları öne ve arka bacakları arkaya doğru uzatma. Aynı anda hırıltı ve inleme iç organın dolgunluğu veya akut diffuz peritonisle seyreden abdo- minal bir ağrıyı düşündürür. Buzağılarda akut abdominal ağrının ani başlangıcı yatar vaziyet ve bacakları uzatma, bağırma, tekrarlayan yatma ve kalkma ile karakterizedir. Sindirim kanalının hastalıklarında karın cidarında belirgin değişiklikler meydana gelir. Oldukça lezzetli yemden çok yedikten sonra hareket ettirildiğinde veya yattığında dolgun rumenin diyaframanın hareketini kısıtlaması nedeniyle aralıklı hırıltı meydana gelebilir.
Diş gıcırtısı ve öğütme abdominal ağrılı sığırlarda görülebilirse de spesifik değildir.
İştah
İştahın derecesi ve ruminasyonun olup olmaması karaciğer dahil sindirim kanalının durumunun güvenilir göstergeleridir. 3 günden fazla süren tam iştahsızlık uygun değildir. Sindirim kanalı hastalığı için yapılan tedaviden sonra iştah ve ruminasyonun geri gelmesi prognoz açısından iyidir. Kalıcı iştahsızlık ve ruminasyon yetmezliği genellikle prognozun iyi olmadığı kronik bir lezyonu düşündürür.
Dışkı
Önceki birkaç saat içindeki dışkı miktarı ve özelliğini bilmek önemlidir. Hayvanın 24 saatten fazla hiç dışkı yapmaması fonksiyonel veya fiziksel bağırsak tıkanmasını akla getirir.
Karnın inspeksiyonu
Çevre
Hayvanın birkaç adım gerisinden hayvanın karın çevresine ve iki yandan karına bakılır. Abdominal dolgunluğunun varlığı (tek taraflı, çift taraflı, simetrik veya asimetrik, bir ya da iki tarafta dorsalde veya ventralde daha belirgin gibi) ve muhtemel nedeni hakkında bilgi sağlayabilir. İnspeksiyonla sol fossa para- lumbalisin gazla dolgun ve gergin olduğu (timpani) belirlenir.
Şekil 17.37’de hayvanın gerisinden bakılarak karın organlarının farklı hastalıklarını temsil eden karın çevresindeki değişiklikler şematize edilmiştir.
Sığırlarda abdominal dolgunluğun ayırıcı tanısı Tablo 17.2’de yer almaktadır.
Dolgunluğun nedeni aşağıdakilerle belirlenebilir:
● maksimum dolgunluğun yerini belirlemek için karın çevresinin inspeksiyonu
● gaz dolu iç organın varlığını ve yerini belirlemek için oskultasyon ve perküsyon
● dolgunluğun rumen büyümesine bağlı olup olmadığını anlamak için rumen sondası ile içerik alınması
● rektal muayene
● periton sıvısının miktarını ve özelliğini belirlemek için parasentez (bağırsakların işe- mik nekrozisini veya peritonitis olup olmadığını gösterebilir)
● şiddetli gaz dolu şişliğin trokarlanması (buzağıda abomazum tosiyonu gibi).
|
Karın dolgunluğu aşırı gıda miktarına, ileri gebeliğe ve birden fazla fötüsa, aşırı abdo- minal yağa veya periton boşluğunda anormal miktarda sıvıya (idrar, asites, peritoneal ek- sudat) bağlı olabilir. Periton boşluğunda aşırı miktarda sıvı genellikle karnın alt kısmının dolgunluğuna neden olur (armut şekli). Gast- rointestinal gaz (timpani) genellikle yukarı kısmın (fossa paralumbalisin) dolgunluğuna yol açar. Sığırlarda sol karnın dolgunluğu rumen timpanisini düşündürür. Sağ karnın dolgunluğunda abomazum, sekum veya bağırsakların dilatasyonu ya da gebe uterus akla gelir.
Karında küçülme açlık, gıda alımı azalması, doğum sonrası (özellikle çoklu yavru), anoreksiye neden olan kronik hastalık veya uzun süren diyareyi takiben oluşabilir. Peri- tonitise bağlı karın duvarının hassasiyetinin artması karın çevresinin normalden daha küçük görünmesini sağlayabilir.
Umbilikal bölge
Yeni doğanlarda umbilikal damarlardan kanama olabilir. Birkaç haftalık buzağıda karın altında umbilikal bölgenin inspeksi- yonu ile büyümeler (fıtık veya omfaloflebitise bağlı) görülebilir. Yeni doğanlarda umbilikustan idrar damlaması urakus açıklığını akla getirir. Yetişkin sığırda karın duvarının ventral orta hattındaki deri lezyonları stefanoflari- azisi düşündürür.
Anal bölge
Anal bölge şişlik, fekal bulaşma, rektal pro- lapsus, fissürler veya şişlikler ya da anüsün olmaması yönünden muayene edilir.
|
Defekasyon
Dışkı geçişi ile birlikte harhangi bir ağrı veya duruş yetersizliği yönünden hayvanın defekasyonu gözlenir.
Karın duvarı hareketleri
Karın duvarı hareketleri rumenin kontrak- siyonları ve ileri gebelikte fetusun hareketleri ile ilgili olabilir.
Sistemik durum (temperatür, periferal dolaşım, hidrasyon, kalp ve solunum)
Temperatür, arteriel nabız ve venöz dolaşımı kapsayan perifer dolaşım, hidrasyon durumu, kalp ve solunum muayene edilir.
Hayati belirtiler hastalığın şiddetini ve akut, subakut veya kronik olup olmadığını gösterir. Akut intestinal tıkanma, abomazal torsiyon, akut diffuz peritonitis ve karbonhidratça zengin yemin fazla yenmesinden sonra kalp frekansı 100-120 ve dehidrasyon genellikle belirgin olabilir. Yukarda bahsedilen durumlarda sığır yatar durumda ve ayağa kal- kamıyorsa prognoz genellikle iyi değildir. Sin- dirim kanalı hastalığı ile birlikte solunum sayısı ve derinliğinde artış genellikle sıvı ve elektrolit bozukluğunu gösterir. Fever peri- tonitis gibi yangısal bir lezyonun göstergesidir.
|
Sol karnın muayenesi
Sol fossa para- lumbalis ve sol lateral karın bölgesinin inspeksiyonu ile rumenin kontrak- siyonları görülebilir. Normal yetişkin sığırda sol fossa paralumbalisin kabarıp inmesi ru- menin dorsal ve ventral keselerinin aynı anda kontraksiyonu ile birlikte görülür. Yeme sırasında ve sonrasında ve ruminasyon sırasında bunlar daha sık ve daha kolay görülür. Fossaparalumbalisin her kabarışı ile birlikte sol lateral abdominal bölgenin yüzeyinde dor- sal yönde fossaya doğru bir dalgacığın yavaşça ilerlediği görülebilir. Fossanın her alçalışı ile birlikte dalgacık daha az belirgin ve çok daha kompleks olarak ventrale doğru geriler.
Rumenin kontraksiyonları sırasında abdo- minal yüzey dalgacığı ile birlikte sol fossa paralumbalisin kabarışı ve alçalışı söz konusudur. Dalgalar rumen motilitesini yansıtır ve primer (karıştırıcı) ve sekonder (geğirme) sırasında meydana gelir. Sol fossa paralum- balis primer siklüsün ilk kısmı sırasında kabardığı için alt sol abdominal bölgeden fossa paralumbalise hareket eden iki yatay dalga vardır. Primer siklüsün ikinci kısmında fossa paralumbalis indiğinde dalga ventrale doğru hareket eder ve sol abdominal bölgenin alt kısmında kaybolur. Sekonder siklüs hareketleri ile birlikte fossa paralumbalisin kalkış ve inişinden sonra aşağıya ve yukarıya doğru benzer dalgalar takip eder. Vagus indiges- yonunda rumenin kuvvetli tam olmayan 3-7 kontraksiyonu şekillenir. Bu durumda ru- men içeriği lapaya benzediği ve normal çıtırtı seslerine neden olmadığı için bunlar duyulmaz. Bununla birlikte, sol böğürün dal- gaları olarak görülebilir ve palpe edilebilir.
Rumenin palpasyonu
Rumenin hareketlerini gözledikten sonra içeriğin özelliğini belirlemek için sol fossa paralumbalis ve sol alt karın palpe edilir. Sol fossa paralumbalis normal olarak hafifçe konkavdır. Rumenin palpasyonu parmaklar, avuç içi ve yumrukla yapılır (Şekil 17.38). Sistemik işlem karın duvarının dorsalinde prosessus transversusların altında başlar ve karnın ventral kısmına doğru devam eder. Sol fosa paralumbalisteki karın duvarından dolaylı olarak palpe edilen rumen içerik kitlesi çoğunlukla ‘rumen paketi’ olarak bilinir. Normal olarak hamurumsu hissedilir ve parmaklarla basıldığında çukurlaşır. Rumene yukarıdan palpasyonla normal gaz kitlesi belirlenir (esnek ve timpaniktir). Gaz kitlesi büyürse fossa paralumbalis konveks olabilir ve rumen kolay palpe edilemez. Buraya orta derecede sert basınç uygulanırsa, rumen içeriği hissedilmeden önce abdo- minal ve ruminal duvarlar kısa bir mesafe içe doğru çöker. Normal rumenin palpasyonu ile hareketlerin frekansı, gücü ve siklüs özelliği değerlendirilir. Sol fossa paralumbalis ve karnın daha ventralinde rumen içeriğinin ağırlığı nedeniyle abdominal duvara basınç yapmak daha zor olup motilite kontrak- siyonları çok daha az belirgindir.
Rumen içeriği sol fossa paralumbaliste hissedilemezse en çok abomazumun sola deplasmanı veya rumen içeriği miktarında azalma ya da rumenin kolapse olmasına bağlı (birkaç gün anoreksik sığırlarda meydana gelir) rumenin mediale itilmiş olabileceği akla gelir.
Rumen timpanisinde sol fossa paralumba- lis rumen içindeki basınca bağlı olarak hafiften şiddetliye kadar gergin ve dolgun olur. Pneumoperitoneum yani intraperitoneal gaz her iki fossa paralumbalisin dolgunluğuna neden olur.
Diyet rumen içeriğinin kıvamını etkiler:
● kaba yemle rumen içeriği lapa gibidir ve basınçla çöker
● uzun tahıl otu ile rumen içeriği serttir ve rumen büyüktür
● dehidre hayvanlarda içerik sert hissedilebilir
● tahılla beslenen sığırda içerik genellikle yumuşak ve lapa gibidir.
| Tablo 17.2. Sığırlarda abdominal dolgunluğun ayırıcı tanısı | |
| Neden | Önemli klinik bulgular ve teşhis metotları |
| Rumen dolgunluğu:
Akut rumen timpanisi Vagus indigesyonu Yoğun tahıl yeme Basit indijesyon |
● Sol karın belirgin sağ daha az dolgun. Sol fossa paralumbalis çok gergin perküsyonda mat rezonans. Rumen sondası uygula ve gazı boşaltmaya çalış ● Sol karın belirgin sağ daha az dolgun. Rumenin palpasyonunda dalgalanma. Aşırı rumen aktivitesi veya tam atoni. Rektal muayenede iri L şeklinde rumen. İri delikli rumen sondası uygula ● sol karın orta derecede, sağ daha az dolgun. Rumen çeriği hamurumsu veya dalgalı. Ballotmanda sıvı çalkantı sesleri duyulabilir. Rumen durgun ve sistemik asidozis. Rumen ph <6.5 ● sol karın orta derecede dolgun; rumen içeriği kolay palpe edilir ve hamurumsu. Kontraksiyonlar şiddete bağlı olarak var veya yok olabilir. Sistematik olarak normal. Geviş azalmış olabilir |
| Abomazum dolgunluğu:
Sağ taraflı dilatasyon, deplasman ve torsiyon Abomazum sıkışması Sola deplasman Abomazal trikobezoarlar |
● Sağ karın ve sağ fossa paralumbalis dolgun. Perküsyonda ping. Rektal muayenede sağ karnın alt çeyreğinde dalgalanma veya gerginlik ● Sağ alt karın normal veya orta derecede dolgun. Kostal arkusun kaudalinde hamurumsu iç organ palpe edilebilir. Rektal muayenede sağ karnın alt çeyreğinde hamurumsu organ palpe edilir ● Karın genellikle sıskadır. Deplase abomazuma bağlı olarak bazen sol fossa paralumbalis dolgun. Perküsyonda 9-12. kostaların üst kenarlarında ping ● 2-4 aylık buzağılarda. Sağ karnın alt kısmı dolgun. Sıvı çalkantı sesleri. Derin palpasyonda ağrılı hırıltı. Lapaarotomi ve aboma- zotomi ile doğrula |
| Bağırsakların dolgunluğu:
Enteritis
İntestinal tıkanma
Paralitik ileus
Sekum dilatasyonu ve torsiyonu
|
● Sağ karın hafif veya orta derece dolgun. Oskultasyon ve ballot- manda sıvı akış veya sıvı çalkantı sesleri. Diyare ve dehidrasyon ● Sağ karın hafif veya orta derecede dolgun. Oskultasyon ve bal- lotmanda sıvı çınlama, sıvı sızması ve sıvı çalkantı sesleri. Rektal muayenede dolgun bağırsak spiralleri, invaginasyon palpe edilebilir. Dışkı az ve koyu ● Sağ karın hafif veya orta derece dolgun. Oskultasyonda sıvı çınlama sesleri. Perküsyonda timpanik ping. Rektal muayenede dolgun bağırsak spiralleri. Fiziksel tıkanma yoksa az dışkı normale döner ● Sağ karın normal veya orta derecede dolgun. Sağ fossa para- lumbaliste ping. Rektal muayenede hareketli kör sekum ucu. Laparotomi ile doğrula. |
| Uterus büyümesi:
Fizyolojik
Patolojik Hidrops amniyon
Hidrops allantois
Fetal amfizem
|
● Karnın her iki tarafı, özellikle sağ taraf çok dolgun. Birden fazla fötuslu normal gebelik. Rektal muayenede fetus palpe edilebilir. ● İleri gebelikte karnın alt yarısı giderek büyür. Sarkık uterus, fetüs ve plasentomlar rektal muayenede kolayca palpe edilir. ● İleri gebelikte karnın alt yarısı giderek büyür. Rektal muayenede uterus palpe edilirken plasentomlar ve fetüs palpe edilemez ● Anemnezde güç doğum veya yeni doğum, uterusta ikiz yavru ve amfizem. Vaginal ve rektal muayenede teşhis kolay |
| Periton boşluğunda sıvı ve gaz birikimi:
Asites Konjestif kalp yetmezliği, peritoni- tis, idrar kesesi yırtılması
Pneumoperitoneum |
● Her iki tarafta alt karın dolgun. Pozitif sıvı dalgaları. Abdomino- sentezis. Sağ kostal arkusun arkasında karaciğer büyümesi hissedilebilir. ● Perfore abomazum ülseri, cerrahi sonrası laparotomi. İki taraflı fossa paralumbalisler dolgun ve her fossada ping |
Rumende aşırı miktarda sıvı olduğunda sol karın duvarı derin palpasyonda dalgalanır. Aşırı gaz ile dolgun atonik rumende sol karın duvarı gergin olur ve perküsyonda esnek ve timpanik olup rumen içeriği hissedilemez.
|
||
|
Birkaç gündür anoreksik yetişkin bir sığırda rumen normalden daha küçük olabilir ve dorsal kese kollapse olur (rumen kolapsı); sol fossa paralumbalisin palpasyonu rumen içeriğini belirlemede yetersiz kalırsa da daha çok boşluk ve abdominal duvar hissedilebilir.
Rumen ve sol karnın oskultasyonu
Rumenin oskultasyonu onun fonksiyonel durumunu değerlendirmeyi sağlar. Aynı zamanda diğer mide bölümleri de değerlendirilebilir. Fossa paralumbalise yerleştirilen stetoskopla rumen kontraksiyonları duyulabilir. Kraniyale doğru 10. kostanın dorsal üçte birinden 13. kostaya kadar olan bölgede oskulte edilebilir (Şekil 17.39). Rumen kontraksiyon sesleri şiddet, süre ve sıklık yönünden değerlendirilmelidir. Sesler şunlardan etkilenir:
● yemlemeden sonraki süre
● yeni heyecan
● diyetin kompozisyonu
● su içilmesi
Kaba yemle beslenen normal bir hayvanda retikulorumenin iki sıra bağımsız kontrak- siyonu vardır:
1. Yaklaşık her dakika primer siklüs kont- raksiyonu şekillenir ve retikulumun bifazik bir kontraksiyonundan ibarettir. Bunu, rumenin dorsal kesesinin monofazik kont- raksiyonu ve sonra ventral kesenin mono- fazik kontraksiyonu takip eder. Bu kont- raksiyonlar sol fossa paralumbalisin değişimli kalkıp inişiyle meydana gelir. Bunlar rumenin karıştırıcı kontraksiyonları olup rumen içeriğinin omazuma geçişine yardım eder.
2. Rumende sekonder siklüs kontraksiyon- ları yaklaşık 2 dakika aralıkla meydana gelir. Dorsal kesenin kontraksiyonunu ventral keseninki takip eder. Önceki dorsal kesenin sıvı içeriğini ventrale ve gaz tabakasını da kraniyale kardia bölgesine doğru zorlar ve burada ruktus şekillenir. Dorsal ve ventral keselerin kontraksiyonları sol fossa paralumbaliste ve alt karın duvarında dalgalanmalara neden olur ve bunlar kolayca görülebilir ve palpe edilebilir.
Sol fossa paralumbaliste ve onun krani- yalindeki sahada rumen seslerinin olmaması veya şiddetinde bir azalma rumen ve karın duvarı arasında bir organın veya kitlenin olduğunu düşündürür. Bunun en yaygın nedeni sola abomazum deplasmanıdır.
Aşağıdaki durumlarda rumen kontraksi- yonlarının şiddeti, süresi ve amplitüdü azalır veya tamamen ortadan kalkar:
● hipokalsemi
● endotoksemi
● basit indigesyon
● akut karbonhidratça zengin yemleme
● travmatik retiküloperitonitis
● primer kontraksiyonları inhibe eden diğer mide hastalıkları
Travmatik retiküloperitonitiste rumen kont raksiyonları yoktur veya her birkaç dakikada bir defaya kadar azalmış olabilir. Amplitüd de azalmıştır. Rumen hafif timpanik olup sol fossa paralumbalisin orta derecede dolgunluğuna neden olur. Fossanın dorsal kısmının palpasyonu ile katı rumen içeriğinin sert hamurumsu kitlesinin üzerinde normalden daha fazla gaz belirlenir.
Statik rumenle birlikte sıvı çınlama ve sıvı çalkantı sesleri rumenin aşırı miktarda sıvı ile dolduğunu gösterir. Sıvı çalkantı sesleri aşırı taneli yem yeme gibi hastalıkları ya da uzun süreli anoreksili atonik rumeni (kronik diffuz peritonitis veya omazal veya abomazal sıkışmada olduğu gibi) akla getirir. Sesler sola abomazum deplasmanındakilere benzer. Diferansiyel diyagnoz bakımından, aboma- zum deplase olduğunda beklenenden çok daha geniş sahada metalik ses olup olmadığını belirlemek için rumenin çevresi perküte edilebilir.
Vagus indigesyonunda (büyümüş hiper- motiliteli rumen) kontraksiyonlar şöyledir:
● belirgin ve sık (dakikada 3-6)
● sol karın duvarının belirgin dalgalanmaları şeklinde görülebilir ve palpe edilebilir
● rumende uzun süren maserasyona bağlı olarak rumen içerikleri lapa benzeri ve ho- mojen olduğu için genellikle duyulmaz
Vagus indigesyonunda rumen tamamen ato- nik olabilir. Retiküloomazal ve pilorik sfink- terlerin akalazyası (gevşeme kusuru) içeriklerin retikülorumenden omazum ve aboma- zuma akışı yetersizdir. Rumende fazla miktarda içerik ve sıvı biriktiğinde rumen dolgunluğu belirgin olup çoğu defa piloris dis- fonksiyonu ve abomazumun sıkışması ile ilgilidir.
Retiküloomazal sfinkterin akalazyasının etkileri bir veya iki sendrom şeklinde meydana gelir:
● hipermotiliteli rumen dolgunluğu
● atonili rumen dolgunluğu
İlki, hemen sürekli orta-şiddetli timpani, kuvvetli rumen kontraksiyonları (sesler zor duyulabilir veya olmasa da palpasyonla kolayca belirlenir) ile karakterizedir. İkincisi sığırı ileri gebelikte etkiler ve karın dolgunluğunun olduğu bir sendrom olup rumen hareketleri azalmış veya tamamen yoktur. Hafif derecede timpani, anoreksi ve az miktarda yumuşak, macun gibi dışkı geçişi vardır. Pilorus tıkanması da ileri gebelikte sığırları etkiler. Bu formda rumen motilitesi genellikle tamamen yoktur, az ve macun gibi dışkı vardır.
Hastalığın ve prognozun nedeni ve şiddetini belirlemede primer siklüs veya sekonder siklüs kontraksiyonların olup olmamasının klinik yönden bilinmesi yadımcı olabilir.
Retikulumun oskultasyonu
Retikulumun spesifik fonksiyonu ile ilgili sesleri oskultasyonla belirleyebilmek ve onları yorumlayabilmek için önemli tecrübe gerekir. Karıştırma hareketlerinin siklüsü reti- kulumun bifazik kontraksiyonu ile başlayarak retikulumun sıvı içeriklerini retiküloru- menal sulkus üzerinden döker. Bu sırada birkaç saniye süren hışırtıya benzer yumuşak sıvı sesi oluşur. Rumenin ventral kesesinin ard arda kontraksiyonları ile sıvı re- tikuluma geri döküldüğünde buna benzer bir ses duyulur. Aynı yerde geğirme kontrak- siyonları ile birlikte ruminasyon için olanlarla ilgili sıvı sesleri de belirlenebilir. Öncekiler karıştırma seslerinden hemen sonra ve sonrakiler de karıştırma seslerinden hemen önce yer alır. Bu iki aktivasyonla ilgili normal ve kolay gözlenebilen belirtiler seslerin kaynağının karıştırma siklüsününkinden ayrı olduğunu gösterir.
|
Perküsyon ve aynı anda oskultasyon
Perküsyon ve aynı anda oskultasyon karında gaz dolu bir organı belirlemek için lullanılır (Şekil 17.40A,B). İşlem karnın her iki tarafından yapılır ve faydalı diyagnostik bir metot olup ‘pingler-punklar’(çınlama sesleri) ortaya kor. Bu sesler gastrointestinal kanalın lumeninde veya pertiton boşluğunda aşırı miktarda gaz bulunduğunu gösterir. Ping sesi yüksek perdeli çınlamalı müzikal bir ses, punk ise düşük perdeli çınlamalı müzikal bir sestir.
Muayene edilen yerde karın duvarı işaret veya orta parmak ucu ile ya da perküsyon çekici ile perküte edilirken stetoskop da per- küte edilen noktaya yakın konulur. Şüpheli bütün sahada bu işlem tekrarlanır ve tim- panik ses aranır. Bu ses yüksek perdeli zil benzeri bir sesten düşük perdeli bas davul sesine kadar değişebilir. En çok bilinen ping abomazumun sola deplasmanı ile ilgilidir. Sıvı ve gaz içeren dolgun bağırsak spiralleri üzerinde yapılan perküsyonda da ping duyulur. Pung sesi düşük perdeli bir ses olup yaygın olarak biraz gaz içeren ru- men üzerinden duyulur.
|
Bir çınlama sesinbelirlenmesini etkileyen faktörler şunlardır:
● gaz dolu organın büyüklüğü
● organın yeri ve onun karın duvarına yakınlığı
● uygulanan perküsyonun boyutu
Bu çınlama seslerini ortaya koymada parmakla vurmaya göre en güvenilir metot pleksor veya perküsyon çekici kullanmaktır. Çünkü parmaklar yeterli perküsyon ve tutarlılık sağlamayabilir.
Ping varlığı, sesin kaynaklandığı yapı hakkında üç temel özelliği gösterir:
1. Önemli miktarda gaz içeren içi boş bir organ olmalı. Çoğu abomazum veya sekum dilatasyon vakalarında olduğu gibi gaz önemli miktarda olabilir ya da abomazum volvulusunda olduğu gibi önemli miktarda sıvı ile doludur.
2. Organ parietal peritoneal yüzeye yakın veya karşısında olmalıdır. Ping, organla temas eden karın duvarı üzerinden duyulur.
3. Perküte edilen karın duvarı, deri yüzeyinden organa pleksorla üretilen enerjiyi geçirecek ve organdan da deri yüzeyinden duyulan ping sesine neden olacak kadar yeterli incelikte olmalıdır. Örneğin, sağ tuber koksanın kaudalinde karnın dorsal kısmında gaz dolu bir sekumdan, ses geçişini önleyen kalın gluteal kası ve ilgili kemik yapılar nedeniyle ping duyulmaz.
Abomazumdan başka değişik abdominal organlar da sağ taraflı pingler neden olabilir. Bunların dikkatli perküsyon, aynı anda os- kultasyon ve rektal palpasyonla belirlenmesi mümkündür. Söz konusu özel organ hakkında hastanın uygun klinik bakımı ve gereksiz cerrahi işlemden kaçınmayı sağlar.
Sol karnın perküsyon ve aynı anda oskul- tasyonu
abomazumun sola deplasmanı ile ilgili bir pingi belirlemek için sol fossa paralumbalis ve 9. kostanın ortasından 13. kostaya uzanan sahayı kapsayan sol karın perküsyonu ve aynı anda oskultasyonu kullanılır. Per- küsyon parmak ucu veya en güvenilir olarak bir pleksorla yapılır (Şekil 17.40). Aboma- zumun sola deplasmanında perküsyon ve oskultasyon ile saha üzerinde bir ping duyulur. Pinglerin sahası sol fossa paralum- balisin merkezinden 9.-13. sol kostaların ventral kısmına kadar uzanabilir. Pneumo- peritonumda karnın iki tarafında fossa pa- ralumbalislerde ping duyulur. Yetişkin sığırda sol karnın perküsyonunda pingin diğer nedenleri atonik rumen ve pnomoperitone- umdur.
Normal durumda, rumenin dorsal kesesinin üst kısmı gaz içerir. Bu, rumenin dorsal kısımlarındaki gaz kitlesinin perküsyonu ile elde edilen hafifçe timpanik bir durumu yansıtır. Timpani şiddetli ise çınlama şeklinde duyulur.
Sol karında ping ve punglar
Abomazumun sola deplasmanı
Atonik, orta derecede dolgun bir aboma- zumun karnın sol tarafına fiziksel deplasmanı aşağıdakileri kapsar:
● fundus ve büyük kruvatura
● pilorus ve duodenumun deplasmanı
● omazum, retikulum ve karaciğerin bir derece rotasyonu
Abomazumun büyük kruvaturu rumenin altından geçer ve onunla sol karın duvarı arasında durur, bazen böğrün orta bölgesinde kostal arkusun ötesine geçer (Şekil 17.40C). Deplase abomazumda bulunan sıvı ve gaz perküsyon ve oskultasyonla bir pinge neden olur. Sol karın duvarında dirsekten tuber kosta arasında çekilen hayali çizginin üstü ve altında 9. kostanın ortasından 13. kostaya uzanan bölgede perküsyon ve oskulasyon yapılır (Şek 17.41A). İlgili bölge bir pingin olup olmadığından emin olmak için dikkatle ve metotlu bir şekilde muayene edilmelidir. Sol alt karın duvarında ballotman ve oskul- tasyonla sıvı çalkantı sesleri belirlenebilir. Vakaların çoğunda deplasman kraniyele doğru ve abomazum retikulumla diyaframa arasında yer alır. Bu da geniş bir sahada dikkatli perküsyon ve oskultasyon gerektirir.
Abomazumun sola deplasmanında rumen hareketlerinin frekansı ve amplitüdü azalmış olup (en azından sol fossa paralumbalisin üst kısmında) çoğu defa sadece karın duvarı içe doğru rumenle temas edecek kadar el ile çöktürüldüğünde tanınabilir. Çünkü rumen hafifçe mediale doğru yer değiştirir. Bu, hayvanın düz taraflı görünmesine neden olur. Olağan dışı vakalarda gaz dolu abomazum sol fossa paralumbalisin alt kısmına kadar uzanabilir. Burada kostal arkusun hemen kaudalinde abomazumun şişman, silindirik kitlesini, dolgun abomazumun hemen kau- dalinde de rumeni palpe etmek mümkün olabilir (Şek 17.40C).
Rumen atonisi ve kollapsı
Anoreksi ve rumen durgunluğıuna neden olan sığır hastalıkları rumen kollapsı sendromuna ve sol karında abomazumun sola deplasmanında ping sesinin duyulduğu aynı sahada bir pung (pingten daha düşük perdeli) sesine neden olur (Şekil 17.41A). Bu yüzden yanlış olarak abomazumun sola deplasmanı teşhisi konur. Çınlama sesi düşük perdeli olup sahası dikdörtgen şeklindedir ve sol fossa paralumbalisi kapsamakla birlikte öne ve yukarıya doğru uzanır ve LDA’ya göre çok daha geniş sahada çınlama sesine neden olur. Çınlama sesi karın dolgunluğu ile ilgili değildir ve sol fossa paralumbaliste rumen içeriği palpe edilemez. Rektal muayenede karnın sol çeyreğinde rumenin kollapse olduğu belirlenir.
Rumen dolgunluğu
Rumenin köpüklü içerikle dolgunluğu (ru-men timpanisinde olduğu gibi) düşük perdeli timpanik sese neden olur. Serbest gazla dolgunluk orta perdeli ping veya punga neden olur.
Pneumoperitoneum
Sığırda periton boşluğunda laparotomiyi takiben hava birikir. Her iki fossa paralum- balis hafifçe büyümüş olabilir ve sağ ve sol karnın üst üçte birinin perküsyon ve oskul- tasyonda mat bir ping belirlenebilir.
Sol karnın ballotmanı
Sol karın sol fossa paralumbalisin alt üçte birinde yumrukla ballotman yapılabilir. Aynı anda oskultasyonla abomazumun sola deplasmanı veya atonik rumen gibi sıvı dolu organ olduğunu gösteren sıvı çalkantı sesleri duyulabilir (Şek 17.42).
Karnın perküsyonu
Karnın perküsyonu sıvı dalgasını belirlemek için kullanılır. Karşı tarafta karın duvarının bu taraftaki karın duvarına keskin bir perküsyonla oluşturulabilir. Karın boşluğu aşırı miktarda sıvı içerdiğinde dalgalanma olabilir. Karın duvarının perküsyonu ile oluşan dalga, sıvı ortamdan karın boşluğunun diğer tarafına iletilerek görülebilir ve hissedilebilir. Sıvı dalgasının büyüklüğü periton boşluğunda belli miktarda sıvı varlığına bağlıdır.
Karın boşluğunda aşırı miktarda sıvı birikimine neden olan herhangi bir hastalıkta sıvı dalgalanması meydana gelebilir. Bunlara örnekler:
● üroperitoneum
● idrar kesesi yırtılması
● karaciğer hastalığı veya konjestif kalp yetmezliği ile ilgili asites
● diffuz peritonitis
Sağ karnın muayenesi
İnspeksiyon, palpasyon, ballotman, aynı anda perküsyon ve oskultasyon ve hayvanı bir taraftan diğer tarafa sallayarak sağ karın muayene edilir. İlk amaç gaz, sıvı veya içerikle dolgun bir iç organ olup olmadığını belirlemektir.
İnspeksiyon
Sağ karın çevresi dolgunluk yönünden gözlenir. Dolgunluk sıvı, gaz veya içerikle dolgun bir iç organa, asitese veya büyük bir uterusa bağlı olabilir. Sağ karnın anormal dolgunluğun yaygın nedenleri:
● abomazumun dilatasyonu ve volvulusu
● sekum dilatasyonu ve torsiyonu
● akut bağırsak tıkanması (genellikle spiral kolonun)
● abomazum sıkışması
● asites
Rumenin şiddetli dolgunluğunda ventral kese önemli oranda büyüyebilir ve sağ karnın alt yarısını dolgunlaştırır. Uzun süren açlık ve kronik zayıflıkta sağ karın belirgin oranda sıskadır.
Palpasyon ve ballotman
Dıştan palpasyon
Her iki elin ayasını veya yumruğunu kullanarak sağ kotsal arkusun kaudalinde karın duvarı dorsalden ventrale kadar dolgunluk veya ağırlık yönünden palpe edilir. Burada büyümüş bir organ veya uterus bulunabilir ve ağrıyı gösteren bir inleme duyulabilir (Şekil 17.43A).
Gebe uteus 7 aylıktan sonra ballotmanla kolayca belirlenebilir. Normal hayvanda açık iki el ile derin palpasyonda karın esnektir. Normal abomazum dıştan palpasyonla palpe edilemez. Sağ kostal arkusun kaudali veya ventralinde sağ karında dolgun bir organın palpasyonu aşağıdakilere bağlı olabilir:
● abomazum volvulusu veya sıkışması
● omazum sıkışması
● sekum dilatasyonu ve volvulusu
● sağ karın duvarına kadar uzanan rumenin büyümüş ventral kesesi
● karaciğerin büyümesi
Abomazum veya omazum sıkışması sağ kos- tal arkusun arkasında karnın orta üçte birinden ventral üçte birine kadar palpe edilebilen sert ve hamurumsu bir kitle ile karakterizedir. Büyümüş bir karaciğer sağ fossa paralumbalisin alt sınırlarında kostal arku- sun orta üçte birinin hemen kaudalinde palpe edilebilir (Şekil 17.43B). Dolgun organı belirlemede rektal muayene ve lezyonu belirmek için de laparotomi gerekebilir.
Ballotman ve sallama
Sağ karnın ballotmanı palpasyonun değişiğidir ve karın duvarına yakın bulunan sert veya katı kitleleri belirlemek için faydalıdır (Şekil 17.44).
Parmaklar veya yumrukla karın duvarına dürtülür. Bu işlem sert veya gergin kitlenin karın duvarından uzaklaşmasını ve sonra geri sekmesini sağlar. Buna en iyi örnek, ileri dönem (7-8 aylık) gebelikte sağ karında fetüsün ballotmanıdır. Sıkışmış bir omazum veya abomazum da karın duvarının basit derin palpasyonu veya ballotmanı ile palpe edilebilir.
Sıvı ve gaz dolu bağırsakları ve organın oluşturduğu sıvı çalkantı seslerini belirlemek için karın oskulte edilirken hayvan bir taraftan diğer tarafa sallanır veya hareket ettirilir.
Sallama veya ballotmanla duyulabilen sıvı çalkantı sesleri aşağıdakilere bağlı olabilir:
● enteritiste sıvı dolu bağırsaklar
● sıvı dolu dolgun abomazum
● akut bağırsak tıkanması veya diffuz peri- tonitiste sıvı ve gaz dolu bağırsaklar
|
Oskultasyon
Normal yetişkin sığırda sağ karın duvarının oskultasyonu ile her 15-20 saniyede ince ve kalın bağırsakların şapırtılı peristaltik sesleri duyulur. Sağ alt karında aboma- zumun bulunduğu yerde oskultasyonla abo- mazumun pilorik kısmının kontraksiyonu ile oluşan şapırtılı sesler duyulur. Bu abomazal ve intestinal seslerin sıklık ve şiddeti hayvanın bir tarafından diğer tarafına çok farklıdır ve olup olmadıkları diyagnostik değildir. Sağ karından duyulan sıvı akış sesleri enteritis veya aşırı tahıl yemede olduğu gibi bağırsaklarda aşırı miktarda bağırsak içeriği olduğunu gösterir.
Bağırsaklar gaz ve sıvı ile dolgun olduğunda doğrudan anormal bağırsaklar üzerinden karın duvarının aynı anda perküsyon ve oskultasyonu ile çoğu defa ping sesi duyulur. Ballotman ve sallama ve aynı anda os- kultasyon ile sıvı çalkantı sesleri duyulabilir ve bunlar abomazum dolgunluğu, paralitik ileus ve akut intestinal tıkanmada dolgun bağırsak spirallerinde sıvı ve gazı gösterir. Oskultasyonda duyulabilen sıvı akış sesleri enteritis veya akut intestinal tıkanmaya bağlı olabilir.
Perküsyon ve aynı anda oskultasyon
Yetişkin sığırda sağ karında pinglere neden olan durum ve yapıların ayırt edilmesi Şekil 17.45-55’te tarif edilmektedir. Noktalı sahalar her anormallik için anatomik yeri ve pinglerin yaklaşık nispi boyutunu temsil etmektedir. Pinglerin nedenleri:
● sağa abamazum dilatasyonu ve torsiyonu
● sekum dilatasyon ve torsiyonu
● kangal kolon torsiyonu, gazla dolu de- sendens kolon ve rektum (ıkınma ile ilgili)
● nedeni bilinmeyen intestinal timpani
● genç buzağılarda mezenteryum kökünün torsiyonu
● invaginasyon
● pneumoperitoneum
● doğum sonrası intestinal timpani
Rumen içerikleri
Rumen ortamını belirlemede çoğu defa ru- men içeriğinin muayenesi esastır. Rumene sonda girişi ezofagusun açık olduğunu, köpüklü veya serbest gaz timpanisi ile ilgili rumen içi basıncında artış olup olmadığını gösterir. Serbest gaza bağlı timpanide sondadan kısa sürede büyük miktarda gaz çıkarken köpüklü timpanide sondanın ucu köpüklü içerikle tıkanabilir ve çok az gaz çıkar.
Sonda rumende iken biraz rumen sıvısı sifonla veya pompa ile dışarı alınabilir. Gıdaya bağlı olarak renk yeşil, zeytin yeşili veya kahvemsi yeşil olabilir. Merada veya iyi kaliteli otla beslenen sığırda renk koyu yeşildir. Silaj veya samanla beslenmede renk sarı-kahvedir. Aşırı tahıl yediğinde sütlü gri (boza gibi) olur. Rumen durgunluğunun uzun sürdüğü ve kokuşmanın olduğu vakalarda renk yeşilimsi siyahtır. Rumen içeriklerinin kıvamı normal olarak hafifçe yapışkan olup sulu içerikler bakteri ve protozoa inaktifliğini gösterir. Primer timpanide veya vagus indiges- yonunda aşırı köpük oluşur. Rumen içeriklerinin kokusu normal olarak biraz keskin ise de nahoş olmayıp aromatiktir. Küflü, çürüme kokusu protein kokuşmasını gösterir. Yoğun ekşi koku da aşırı tahıl yemeye bağlı aşırı laktik asit oluşumunu gösterir. Rumen sıvısının pH’sı yeme ve yem yeme ile örnek alma arasında geçen süreye göre değişir. Bununla birlikte normal sınır 6.2-7.2’dir. Örnek alındıktan hemen sonra pH’ya bakılmalıdır.
Yüksek rumen sıvısı pH’sı (8-10) protein kokuşmasında veya örneğe salya karıştığında oluşur. Düşük pH (4-5) değerleri karbonhidratla beslenmeden sonra oluşur. Genel olarak, 5’in altındaki bir değer karbonhidrat yüklenmesini gösterir ve karbonhidratlı yemi yedikten 6-24 saat arasında devam eder. Birkaç damla rumen sıvısının mikroskopik muayenesi ile protozoa aktivitesi görülür. Normal olarak her sahada 6-7 protozoa aktiftir.
|
Yetişkin sığırda rumenin çok dolgunluğuna bağlı şiddeti karın dolgunluğunda karnın durumunu değerlendirmek imkansız değilse de zordur. Rumenin dolgun olup olmadığını belirlemek için iri delikli rumen sondası (2 m uzunluk ve 3 cm çap) uygulanır. Vagus indi- gesyonunda rumen, sıvı içerikle önemli derecede dolgun olabilir. Bu durumda sıvı son- dadan dışarı fışkırır. Bazı vakalarda 100-150 lt içerik boşalabilir. Eğer içerik çıkmazsa içerik köpüklü veya lapa gibi olabilir ve sondanın rumendeki ucu tıkanmış olabilir. Bu durumda rumen lavajı yapılabilir: her seferde 20-40 lt su vererek sifonla içerik boşaltılmaya çalışılır. Rumen kısmen boşaldıktan sonra rumen ve karnı daha doğru değerlendirmek genellikle mümkündür.
Gastrointestinal hastalıklı 1 hafta-2 aylık buzağılardan alınan rumen içerikleri anormal olabilir. Hasta buzağılarda çoğu defa karın ağrısı, dolgun bir karın, rumen ve sağ karında sıvı çalkantı sesleri, ishal ve dehid- rasyon bulunur. Mide sondası ile anormal kokulu ve önemli miktarda rumen sıvısı alınır.
|
Abomazumun muayenesi
Dilatasyon
Abomazum deplasmanı genellikle aboma- zumun sağa deplasmanı olup sindirim kanalı tıkanmasını akla getiren subakut bir ağrı sendromuna neden olur. Sağ karın dolgundur, mevcut sıvı palpasyonla ve aynı anda perküsyon ve oskultasyonla belirlenebilir. Bu durumda abomazum sıvı ve gaz içerdiğinde yüksek perdeli bir ping duyulur (Şekil 17.47). Rektal muayenede karnın sağ alt kısmında abomazumun hemen hemen tamamen dolu olduğu, neredeyse rumen kadar olduğu, duvarın genellikle önemli derecede gergin olduğu belirlenir.
Volvulus
Abomazumun volvulusu sağ taraflı dila- tasyon ve deplasmana göre çok daha şiddetli bir hastalıktır. Abomazumun gaz ve sıvı ile dolgunluğuna bağlı olarak karın da dolgundur. Bazı vakalarda alt sağ paralumbar bölgede şişkinlik olabilir. Sağ tarafta karın duvarının palpasyonunda kostal arkusun altında dolgun ve gergin organ belirlenir ve sıvı çalkantı sesleri duyulabilir. Perküsyon ve aynı anda oskultasyonla yüksek perdeli bir ping sesi duyulur (Şekil 17.48). Rektal muayenede karnın sağ tarafında genellikle dolgun abomazum palpe edilir.
Ülser
Yetişkin sığırda aşağıdakilerin olup olmadığına göre ülsere bağlı klinik belirtiler gelişir:
● yeterli boyutta bir damarın şiddetli kanamaya neden olması
● abomazumun duvarının delinmesi
Perforasyon (delinme) oluşursa diffuz peri- tonitis de gelişir. Lokalize peritonitisle birlikte omental yapışmalar meydana gelir. Sağ alt karın bölgesine dıştan palpasyonda ağrılı bir cevap alınabilir. Dolgun (sıvı dolu) aboma- zum hissedilebilir. Ballotman ve oskultas- yonda sağ dilatasyon ve deplasmanda meydana gelenlere benzer sıvı çalkantı sesleri duyulabilir. Abomazumun sola deplasmanında ülser de meydana gelebilir ve lokalize peritonitise yol açarak abomazum delinebilir. Abomazumun delinmesi ile diffuz peritonitis, şok ve birkaç saat içinde ölüm meydana gelir.
Sıkışma
Abomazum aşağıdakilere bağlı sıkışabilir:
● n. vagus hasarı (vagus indigesyonunda olduğu gibi)
● çok miktarda kötü kaliteli kaba yem indi- gesyonu
● bazı diyetlerle birlikte kum indigesyonu
Sağ karnın alt çeyreğinde ortadan ventral üçte birine uzanan büyümüş abomazum dolu ve sert bir kitle olarak sağ kostal arkusun arkasında palpe edilir. Hayvan ileri gebe olmadıkça sıkışan abomazum rektal muayenede genellikle sağ alt çeyrekte palpe edilebilir. Çoğunlukla omazumda sıkışır, büyür ve karnın alt orta hattında palpe edilebilir.
Özet
Gaz, sıvı veya içerikle dolgun bir organ veya karaciğer gibi büyümüş organların varlığını belirlemek için karnın sağ tarafı muayene edilir. Rektal muayene çoğu defa dolgun organın ayırt edilmesine yardımcıdır. Doğru şekilde ayırt etmek ve dolgunluğun ve deplasmanın boyutunu ve doku canlılığını ve dolaşımını belirlemek için laparotomi gerekebilir. Rektal muayenede, prognoz için önemli olan işemik nekrozisi belirlemek mümkün değildir.
|
||||
|
||||
BAĞIRSAKLARIN KLİNİK MUAYENESİ
Bağırsaklar ve onların aktiviteleri klinik muayene teknikleri ile sadece sınırlı oranda muayene edilebilir. Bağırsaklar karnın sağ tarafında olup sağ karnın muayenesinde onların aktivitesinin değerlendirilmesi için alınan bilgi sınırlıdır. Dışkının karekteri, hid- rasyon durumu ve vucut kondisyonu gibi diğer klinik bulgular ince ve kalın bağırsakların fonksiyonel aktivitesinin göstergeleridir.
İnce ve kalın bağırsakların klinik muayenesi dolgunluk, karın ağrısı, dışkının olmaması, ishal ve dizanteri ile anormal dışkıyı kapsar.
1. Bağırsakların sıvı ve gazla dolgunluğu karın dolgunluğuna, karnın perküsyonunda pinglere ve ballotman ve oskultasyonda sıvı çalkantı seslerine neden olabilir. Dolgun bağırsak spiralleri rektal muayenede palpe edilebilir.
2. Akut intestinal tıkanma veya peritonitiste bağırsakların sıvı ve gazla dolgunluğuna bağlı abdominal ağrı gelişebilir. Akut intes- tinal tıkanmada dolgun bağırsak spirallerinin rektal muayenesi de abdominal ağrıya neden olabilir.
3. Uzun süre dışkıda azalma veya hiç dışkı olmaması bağırsak tıkanmasını akla getirir. Bunlar fonksiyonel (adinamik ileus) veya fiziksel (dinamik ileus) tıkanmaya bağlı olabilir.
4. Dizanterili veya dizanterisiz derin bir ishal akut veya kronik enteritisin özelliğidir.
5. Anormal dışkı akut veya kronik entero- patiyi gösterir.
Bağırsak tıkanması
Bağırsak tıkanması mezenteryumun torsi- yonu, invaginasyon ve düğümlenmesine bağlıdır. Bunların hepsinde birkaç saatten daha fazla hemen hemen hiç dışkı yoktur (şiddetli şok ve akut abdominal ağrının eşlik ettiği kanlı mukus geçişi hariç). Buzağılarda, mezenteryumun kökünün torsiyonu en yaygın bağırsak tıkanma şeklidir.
Bağırsak tıkanmasının en önemli klinik bulgusu sağ karnın ballotman ve aynı anda oskultasyonunda sıvı çalkantı seslerinin duyulmasıdır. Tıkanma, bağırsak spirallerinin aşırı gaz ve sıvı ile dolgunluğuna neden olur ve onlar ileus durumundadır. 13. kostanın distal kısmında oskultasyon ve sağ karnın ballotmanı ile çoğunlukla net sıvı çalkantı sesleri duyulur.
Ani bağırsak tıkanmasında genellikle akut abdominal bir ağrı dönemi vardır. Bu dönemde aşağıdakiler görülür:
● huzursuzluk
● gerisinde çöküntü
● karnı tekmeleme
● inleme
Bu davranış değişiklikleri akut intestinal tıkanmalı buzağılarda çok belirgindir. Bu ve hatta daha dramatik davranış (yuvarlanma gibi), tam iştahsızlık ve dışkılamama ile birlikte 6-12 saat arasında spazmlı olarak devam eder. Atlarda aynı durumla karşılaştırıldığında bu dönemde temperatür ve solunum sayısı önemli derecede değişmezken kalp frekansı orta derecede artar.
Akut ağrı dönemi geçtiğinde, şok belirtileri daha belirgin olur ve hayvan daha depresif olur. Bu sırada rumen ve bağırsak hareketleri hiç yoktur. Dolgun bağırsak spirallerini belirlemek için dikkatli rektal muayene önemlidir.
Bağırsak tıkanması belli bir süre ya da tam olmayan şekilde geliştiğinde (sekumun dilatasyonu ve torsiyonunda olduğu gibi) ağrıyı gösteren belirtiler o kadar akut değildir ve ayrıca
● iştah belli derecede azalır
● beli sürede süt üretimi düşer
● dışkılama daha sık ise de az miktarda olup kıvamı yumuşak ve kanlı mukus içerir.
Düğümlenme ve nekroz yoksa hayvan yaklaşık 7 gün yaşar, bu süreye yakın orta derecede karın büyümesi (sarkık) ve şiddetli tok- semi belirtileri görülür. Sekumun dilatasyo- nu ve torsiyonu sağ fossaparalumbalis dolgunlaşır, perküsyon ve aynı anda oskultas- yonda timpaniktir veya sıvı sesi duyulur. Temperatür, nabız ve solunum sayısı son dönemde normal sınırlar içinde kalabilir. Son dönemde orta derecede dehidrasyon görülür, hipokloremi ve hipokaleminin hayvan üzerinde önemli bir etkisi vardır.
Sığırlarda sekum dilatasyonu ve volvulusu
Volvulussuz sekum dilatasyonunda değişik derecede anoreksi, karında hafif şekil değişikliği vardır ve dışkı azdır. Bazı vakalarda klinik belirti yoktur ve rektal muayenede tesadüfen dilate sekum bulunur. Sağ fossa paralumbaliste perküsyon ve aynı anda os- kultasyonda 10. interkostal aralığa uzanan sınırlı bir ping duyulabilir (Şekil 17.52). Sağ karın duvarında ballotman ve aynı anda oskultasyonla sıvı çalkantı sesleri duyulabilir. sağ karnın üst kısmında hafif dolgunluk olabilirse de bazı vakalarda karın çevresi normaldir. Rektal muayenede sekum genellikle uzun, silindirik, hareket edebilir bir organ olarak (uzunluğu 90 cm, çapı 20 cm) palpe edilebilir. Pelvis boşluğuna doğru yönelmiş Sekumun kör ucunun palpasyonu ve ayırt edilmesi diyagnostiktir. Basit dilatas- yonda rektal palpasyonda sekum büyümüş olup kolayca bastırılabilir. Sekum volvulu- sunda aşağıdakiler görülür:
● anoreksi
● rumen durgunluğu
● dışkı azalmış veya tamamen yoktur
● sağ karnın dolgunluğu
● dehidrasyon ve taşikardi
Yukarıdaki belirtiler volvulusun şiddetine ve işemik nekrozisin derecesine bağlıdır. Hafif karın ağrısı bulunabilir ve hayvan karnını tekmeleyebilir. Sağ fossa paralumbalisin merkezinde timpanik rezonans sahası vardır ve 10-12. interkostal aralığa uzanabilir. Sağ karın duvarının ballotmanı ve aynı anda oskultasyonu ile genellikle sıvı çalkantı sesleri duyulabilir. Rektal muayenede sekum genellikle içerikle dolgun, büyük ve gergin olarak hissedilir. Sekumun kör ucu krani- yale ve laterale veya mediale doğru deplase olabilir ve o zaman sekumun gövdesi pelvis boşluğunda palpe edilir. Deplasmanın derecesine veya volvulus olup olmadığına göre değişik derecede kolon ve ileum dolgunluğu meydana gelebilir.
Konjenital bağırsak atresiası
Yeni doğan buzağılarda konjenital bağırsak ve anüs aresiası bağırsak tıkanmasının bir nedenidir. Defekt ince bağırsakta olduğunda doğumdan önce karın önemli derecede dolgun olabilir. Bu dolgunluk normal doğumu engelleyebilir.
Defekt kalın bağırsakta ise genellikle doğumdan sonra dolgunluk meydana gelir. Bunlarda anüs normal olup tıkanan kısmın kaudalindeki bağırsak kısmı normal olabilir veya yoktur. Bağırsak atresiasının belirlenmesinde rektal sonda uygulanışı veya baryum enfüzyonu ve radyografi yardımcı olabilir. Rektumda mekonyum ve dışkı değil, genellikle çok miktarda kalın yapışkan mukus vardır. Sonuncu vakada sadece laparotomi ile defektin boyu ve özelliği belirlenebilir. Başlıca klinik belirtiler depresyon, anoreksi ve karın dolgunluğudur. Hayvan sahibi hayvanın dışkılamadığı şikayetiyle gelir. Birçok vakada hayvan ilk günden itibaren emmez, 5-6 günlük olunca çok zayıftır ve yatar vaziyettedir. Bağırsak belki yırtılır ve akut diffuz peritonitis gelişir.
|
||||
|
||||
Bağırsak hipermotilitesi
Bağırsak peristaltizminin sıklığındaki artışla geçiş süresi kısalıp absorbsiyon azalır ve şiddetli bir ishal meydana gelir. Heyecanla fonksiyonel diyare oluşur ve ayrıca motor sinir kontrolünün bozulduğunu ifade eder. Sığırlar baharda bol otlağa çıkarıldıklarında yumuşak dışkı geçişi değişik bir süre devam eder. Bu etkinin oluşumunda muhtemelen yüksek oranda su ve protein içeren otlar önemlidir.
Enteritis
Enteritisin klinik belirtileri:
● diyare
● değişen karın ağrısı
● bazen dizanteri
● dehidrasyon
● bazı vakalarda fever ile birlikte toksemi
Neden olan etkene bağlı olarak bu belirtilerin şiddeti önemli oranda değişir. Bazı akut sistemik hastalıklarda enteritis diğerlerine göre (enteritis başlangıçta belirgindir) daha az belirgindir. Kronik diyare kalıcı anormal dışkı, sık defekasyon, zayıflık ve iştahsızlıkla karakterizedir.
REKTAL MAYENE
Genel olarak, 1 yaş üzerindeki hayvanlarda kolayca yapılabilir. Irka bağlı olarak 6-8 aylık sığırlarda rektal muayene yapmak genellikle imkansızdır.
Rektal muayenenin amacı genel klinik muayene ile belirlenemeyen gastrointestinal kanal anormalliklerinin olup olmadığını veya bazı kinik bulguları açıklayabilen anormallikleri belirlemektir. Bir sığırda sağ karında bir pingin varlığı dilate sekum, dilate abo- mazum veya intestinal timpaniyi düşündürür. Rektal muayene ile pinge neden olan gaz dolu bir iç organın olup olmadığı belirlenebilir. İç organın yeri onu ayırt etmek için ip uçları verebilir. Diğer durumlarda genel klinik muayene gastrointestinal disfonksi- yonlu bir hayvanda özel bir anormalliği ortaya koyamasa da rektal muayene ile periton yapışmaları, dolgun iç organlar veya çoklu intraabdominal kitleler belirlenebilir. Genel muayene ile belirsiz bir abdominal anormallik belirlendiğinde rektal muayenenin yapılması genel kuraldır. Sadece karnın kaudal kısmı palpe edilebilir. Rektum desendens kolonun pelvis boşluğundaki kısmıdır. Bu yolla muayene için hayvan travayda uygun bir şekilde tutulur. Atlarda olduğu gibi geriye tekmeleme çoğu sığırda problem olmadığı için önlem gerekmez. Muayenede sırasında mukozanın hasar görmemesi için tıknakların kesilmiş olması gerekir. Omuza kadar uzanan plastik bir eldiven takılırak ıslak ve kaygan hale getirilir. Parmaklar uçları koni biçiminde birleştirilir ve anüse nazikçe döndürülerek sokulur. Anal sfinkterin tonusunu önce şiddetli ise de sonra gevşer ve el anal kanala sonra rektuma sokulur. Rektum dışkı ile dolu olabilir (genellikle sağlıklılarda). Yetişkin bir sığırda rektumda genellikle yediğine göre değişen kıvamda birkaç el dolusu dışkı bulunur. Çayırdaki sığırlarda rektumda dışkı daha bol ve yumuşaktır. O zaman rektumu boşaltmak için avuç içinde toplanan dışkı geriye doğru çekilir ve el anüsten çıkarılmadan dışarı atılmaya çalışılır ya da rektum duvarı parmaklarla tırmıklanarak defekasyon uyarılır. Bu işlem sırasında rektumun hava almaması önemlidir. Çünkü hava alan rektum kollabe olur ve sertleşirek rektal muayeneyi zorlaştırır. Bu durumda rektumun dorsal duvarına geriye doğru nazik masaj yapılarak peristaltik kontraksi- yonlar ve havanın dışarı çıkarılması sağlanabilir. Sağlıklı hayvanlarda rektal peristal- tizm kolu dışarı atmaya yönelik olarak çok şiddetlidir. Bu sırada hayvan sırtını kamburlaştırır. Bir iki dakika sabırla beklenerek veya torakal ve lumbal sırt çimdiklenerek bu durum giderilmeye çalışılır. Hasta hayvanlarda ise bu refleks fazla gelişmez. Peristal- tizm dalgası geldiğinde el zorlanmaz ve dalga geçince muayene yapılır. Muayene sırasında el açık ve parmaklar bitişik tutulur. Sistemik bir muayene için karın boşluğu dört çeyreğe bölünür:
● üst sol
● alt sol
● üst sağ
● alt sağ
Pelvis boşluğunda el farklı yapıları hissetmek için sistematik bir sırada hareket ettirilir.
1. Pelvisin kemik yapısı ventral, lateral ve dorsal olarak hissedilebilir.
2. Pelvis girişini (güvenilir bir işaret) hissetmek için el ve kol pelvisin tabanı boyunca ilerletilir.
3. Pelvis girişinden sonra el artık desen- dens kolondadır. Bu kolon rektumdan daha uzun bir mezenteryuma sahiptir. Bu yüzden her yönde serbest hereket edebilir.
4. El ve kol sol böbreğin kaudal kenarını palpe edinceye kadar öne doğru ilerletilir. Bu da güvenilir bir işareti temsil eder.
5. Eli böbrekten sol üst çeyreğe hareket ettirerek rumenin sol dorsal kesesinin kaudal kısmı parmaklar uzatılarak hissedilebilir.
6. Rumenin sağ longitudinal (uzunlamasına) oluğunu (burası rumenin dorsal ve ventral keselerin birleştiği yerdir) hissetmek için el rumenin dorsal kesesinin sağ lateral kısımlarına doğru kaydırılır.
Normal sığırda kaudal abdomenin sağ üst ve alt çeyreklerinin palpasyonu ile bir boşluk hissedilir. Sekum dahil ince ve kalın bağırsaklar genellikle hissedilebilir. Çünkü pal- pasyonla bağırsaklar yer değiştirir. Peristal- tizm ve segmentasyon sırasında bazen bağırsağın kasılan segmenti kısa bir süre yakalanabilir. Normal hayvanda, spiral kolon veya sekumda içerik palpe edilemez. Dışkı kolun uzanabileceği kadar mesafede desendens kolon ve rektumda bulunabilir.
Yetişkin iri ırk sığırlarda kaudal abdomenin en dolu kısmı bile palpe etmek mümkün olmayabilir. Daha uzun kollu ve tecrübeli başka bir klinisyen gerekebilir.
Spesifik olmayan anormallikler
Gastrointestinal kanaldaki anormal bulguların ayırt edilmesi, spesifik diagnoza veya sadece hastalığın karakteri hakkında (buradan başka araştıralara ve tedavi planlanabilir) sonuca ulaşmayı sağlayabilir. Spesifik olmayan anormallikler deneysel laparotomi- ye ihtiyaç olduğunu gösterebilir ya da ötö- nazi veya kesim tavsiye edecek kadar önemli olabilir.
Palpasyonda spesifik olmayan birkaç farklı anormallik bulunabilir:
● ishal durumunda dışkı aşırı miktarda ve sulu kıvamda olabilir
● sindirim kanalında hemoraji değişik miktarda kan bulunmasıyla karekterize olup renk kanamanın yerine göre parlak kırmızı, koyu kırmızı veya siyah olabilir
● dışkı az ve yapışkan olabilir ya da desen- dens kolonda dahil hiç olmayabilir.
● rektal mukoza kuru olabilir ve pürüzlü hissedilebilir
● hayvan rektal muayene sırasında sancılanabilir. Bu da bir seröz membranın yangısını veya gerildiğini gösterir
● rumenin palpe edilebilen kısımları çok dolgun ve dorsale doğru sublumbal bölgeye kadar uzayabilir ya da ventral kese büyümüş ve sağ alt çeyreğe kadar uzanmış olabilir
● rumen normalden daha küçük olabilir ve dorsal kese çökük gibi hissedilebilir
● büyüme ve/veya dolgunluk nedeniyle pal- pe edilebilen diğer organlar sekum, abo- mazum, omazum ve bağırsaklardır.
Gaz ve sıvı dolu organ palpasyonda dalgalanır; sıkışan iç organa parmakla basıldığında çukurlaşır. Dolgun bir organın bir kısmının palpasyonu ve yakalanması ağrıya neden olabilir ve bu durumda hayvan inler ve ıkınır. Çoğu defa dolgun bir organa (abomazumun volvulusu) uzatılan parmaklarla sadece dokunulabilir. Bu bile önemli diyagnostik katkı sağlar. Kaudal abdomende herhangi bir yerde veya pelvis boşluğunda değişik şekil ve büyüklükteki kitleler (tümörler, abseler ve yağ birikintileri gibi) palpe edilebilir. Perito- neal yapışmalar pürüzlü yüzeyler şeklinde hissedilir ve yapışan iç yapıyı el ile ayırmak mümkün olabilir.
Rektuma elin sokuluşu sırasında ve çeşitli organların palpasyonu sırasında hayvanın davranışına dikkat edilir. Bağırsak tıkanmasında intestinal kontraksiyonlardan kaynaklanan sancı ve kuvvetli gerilme söz konusudur. Rektum el ve kola yapışan az miktarda kanlı mukus hariç, genellikle boştur. Mezen- teryumda yırtılmaya bağlı ya da hasar veya hemorajiyi takiben peritoneal yapışmaların gelişimi ile oluşan intestinal hapsedilme (in- karserasyon) palpe edilebilir. İnce bağırsakların gaz ile dolgunluğu tıkanmada önemli bir özellik değildir. Çünkü sindirim kanalının bu noktasında fermentatif sindirim önemsizdir.
Kolonun kıvrılan kısmının torsiyonunda ince bağırsağın spiralleri dolgundur ve kolayca palpe edilebilir. Sekumun dilatas- yonu ve volvulusunda pelvis girişine kadar uzanan çok dolgun sekum söz konusudur.
|
Rumen kontraksiyonlarının gücü ve sıklığı içeriklerin özelliği (sulu, katı ve gazlı olabilir) kadar belirlenebilir. Abomzumun sola deplasmanında rumenin median plana doğru itilmesiyle boyu küçülür. Rumen içerikle dolgun veya timpanik olduğunda pelvise girecek kadar boyu büyür.
Rumenin kraniyal kısımları, retikulum ve omazum rektal muayenede değerlendirilemez. Bu yüzden travmatik retiküloperitoni- tisin teşhisine yardımcı olmayabilir. Aboma- zumun sola deplasmanında Rumen küçülür ve sağ dorsal karında boşluk ve rumenin solunda sadece nadiren dolgun abomazum hissedilebilir.
Rektumun etrafında olabilen yoğun yağ nekrozisi ve lipom kitleleri kolayca palpe edilebilir. Bunlar hareketli olup sert kıvamlıdır. Fark edildiğinde, büyümüş iliak ve sublum- bal lenf düğümlerinin lenfomatozisi akla gelir.
|
Spesifik anormallikler
Rektal muayenede palpe edilebilen gast- rointestinal kanalın yaygın spesifik anormalliklerinin bazıları kısaca tanımlanmıştır. Bunlar Şekil 17.56’da şemetize edilmiştir.
L-şeklinde Rumen (Şek 17.56b)
En çok vagal indigesyon ve kronik tim- panide ya da rumenin giderek dolgunlaşmasıyla karekterize bazı rumen ve retikulum hastalıklarında meydana gelir. Rumenin dor- sal kesesinin kaudal kısmı çok büyür ve çoğunlukla pelvis girişine kadar uzanır. Vent- ral kese kolayca palpe edilir ve sağ karına kadar uzanır. Büyümüş vantral kese büyümüş bir abomazum sanılabilirse de dorsal kesesi ile devam ettiği için abomazumdan ayırt edilebilir. Rumenin sağ longitudinal oluğunun belirlenmesi büyümüş dorsal ve ventral keselerin aynı organın kısımları olarak ayırt edilmesine katkı sağlar. Sıkışık bir abomazum ona yakın hissedilebilse bile rumenden ayrılır.
Sekal dilatasyon ve volvulus (Şek 17.56 c)
Sekum dilatasyonu yaygın olarak pelvis girişine yakın, uzun silindirik dilate kör uçlu bir organ ile karakterizedir. Dilate sekum sadece gaz içerebildiği gibi yumuşak içeriği de bulunabilir, gergin olabilir ve içerikle dolu hissedilebilir. Çoğu vakada, karekteristik olarak büyümüş sekumun nazikçe yeri değiştirilebilir. Bazı vakalarda büyümüş ve ikiye bükülmüş sekumun kör ucu öne doğru me- diale veya laterale hareket etmiştir. Gergin yuvarlak gövdesi pelvis girişine yakın palpe edilir.
Abomazumun sağa dolgunluğu, deplasmanı ve volvulusu (Şek 17.56d)
Karnın üst sağ çeyreğinde abomazum gergin sıvı ve gaz dolu olarak palpe edilebilir. İri sığırlarda bu gergin organ sadece parmak uçları ile hissedilebilir. Erken dilatasyonun- da abomazum hafifçe gergin, volvulusta gergin hissedilir.
Abomazum sıkışması (Şek 17.56e)
Abomazum karnın sağ alt çeyreğinde hamursu bir kitle olarak palpe edilir. Sıkışan abomazuma doğru eli yavaşça hareket ettirmek için birkaç dakika gerekir. İleri gebelikte büyük uterus nedeniyle abomazum genellikle palpe edilemez.
Abomazumun sola deplasmanı (Şek 17.56f)
Sola deplase olan abomazumu palpe etmek genellikle mümkün değildir. Şiddetli deplasmanlarda nadir vakalar rumenin (genellikle normalden daha küçük ve deplase abomazum tarafından sağa hafifçe itilmiştir) sol kısmının lateralinde bazen gaz dolu organ olarak palpe edilebilir.
İnvaginasyon (Şek 17.56g)
İnvaginasyon karnın sağ tarafında sert, silindirik tubuler bir yapı şeklinde palpe edilebilir. Çoğu akut bağırsak tıkanma vakasında invaginasyon palpe edilemez, fakat sağ karında tıkanmanın kraniyalinde gaz ve sıvı ile dolgun bağırsak spiralleri palpe edilebilir. Bağırsak hapsolmasında dolgun bağırsak spirali mezenteryumun bir kısmından geçerek hissedilebilir.
Mezenterik torsiyon (Şek 17.56h)
Yetişkin sığırlarda bağırsakların mezenter- yumunun kökünün torsiyonu yaygın değildir. Sağ karnın geniş bir bölümünde dolgun bağırsak spirallari palpe edilebilir.
Peritonitis (Şek 17.56i)
Karnın kaudalini kapsayan lokal veya dif- fuz peritonitiste fibrinli yapışmalar palpe edilebilir. Etkilenen yüzeyler pürüzlüdür ve bağırsak spiralleri arasında palpasyon (birbirlerine veya karın duvarına yapışmıştır) iki yağlanmış ekmek parçasını ayırıyormuş hissi verir.
Lipomatozis (Şek 17.56k)
Bunlar karında ve pelvis boşluğunda çoğunlukla ‘yumrular’ veya yüzen mantarlar şeklinde palpe edilir. Bunlar genellikle serbestçe hareket eder.
Omental bursitis (Şek 17.56l)
Bu anormallik karnın kaudalinde oldukça önde sol böbreğin altında orta hatta büyük sert-yumuşak bir kitle ile karakterizedir.
Sığırlarda doğum sonrası sindirim kanalı hastalığının diferansiyel diyagnozunda ute- rus plasenta retensiyonu ve metritis yönünden muayene edilmelidir. Vajinal ve rektal muayeneler yapılmalıdır. Retensiyonlu fetal membranlara bağlı toksemi ve doğum sonrası metritis anoreksi, rumen dolgunluğu, pa- ralitik ileus, dışkı azlığı ve bazen sağ karında ping belirlenebilir ve bu belirtilerin hepsi primer sindirim kanalı hastalıkları zannedilerek yanlış yorumlanabilir.
Defekasyon ve dışkı
Sığırlar genellikle ayakta ve yem yeme sırasında günde 10-18 defa dışkılar. Defekas- yon sırasında bel hafifçe kamburlaşır ve kuyruk kalkar. Dışkı kuru ve sert ise ya da rektumda veya pelvis boşluğu yumuşak dokularında yangı varsa ıkınma meydana gelebilir.
Akut veya kronik peritonitis, defekasyon için duruşa bağlı ağrı nedeniyle ağrılı defe- kasyona neden olabilir. Ikınmada kuyruk sürekli kalkıktır. Az miktarda dışkı geçişi veya hiç dışkı olmaması sindirim kanalında kaudale doğru içerik hareketinin olmadığını gösterir. Bunun en yaygın nedenleri:
● akut intestinal tıkanma
● ön mideler ve abomazumdan akışın yetersizliği
● peritonitis veya asit-baz dengesizliğine bağlı ileus
Rektum paralizi nadien oluşur. Bu durumda rektum sert dışkı ile sıkışmıştır. Diyare sık ve sulu dışkı geçişi olup gastrointestinal fonksiyon anormaliğini, genellikle enteritis veya diyete bağlı indijesyonu gösterir.
Dışkı muayenesi
Dışkının kabaca görünümü sadece sindirim kanalı hastalığının göstergesi değil başka yerdeki hastalığın diferansiyel diagnozunda değerli bilgi sağlayabilir.
Miktar
Dışkı miktarında azalma yem ve su alımında bir azalmaya veya sindirim kanalından geçişte gecikmeye bağlı olabilir. Diya- rede dışkı daha sık ve normalden daha fazla miktarda geçer va daha fazla miktarda su içerir (%90’dan fazla).
Retikulorumen ve abomazumun hareket baozukluğuna neden olan hastalıklarda nispeten dışkı yoktur. Peritonitis veya idiopatik intestinal timpaniye bağlı ileus 3 günden fazla dışkı azalır (bazen tamamen yoktur) Fonksiyonel tıkanmada önemli dışkı azlığı önemli bir karıştırmaya yol açar. Çünkü fizyolojik tıkanmadakine benzer. Sindirim kanalının fiziksel ve fonksiyonel tıkanmasının nedenleri Şekil 17.57’de özetlenmiştir.
|
Renk
Dışkının rengi aşağıdakilere bağlı olabilir:
● gıdanın niteliği
● dışkıda safra konsantrasyonu
● sindirim kanalından geçiş hızı
Emen buzağılarda dışkının rengi altın sarısıdr. Ot veya saman yediğinde açık kahve olur. Süt ikame yemleri değişik gri içerik oluşturur.
Yeşil ot yiyen yetişkin sığırlarda dışkı koyu zeytin yeşilidir. Otlu rasyonda daha kahvemsi zeytini olur. Fazla miktarda tahıl yerse renk zeytin-grisi olur. İçeriğin gecikmesi rengin koyulaşmasına neden olur. Dışkı yumak şeklinde ve mukusla kaplı parlak yüzeylidir. İshalde dışkının rengi normalden daha açıktır, çünkü fazla miktarda su ve daha az safra içerir.
Hemolitik anemili sığırlarda olduğu gibi, fazla miktarda safra, koyu zeytin yeşili ile koyu yeşil renge neden olur. Safra kanalı tıkanan sığırlarda safra pigmentleri olmadığı için dışkı solgun zeytin yeşilidir.
Kan
Dışkıda kan aşağıdakilere bağlı olabilir:
● akciğer kananasında öksürüle çıkan kanın yutulması (yaygın olmayıp gizli kan olarak bulunur)
● abomazum içi kanama: akut kanama genellikle katran siyahı dışkıya (melena), kronik kanama da gizli kana neden olur. Koyuluğun derecesi veya melana varlığı primer kanamanın derecesine ve mide ve bağırsakların lumenine giren kan miktarına bağlıdır
● ince bağırsakların hemorajik enteritisinde dışkı aynı şekilde koyu kırmızıdır
● kalın bağırsakların hemorajik enteritisinde kolon ve sekumda kanama vardır. Açık kan bütün dışkıya eşit olarak dağılmıştır. Kanama rektumda ise açık kan dışkıda eşit olmayıp izler veya parçalar şeklinde görülür (hematoşezia).
Eğer dışkı koyu renkli veya sindirim kanalında kanamadan şüphe edilirse hem iyonunun varlığını belirlemek için gizli kan testi yapılabilir.
Koku
Taze sığır dışkısı normal olarak kötü kokulu değildir. Nahoş koku genellikle içeriğin kokuşmasına veya fermentasyonuna bağlıdır. Bu da genellikle yangı ile birliktedir. Sal- monellozisli sığırda dışkı pis kokulu olabilir ve pasif konjesyona bağlı viseral ödemli ileri perikarditiste dışkı bol fakat kokusu anormal değildir.
Kıvam
Dışkının kıvamı içerdiği su miktarına, yemin tipine, içeriğin sindirim kanalında kalış süresine bağlıdır. Normal olarak, süt emen buzağılarda dışkı orta-sert lapa kıvamdadır. Bitkisel baslenmeye geçerken ilk sert partiküller dışkıda görülmeye başlar. Normal dışkı orta derecede lapa kıvamlıdır. Orta derecede kalınlık daha katı kıvamda dışkı disklerinin geçişine yol açar ve şiddetli dehidras- yonda rektum içinde fasetalarda oluşan sert yumaklar oluşur. Bunların yüzeyleri koyu ve mukusla kaplıdır.
Sindirim derecesi
Dışkıda kötü sindirilen bitki parçalarının oranı ruminasyonun tam oluşuna, süresine, içeriğin ön midelerden geçiş hızına bağlıdır. Dışkının kötü ufalanması ruminasyon yetersizliğini ve/veya ön midelerden içeriğin hızlı geçişini gösterir. Bu yüzden akut travmatik retikuloperitonitisli bazı sığırlarda dışkı ceviz büyüklüğünde sindirilmemiş bitki liflerinden oluşan parçalar içerir. Bunlar ön midelerin selüloz sindiriminden kaçmış olanlardır. Dışkıda fazla miktarda dane yem bulunması hayvanın fazla miktarda buğday gibi dane yem yediğini gösterir.
|
||||
|
||||
Dışkıda diğer maddeler
Mukus
Dışkı yumaklarının yüzeyinde mukus olması kalın bağırsaklardan geçiş süresinin uzadığını gösterir. Rektumda mukus tıkaç bulunuşu fonksiyonel tıkanmayı (ileus) ifade eder. Enteritiste, fazla miktarda açık sulu mukus dışkılanabilir ve bunlar bazen jelatinli oluşturmak için pıhtılaşır.
Fibrin
Fibrinli enteritiste, salmonelloziste olduğu gibi fibrin uzun kordonlar şeklinde çıkabilir ve bunlar bağırsak lumeninin şeklini alabilir (intestinal fibrinli kastlar).
Dışkının laboratuar muayenesi
Dışkı örneklerinde yapılacak klinik muayenenin tipi süphe edilen teşhise bağlıdır. Maliyet nedeniyle bu muayenelerin sadece diyagnostik yönden faydalı sonuç vermesi arzu edilir.
Dışkı birçok patojen ve madde yönünden muayene edilebilir:
● kimyasallar, arsenik ve kurşun gibi ağır metaller, birçok toksik maddeler
● intestinal helmint yumurtası
● protozoa kistleri
● bakteri ve viruslar
ABDOMİNAL AĞRININ YERİ
Sığırlarda ve buzağılarda karın ağrısının belirtileri çok değişiktir. Yetişkin sığırlarda akut bağırsak tıkanmalı akut karın ağrısı sırtın (arka kısmın) çökük olduğu vücudun esnetilmesi, karını tekmeleme ve huzursuzluk ile kendini gösterebilir. Buzağılarda, akut karın ağrısı genellikle daha dramatiktir ve çökme, tekrarlayan yatma ve kalkma, zorunlu yürüme, huzursuzluk ve palpasyonda ağrı görülür. Bununla birlikte, bazı bağırsak tıkanmalı yetişkin sığırlarda karın ağrısı belirtileri gösterebilir ve bunlar yakından muayene ile belirlenmelidir.
İnleme, kapalı bir glottise karşı kuvvetli bir ekspirasyon ile oluşan bir gırtlak sesidir. Sığırlarda inleme inspirasyonun sonunda veya ekspirasyonun başında karına yumruk veya diz ile derin bir palpasyon yaparak en iyi şekilde ortaya konur. Birkaç respirasyon boyunca trakea üzerinden stetoskopla inspi- rasyon ve ekspirasyon sesleri oskulte edilir ve sonra uyarmadan derin palpasyon yapılır. İnleme bir seröz membranın (periton, pleura ve perikard gibi) bir lezyonunu (gerilme, yan- gı, ödem) gösterir. Bununla birlikte, inleme olmaması periton lezyonu olmadığı anlamına gelmez. Akut travmatik retiküloperitoniste inleme olmayabilir veya çok zor duyulabilir ve retikulumun ilk delinmesinden 3-5 gün sonra belirsiz olabilir.
Yetişkin sığırlarda sopa deneyi yapılabilir:
● iki yardımcı sopayı karın altında ksifoid sternumun hemen gerisinde karşılıklı olarak yere paralel tutar
● sopa ile karın birden yukarı kaldırdığında üçüncü şahıs trakea üzerinden oskulte eder
● olmadığına karar vermeden önce bu işleme birkaç defa tekrarlanır
● karnın ventral ve her iki tarafı ksifoid sternumdan başlayarak kaudale doğru umbulikusun kaudal noktasına kadar muayene edilir. Bu yüzden karnın ön ve arka kısımları ağrılı noktalar yönünden muayene edilmiş olur.
Orta büyüklükte bir sığırda cidago veya skapula üzerine denk düşen sırt bölgesinde deri iki elin parmakları ile kavranır ve birden yukarı doğru kaldırılırsa ya da çimdiklenirse hayvanın sırtı çöker. Bu hareket de inlemeye neden olur. Peritonu yangılı bir hayvanda inleme bu yolla ortaya konur ve trakea üzerinden oskulte edilmeden duyulabilir. Bununla birlikte, genellikle oskultasyon gerekir.
Sığırlarda karniyal abdominal ağrı kraniyal karnın şiddetli hastalıkları (travmatik retikü- loperitonitis, karaciğer abseleri, abomazum ülserleri ve bağırsak tıkanması) ifade eder. Diferansiyel diyagnozda toraks ağrısına neden olan hastalıklar (pleuritis, perikarditis ve şiddetli akciğer hastalığı gibi) dikkate alınır. (Şekil 17.58).
|
KARACİĞERİN MUAYENESİ
Sığırlarda karaciğer karın boşluğunun tamamen sağında bulunur. Topoğrafik olarak sağ kosta kafesi tarafından örtülür ve normal konumunda palpe edilmez. Karaciğer en önde 6. interkostal aralıktan kaudodorsal olarak 12. interkostal aralığa veya 13. kos- tanın dorsal ucuna kadar uzanır. Kaudo- ventral kenarı 10. interkostal aralığın yaklaşık ventral kısmına kadardır. Karaciğerin normal mat saha ve büyümesi akustik perküsyonla belirlenebilir. Sığırlarda karaciğer önemli derecede büyüdüğünde kostal arkusun kaudalinde genellikle orta üçte birinde derin palpasyonla hissedilebilir. Büyümüş karaciğerin kenarı genellikle kalın ve yuvarlaksıdır. Karaciğer aşağıdaki durumlarda büyüyebilir ve palpe edilebilir:
● ileri sağ taraflı konjestif kalp yetmezliği
● çok sayıda karaciğer absesi
● diffuz hepatitis
AĞIZ BOŞLUĞU, FARİNKS VE EZOFAGUS MUAYENESİ
Ağız boşluğu
Ağız boşluğunun hastalıkla ilgili net klinik belirtileri varsa sindirim kanalının herhangi bir yerinden önce ağız boşluğu muayene edilebilir. Böyle belirtiler:
● ağız boşluğunun ağrılı durumları ve salyanın yutulamaması nedeniyle salya akışı
● paraliz veya yangısı ile ilgili dil sarkması
● ağrılı lezyonları nedeniyle dilin kavrama yeteneğinin koybolması
● ağrılı veya çiğneme güçlüğü
● yutma güçlüğü
● yutma güçlüğünü takiben regurgitasyon ve ağızdan gıda düşürülüşü
● ağız boşluğu ve dudakların ağrılı durumlarına bağlı dudakların şaplatılması
● ağız boşluğu nekrotik lezyonlarına bağlı kötü koku
● yanak dişleri ile yanak mukozası arasında sıkışma ile ilgili yanakların şişkinliği
Ağız boşluğunun muayenesi için hayvanın uygun bir şekilde tutulması gerekir. Bunun için muşet kullanmak gerekebilir. Kuduz ihtimaline karşı koruyucu eldiven giyilmesi tavsiye edilir. Yeni doğan buzağıların ağız boşluğu kolay açılır ve muayene edilir (Şekil 17.59, 60 ve 61).
Ağız boşluğunun muayenesine mukozanın ve dudakların mukokutanöz kavşağının ins- peksiyonu ile başlanmalıdır.
Sığırda üst dudak kalın ve sert olup çok hareketli değildir. Merkezi kısmı kılsız ve nazolabial düzlüğün oluşumuna katılır. Üst dudak lateral olarak kıllı olup dokunsu kıllar kapsar. Dudaklar büyük ağız boşluğuna göre nispeten kısadır. Alt dudak daha kısa olup üst dudak kenarı ile hafifçe örtülür. Alt dudağın dış yüzü kılla ve hatta dokunsal kıllarla kaplıdır.
Serbest kenarda kıl kaplı deri, dudak kenarı boyunca kılsız olup burada küçük yuvarlak papillalar bulunur. Çene iyi gelişmiş ve çoğunlukla adipoz dokudan ibarettir. Ağız açısına yakın dudakların içinde çok sayıda boynuzsu labial papilla bulunur. Bunlar muköz membranın dışa doğru koni biçiminde çıkıntılarıdır. Labial bezler ağız açısı civarında yoğundur ve çoğunlukla labial kasların bendleri arasında gömülüdür. Kısa dudak ve yarık damak ağız boşluğunun kau- dal kısımlarının inspeksiyonunu ve oral cerrahiyi zorlaştırır (hayvanın ağzı tamamen açık olsa bile).
Üst ve alt dudakların mukozasını görmek için üst dudakların lateral kısımları dorsale çekilir. Kesici dişlere yakın alt dudak ins- peksiyon için tersine döndürülür. Aynı anda dudakların birleştiği yerin mukozası solgunluk, ikterus, kanamalar, mukozal lezyonlar (erozyonlar, veziküller, ülserler, travmatik hasarlar ve proliferatif lezyonlar gibi) yönünden muayene edilir.
Sığırlarda ağız boşluğu büyük olup gerilebilir. Mukozasında iri konik bukkal papilla vardır ve bunlar farinkse doğru yönelmiş ve boynuzsu epitelle kaplıdır. En uzun ve en çok ağız açısında bulunur ve kaudale doğru sayıları ve boyları azalır.
Sert damak orta dar kısmı ile birlikte rostral ve kaudal olarak genişler. Rumi- nantlarda üst kesiciler yoktur ve dental bir ped bulunur. Bu kalın yarım ay şeklinde ve kesici kemiğin esas gövdesine tutunmuş yoğun bağ doku katıdır. Pedi örten sert muköz membranın kalın çokça boynuzsu epiteli vardır. Dental pedin dar kaudal kısmında kısa konik papilla ve merkezinde kesici papilla bulunur. Sonuncu sirküler bir olukla çevrilir ve onun dibine papillanın her tarafında kesici kanallar açar. Sert damağın muköz membranı venöz pleksuslar katına sahip olup kısmen veya tamamen pigmentlidir. Damak sırtında boynuzsu 15-19 papilla bulunur ve bunların yönü kaudale doğrudur ve boyları giderek kısalır. İkinci yanak dişi hizasının kaudalinde sert damak düzdür.
Yetişkin sığırlarda baş ve boyun uygun bir şekilde tutularak hekim baş ve boynunun gerisinde hayvanla aynı yönde durarak ağız boşluğunu açabilir:
● bir el başın üzerinden ağzın yanına konur (karşı el yardım etmek için bulunurken)
● el başın üzerinden ağzın içine sokulur ve üst çenenin sert damağına doğru hareket ettirilir
● el sert damağa hafifçe temas ederek ağzın kolayca açılmasını sağlayabilir
● diğer el ışık tutmak veya dili yakalamak için serbest tutulur.
|
Sığırlarda dil sert ve dolgun olup oldukça hareketli ve gıdanın alınmasında çok önemlidir. Sivri uçlu apeksinin yuvarlaksı kenarları gövdesinin yüksek lateral yüzeyleri ile birlikte kaudale doğru körleşir. Dilin dorsu- munun kaudal kısmı yükselir ve karakteristik oval torus linguayı, bunun rostralinde değişen derinlikte transversal fossa linguayı oluşturur. Dilin dorsumunun muköz memb- ranı kalın, sert çoğu defa pigmentli olup hemen alttaki dokulara yapışır.
● filiform (ipliksi) papillalar kaudale dönük, sivri uçlu ve iplik gibi olup fossanın rost- ralinde dorsumda bulunur
● torustaki papillalar ya kör ve konik ya da yuvarlak ve düz olup dilin köküne doğru sayıları azalır
● fungiform (mantar biçiminde) papillalar özellikle apeksin uçlarına doğru çok sayıda olup dorsumda daha az sayıda ve dilin lateral yüzeyleri boyunca bulunur
● vallatus (çanaksı) papillalar her yönde 8-17 tanedir. Bunların sayısı değişir ve torusun kaudal kısmının her yanında düzensiz sıra oluşturur.
|
Dilin törpü benzeri sertliği, damakla ilgili sırtlardaki papillalar, dudaklarda ve yanaklardaki büyük kaudale dönük papillalar sert yemi kavramayı ve yutmayı kolaylaştırır.
Salya nedeni ile dil kaygan ise onu tutmak için havlu yardımcı olur. Dil ağızdan dışarı çekilir ve bir yana sonra da diğer tarafa alınarak ağız boşluğunun büyük bir kısmı inspekte edilebilir.
|
Dilin tonusunun olmaması dilin ağızdan dışarı sarkması ile karekterizedir. Bu durum hipoglossal sinirde bir defekte bağlı glossoplejiyi düşündürür.
Ağız boşluğunun mukozasına dokunulduğunda sıcak hissedilir. Rengi somon veya alabalık pembesi, parlak ve salya ile hafifçe kaygandır. Renk bakımından solgun, ikterik veya siyanotik olabilir. Hipotermi, dehidras- yon ve şokta kuruluk ve mukozal lezyonlar için palpasyonla muayene edilebilir. Erozyonlar, veziküller, ülserler, travmatik hasarlar ve proliferatif lezyonlar belirgin olup kesin tanı için ayırt edilmelidir.
El ile ağzı açarak ve onu açık tutarak çene kaslarının tonusu değerlendirilebilir. Bazı sığırlar ağızlarını açık tutarlarsa da bu genellikle huysuz bir davranışa bağlıdır. Tris- mus ya da çene kilitlenmesi (tetanozda olduğu gibi) çok zorlansa bile ağzın açılmaması ile karakterizedir. Çene kaslarının tonusu- nun olmaması ve düşük çene sendromu genellikle mandibulanın kırığı veya kraniyal sinir açığı ile ilgilidir.
|
Ağız açıldığında kötü koku dikkat çekebilir ve mevcut lezyonların ya da sistemik hastalığın göstergesi olabilir.
● ketozisli sığırda solunum havası aseton kokar
● pyelonefritisle ilgili ileri azotemili sığırda solunum havası üremiktir
● buzağılarda kötü nekrotik koku oral nek- robasillozis ile ilgilidir.
Normal sığırlarda ağızda kısmen çiğnenmiş gıda yumağı bulunabilir. Üçüncü dönem süt hummalı sığırların oral ve nazal boşluklarında regurgite edilen rumen içeriği bulunabilir. Ağız boşluğunda küçük odun parçaları, tel ve başka yabancı cisimlere sık rastlanır.
Oral nekrobasillozisli buzağılarda ağız boşluğunun herhangi bir yerinde, çoğunlukla dilin dorsumunda ve yanak mukozasında büyük nekrotik ülserler bulunabilir. Ülserler ağrılı olup kötü kokulu nekrotik materyal ile kaplıdır ve gıda ile sıkışmış olabilir. Emme zorluğu şikayeti olan buzağılarda yarık damak olabilir.
Dişler
Sığır, koyun ve keçilerde dişler alt kesiciler, üst ve alt premolarlar ve molarlardan ibarettir. Dişlerin değerlendirilmesi diş formülünü ve hangi yaşlarda süt dişlerin kalıcılarla değiştiğini bilmek gerekir. Evcil rumi- nantların yaşı aşağıdakilerle belirlenebilir:
● diş dökülmesi ve yerine kalıcının çıkması
● kesicilerin kapanma yüzeylerinin boyu ve şekli
● ileri yaşlarda diş kaybı
|
|
Bütün süt kesici dişler doğumda mevcut olabilir veya birkaç gün içinde çıkabilir ve 2-4 haftalık sürede fonksiyoneldir. Ruminant- larda süt dişleri formülü aşağıdaki gibidir:
2[Di0/4, Dc0/0, Dp3/3, Dm0/0]=20
Di: süt kesiciler
Dc: süt köpekler
Dp: süt premolar
Dm: süt molarlar
Kesici dişler sığır, koyun ve keçilerde yaşı belirlemek için kullanılabilir. Bunların numaralı sıralanması (K1-K4) şöyle de ifade edilir: santral, ilk ara, ikinci ara ve kenar kesiciler. Bunların her biri kürek şeklinde asimetrik taca sahip olup laterale doğru eğiktir. Sığır, koyun ve keçilerde dişlerin dökülüşü ve çıkışı Tablo 17.3-5’te özetlenmiştir.
| Tablo 17.3 Sığırlarda dişlerin çıkışı ve ikamesi | |||
| Dişler | Çıkma zamanı | Dişler | Çıkma zamanı |
| kesici /1 | Doğumdan önce | K 1/1 | 14-15 aylar |
| kesici /2 | Doğumdan önce | K 2/2 | 17-33 aylar |
| kesici /3 | Doğumdan önce veya 2-6 günde | K 3/3 | 22-40 aylar |
| kesici /4 | Doğumdan önce veya 2-14 günde | K 4/4 | 32-42 aylar |
| premolar 2/2 | Doğumdan önce veya 14-21 günde | P 2/2 | 24-28 aylar |
| premolar 3/3 | Doğumdan önce veya 14-21 günde | P 3/3 | 24-30 aylar |
| premolar 4/4 | Doğumdan önce veya 14-21 günde | P 4/4 | 28-34 aylar |
| Molar 1/1 | 5-6 aylar | ||
| Molar 2/2 | 15-18 aylar | ||
| Molar 3/3 | 24-18 aylar | ||
Sığır, koyun ve keçilerde kalıcı diş formülü:
2[Di0/4, Dc0/0, Dp3/3]=32
Kesici dişler otu çekmek ve kesmek için kullanılır ve onların periodontiumu otlama sırasında döndürücü zorlamaları karşılamak için değişikliğe uğrar Bu anatomik değişiklikler normal kesicilerin hafif basınçla an- teroposterior (önden arkaya doğru) olarak hareketine neden olur. Yanak dişlerinin pe- riodontiumu alt tarafa ve gevişin yan zorlamalarına karşı dişi yerinde tutmak için dizayn edilir.
| Tablo 17.4 Koyunlarda dişlerin çıkışı ve ikamesi | |||
| Dişler | Çıkma zamanı | Dişler | Çıkma zamanı |
| kesici /1 | Doğumdan önce veya 8 günde | K 1/1 | 12-18 aylar |
| kesici /2 | Doğumdan önce | K 2/2 | 21-24 aylar |
| kesici /3 | Doğumdan önce | K 3/3 | 27-36 aylar |
| kesici /4 | Doğumdan önce veya 8 günde | K 4/4 | 36-48 aylar |
| premolar 2/2 | Doğumdan önce veya 4 haftada | P 2/2 | 21-24 aylar |
| premolar 3/3 | Doğumdan önce veya 4 haftada | P 3/3 | 21-24 aylar |
| premolar 4/4 | Doğumdan önce veya 4 haftada | P 4/4 | 21-24 aylar |
| Molar 1/1 | 3 ay | ||
| Molar 2/2 | 9 ay | ||
| Molar 3/3 | 18 ay | ||
Dental hastalık koyunculukta ekonomik bir problemdir. Normal dişler ve dişlerin klinik görüntüleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Koyunlarda hayvanı tutarak ve dudakları çekerek dişler muayene edilebilir. Ağız açılana kadar dudaklar çekilerek, kesicilerin dil tarafı ve alt dental ped muayene edilebilir. Yanak dişlerinin muayenesi için pa- dan ve ışık kullanmak gerekir. Böylece dişlerin dizilişi ve dökülenlerin bıraktığı boşluklar değerlendirilir. Yaşı ilerleyen her koyunda peridontium ve dişlerde değişiklikler meydana gelir. Bazı değişiklikler henüz anlaşılamamış ise de bazıları klinik yönden önemlidir. Bazı yaygın anormallikler:
● kırık ağız
● dentigerous kistler
● diş çürükleri
● kesici aşınması
● dalgalı ağız
● fluorosis
| Tablo 17.5 Keçilerde dişlerin çıkışı ve ikamesi | |||
| Dişler | Çıkma zamanı | Dişler | Çıkma zamanı |
| kesici /1 | Doğumda | K 1/1 | 15 ay |
| kesici /2 | Doğumda | K 2/2 | 21 ay |
| kesici /3 | Doğumda | K 3/3 | 27 ay |
| kesici /4 | 1-3 haftada | K 4/4 | 36 ay |
| premolar 2/2 | 3 ay | P 2/2 | 17-20 aylar |
| premolar 3/3 | 3 ay | P 3/3 | 17-20 aylar |
| premolar 4/4 | 3 ay | P 4/4 | 17-20 aylar |
| Molar 1/1 | 5-6 ay | ||
| Molar 2/2 | 8-10 ay | ||
| Molar 3/3 | 18-24 ay | ||
Koyunlarda kalıcı kesicilerin kaybı ‘bozuk ağız’ olarak bilinir ve bir sürüdeki hayvanların kesicilerinin prematüre kaybı üretimin düşmesine neden olur. Sağlıklı yaşlı koyunlarda kesiciler yakın sıralanmış, kısa ve kürek şeklindedir. Dental hastalığın problem olmadığı sürüde kanca gibi kesiciler yaygın olsa da uzun kanca benzeri kesiciler bozuk ağız geliştiğini gösterebilir. Kesici dişlerin aşırı aşınması, 1-2 yıl içinde çakıl taşı benzeri küçülmesine ve etkili otlamanın azalmasına neden olur. Yanak dişleri koyunlarda spo- radik ve düzensiz olarak aşınır ve gıda alımının azalması, gebelik toksemisi ve kilo kaybı ve dişlerle yanak mukozası arasında gıda sıkışmasına bağlı şiddetli halitozise yol açan tam olmayan çiğnemeye neden olur. Yanak dişleri arasında düzensiz aşınma görülür ve bunlar diş kaybı, diş gevşemesi ve hatalı çıkışla ilgilidir. Yanak dişlerinin mu- köz membranlarını aşındırarak ve diş etlerini çevreleyerek karşıdaki dişler kayan veya kaybolan dişin bıraktığı boşluğa pasif olarak çıkar. Bozuk ağız gelişimi ile ilgili olarak anormal molar aşınma çoğu defa mevcuttur. Dalgalı ağız aşağıdaki gibi görülür:
● tablaların dirseklenmesi ve sivrilmesi
● kesen kenarların aşırı keskinleşmesi
● etrafındaki yumuşak dokulara hasar vermesi
Diş yüzeyi kalıntıları diş etinin sulkusuna girişte her dişte tutunmuş olan supragin- gival bakteri plaklarından ibarettir. Supra- gingival plak subgingival olandan ayırt edilmelidir. İkincisi gingivitis, periodontitis ve diş kaybı başlamasında ve gelişiminde önemlidir. Dişin kahve rengi olması yaygın ve değişiktir. Belki de mineyi kaplayan gözenekli sementi boyayan gıdalarla oluşur. Daha kalın mineralize kalıntılar veya taşlar yaygın olarak yanak dişlerinde ve daha az olarak kesicilerde birikir. Miktar, renk ve kıvam çok değişir; kat kat kömür siyahı birikintilerden ayna benzeri sert metalik gümüş veya bronz kabuklara kadar değişir. Koyunlarda özellikle dişin kaybolduğu ve kesicilerin kanca gibi ve uzun olduğu zaman yanak dişleri arasına gıda sıkışması yaygındır.
Dişler kapanma yönünden muayene edilir. Normal hayvanlarda kesiciler dental pedi, rostral ucunun 5 mm içinde karılar ve pozisyon aşağıdakilere bağlıdır:
● mandibula ve maksillanın nispi uzunlukları
● kendi soketleri içinde kraniyal kesicilerin açıları
● klinik tacın uzunluğu
Bunların üçü de yaş ile değişir ve kesiciler de üst dental ped üzerinde öne doğru eğilir. Otlamayı azaltan ısırmanın en yaygın klinik anormalliği dental pedin önünde kesicilerin kötü pozisyon almasıdır. Şiddetli kon- jenital prognatizm (bir veya iki çenenin anormal çıkıntısı) meydana gelirse de bu tip ısırma en çok kesicilerin anormal proclinationuna bağlıdır. Ped üzerinde dişlerin geriye doğru buluşması daha az görülür ve konjenital bra- hignati (mandibula anormal kısadır ve mak- silla anormal çıkıntılıdır, buna papağan ağız da denir) sonucu olabilir.
|
||
|
Gingivitis
Diş etlerinin yangısı olup hemen hemen her koyunda bulunabilir. Bir veya daha fazla dişin yakın diş eti kenarlarında lokalize kırmızılıkla karekterizedir. Sürülerde gingival kenarlarda kırmızılaşma, şişkinlik ve ödemli şiddetli gingivitis meydana gelir ve bozuk ağız gelişir ve dişlerin kaybından 2-3 yıl öncesine kadar mevcut olabilir.
Diş etlerinin ve her iki maksillar ve man- dibular dental pedin travmatik hasarı yaygındır ve koyunların otlama alışkanlıklarındandır. İki santral kesici çift dişin altındaki gingival kenar ve diş etleri etkilenen yaygın yerlerdir.
Diş desteklerine hasarı takiben gingival sulkusun derinleşmesiyle diş etinde cep oluşur.
Diş eti çekilmesi kesicinin diş etinden yukarı doğru kısmi hareketi veya periodontal doku hasarını takiben diş etinin aşağıya doğru kontraksiyonudur. Klinik yönden gin- gival kenara yakın yeni sergilenen sementin (dişlerin kök bölümlerinde dentin tabakasının üstünü saran kemiksi doku) solgun çıkışları ile tanınır.
Sığırlarda ağız açıkken kesici ve yanak dişleri görülebilir. Dili önce bir ayna daha sonra diğer tarafa çekerek karşı tarafın dişleri görülebilir. Sağ ve sol taraflı diş padanı kullanarak maksillar ve mandibular yanak dişlerini palpe etmek mümkündür. Sığırlarda yanak dişlerinin anormalliği yaygın değildir. Dişler aşağıdakiler yönünden inspekte edilir:
● aşırı aşınma
● sıra bozukluğu
● kapanma bozukluğu
● renk bozukluğu
● kırıklar
● diş kaybı
● dişler arasında sıkışmış yabancı cisimler
Sığırlar kumlu tabanlı merada ise kesiciler aşırı derecede yıpranır. Bazen premolar ve molar dişler kırılır ve dişin gevşek kısmı muayenede görülebilir. Aktinomikoziste etkilenen sahanın inspeksiyon ve palpasyonunda mandibulanın lezyonunda yer alan diş eti genellikle büyümüş ve dişlerin sırası da önemli derecede bozulmuştur.
Farinks
Sığırlarda farinks nispeten kısadır ve kaudal olarak kafatasının tabanının ötesine uzanmaz.
Yumuşak damağın uzunluğu 8 cm’den-12 cm’ye kadar değişir ve epiglottisin tabanına ulaşır ve solunum sırasında bu pozisyonda tutulur. Regurgitasyon sırasında yumuşak damak kalkar. Bu, orofarinksi genişletir ve regurgite edilen gıda yumağı ağza yöneltilir ve orada tekrar çiğnenir. Rumenden geğirme ile çıkan gaz ağız boşluğundan da geçebilir. Bununla birlikte, gazın çoğu akciğerlere zorlanır. Buna ağzın ve intrafaringeal açıklığın kapanması ve glottisin açılması eşlik eder. İntrafaringeal açıklık yumuşak damağın ve rostral faringeal kasıcı kasların kalkışıyla kapanır. Eğer geğirme bazı nedenle inhibe edilirse rumende hızla gaz birikir.
Yumuşak damağın ventral yüzeyinin sub- mukozası, mukus üreten ve yumuşak damağın kalınlığının yaklaşık üçte biri ile yarısını kapsayan kalın bir bez tabakası içerir. Bunlar dorsal olarak damakla ilgili kaslar arasında ve lateral olarak farinksin duvarında yer alır. Yumuşak damağın ventral yüzeyinde diffuz lenfoid doku ve lenf düğümleri de bulunur. Yumuşak damağın dorsal yüzeyinde nazik muköz membran silialı epitelyumla kaplıdır.
Orofarinks geniş ve uzayabilir özelliktedir. Larinksin rostral kısmı, laringofarinksin tabanından intrafaringeal açıklığa yukarı doğru çıkıntı yapar. Sığırlarda piriform resesus derindir. Laringofarinks nispeten kısa olup krikoid laminanın yaklaşık rostral üçte birine uzanır.
Nazal septum nazofarinkse faringeal sep- tum olarak devam eder ve nazofarinksin dorsal kısmını sağ ve sol resesuslara böler. Faringeal septum buzağılarda yukarıda ve yetişkin sığırlarda bazen daha alttadır. Ses kanallarının faringeal açıklıkları nazofarink- sin kaudal kısmında küçük yarıklardır.
Dilin dorsumunun şişkinliği nedeniyle farinks doğrudan görülemez. Bu yüzden dil düz bir aletle veya silindirik bir spekulumla çöktürülür. Yetişkin sığırda dilin dorsumu- nun üzerine yerleştirilen silindirik bir spe- kulum (40 cm uzunluk ve 3-4 cm genişlikte) ışık yardımıyla larinksin açıklığının ve fa- rinksin kolay görülmesini sağlar. Farinks, glottis, larinks ve tonsillar kriptler el ile pal- pe edilebilir. Travmatik hasarla ilgili farin- geal lezyonlar görülebilir ve palpe edilebilir.
Sığırlarda lingual tonsil çok sayıda folikül- lerden oluşur ve glossoepiglottik kıvrımın her iki yanında epiglottisin tabanına uzanır.
Ezofagus
Ezofagus laringofarinkste başlar ve kri- koid kıkırdağın laminası üzerinde ilk kısmı ile yer alır. Sığırlarda ezofagusun boyu 90-95 cm olup sevikal kısım 42-45 cm ve torasik kısım 48-50 cm’dir. Boynun kraniyal üçte birinde longus colli ve trakea arasında yer alır; boyunun kaudal yarısında sola bükülür ve servikal kısmın geri kalanı trakeanın lateral yüzeyine karşı yer alır. Ezofagusun torasik kısmı kaudal olarak mediastinumda uzanır ve toraks girişini geçtikten hemen sonra longus colli ve trakea arasındaki orijinal pozisyonuna geri döner (6. torasik ver- tebra hizasında kasın sonuna ulaşıncaya kadar). Ezofagus trakeal bifurkasyonun dor- saline ve kalbin bazisine geçer ve 4.-7. in- terkostal aralığın karşısında aortanın sağ yüzeyine geçer ve 8. interkostal aralık hizasında diyaframanın ezofagal hiatusundan geçer. Diyaframaya ulaşmadan önce dorsal olarak uzun kaudal mediastinal lenf düğümü ile temas eder. Bu düğümüm büyümesi ezofagusu ve eşlik eden dorsal vagal trun- kusu etkileyebilir.
Ezofagusun kas duvarı farklı segmentlerde kalınlığı değişen çizgili kastan oluşur. Ezo- fagusun lumeni farklı segmentlerde değişir. Boynun orta ve kaudal üçte birlik bölümlerinin birleşme yerinde lumen daralır ve bu daralmanın kaudalinde giderek tekrar genişler. Servikal kısımda enlemesine kesitte rozet şeklindedir. Kalbin kaudalinde lumen enlemesine kesitte geniş ve oval olup boyu dor- soventral olarak 7-8 cm ve yandan yana 4-5 cm’dir.
Ezofagusun servikal kısmı juguler oluğun derinliğinde muayene edilir; nadir vakalarda boynun sağında bulunur. Yutma güçlüğü (disfaji), genellikle farinks veya ezofagusta yabancı bir cisim veya neoplazm tarafından fiziksel tıkanmaya bağlıdır (bazen lokal ağrı ve yangısal şişlik ile de oluşur). Ezofagal di- vertikulum ya da segmental paraliz, değiş- mez biçimde fonksiyonel tıkanmaya katkıda bulunur ve disfaji ile kendini belli eder. Kuvvetli yutma girişimleri, başlangıçta başın uzatılması ve bükülmesi ile birlikte boyun ve karın kaslarının kasılmaları disfaji belirtileridir. Bunlar yem yerken ve su içerken gözlenebilir. Yutarken, gıda yumağı ezofagusta geri kalan juguler oluk boyunca aşağı doğru hareket eden şişlik olarak görülebilir.
|
|
Disfaji varsa, hayvan gıdasını tüketmek için çok zaman harcar. Yavaş yeme sinir sistemi hastalıklarında da oluşabilir. Yutma güçlüğü şiddetli ise su (katı gıdalar değil) daha kolay yutulabilir.
Ezofagusun servikal kısmının şekil ve çevre değişikliklerine neden olan anormallikleri (yabancı cisimler veya tümörlerle tıkanması gibi) inspeksiyon ve palpasyonla belirlenebilir. Ezofagus kısmen veya tamamen genişlediğinde veya daraldığında hayvan yerken lezyon yerinde veya onun önünde bir şişlik gelişir. Bu basınçla küçülebilir ve bir zaman sonra kendiliğinden kaybolabilirse de hayvan ne zaman yerse nükseder. Bazı durumlarda sol juguler oluk boyunca hemen hemen her yere sert basınç yapılınca regur- gitasyon ve kusma (ezofajitis, dilatasyon ve spazm) görülür. Primer ezofajitis kimyasal veya fiziksel irritanları takip edebilir ve genellikle stoma- titis ve farinjitis ile seyreder. Ezofagusun yangısı genellikle fark edilmeden çok sayıda spesifik hastalıkla (özellikle stomatitise neden olan) beraber seyreder.
Ezofagusun açık veya aşağıdakilerin olup olmadığı belirlemek için ezofagusa uygun büyüklükte rumen sondası uygulanır:
● kasılmalar ve daralmalar
● yabancı cisimler
● gıda kitleleri
● neoplazmalar
Sığırlarda aktinobasillozis veya lökozisle oluşabilen posterior (arka) mediastinal lenf düğümlerinin büyümesi bu metotla belirlenebilir. Çünkü büyümüş lenf düğümleri ile oluşan kompresyon stenozisi sondanın ilerlemesini engeller. Sonda kullanmadan önce kayganlaştırılmalı, baş ve boyun tamamen uzatılmış iken ve hasta uygun bir şekilde tutulduğunda uygulanmalıdır.
ÖZEL DİYAGNOSTİK TESTLER
Abdominosentezis
Periton ve bağırsaklarla ilgili hastalıkların teşhisinde periton sıvısı analizi faydalı olabilir.
Yetişkin sığırlarda abdominosentezis (pa- rasentezis) için yer seçimi bir problemdir. Çünkü rumen ventral karın duvarının önemli kısmını kaplar ve karın boşluğuna girmeyi zorlaştırır. Tavsiye edilen ilk yer ksifoid ster- numun 8-10 cm kaudali ve orta hattın 8-10 cm lateralidir. Bir meme kanülü tavsiye edilir. 5 cm ve 16 gaugelik hipodermik iğne de dikkatle kullanılabilir. Deri aseptik olarak hazırlanır, lokal anestezik uygulanır, deriye küçük bir ensizyon yapılır. Kanül dikkatle ve yavaşça karın duvarından itilir ve periton delindiğinde kolayca ilerler. Sıvı kanülden damlar veya bir enjektörle çekmek gerekebilir. Sıvı alınmadan önce kanülü birkaç farklı yönde ileri geri hareket ettirmek gerekebilir. Sıvı alınamaması peritonitis olmadığı anlamına gelmez ya da peritonitis çok az miktarda sıvı ile birlikte lokalize olabilir.
Dört farklı periton sıvı örneği şunlardır:
● normal sıvı kehribar renklidir
● bulanık sıvı, protein konsantrasyonunun arttığını düşündürür
● serosangiöz (kanlı) sıvı, invaginasyonda olduğu gibi işemik bağırsak nekrozisini akla getirir
● partiküllü materyal içeren bulanık sıvı, perfore abomazumda elde edilir.
Normal sığırlardan mezoteliel hücreler, lenfositler, nötrofiller, birkaç eritrosit ve bazen monosit ve eozinofil içeren 1-5 ml periton sıvısı alınabilir.
● normal sığırlarda lenfositler ve parçalı nöt- rofillerin oranı yaklaşık 1:1’dir
● akut peritonitiste nötrofilerin oranında ve total sayısında artış olur
● kronik peritonitiste nötrofillerin sayısı düşerken monositlerin sayısı artar.
|
Keşif amaçlı laparotomi (seliotomi)
Karın ve sindirim kanalı hastalıklarının teşhis ve tedavisinde katkısı olabilir. Lapa- rotomide önemli bir lezyon bulunduğunda, sonucun uygun olup olmadığı cerrahi ile doğrulanır.
Cerrahi işlem yapılıp yapılmamasına ve laparotominin soldan mı, sağdan mı yapılmasına karar vermek bir problemdir. Bununla birlikte, gereği gibi yapılan bir lapa- rotomi zaman aldığı ve masraflı olduğundan önemsiz lezyon- larda yapılmamalıdır.
Teşhis konulabilirse bazı iyi bilinen hastalıklarda laparotomi endikedir. Bazı vakalarda kesim tavsiye edilir.
Travmatik retiküloperitonitis, rumen asi- dozunun tedavisi için rumenotomiden ve sezeryandan başka laparotominin en yaygın endikasyonu aşağıdaki gibi organ deplasmanlarının veya tıkanmalarının cerrahi düzeltilmesidir:
● abomazumun sola deplasmanı
● abomazumun sağa deplasmanı ve torsi- yonu
● mezenteryum kökünün torsiyonu
● spiral kolonun torsiyonu
● sekum dilatasyonu ve torsiyonu
● invaginasyon
| Tablo 17.6 Sığırlarda periton sıvısının sınıflandırması ve yorumu | |||||||||
| Sııflandırma | Fiziksel görünüş | Total protein | Özgül ağırlık | Eritrosit | Leukosit | Leukosit formülü | Bakteri | Yorum | |
| Normal | Kehribar, berrak, 1-5 ml | 0.1-3.1
pıhtılaş-maz |
1.005-1.015 | Örnek alma sırasında kapille delinmesinden birkaç tane | 0.3-5.3 | Polimorf çekirdekli ve tek çekirdekli hücreler oranı 1:1 | hiç | Hiç | İleri gebelik ve kon- jestif kalp yetmez- liğinde miktar artar |
| Orta
derecede yangı |
Kehribar-pembe, hafifçe bulanık | 2.8-7.3 | 1.016-1.025 | 2.7-40.7 | Kronik peritonitiste non-toksik nötrofiller, %50-90 makrofajlar belirgin | Hiç | hiç | Hiç | Boğulmanın erken dönemlerinde bağırsak yıkımı; RPT, tıkanma; akut dif- fuz peritonitis; abo- mazal ülser; ute- rus, ön mideler ve bağırsak yırtılması; idrar kesesi yırtılması; kronik peri- tonitis |
| Şiddetli yangı | Kanlı, bulanık, visköz ve çoğunlukla pıhtılı, 10-20 ml | 3.1-5.8 | 1.026-
1.040 |
0.3-0.5 | 2.0-31.1 | Parçalı nötrofiller %70-90. toksik (dejenere) nötrofiller bakteri içerir | Genellikle var | bulunabilir | İleri dönem boğulma |
Diğer vakalarda teşhisten şüpheli fakat kesin değilse laparotomi, kesim, ötönazi ya da konservatif medikal tedavi için endikasyon- lar belirsizdir.
|
Önemli soru: ‘anemnez, klinik ve lapa- rotomi bulguları bir tıkanmayı akla getirir ve tıkanmanın yeri klinik muayenede belir-lenemez ise hangi durumlarda laparotomi endikedir?’ Aşağıdaki kriterler laparotomi gereği için faydalı göstergelerdir (Tablo 17.7).
● en önemli klinik gösterge, ruminantlarda ön mideler ve bağırsaklarda biriken gaz, sıvı ve içerikle birlikte gastrointestinal hipo- motilite; dışkı miktarında azalma veya hiç olmaması; değişik derecede abdominal ağrı ve anoreksi; giderek kötüleşen şok ve dehidrasyon
● taşikardi, şok, dehidrasyon, anoreksi, ru- men atonisi, su içememe, birkaç saat dışkı olmamasını takiben ani abdominal ağrı başlangıcı
● rumen sondası uygulaması ile giderilemeyen karın dolgunluğu (sekum, abomazum, bağırsakların dolgunluğuna bağlı); şok ve dehidrasyon; rumen atonisi
● organ dolgunluğu, rumen atonisi, şok, de- hidrasyonla birlikte birkaç saatten fazla dışkı olmaması veya az ve kanlı dışkı
● rektal muayenede palpe edilen dolgun organ, rumen atonisi, anoreksi şok ve dehid- rasyonla birlikte sağ tarafın ballotmanında sıvı çalkantı sesleri
● taşikardi, rumen atonisi, şok ve dehidras- yon, anoreksi ve rektal muayenede dilate sekum, dilate abomazum, invaginasyonu düşündüren gergin bir organ palpasyonu ile birlikte sağ karında geniş bir sahada ping
● anoreksi, rumen atonisi, dışkı azalması veya olmaması ile birlikte karnın derin pal- pasyonunda inleme
● anoreksi, rumen atonisi, dışkı azlığı veya olmaması ve rektal muayenede dolgun organ palpe edilmesi ile birlikte yangı ve vas- küler kongeni gösteren periton sıvısı
● anoreksi, dışkı azlığı, gaz ve sıvı dolu organ ve şok ve dehidrayonla birlikte yangıyı gösteren hemogram; hipokloremik ve hipoka- lemik alkalozisi gösteren biyokimyasal profil
Laparotomi hakkında karar verme
Anemnez ve klinik bulguların cerrahi olarak düzeltilebilecek bir sindirim kanalı tıkanmasını akla getirdiği fakat yine de bir klinik belirsizliğin olduğu bir sığırda klinisyen laparotomi yapmayı ne kadar geciktirir? Örneğin:
● şimdi yatışmış olan ilk abdominal ağrı nöbetleri
● tam anoreksi
● dışkı olmaması
● dolgun bağırsak spiralleri veya organın pal- pe edilememesi
● belirgin klinik dehidrasyon
Laparoskopi
Aşağıdaki yerlerden kolayca yapılabilir:
● sağ fossa paralumbalis
● sol fossa paralumbalis
● kraniyoventral orta hat
Karın ve organlarını doğrudan gösteren lensli 32 cm’lik bir laparoskopi kullanılmaktadır. Laparoskop sağ ve sol fossa paralum- balisten sokulur. Laparoskop sokulmadan önce trokar ve kanül ile karın boşluğunu şişirmek için CO2 gazı kullanılır. Laparoskop kraniyale yönlendirir sonra karnın kaudal kısmını muayene etmek için saat yönünün tersine çevrilir. Kraniyalde duodenumun de- sendens kısmı, karaciğerin kaudal ve sağ lobları ile sağ böbrek sağ fossa paralumba- listen laparoskopi ile görülebilir. Kostal kısım, sağ cruanın lateral kısmı ve diyaframa- nın sentral tendinöz kısımları belirlenebilir. Çok sayıda peristaltik hareket, pankreasın gövdesi ve sağ lobu da belirlenebilir. Kaudal olarak büyük omentumun serbest kenarı ve geniş ligamentin kraniyal kenarı bir boşluk oluşturur ve bunun içinde laparoskop karın boşluğunun kaudal kısmına ilerletilebilir. Kaudal olarak, sağ taraftan aşağıdaki yapılar belirlenebilir:
● ovaryum
● desendens kolon
● mezokolon
● uterus
● ince bağırsak segmentleri
● mezenterik kenarın vasküler sıra kemerler
● sekum
● spiral kolon
● idrar kesesinin kısımları
Sol fossa paralumbalisten laparoskopi ile ru- menin dorsal kesesi ve dalak görülebilir. Re- tikulum görülemez. Kaudal olarak rumenin dorsal kesesi ve kaudorsal kör kesesi görülebilir. Karnın orta-dorsal kısmında rumenin medialinde sol böbrek, rumenin kaudome- dialinde ince bağırsak kısımları görülebilir. Ventral orta hattın üzerinden kraniyoventral olarak yapılan laparoskopi diyaframanın sternal ve tendinöz merkezini görmeyi sağlar. Orta hattın sağında abomazumun gövdesi belirlenebilir (düz serozal yüzeyi ve üzerinde omentum olmaması ve geniş fundusun pi- lorik kısmına kaudal olarak konikleşmesi ile). Omazum büyük omentum tarafından tıkanabilir. Retikulum gazla dolgun olmadıkça rumenden ayırt edilmesi zor olabilir. Gazla dolgun olduğunda içsel bal peteğine benzer çok sayıda çıkıntılı düzensiz serozal yüzeye sahip olabilir. Karın boşluğunun kaudal kısmı büyük omentum tarafından tıkanır.
|
MEDİKAL GÖRÜNTÜLEME
Yetişkin sığırlarda karnın radyografisi sınırlıdır.
Kraniyal karnın ve retikulumun radyografisi
Travmatik retiküloperitonitisten şüpheli bir sığırda retikulumun radyolojik muayenesi doğru bir diyagnostik metottur. Bununla birlikte, hayvana pozisyon verilmesinin teknik zorlukları, tutmak için birkaç kişi gerektiğinden pratik olmayabilir.
Sığırlarda karnın kraniyali iki kraniyal abdominal ve bir kaudal torasik radyograf- larla değerlendirilebilir. Bunun için 1000-1250 mA ve 150 kV’lık röntgen cihazı gerekir. Bununla birlikte, böyle teknikler ve şirurjikal tedavi için doğru teşhis ve prog- nozun istendiği değerli hayvanlarda uygun olabilir.
Retikulumun ultrasonografisi
Sağlıklı sığırlarda travmatik retiküloperito- nitisin teşhisi ve retiküler kontraksiyonların araştırılması için uygun bir metottur. Sığırlarda retikulum ve komşu organlar 3.5 MHz lik liner transduser kullanarak toraksın vent- ral orta hattından, orta hattın sağ ve sol taraflarından (6.-7. interkostal aralıklardan) muayene edilebilir. İri ve vücut kondisyon skoru fazla olan sığırlarda yağ ve kas tabakalarının oranı yüksek olduğundan reti- kulumu görüntülemek mümkün olmayabilir. Yaşlı sığırlarda skifisterumun kalsifikasyonu görüntülemeyi engelleyebilir. Hastalarda çok dolgun rumen veya abseler ve fibrinli efffüz- yonlar gibi kitlesel lezyonlar tarafından re- tikulumun deplasmanı en yaygın görüntüleyememe nedenidir. Kontraksiyonlar arasında aşağıdakileri görüntülemek mümkündür:
● süre
● amplitüd
● sayı
● özellikler
Retikulumun çevresi, kontraksiyonları ve komşu organlar görüntülenebilir. Bifazik re- tikulum kontraksiyonları her 4 dakikada 4 adet görüntülenebilir. Retikulumun ilk tam olmayan kontraksiyonu yaklaşık 7.2 cm kontrakte olur ve ikinci kont- raksiyon sırasında görüntüden kaybolur.
Travmatik retikuloperitonitis için ultraso- nografi
Kostalar ve sternumun engellemesine rağmen sığırların %90’ından fazlasında retiku- lum görüntülenebilir. Retikulum hareketlerinin bozulduğu sığırlarda bifazik kontraksi- yonlar normalden daha yavaş veya belirsiz olup kontraksiyonların sayısı azalmıştır. Fib- rinli maddeler bezen hiperekojenik sıvılarla birlikte ekojenik birikintiler olarak görülür. Retikulum abseleri hipoekojenik merkezli ekojenik bir kapsüle sahiptir. Dalak, oma- zum, karaciğer ve abomazum da görüntüde yer alabilir.
Travmatik retiküloperitonitisle ilgili reti- kulum abseleri ultrasonografi ile görüntülenebilir. Retikulum kontraksiyonlarının amp- litüdü azdır, retikulum ventral duvardan deplase olur ve abselerin hipoekojenik merkezli ekojenik kapsülleri vardır.
|
KLİNİK PATOLOJİ
Hematoloji
Sindirim kanalının yangısal hastalıklarının teşhisinde hematolojinin faydası olabilir. Total ve diferansiyel lökosit sayıları diyagnostik ve prognotik iyi bilgi sağlar. Akut peritonitiste diferansiyel lökosit sayısı totale göre daha önemlidir. Akut lokal peritonitiste çoğunlukla nötrofili (olgun nötrofiller >400/ µl) ve sola kayma (olgun olmayan lökositler >200/µl) vardır. Bu regeneratif bir sola kaymadır. Komplike olmayan vakalarda ilk gün nötrofili ve sola kayma birlikte artar ve 3 gün sürer, sonra tekrar normale döner. Kronik vaka- larda birkaç gün veya daha fazla normale dönmez ve genellikle orta derecede lökosi- tozis, nötrofili ve monositozis vardır.
Akut diffuz peritonitiste lökopeni (total lökosit sayısı <4000/µl) ve olgun olmayan lökositlerin sayısı olgun olanlardan daha fazladır (dejeneratif sola kayma). Şiddetli ise prog noz kötüdür. Lenfopenin derecesi (<2500-3000/µl) enfeksiyona stres reaksiyonunun bir göstergesidir. Şiddetli diffuz peritonitis vakalarında fibrinojen seviyeleri yüksek (10-20 g/l) olabilir. Değişik derecede hemokon- santrasyon (hematokrit ve total serum proteinleri yüksek) vardır. Travmatik retiküloperitonitisin teşhisinde total plazma protein seviyesinin belirlenmesi faydalı olmaktadır. Travmatik retiküloperitonitisli sığırlarla diğer gastroenteritisli hastalar arasında total plaz- ma protein seviyelerinde önemli bir farklılık vardır. Ortalama plazma protein konsant- rasyonları aşağıdadır:
● 88 g/Lretiküloperitonitislilerde
● 77 g/L sağlıklılarda
Akut travmatik retiküloperitonitiste serum fibrinojen seviyeleri yüksek olup tedaviye cevapsız kronik vakalarda artmaya devam eder.
Serum biyokimyası ve idrar analizi
Sindirim kanalı ile ilgili hastalıklarda serum elektrolitleri ile ilgili önemli değişiklikler, metabolik alkalozis, hipokloremi ve hipo-kalemi oluşabilir. Paradoksik asidüri bulunabilir.
Karaciğer hastalığı ve fonksiyonu için laboratuar testler
Karaciğer hastalığını sadece klinik bulgulara dayanarak teşhis etmek zor olup laboratuar testler gerekir. Bununla birlikte, böyle testlerin sonucu ve yorumu aşağıdakilere bağlıdır:
● lezyonun karakteri
● hastalığın süresi ve şiddeti
● tür farklılıkları
Lezyonun tam karakterini belirten spesifik testler yoktur ve teşhis için genellikle birçok test gerekir. Sığırlarda serum SDH, GGT ve AST ve safra asit seviyeleri hapatoselüler fonksiyon bozukluğu için hassas göstergelerdir.
Çiftlik hayvanlarında karaciğer hastalığı teşhisi ve karaciğer fonksiyonunu değerlendirmek için laboratuar testler aşağıdakilere bölünebilir:
● serumdan maddeleri çekip onları detok- sifiye etme yeteneğini ölçenler
● karaciğer hasarına bağlı artan karaciğer enzimlerinin serum seviyelerini ölçenler
● karaciğer fonksiyonu dolaylı olarak değerlendirilmesini sağlayan spesifik olmayan testler (kan glikozu, serum proteinleri, pıhtılaşma faktörleri ve idrar analizi gibi)
Karaciğer biyopsisi
Karaciğer hastalığı olup olmadığını doğrulamak ve çoğu vakada etiyoloji için faydalıdır. Toksik, enfeksiyöz ve metabolik karaciğer hastalıklarının çoğunda meydana gelen diffuz ve bölgesel lezyonlar biyopsi ile genellikle teşhis edilebilir. Hayvana riskinden dolayı bazı veterinerler karaciğer biyopsisi almaya isteksizdir. Bununla birlikte, burada tarif edilen teknikle karaciğer biyopsisi güvenli ve basit bir işlemdir:
● sığır iyi şekilde tutulmalı
● giriş yeri, fossa paralumbalisin ortasından kraniyale hayali yatay bir çizgi çekildiğinde bunun sağ tarafta 11. interkostal aralığı kestiği yerdir
● yer ultrasonografi ile doğrulanabilir
● biyopsi iğnesi yukarıda belirtilen yerden sokulur (Şekil 17.63)
● iğne dirsek ekleminin karşı yönünde hafifçe kraniyale ve ventrale doğru yönlendirilir
● iğnenin uzunluğu hayvanın büyüklüğü ve kondisyonuna göre değişir
Bu metodun önemli farkı küçük bir örnek alınışındadır: karaciğerdeki değişiklik diffuz değilse örnek sağlam yerden alınmış olur. İşlem bir hayvanda hasarsız birçok defa tekrarlanabilir.
|
BUZAĞIDA KLİNİK MUAYENE
Buzağıda sindirim kanalı ve karnın muayenesi ve klinik bulguların yorumu yetişkinlere göre daha zor olabilir. Preruminant buzağının rumeni henüz fonksiyonel olmayıp sindirim kanalının güvenilir bir göstergesi değildir. Karnın rektal muayenesi 10-12 aylık olana kadar genellikle mümkün değildir. Genç buzağılarda rektumun parmakla muayenesi ile mevcut dışkı miktarı ve karakteri ya da dışkının yokluğunu belirlemek faydalı olup henüz başlamamış olan ishali de gösterebilir. Dışkı olmaması aşağıdakileri akla getirir:
● akut intestinal tıkanma
● akut diffuz peritonitis
● atresia coli
Rutin klinik muayeneye ek olarak muayene edilmesi gereken karın ve sindirim kanalının önemli kısımları ağız boşluğu, karnın sağ ve sol tarafları, rumen ve rumen içeriği, aboma- zum ve bağırsaklar, rektal muayene, dışkı ve umbilikustur.
Ağız boşluğu
Ağız boşluğu kolayca muayene edilir. Oral muköz membranlar aşağıdakiler yönünden muayene edilir:
● renk değişimi
● erozyonlar veya ülserler gibi lezyonlar
● sıcaklık değişiklikleri
● nemlilik derecesi
Emme refleksi ağız boşluğuna derin olarak bir parmak sokularak ve emme vigoru değerlendirilerek muayene edilir.
Karın
Üç aylık buzağılarda karın dolgunluğu yaygındır. Dolgunluğun genellikle simetrik görünümüne rağmen rumen, abomazum ve bağırsakların hangisinden kaynaklandığını belirlemek zordur. Bazen de periton boşluğunda sıvı birikimine bağlıdır. Buzağılarda karın dolgunluğu ve ağrısının yaygın nedenlerinin ayırıcı tanısı Tablo 17.8’de yer almaktadır.
Genç buzağılarda karnın muayenesi maksimum dolgunluğun yerini belirlemek için karın çevresinin inspeksiyonu, sıvı dolu bir organı gösteren sıvı çalkantı seslerini belirlemek için karnın her iki yandan derin palpasyonu ve ballotmanı gerekir.
Rumen
Buzağılarda sol karnın dolgunluğu herhangi bir yaşta meydana gelir ve preruminant buzağılarda yaygın olarak rumende sütün aşırı fermentasyonu ve kokuşması ile ilgilidir. Bu da rumende gazla birlikte kötü kokulu sıvı birikimine ve dolgunluğa neden olur. Rumen kontraksiyonları bulunmasa da sol fossa paralumbalis üzerinden ballotman ve oskultasyonda aşırı miktarda sıvıyı ifade eden çalkantı sesleri duyulur. Rumene sonda uygulanarak basınç azaltılır ve yaygın olarak süt pıhtılarını içeren kokulu gri sıvı çıkar. Yabancı bir cisim (balya ipi gibi) tarafından retikülo-omazal deliğin tıkanması aşırı miktarda koyu sıvı birikimi ile birlikte rumen dolgunluğuna neden olur. Ruminant buzağılarda rumen dakikada 3-5 kere kasılır (ab- dominal dalgalar olarak görülen), fakat tipik rumen kontraksiyon sesleri olmayabilir. Sıvı çalkantı sesleri ballotman ve oskultasyonda belirgindir.
Abomazum ve bağırsaklar
Abomazum ve bağırsakların dolgunluğu kostal arkusun kaudalinde karnın sağ tarafında ve sağ fossa paralumbaliste dolgunluğa neden olabilir. Sağ ve sol tarafların pal- pasyonunda karnın dolgunluğu ve gerginliği hissedilebilir. Perküsyon ve ballotmanla birlikte aynı anda oskultasyonda sıvı dolu organ veya bağırsakları gösteren yüksek perdei bir ping ve sıvı çalkantı sesleri duyulabilir.
Buzağının ön bacaklarından kaldırılması ile organ karın kaudaline hareket eder ve ksifoid sternumun altında dolgun bir abomazumun inspeksiyonu ve palpasyonu mümkün olabilir. Bu pozisyonda karnın palpasyonu ile ağrılı yer belirlenebilir. Buzağı sol tarafına yatırılıp dikkatli palpas- yon ve ballotmanla birlikte aynı anda oskultasyonda dolgun organın yeri yaklaşık olarak belirlenebilir.
Şiddetli karın ağrısı (tekmeleme, çökme, yuvarlanma, yatıp uzanma) ile birlikte sağ karnın şiddetli dolgunluğunda basıcı yok etmek için kalın bir iğne (12-14 gauge, 7-10 cm) uygulamak gerekebilir. Genç bir buzağıda trokarla ortadan kaldırılabilen şiddetli sağ karın dolgunluğunun en yaygın nedeni abo- mazum dilatasyonudur. Diffuz peritonitisli bir abomazum ülserinin delinmesinin ve me- zenteryum kökünün torsiyonunun teşhisi için abdominosentez gerekir. Bu işlem buzağıda kolayca yapılır ve negatif bir tap sonucundan önce en azından üç tap yapılmalıdır. Bazı vakalarda dolgunluğun nedenini belirlemek için deneysel laparotomi gerekebilir.
|
Genç buzağılarda abomazumun dilatas- yonu pilorus tıkanmasına veya aşırı gaz üretimi ve birikimine bağlı olabilir.
● pilorus tıkanması balya ipi, agac kabugu, veya bez parcaları gibi sindirilmez maddelerin yenmesine bağlı olabilir
● buzağılar düzensiz aralıklarla aşırı miktarda sütle beslendiğinde dilatasyon ve bu yüzden lastiksi, büyüklüğü giderek artan abomazumda sindirilmez ve çökelek oluşabilir
Genç buzağılarda abomazumun akut vol- vulusu ani anoreksi, karnı tekmeleme, tekrarlayan çömelme hareketleri, tekrarlayan çökme ve gerilme ile karakterizedir. Kalp frekansı 120-160’a çıkar. Sağ kostal arkusun gerisinde dolgun karnın palpasyonu hayvanı kızdırır. Perküsyon ve aynı anda oskultas- yonla basınç altındaki gaz ve sıvıyı gösteren yüksek perdeli timpanik sesler duyulur.
|
Genç buzağılarda sütten kaba yeme geçildiğinde abomazum ülserleri meydana gelebilir. Taşınma gibi strese maruz buzağılarda insidans en yüksek gibi gözükmektedir. Abo- mazum ülserli emen etçi buzağılarda abo- mazumda kıl yumakları oluşursa da ilişki açık değildir. Buzağılarda çoğu abomazum ülser vakaları subklinik ve kanamasız olsa da bazen şiddetli ishal ile birlikte melena, şiddetli depresyon, şiddetli diyare vardır ve hızlı ölüm görülür. Nadiren iki haftalıktan küçük sütle beslenen buzağılarda şiddetli kanamalı akut ülserler gelişir ve bunlar delinirek akut lokal peritonitise neden olur.
Rektal muayene
Parmakla rektal muayene anüsün durumu ve rektumdaki dışkıin miktarı karekteri hakkında değerli bilgi sağlayabilir. Atresia ani, anüsün olmaması ve karnın giderek dolgunlaşması ile karakterizedir. Atresia colide anüs vardır fakat rektumda sadece mukus bulunur ve karın da dolgundur. Birkaç saat sonra rektal muayenenin tekrar edilmesi ile yine dışkıin olmadığı belirlenir. Bir baryum enema ile görüntülemede kontrast maddenin krani- yale doğru ilerlemediği belirlenebilir.
Dışkı
Dışkının makroskobik muayenesi ile sindirim kanalının lezyonlarının yeri ve karekteri hakkında değerli bilgi elde edilebilir. Sütle beslenen sağlıklı buzağıda doğumdan sonraki ilk birkaç günde dışkı koyu renkli ve miktarı azdır. İçtiği süt miktarı arttıkça ve başka gıdalar da yemeye başladıkça günlük dışkı miktarı ve kuru madde konsantrasyonu da artar ve dışkı daha ? görülür.
Sancılı bir buzağının rektumundaki dışkının karakteri muhtemel neden hakkında anahtar oluşturabilir:
● az miktarda koyu, sert veya macun gibi dışkı akut intestinal tıkanmayı (mezenter- yumun kökünün torsiyonu, invaginasyon, diffuz peritonitis veya abomazumun tor- siyonu gibi) gösterebilir
● kötü kokan solgun yumuşak veya sulu dışkı aşırı miktarda sıvı, gaz ve anormal fermente süt ile dolu abomazumun dilatas- yonu ile birlikte enteritis veya gastroin- testinal tıkanmayı gösterir
Bir aylıktan küçük akut ishalli buzağılarda dışkıin kıvamı suludan orta yumuşaklığa kadar değişir. Bol sulu dışkı enterotoksijenik E coli ile ilgili ince bağırsakların enteropatisini gösterir. Orta derecede veya az miktarlarda yumuşak fakat mukuslu dışkı çoğunlukla coronavirus enfeksiyonuna bağlı kalın bağırsak enteropatisini gösterir. Renk çeşitli olup sarı, yeşil, kahve ve kırmızıdır. Sarı, yeşil ve kahve renk genellikle lezyonun yeri ve karakterini göstermez. Kan bulunması kolon ve rektumda kanamayı ifade eder. Bazen ishalli buzağıların dışkısında kan izleri bulunur ve genellikle yeri belli değildir. Koyu kırmızı kan bulunması ince bağırsaklardaki bir lezyonu düşündürür. Siyah katran gibi dışkı veya melena, abomazumda veya ince bağırsakların daha yukarısındaki (duodenum gibi) kanamayı gösterir.
|
Şiddetli yangıyı gösteren fibrinli kastlar ‘bronz renkli membranlar’ gibi görülür ve bir dışkı yumağını tamamen kaplayabilir veya dışkı ile karışık bir kümede bulunabilir.
Umbilikus
Hayatın ilk birkaç haftasındaki buzağılarda umbilikus hastalıkları yaygındır. Karın dışı hastalıklar şunlardır:
● abse veya fistüle neden olan omfalitis
● omfalitis ve herni
● umbilikal herni
Karın içi umbilikus hastalıkları en çok um- bilikal kalıntıların enfeksiyonu ve aşağıdakileri kapsar:
● urakitis
● omfaloarteritis
● omfaloflebitis
● omfalourakitis
Yukarıdakilerin her biri abse oluşumuna neden olabilir. Böyle enfeksiyonlar kalıcı lokal enfeksiyon ve toksemi, septisemi, septik artritis, disüri, ince bağırsak inkarserasyonu ve kronik inthriftiness ile seyredebilir. Açık bir urakus da meydana gelebilir fakat taylarla karşılaştırıldığında nadirdir.
Buzağılarda umbilikal anormalliklerin teşhisi geleneksel olarak anemnez ve fiziksel muayeneye dayanır. Palpasyon en kolay ve en çok kullanılan muayene tekniğidir. Etkilenen buzağılarda genellikle umbilikus büyümüştür ve sistemik enfonksiyon (fever ve toksemi gibi) gelişebilir. Karın dışı umbilikal sapın büyümesi ve yangısı palpasyonla kolayca belirlenir ve ağrılıdır. Karın duvarının fıtık deliği parmakla palpe edilebilir.
Karın içi umbilikusun anormallikleri pal- pasyonla kolayca değerlendirilemez, çünkü buzağının karın duvarı genellikle gergin oup anormallikler parmakla ya hissedilemez ya da belirlenemez. Muayene eden palpe edilebilen bir kitle bulunduğunu ve bunun kra- niyal ya da kaudal olarak yer aldığını belirleyebilir fakat lezyonun boyutunu değerlendirmesi zordur. Çoğu defa palpasyon bulguları sonuca götürmez ve karın içi umbilikal enfeksiyonun boyutu sadece cerrahi sırasında veya otopside belirlenebilir. Palpasyonla zorluklar nedeniyle diyagnostik teknikler olarak abdominal radyografi, fistülogtrafi ve intravenöz ürografi kullanılmaktadır. Son zamanlarda intraabdominal değişiklikleri görüntülemede kullanılan ultrasonografi en faydalı ve invazif olmayan bir metottur.
Umbilikal yapıların involüsyonu
Yeni doğan buzağıda umbilikl kalıntı yapıları şunlardır:
● iki umbilikal arter
● bir umbilikal ven
● bir eksternal umbilikal sap
Taylarınkine kıyasla ruminantlarda umbi- likal kordon kısadır ve sığır fötüsü allontoik stalk, iki arter ve iki venden oluşur (Şekil 17.64).
Sığır fetüsünde urakus idrar kesesinden umbilikusa uzanır ve umbilikal kordon yolu ile allantoisten önce yer alır. Uterusta fetüs tarafından üretilen idrar uretra aracılığı ile amnion kesesine ya da urakus aracılığı ile allantois kesesine dökülür. Doğumda umbi- likal kordon kopar, urakus ve umbilikal arterler umbilikustan hemen karına çekilir ve burada normal olarak kaybolur. Urakus atro- fiye olur ve idrar kesesinin apeksinde sadece bir iz kalır. Urakusun atrofiye olmaması kon- jenital anormalliklere, umbilikal kordonun anormal ayrılmasına ve genetik predispo- zisyona atfedilmektedir. Kalıcı urakusun çeşitli formları aşağıdakileri kapsar:
● açık urakus (urakus fistülü)
● urakus divertikulumu
● urakus kisti
● urakus kalıntısı
Buzağılarda urakusun hastalıkları genellikle omfalitisle seyreder. Hayatın ilk birkaç günününde oluşan ve yayılan bir enfeksiyon urakusun involüsyonunu bozar ve çoğunlukla abselere yol açar. Urakus enfeksiyonunun tipik belirtileri umbilikustan irinli bir akıntı damlaması, pollakiüri ve strangüridir. Buzağılarda çoğu kalıcı urakus vakaları enfektedir; enfekte olmayan urakus vakaları çok daha az görülür.
Urakus divertikulumlu ve urakus kistli buzağılarda urakusun distal ucu kapalıdır. Taşhis genellikle tesadüfen konur (sistitis, üroperitoneum, umbilikus civarında deri altı idrar birikimi veya dizüri gibi komplikas- yonlar gelişir).
Umbilikal kordon koptuktan hemen sonra umbilikal arterler ve urakus karına çekilir. Aksine, umbilikal ven kalıntıları umbilikusta kalır ve iz olarak bulunur. Doğumdan sonra umbilikal venin intraabdominal kısmı çoğu defa büyük miktarda kan içerir ve bu kan hayatın ilk haftasında giderek pıhtılaşır. Um- bilikal venin lumeni bağ doku üremesi ve damar duvarının kontraksiyonu ile giderek tıkanır. Bu işlem normal olarak üç haftada tamamlanır. Bazı yetişkin hayvanlarda atro- fiye umbilikal ven falciform ligamentin kenarı boyunca karaciğerin yuvarlak ligamentini oluşturmak için kalabilir. Umbilikal kordonun kopmasından hemen sonra umbilikal arterlerin kök kalıntıları kapanır ve idrar kesesinin hizasına çekilir ve idrar kesesinin yuvarlak ligamentini oluşturur. Kordon koptuktan kısa süre sonra urakusun kraniyal ucu, arterlere göre daha içteki mbilikal halkaya birkaç mm daha yakın duruma gelir. Sonra urakus küçülür ve atrofiye olarak idrar kesesinin apeksinde bir ize yol açar.
Umbilikal yapılar ve anormalliklerinin ult- rasonografisi
Umbilikal kordon lezyonlarını ve internal kordon kalıntılarının gizli lezyonlarını belirlemek için yararlanılır. Bu teknik aşağıdakilerin teşhisinde kullanılabilir:
● intraabdominal yapıları kapsamayan ab- seli veya apsesiz omfalitis
● açık urakus
● idrar kesesini kapsayan veya kapsamayan apseli urakitis
● omfaloarteritis
● karaciğeri kapsan veya kapsamayan om- faloflebitis
● karaciğer apseli omfaloflebitis
İnternal lezyonların operasyonla düzeltilmesi için uygun zaman da değerlendirilebilir. Normal olarak, doğumda umbilikal kordonun ayrılmasından sonra urakus tekrar karına çekilir ve ultrasonografi ile umbilikal deliğin kaudalinde görüntülenemez. Doğduktan iki gün içinde urakus iki umbilikal arter arasında ve idrar kesesinin kraniyalinde lumeni belirsiz homojen hipoekojenik bir yapı olarak görülebilir. Kalıcı bir urakus ultrasonografi ile belirlenebilir. Urakus kisti idrar kesesinden umbilikusa kadar anekoik lumenli sirküler bir yapı olarak izlenebilir. İrinli ve yangılı bir urakusun kalın bir duvarı ve hipoekoik lumeni vardır.
|
Normal buzağılarda umbilikal sap ve in- ternal umbilikal yapıları belirlemek ve um- bilikal sap, umbilikal arterler, umbilikal ven ve urakusun ölçümü için ultrasonografi kullanılmaktadır. Doğumdan sonraki ilk haftada umbilikal ven umbilikusun tabanından karaciğerin vena portasının sol dalına kadar belirgin olarak görüntülenebilir. Üçüncü haftadan sonra ven sadece ultrasonografi ile karaciğerin içinde görülebilir. Umbilikal ven lu- meni sadece doğduktan ilk birkaç günde görülebilir. Umbilikal arterler ilk haftada en iyi görülebilir. Arterlerin uçlarının umbilikusla bağlantısı yoktur ve ilk önce umbilikusun tabanının kaudalinde birkaç cm görülebilir. Normal umbilikal involusyonlu bir buzağıda urakusun enlemesine kesitlerini ayırt etmek zordur ve bir urakus kalıntısının ayırt edilmesi anormal olarak değerlendirilmelidir.
|
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
alman kurdu at baypamun domuzbaşı hastalığı draksin enjeksiyon golden göz hayvan hayvan belgeseli honey bear Inek insan belgeseli kangal Kedi Kediler Keçi kopekler koyun. kulak küpesi kurt kuş köpek köpek serum nasıl verilir küpe küpe no sorgulama küpe sorgulama kısırlaştırma mantar Mastitis muhabbet kuşu pitbull pug rottweiler sibirya kurdu stronghold SİĞİL sımental tavşan TEKNOLOJİ FAKTÖRÜ terrier TR 35 133 9427 tylosin uzay belgeseli veteriner
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
ne kadar zamandır arıyorum bu yazıyı.
Tam aradığım yazı işte buydu.
bu konuyu unutmayacağım çok güzel..
Ellerinden öperim adminim çok güzel.
Daha çok yorum yazabilirsiniz.
Harikasın veterinerhekimlik.com.
başarılı bir konuya daha el atmışsınız tebrikler.