LİTERATÜR ÖZETİ
Spiral bir bakteri olan H.pylori’ nin insanlarda gastritis, gastrik ülserler ve neoplazilerle olan ilişkisinin keşfi gastrik hastalıklarlara bakışı değiştirmiştir(Marshall et al 1983, Goodwin et al 1989, Parsonnet et al 1993, Sander et al 1997). Günümüzde insanlarda kronik gastritisin başlıca nedeninin H.pylori enfeksiyonu olduğu bilinmektedir. Gastrik ülserlerin %60-80′ ninde ve duedonal ülserlerin %90′ nında nedenin H.pylori olduğu tesbit edilmiştir (Lee 1996).
İnsanlarda H.pylori ile gastrik hastalıklar arasındaki ilişkinin tesbitinden sonra benzer mikroaerofilik bakteriler hayvanlarda da araştırılmış ve çok miktarda bulunmuştur. Helicobacterlerin insanlardaki önemi bilinmesine rağmen, köpek ve kedilerdeki Helicobacter türleri ile gastrik hastalıklar arasındaki ilişkiye dair elimizde çok az bilgi vardır (Jenkins and Bassett 1997, Simpson and Burrows 1997). Köpek ve kedilerde gastritisin patomekanizması henüz tam olarak bilinmemektedir (Seidel et al 1999). Spiral organizmaların köpeklerde gastrik mukozada keşfinden buyana (Rappin et al 1881) köpek ve kedi midelerinde çok farklı helicobacter benzeri organizmalar belirlenmiş ve prevalansın sağlıklı köpek ve kedilerde sırasıyla %86-100 ve %41-100 ve üst gastrointestinal semptomları olan köpek ve kedilerde sırasıyla %61-82 ve %56-76 oranında olduğu bildirilmiştir (Papusouliotus et al 1997, Neiger et al 1998, De Majo et al 1998, Yamasaki et al 1998). Çalışmalardaki köpeklerin çoğunu geçmişi bilinmeyen değişik yaşlardaki erişkin köpekler oluşturduğundan köpeklerde yaşa göre prevalansı bilinmemektedir.
Birçok farklı helicobacter türü; (H.felis, H.pylori, H.heilmannii, H.bitis, H.bizzozeronii ve H.salomonis) köpek ve kedi midelerinden başarıyla kültüre edilebilmesine rağmen bu organizmaların yol açtığı enfeksiyonla köpek ve kedilerdeki gastritis arasındaki muhtemel ilişki tartışmalıdır. Helicobacterlerin köpek, kedi, çita, ferret, domuz, insan ve insan olmayan primatları da içine alan birçok memeli türünün midesinde normal olarak bulunduğu düşünülmektedir.
Türkiyede hayvanlarda helicobacter türleri ile ilgili birkaç çalışma mevcuttur. Diker ve ark (1996) köpek midelerinde Helicobacter heilmanni sıklığı ile bir çalışma yapmışlardır. Bu çalışmada incelenen 122 köpek midesine ait boyalı preparatların ve histolojik kesitlerin % 84.4′ünde H. heilmannii’yi saptamışlardır. Ayrıca H. heilmannii pozitif 103 köpeğin % 27′sinin midesinde hiperemi, ödem ve aşırı mukus ile karakterize makroskopik lezyonlar saptamışlardır. Hazıroğlu ve ark (1995) gastritisli 2 köpeğe ait mide örneklerinden H. felis izolasyonunu gerçekleştirmişlerdir. Son olarak Yıldırım (1997) 75 köpek midesinin % 2.6′sından H. felis izole etmiştir. Aynı çalışmada mikroskopik muayene ve üreaz testi ile köpeklerin % 62′sinde Helicobacter benzeri organizmaların varlığını tesbit etmiştir. Ancak, yapılan tüm bu çalışmalar otopsi sırasında alınan materyaller üzerinde yapılmıştır.
Gastrik helicobacterlerin hayvanlardaki bulaşma yolları hala bilinmemektedir. İnsan H. pylori’ sinin yaşamın erken dönemlerinde oral-oral kontakt yoluyla bulaşabileceği şüphesi vardır (Taylor and Blaser 1991). Bunun yanında fekal-oral bulaşmanın olabileceği de ileri sürülmüştür (Kelly et al 1994). Ticari amaçla pet shoplarda satılan kediler üzerinde yapılan bir çalışmada kediden insana olan bulaşma nedeniyle, H. pylori’ nin zoonotik bir patojen olabileceği savı ortaya atılmıştır (Handt et al 1994). H. heilmannii benzeri helicobacterlerin köpek ve kedilerden insanlara zoonotik olarak bulaştığı zannı üst gastrointestinal sistem semptomları olan insanlarda ve bu kişilerin elinde bulunan hayvanlarda benzer morfolojik özelliklere sahip organizmaların bulunmasıyla desteklenmektedir (Lavelle et al 1994, Thomson et al 1994, Dieterich et al 1998).
Köpek ve kedi Helicobacterlerinin midede bulunduğu kısımlarda görülen histolojik değişikliklerden sorumlu olabileceği sanılmaktadır. Bununla birlikte bu değişiklikler üst gastrointestinal semptomları olan köpek ve kedilerde olduğu gibi klinik olarak sağlıklı köpek ve kedilerde de tesbit edilmiştir (Weber et al 1958, Henry et al 1987, Lee et al 1992, Geyer et al 1993, Otto et al 1994, Hermans et al 1995, Yamasaki et al 1998). Bu sonuçların bazıları eksperimental olarak oluşturulan Helicobacter enfeksiyonları çalışmalarından alınmıştır (Lee et al 1992). Köpek ve kedilerde gastritisin histolojik tanımı çalışmadan çalışmaya değişmektedir. Bu, sonuçların karşılaştırılmasını zorlaştırmaktadır. Sonuç olarak hiçbir çalışma köpek ve kedilerin helicobacterlerinin klinik olarak önem arz edip etmediği konusundaki soruya mantıklı cevap verememektedir.
Gastrik helicobacterleri belirlemede kullanılan diagnostik metotlar invaziv ve noninvaziv olarak klasifiye edilebilirler. İnvazsiv metodlar endoskopi ile alınan mukus ve biyopsi örneklerinde, fırça sitoloji, ürease testi, histolojik muayene, elektron mikroskopik değerlendirme, kültür ve polimeraz zincir reaksiyon (PCR) tekniklerini kapsar. Noninvasive metodlar ise serolojik metodları, üre solunum testini ve bakteriyal DNA ve antijenlerin dışkıda belirlenmesini kapsar (Jenkins and Bassett 1997, Simpson and Burrows 1997).
Helicobacterler direkt olarak bir fırça sitoloji örneğinde, histolojik muayenede ve transmisyon elektron mikroskopide ve kültüre edilmiş örneklerde gözlenebilirler. Organizmanın varlığı indirekt olarak üreaz testi, seroloji ve üre solunum testi ile belirlenebilir. Seroloji ve üre solunum testi insanlarda epidemiyolojik çalışmalarda ve H.pylori enfeksiyonuna karşı uygulanan tedavi sonuçlarının değerlendirilmesinde kullanılır. İnsanda Helicobacter enfeksiyonunun tanısı fırça sitoloji, üreaz test, histolojik değerlendirme, elektron mikroskopi, kültür, seroloji, üre solunum testi ve moleküler metodlarla yapılabilir (De boer 1997). Bu metodlardan histolojik muayene, üreaz testi ve elektron mikroskopi hayvanlarda Helicobacterleri belirlemede en yaygın olarak kullanılan testlerdir.
Hayvanlarda PCR, serolojik metodlar ve üre solunum testinin kullanımı bugüne kadar rutine oturtulabilmiş değildir.
Fırça sitoloji (Gad 1989, Mendoza et al 1993, Carmona et al 1995, Happonen et al 1998) gastrik mukusun bir lam üzerine yayılması ve bundan sonra havada kurutulup Romanovsky tip boya ile boyanması ile yapılır. Eğer hızlı bir değerlendirme isteniyorsa May-Grünwald Giemsa ile de boyama yapılabilir. Spiral bakteri x400 büyütmede mikroskop altında kolaylıkla görülebilir.
Gastrik helicobacterlerin tipik bir özelliği de güçlü bir üreaz üreticisi olmaları ve üreaz testinde bu enzim üretimini açıkca ortaya koymalarıdır (Hazell et al 1987, Happonen et al 1998).
Gastrik muayene için toplanan gastrik biyopsi örnekleri genellikle tamponlanmış formalin içerisine yerleştirilir, parafinle kaplanır ve kesit alınır. Helicobacterler rutin olarak Hemotoksilen eosin boyama, Warthin-Starry gümüş boyama tekniği (Stevens 1990), Giemsa boyama (Madan et al 1988), Genta boyama (Laine et al 1997) ve alcian sarısı/toludine mavisi boyama (Leung et al 1996) tekniği gibi özel boyama yöntemleriyle belirlenebilir.
Bakterinin üretilebilmesi identifikasyona ve antimikrobiyal duyarlılık testlerinin yapılabilmesine imkan tanır. H. pylori için kültür teknikleri ve vasatları konusunda birçok yayınlar vardır (Goodwin et al 1985, Veenendahl et al 1993, Hachem et al 1995). Helicobacter’ler sıvı ve katı besi yerlerinde güç üreme özelliklerine sahip oldukları ve karışık floralı ortamda bulundukları için, izolasyonda selektif besi yerleri kullanılmaktadır. İzolasyon amacıyla % 5-7 at kanlı, Skırrow supplement (trimethoprim, vankomisin, polimiksin) katılmış Brain Heart Infusion agar tercih edilmektedir. Trimethoprim (2.5 mg/ml), vancomycin (5 mg/ml), polymyxin-B (1.25 U/ml) ve cycloheximide (50 mg/ml) içeren benzer bir vasat da köpek ve kedi helicobacterlerinin izolasyonu için çok uygun olarak görülmektedir (Hanninen et al 1996, Happonen et al 1998). Yeterli taşıma (transport) medium’ u kullanılması ve biopsilerin mikrobiyoloji laboratuvarına hızlı nakli bakterinin kültüre edilebilmesi için temeldir ve tavsiye edilir (Veenendaal et al 1993, Xia et al 1993).
Helicobacter türlerinin identifikasyonu morfolojik, biyokimyasal ve tolerans özelliklerine göre yapılmaktadır (Skirrow 1994, On 1996).
PCR tekniği ile gastrik biyopsi örneklerinde Helicobacter DNA’sı, Helicobacter sayısı diğer metodlarla gösterilemeyecek kadar düşük olsa bile ortaya konabilir. H.pylori bu teknikle tesbit edilebilir fakat genellikle dental plak, salya veya feçesten kültüre edilememektedir (Banatvala et al 1994, Li et al 1996). 16S rRNA sekans analiziyle H.felis, H.bizzozeronii, H.salomonis ve H.heilmannii arasında yüksek oranda benzerlik belirlenmiştir. Bu nedenle hayvanlarda gastrik helicobacterler arasında tür-spesifik PCR uygun olarak görülmemektedir (Jalava et al 1997&1998, Norris et al 1999). Bir çalışmada kedilerde eradikasyon terapisinden sonra Helicobacterlerin tesbitinde 26-kDa için spesifik primerler kullanılarak PCR ile tesbit edilebileceği bildirilmiştir (Perkins et al 1996b). PCR tekniği veteriner hekimlikte gastrik helicobacterlerin teşhisinde rutin olarak henüz kullanılamamaktadır.
Serolojik testler gastrik helicobacterlere immun cevap sonucu oluşan antikorları (IgG,IgA) ölçerler. Bu testler doğru, nispeten daha hızlı sonuç verirler, yapılmaları kolaydır ve oldukça ucuzdurlar. H.pylori antilorlarını ölçmek için bakteriyal aglutinasyon ve komplement fikzasyon, lateks aglütinasyon, pasif hemaglutinasyon ve immunblot testleri kullanılmaktadır (von Wulffen 1992). Bunlar içinde sensitivite ve kullanım kolaylığı nedeniyle ELISA en yaygın olarak kullanılan metoddur ve bu sebeple epidemiyolojik çalışmalar için uygundur (von Wulffen 1992). Seidel et al 1999 köpek ve kedilerin serumlarında H. felis’e karşı antikorların ELISA metoduyla kolaylıkla belirlenebileceğini bildirmiştir. Strauss Ayali et al 1999′ de köpeklerde gastrik helicobacterlerin tanısında kullanılmak üzere serolojik bir metod geliştirmişlerdir. İnsanlarda kullanılan ticari serolojik kitler bulunmaktadır (Talley et al 1992).
AMAÇ
Çalışmanın amacı köpeklerde Helicobacteriozisin epidemiyolojisini ve gastrik hastalıkların etiyolojisindeki önemini ortaya koymaktır. Spesifik amaçlar;
1. Sağlıklı ve üst gastrointestinal semptomlar olan köpeklerde helicobacteriozisin yaşa bağlı prevalansını belirlemek
2. Sağlıklı ve üst gastrointestinal semptomlar olan köpeklerde gastrik helicobacterleri belirlemede fırça sitoloji, üreaz testi, histolojik muayene, bakteriyolojik kültür, PCR tekniği ve ELISA ???????????metodunun diagnostik önemlerini ortaya koymak
3. Sağlıklı ve üst gastrointestinal semptomlar olan köpeklerde gastrik helicobacterlerin belirlenmesinde midedeki en yaygın olarak bulundukları bölge veya bölgeleri tesbit etmek
4. Sağlıklı ve üst gastrointestinal semptomlar olan köpeklerde gastrik helicobacterlerin kolonizasyon dansitesi ile gastrik yangı dereceleri arasındaki ilişkiyi belirlemek
İnsanlarda H.pylori 1982’ de kültüre edildikten ve gastritisin nedeni olarak keşfedildikten sonra, Helicobacteriozis bilimin gündemine oturmuştur. Spiral bir bakteri olan H.pylori’ nin insanlarda gastritis, gastrik ülser ve gastrik neoplazilerle olan bu ilişkisinin keşfi gastrik hastalıklardaki temel değişikliklerin anlaşılabilmesine yol açmıştır. İnsanlardaki bu keşiften sonra benzer mikroaerofilik bakteriler hayvanlarda da araştırılmış ve çok miktarda bulunmuştur. Helicobacterlerin insanlardaki önemi bilinmesine rağmen köpek ve kedilerde bu ilişkiye dair elimizde çok az bilgi vardır.
İnsanda Helicobacterler dispepsi, gastritis, gastroduedonal ülserasyonun etiyolojisinde önemli bir rol oynamaktadır. Gastrik karsinoma ve lenfoma için risk faktörü olduğu da gösterilmiştir. Fakat köpeklerdeki bu ilişki bilinmemektedir. Köpekler ve kediler arasında gastrik Helicobacterlerin gerçek prevalansı önceki çalışmaların laborutuvar hayvanları üzerinde yapılmış olması veya çalışmalarda kullanılan köpeklerin geçmişinin bilinmemesi nedeniyle açık değildir.
İnsanlarda helicobacteriozis (H.pylori) dünya üzerinde geniş bir dağılım gösterir. H.pylori’ nin sağlıklı asemptomatik insanlardaki prevalansı %15-70 oranında; yaşa, ırka ve sosyal duruma bağlı olarak değişir. Epidemiyolojik çalışmalar özellikle çocukluk döneminde enfeksiyonun kolonizasyonu ile yaş, sosyoekonomik durum ve fazla kalabalık ortamlarda bulunma arasında bir korelasyon olduğunu göstermiştir. İnsanlarda yakın kişisel temas H.pylori’ nin bulaşma riskini arttırıyor gibi görünmekte, bulaşmanın oral-oral veya fecal-oral yolla olabileceği düşünülmektedir. Bu görüşü H.pylori’ nin salya ve feçesten izole edilmiş olması desteklemektedir. Gastrik helicobacterlerin hayvanlardaki bulaşma yolları hala bilinmemektedir Hayvanlardaki daha yüksek prevalans oranları, gruplar halinde yaşayan bu canlılarda bulaşma oranının arttığı noktasında düşünce uyandırmaktadır. Bu da bulaşmada yakın temasın rolünü desteklemektedir. Köpeklerin yaşamlarında genellikle birbirleriyle yakın sosyal temasları vardır. Dişiler ve yavrular özellikle laktasyon periyodu sırasında yakın temas halindedirler. Bu yüzden köpekler, hayatın erken dönemleri sırasında gastrik helicobacterlerin bulaşması üzerindeki çalışmalar için hayvan modeli olarak kullanılabilir. Aynı tipteki bir bulaşmanın insanda ergin birey-bebek arasında olması da muhtemeldir.
Bulaşma sadece insanlardan insanlara veya hayvanlardan hayvanlara olmamaktadır. Ticari amaçla satılan kediler üzerinde yapılan bir çalışmada kediden insana olan bulaşma nedeniyle H.pylori’ nin bir zoonotik patojen olabileceği savı ortaya atılmıştır. Yine hayvanlarıyla yakın temas halinde bulunan pet sahiplerine H.heilmannii’ nin geçişi üzerine anektodal raporlar bildirilmiştir. H.heilmannii benzeri helicobacterlerin köpek ve kedilerden insanlara zoonotik olarak bulaştığı zannı üst gastrointestinal semptomlarından şikayetçi olan insanlarda ve bu kişilerin elinde bulunan hayvanlarda tesbit edilen benzer morfolojik özelliklere sahip organizmalar tarafından da desteklenmektedir. Öte yandan bir kedi veya başka bir pet hayvan sahibi denekler arasında normal insanlara göre seropozitivite bakımından bir farkın olmaması H.pylori’ nin kedilerden insanlara geçebileceği hipotezini çürütmektedir. Görüldüğü gibi bu konuyla ilgili kesin veriler ve sonuçlar yoktur. Buradan yola çıkarak insanlardaki gastrik problemlerin temeli olan bu patojenin bulaşmasında, insanlarla daha yakın ilişki içerisinde olan köpeklerin rolünün de araştırılması gereği ortaya çıkmaktadır.
Proje haline döktüğümüz bu çalışmamızın, sağlıklı 30 köpek (15′i bir yaşın altında, 15′i bir yaşın üzerinde) ve üst GİS semptomları olan 30 köpek (15′i bir yaşın altında, 15′i bir yaşın üzerinde) olmak üzere toplam 60 köpek üzerinde yapılması planlanmıştır. Bu çalışma, Helicobacteriozisin köpeklerde bugüne kadar kesin olarak belirlenememiş olan yaş prevalansının belirlenmesine katkıda bulunacaktır.
İnsanlarda Helicobacterlerlerin gastrik hastalıklara neden olduğuna dair elimizde kuvvetli kanıtlar bulunmasına ve köpek ve kedilerde Helicobacter enfeksiyonu yüksek oranda görülmesine rağmen hayvanlarda Helicobacter soyları ile gastrik hastalıklar arasındaki ilişki henüz açıklanabilmiş değildir. Köpek ve kedilerde helicobacterler ile gastritis arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmalar, birçok Helicobacter soyunun identifiye edilmesi (H.felis, H.pylori, H.heilmannii, H.bizzozeronii, H.bitis, Flexispira rapinii) ve türlere göre Helicobacterlerin patojenitelerinin muhtemelen değişiyor olması nedeniyle prosedürü zor olan çalışmalardır.
Köpek ve kedilerin sahipleri için oluşturdukları potansiyel risk, Helicobacter soylarının yaptıkları enfeksiyonun durumu hakkında bilim dünyası daha fazla bilgi sahibi oluncaya ve pet populasyonundaki spesifik Helicobacter soylarının yol açtığı enfeksiyonun prevalansı gerçek anlamda belirleninceye kadar açık ifadelerle ortaya konamayabilir.
İnsanda Helicobacter enfeksiyonunun tanısı fırça sitoloji, üreaz test, histolojik değerlendirme, elektron mikroskopi, mikrobiyolojik kültür, seroloji, üre solunum testi ve moleküler metodlarla yapılabilir. Bu metodlardan histolojik muayene, üre-solunum testi ve elektron mikroskopi helicobacterleri belirlemede en sık kullanılan yöntemlerdir.
Köpeklerde helicobacter türlerinin izolasyonu ve identifikasyonu, PCR tekniği ve serolojisi çok yeni konulardır ve henüz ön çalışmalar aşamasındadır. Helicobacter türlerinin identifikasyonu morfolojik, biyokimyasal ve tolerans özelliklerine göre yapılmaktadır. Ancak, bu konudaki çalışmalar yeterli sonuçları vermemiştir. PCR tekniği ile gastrik biyopsi örneklerinde Helicobacter DNA’sı, Helicobacter sayısı diğer metodlarla gösterilemeyecek kadar düşük olsa bile ortaya konabilir. 16S rRNA sekans analiziyle H.felis, H.bizzozeronii, H.salomonis ve H.heilmannii arasında yüksek oranda benzerlik belirlenmiştir. PCR tekniği veteriner hekimlikte gastrik helicobacterlerin teşhisinde rutin olarak henüz kullanılamamaktadır. Serolojik testler gastrik helicobacterlere cevap sonucu oluşan dolaşımdaki antikorları (IgG,IgA) ölçerler. ELISA sensitiv, yapılması kolay ve en yaygın kullanılan bir metodtur. En son olarak Strauss Ayali et al 1999′ da köpeklerde gastrik helicobacterlerin tanısında kullanılmak üzere serolojik bir metod geliştirmişlerdir.
İnsanlarda H.pylori için kullanılan diagnostik metodlar birçok açıdan birbirleriyle karşılaştırılmış olmasına rağmen hayvanlarda kullanılmak üzere herhangi bir metodun üstünlüğü ortaya konamamıştır. Planlanan bu çalışmada canlı köpekler kullanılacak olması ve materyallerin endoskopi ile alınacak olması köpeklerde helikobakteriozisin klinik laboratuvar değerlendirilmesinde daha sağlıklı sonuçların elde edilmesini sağlayabileceği gibi henüz rutin kullanılamayan bazı testlerin diagnostik önemlerine de ışık tutacaktır. Ayrıca üst gastrointestinal semptom olan köpeklerden alınan gastrik biyopsi örneklerinin histopatolojik muayenelerinde özellikle yangısal gelişmelerin dereceleri, helicobacterlerin kolonizasyon dansiteleriyle karşılaştırılarak patolajik gelişmeler ile helicobacter’lerin ilişkileri belirlenmeye çalışılacaktır. Gerek sağlıklı gerekse üst gastrointestinal semptom olan köpeklerin farklı gastrik bölgelerinden fırça sitolojisi ve biyopsi örneklerinin alınacak olması da helicobacterlerin gastrik topografik lokalizastonları konusunda bilgi sağlayacaktır.
Materyal:
Sağlıklı 30 (15′i bir yaşın altında, 15′i bir yaşın üstünde) ve üst gastrointestinal semptom olan 30 köpek (15′i bir yaşın altında, 15′i bir yaşın üstünde) olmak üzere toplam 60 köpek kullanılacaktır.
Metodlar:
Gastroskopi: Her köpekte gastroskopi inhalasyon anestezisi uygulandıktan sonra yapılacaktır. Sistemik endoskopik muayene sırasında mide morfolojik anormallikler yönünden incelenecektir. Sağlıklı tüm köpeklerde midenin kardia, antrum ve fundus bölgelerinden ve üst gastrointestinal semptomlar olan köpeklerde bu bölgelere ilaveten lezyonlu tüm bölgelerden endoskopi fırcası ile mukus örnekleri ve iki biyopsi örnekleri alınacaktır. Endoskopi fırcasıyla alınan mukus örnekleri fırça sitolojisiyle değerlendirilirken, biyopsi örneklerinde hızlı üreaz testi ve histopatolojik muayeneler gerçekleştirilecektir.
Fırça sitolojisi: Endoskopi fırcası ile alınan gastrik mukus örnekleriyle hazırlanan sürme preparatlar Gram ve Giemsa yöntemleriyle boyanarak sık kıvrımlı veya gevşek kıvrımlı spiral yapıdaki Helicobacter türleri mikroskop altında incelenecektir.
Hızlı üreaz testi: Gastroskopi ile alınan gastrik biyopsi örneklerinde üreaz testi Happonen ve ark. (1998)’larının beldirdikleri metotla değerlendirilecektir.
Histopatolojik muayeneler: Alınan gastrik biyopsi örnekleri tamponlanmış formalin içerisine yerleştirilip, parafinle kaplandıktan sonra kesitler alınacak ve histopatolojik muayeneler yapılacaktır.
Bakteriyolojik kültür: Alınan gastrik biyopsi örneklerinden üreaz testi pozitif sonuç verenlerde bakteriyolojik izolasyonlar Happonen ve ark (1998)’larının belirtikleri metodlarla yapılacaktır. ????????? Diker?????????????????????
PCR tekniği ???????????????????????????? Javala et al 1997, 1998
ELISA ?????????????????????????Strauss-Ayali et al 1999 ??????????????????
Çalışma S.Ü. Veteriner Fakültesinde yapılacaktır. Proje bitim süresi 36 ay olarak planlanmıştır. İlk 6 aylık dönemde gerekli ekipman ve sarf malzemeleri temini yapılacaktır. Bunu takiben 24 aylık süre içinde hasta ve sağlam hayvanlardan örnekler toplanarak diagnostik testler değerlendirilecektir. Son 6 aylık dönemde elde edilen bulgular değerlendirilecek ve proje yazımı tamamlanacaktır.
PROJE AŞAMALARI
1. Proje kabulü ve gerekli ekipman ve sarf malzemenin temini: 0-6 ay
2. Hasta ve sağlam hayvanlardan örneklerin toplanması ve diagnostik testlerin değerlendirilmesi: 6-30 ay
3. Elde edilen bulguların değerlendirilmesi ve proje yazımı: 30-36
BEKLENEN YARARLAR
Günümüzde gastrit ve diğer gastrik hastalıklar insan populasyonunda yaygın bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlarda hemen hemen tüm gastrik hastalıklardan sorumlu tutulan Helicobacterlerin prevalansının bu derece yüksek olması insanlarla çok yakın olan köpeklerde gastrik hastalıkların etiyolojisinde Helicobacterlerin önemine dikkatleri çekmiştir. Helikobakteriozisin zoonoz olabileceği görüşü de konuyu daha çekici hale getirmiştir. Bununla beraber, köpeklerde helikobakteriozisin prevalansı, patogenezisi ve teşhis metodları Veteriner hekimlikte çok yeni bir konudur ve pekçok yönüyle sorgulanmaktadır.
Planlanan bu çalışma ile helikobakteriozisin köpeklerde prevalansı ve fırça sitoloji, üreaz testi, histolojik muayene, bakteriyolojik kültür gibi diagnostik testlerin klinik önemleri ortaya konulacak ve köpeklerin gastrik hastalıklarının patogenezisine ışık tutulacaktır. Ayrıca bu çalışma hastalığın teşhisinde henüz ön çalışmalar halinde olan PCR ve ELISA metodlarının değerlendirildiği gelecekteki çalışmalar için temel teşkil edecektir.
Tüm bu noktalarda bir sonuca varılabildiği takdirde köpek pratiğinde en yaygın gözlenen gastrointestinal sistem hastalıklarına yeni boyutlar kazandırılacak ve özellikle zoonoz şüphesi yüksek olan hastalığın köpeklerde eradikasyonu ile insanlarda oldukça yaygın olan Helicobacteriozisin muhtemelen insidansında azalmaya katkıda bulunacak ve böylece tedavi amacıyla yapılan harcamaların önüne geçilmesi sonucu ekonomik katkıda sağlayabilecektir.
Dünya için henüz yeni olan ve henüz pek çok yönüyle tartışma konusu olan ve insan sağlığıyla sıkı ilişkisi olduğu düşünülen bu konunun araştırılması gerek Veteriner hekimlik ve gerekse insan hekimliği yönünden önemlidir. Planlanan bu çalışma ile köpeklerde helikobakteriozisin prevalansı, helicobacterlerin gastrik topoğrafik lokalizasyonları, teşhis metodları ve gastrik histopatolojik bulgularla ilişkileri araştırılacaktır. Ancak bu çalışmanın yapılabilmesi için gelişmiş bir endoskopi sistemine ve sarf malzemelerine ihtiyaç vardır. Bu bağlamda eksik olan ekipmanının ve sarf malzemelerinin tedariki ile bu çalışmada başarılı sonuçlara varılabilecektir.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
alman kurdu at baypamun domuzbaşı hastalığı draksin enjeksiyon golden göz hayvan hayvan belgeseli honey bear Inek insan belgeseli kangal Kedi Kediler Keçi kopekler koyun. kulak küpesi kurt kuş köpek köpek serum nasıl verilir küpe küpe no sorgulama küpe sorgulama kısırlaştırma mantar Mastitis muhabbet kuşu pitbull pug rottweiler sibirya kurdu stronghold SİĞİL sımental tavşan TEKNOLOJİ FAKTÖRÜ terrier TR 35 133 9427 tylosin uzay belgeseli veteriner
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
çok teşekkürler tam aradığım buydu.
vaybe konu dediğin böyle açılır arkadaş..
teşekkürler hocam bende bunu arıyordum.