Hipomagnezemi tüm yaşlardaki ruminantlarda görülen hiperestezi, inkordinasyon tetani ve konvulsiyonlarla karakterize bir metabolizma hastalığıdır. Bu hastalık çayır tetanisi, çayır sersemliği, laktasyon tetanisi ve Hereford hastalığı gibi isimlele de anılır. Fakat sıklıkla çayır tetanisi ve laktasyon tetanisi ismiyle tanınır. Çayır tetanisi ilkbahar ya da sonbaharda meraya çıkan etçi ya da sütçü sığırlarda yaygın olarak gözlenebilir. Subklinik hipomagnezemi sığırlarda oldukça yaygın gözlense de genellikle klinik bulgu göstermez ve bu nedenle gizli seyreder. Supklinik hipomagnezemi genellikle tüm sürüde gözlenir ve laktasyondaki hayvanların süt verimleri biraz düşer, hafif sinirsel belirtiler ve kendilerini sağdırmada hafif isteksizlik gösterirler. Kurudaki hayvanlar doğumdan sonra ya da önce doğum felcine daha duyarlıdırlar. Yani sürüde doğum felcinin insidansı artar. Subklinik hipomagnezemiden muzdarip hayvanlardan doğan buzağıar çayır tetanisine oldukça hassastır ve büyük bir ihtimalle bu hayvanlard çayır tetanisi gelişir. Özellikle subklinik hipomagnezemi bulunan sığırların buzağılara da predominant olarak süt ile besleniyorlarsa, bu buzağılarda süt tetanisinin gelişmesi kaçınılmazdır. Hipomagnezeminin insidansı bölgeden bölgeye değişir ve bazı bölgelerde insidans oldukça yüksektir.
Klinik olarak hastalık laktasyonun pik düzeye çıktığı laktasyon döneminde oldukça yüksek insidansta seyreder. Bunun nedeni muhtemelen sütle Mg kaybının artması ile açıklanabilir. Aynı zamanda bu durum ani ölümlerin de yaygın sebebidir.
Magnezyumun hazır kullanılabilir vücut depoları olmadığı için, hipomagnezeminin etiyolojisindeki başlıca faktörler, yiyeceklerle alınan Mg miktarında düşme ve bundan dolayı barsaklardan absorbsiyonunun azalması ve bununla beraber fizyolojik olarak Mg ihtiyacı yükselir. Vücuttan Mg süt, idrar ve dışkı ile kaybolur. Dışkı ile günlük Mg kaybı yaklaşık olarak 1,8 g/gün olarak hesaplanmıştır. Süt 0,12 g/l Mg içerir, bu nedenle yaklaşık 30 kg süt veren bir sığır günlük olarak 3,6 g Mg kaybeder. Herhangi bir nedenle aşırı Mg absorbe edildiği taktirde o zaman Mg idrar yoluyla exkrete edilecektir. Bu plazma Mg düzeyini stabilize eden bir mekanizmadır. Eğer plazma Mg düzeyi 0,8 mmol/l (2,0 mg/dl) ve üzerine yükselecek olur sa exkrete olacaktır. Eğer Mg alınımı günlük 5,0 ggün ve üzerine çıkarsa idrar ile exkrete olabilir. Bununla birlikte, eğer Mg alınımı hemostatisi devam ettirecek düzeye ya da aşağısına düşerse o taktirde idrarda Mg bulunmayacaktır.
Magnezyum absorbsiyonu, Mg hemostasisinin devam etmesi için sürekli olması gerekir, bu nedenle yiyeceklerle sürekli bir ilave gereklidir. Yiyeceklerde kullanılabilir Mg ve miktarı belirgin bir şekilde değişkendir. Bu sebeple otlak seçimi önemlidir. Yonca çimlerden daha yüksek Mg’a sahiptir ve çimlerin kendi aralarında da Mg miktarı değişkendir. Hızlı büyüyen İtalyan çavdarı uzun ömürlü çok yıllık çimlerden daha düşük Mg düzeyine sahiptir. Düğün çiçeği (Ranunculus spp.), sinir otu ve ıssırgan otu gibi geniş yapraklı bitkiler çayırdan önemli ölçüde yüksek Mg düzeyine sahiptir.
Hernekadar bu hastalık predominant olarak bir ilkbahar hastalığı olsa da, son yıllarda bu hastalık sonbaharda otlaklarda otlayan sığırlarda da yaygın olarak gözlenmektedir. Hastalığın kışın meydana gelme insidansı da artmaktadır. Bu duruma da ilkbaharda yetişen ve henüz çok genç olan ve içerisinde Mg düzeyi düşük otlaklardan hazırlanan sılajların kış döneminde hayvanlara yedirilmesi neden olmaktadır.
Bu hastalığın etiyolojisine katkıda bulunan bir diğer önemli faktör de, hayvanların enerji durumudur. Bu durum özellikle kışın sert geçtiği yetersiz otlaklarda otlayan laktasyondaki etçi sığırlar için önemlidir. Deneysel araştırmalar göstermiştirki, yetersiz enerji alınımı Mg absorbsiyonunu bozmaktadır. Barsaklardan absorbsiyonla elde edilen Mg’un %4’ten 35’e kadar değiştiği düşünülmektedir. Ca, K ve ammonium (nitrojen) iyonları Mg ‘un vücut tarafından kullanımını bozduğu düşünülmektedir.
Düşük plazma Mg seviyesine sahip hayvanların bulunması muhtemeldir, fakat bu hayvanlar henüz klinik olarak normal olabilir. Serebrospinal sıvıdaki Mg düzeyi klinik olarak hastalığın başlamasına tesir eden kritik bir faktör olduğu düşünülür. Mg düzeyindeki düşüş hızı da aynı zamanda klinik bulguların başlamasına tesir eder. İlkbaharda Mg düzeyi hızlı bir şekilde düşer ve klinik olarak hastalık sonbaharda kanda görülen düzeyinde görülür. Mg düzeyindeki düşme dereceli olduğu taktirde sığır klinik olarak normal kalır.
Klinik hipomagnezeminin başlatılmasında kalsiyumun rolü tam açık değildir. Çayır tetanisi şekillenen sığırların yaklaşık %80’i düşük plazma Ca düzeyine sahiptir. Hipomagnezemik sığırlarda plazma Ca düzeylerindeki düşmeden sonra 24 saat içerisinde klinik olarak çayır tetanisinin gelişeceği gösterilmiştir.
Süt tetanisi magnezyum ilavesi yapılmaksızın tamamen süt ile beslenilen 2-4 aylık buzağılarda meydana gelir. Genç buzağılarda magnezyum absorbsiyonu iyidir. Bununla birlikte buzağı büyüdükçe magnezyum absorbsiyonu düşer. Şöyleki, eğer 2-4 aylık buzağılara sütten başka ilave besinler verilmediği taktirde Mg absorbsiyonu gereksinimden daha az olacaktır ve klinik bulgular gözlenecektir. Bu annesini emme döneminde olan buzağılarda ya da süt danalarında magnezyum ilave edilmeyen süt ya da süt ikameleri ile büyütülenlerde görülür.
Bulgular
Çayır tetanisinin klinik bulguları subakut, akut ya da perakut olarak sınıflandırılabilir. Subakut formdaki sığırlarda endişeli ve hyperestezik bir durum söz konusudur. Hayvanlar başlarını yukarıda tutar ve özellikle göz kapaklarında, böğründe ve kürek kemiği üzerinde tremorlar görülebilir. Eğer hayvan uyarılır ya da çimdiklenirse bu tremorlar daha da artacaktır. Adımlar sertleşmiş ve sendeleyerek yürüme görülebilir. Sığırlar saatlerce subakut formda kalabilir ya da akut veya subakut forma ilerleyebilir (özellikle gürültü ya da diğer başka sitimülüslere karşı olarak). Perakut vakalarda birkaç adımda bir sendeleme ve klonik konvulsiyonları takiben baş, boyun ve bacakların tetanik spazmları ile birlikte yere düşme görülür. Bacaklara çırpınma, gözlerde dönme ve ağızda köpürme görülür. Kalp çok hızlı ve gürültülü çalışır ve her an ölüm meydana gelebilir. Birkaç dakika önce merada otlayan sığırların araçlar yada diğer stimülatörlerden kaynaklanan gürültülere bağlı konvulsiyonlar ile yere düşer ve iki-üç dakika içerisinde ölebilir.
Akut vakalarda da benzer bulgular gösterir, fakat bu belirtiler birkaç saat yada daha uzun sürelidir. Bu vakalarda konvulsiyonlları takiben bir sakinlik periyodu takip edecektir. Bu zamanda sığır ayağa kalkmaya teşebbüs edebilir ve birkaç adım yürüyebilirve tekrar konvulsiyonlarla yere düşer. Bu sırada rektal ısı alındığı taktirde 1-2 °C yükselebilir. Sığırlar sıklıkla ölümden önce çırpınma bibi belli bulgular göstererek ölürler.
Sürünün önemli bir kısmı subklinik olarak etkilenir ve eğer akut vakalar olmadığı taktirde teşhis edilemiyebilir. Eğer akut vakalar var ise, o taktirde sürünün önemli bir kısmının da subklinik olarak etkilenmiş olabileceği düşünülebilir. Sığırlar hafif sinirlidir, hayvanlar sağım yaptırmak istemezler ya da sürü içerisinde isteksiz davranışlar sergilerler. Süt üretimi önemsiz ölçüde azalabilir.
Buzağılarda süt tetanisinin bulguları subakut, akut ve perakut sığırlarda meydana gelen bulgulara oldukça benzerdir. Sıklıkla perakut vakalar ölü bulunabilir.
Klinik Patoloji
Sağlıklı normal sığırlar 2,0 mg/dl’nin üzerinde plazma Mg düzeyine sahip olmalıdırlar. Bu miktarın altındaki düzeyleri riskli ve subklinik hipomagnezeminin bir göstergesi olarak düşünülmelidir. Akut vakalarda plazma Mg düzeyi genellikle 1,0mg/dl’nin altındadır. Akut tetanilerde serebrospinal sıvı Mg düzeyi genellikle 1,4 mg/dl’nin aşağısındadır. Akut tetanili vakaların en az %80’inde hipokalsemi vardır ve hiperkalemi yaygındır. Tetaniyi takiben ya da iyileşen vakalarda AST ve CK düzeyleri nispeten yüksektir ve ancak hayvanlar sağlıklarına kavuştuktan sonra daha ileriki zamanlarda normal düzeylerine döner.
Postmortem olarak patognomik bulgu yoktur. Kalp kası üzerinde hemorajiler mevcut olabilir ve bazen aorta boyunca da olabilir. CSF Mg düzeyi düşük ve idrarda Mg görülmez. Postmortem muayenede hemen hemen daima idrar kesesi boştur.
Teşhis
Çayır tetanisinin teşhisi yukarıda tanımlanan bulgulara göre yapılır. Meranın tipi ve mevsim teşhiste bize yardımcı olabilir. Akut vakalarda kan biyokimyası için zaman yeterli olmayabilir, bu nedenle tedaviden teşhis yapılabilir. Tedaviden önce kan örneklerinin alınması klinisyen için daha sonraki zamanlarda teşhisi doğrulamak maksadıyla gerekebilir. Eğer hayvan ölü bulunursa , o zaman teşhis ölüme neden olabilen diğer sebeplerden ayırt edilmelidir. Otopside teşhis, belirgin bir lezyonun olmamasından dolayı zordur. Hayvanın ölü bulunduğu yerin hayvanın çırpınarak öldüğünü göstermesi, idrarda Mg görülmemesi ve genellikle idrar kesesinin boş olması büyük bir ihtimalle akut çayır tetanisini düşündürür. Ölümden sonra kan ve dokular bir değer ifade etmez, çünkü ölümden sonra Mg düzeyi hızlı bir şekilde düşer. CSF’deki Mg düzeyi faydalı olabilir. Eğer bir sığır ölü bulunursa, anamnez ve postmortem muayenede önemli bir bulgu görülmez ise çayır tetanisi düşünülmelidir. Bu durumda tecrübeli bir klinisyen o sürüde ya da merada bulunan 6-7 hayvandan kan örnekleri alır ve Mg düzeylerini test eder. Bu teşhisin konulması ve diğer hayvanlar için koruyucu tedbirlerin alınmasında önemlidir.
Buzağılarda süt tetanisinden dolayı ölenlerin teşhisinde, kemiklerde Ca ve Mg düzeylerinin ölçümü ile mümkündür. Bir kaburga ya da coccygealkemik genellikle bu amaçla kullanılır. Kemiklerde Ca:Mg oranı 70:1 normal, 90:1 şiddetli Mg noksanlığının bir göstergesi olarak düşünülmelidir.
Subklinik hipomagnezeminin teşhisinde, laktasyonda ve kuruda bulunan sığırlardan kan örnekleri alınarak Mg konsantrasyonları belirlenir. Bu ölçümler subklinik hipomagnezeminin teşhisinde faydalı bir göstergedir.Mg düzeyinin belirlenmesinde, idrar testleri de teşhisi destekleyebilir. Subklinik vakalarda idrarda Mg bulunmaz. Bazı ülkelerde idrar test stripleri kullanılmaktadır. Bununla birlikte, pratikte bazı problemleri vardır.
Ayırıcı Teşhis
Akut kurşun zehirlenmesi:Kurşun zehirlenmesinde heyecan ve nadiren de konvilsiyonlar vardır. Hiperestezi, derinin çimdiklenmesine karşılık gözlenen kas tremorları şeklinde gözükür ve körlük genellikle kurşun zehirlenmesinin bir özelliğidir.
Doğum felci: Doğum felcinin ilk safhasında bulunan sığırlar bazen hiperestezi bulguları gösterebilir. Hayvanın doğumunun çok yakın olması ya da kısa bir süre önce doğum yapmış olması ayırıcı teşhiste önemlidir. Bir çok sığır hipomagnezemik olduğu gibi hipokalsemiktir ve bundan dolayı kalsiyum tedavisi gerektirir. Bu sebeble bu iki durumun acil olarak ayırıcı teşhislerinin yapılması gerekir.
Ketozis: Akut asetonemili bazı sığırlar hiperestezi, korku, endişe ve sinirlilik belirtileri gösterirler. Bununla birlikte bu sığırlar duvarları ve zemini yalama ya da kapıları ısırma gibi normal olmayan davranışlar sergilerler. Bu hastalığın hipomagnezemiden ayırıcı teşhisinde, genellikle sütte Rothera testi yapılır.
Listeriosis: Akut listeriosos, akut çayır tetanisi ile karıştırılabilir. Fakat listeriosis vakalarında yüksek rektal ıının bulunması ve gerçekte bir hiperestezinin bulunmayışı ile çayır tetanisinden ayırt edilmesinde yeterlidir.
Bovine Spongiform Encephalopathy: BSE , subakut hipomagnezemi ile karışır. Çünkü BSE’de de görülen huzursuzluk, ataksi ve hafifhiperestezi subakut hipomagnezemide görülen bulgulara benzerdir. Teşhis genellikle tedaviye cevap ve kan biyokimyası (tedaviden önce kan alınır) doğrulanır.
Hipomagnezemi ile karışan diğer durumlar: Yıldırım çarpması (ani ölümlere sebep olur), bazı bitkilerle zehirlenmeler ve özellikle de Claviceps paspali zehirlenmesi, teşhiste hipomagnezemik tetanilerden ayırt edilmelidir. Bazı ülkelerde kuduz da elimine edilmelidir, çünkü kuduza yakalanmış hayvanlar hiperestezik ve çevresindeki hayvanları yada gıda niteliğinde olmayan maddeleri ısırırlar.
Süt veriminin düşmesi: Eğer üretim tahmin edilenin altına düşerse, özellikle de hipomagnezeminin yaygın olarak görüldüğü mevsimlerde, o zaman subklinik hipomagnezemi gelişmiş olabilir. Bu gibi durumlarda hayvanların magnezyumu da içeren metabolik profillerinin çıkarılması düşünülmelidir.
Tedavi
Akut çayır tedavisi acil tedavi gerektirir. Hekim tedavi sırasında oldukça sessiz ve hayvanda heyecan ve tetani ve konvulsiyonlara sebep olabilecek ani stimülüslerden kaçınmalıdır. Bundan dolayı hayvanların zapt-raptı güç olacaktır. Hayvanlara ip ya da yular takme sırasında hayvan konvilsiyon krizine firerek kollap şekillenir ve hatta bazen tedaviden önce ölebilir. Tedavinin başarısı, klinik olarak bulguların nekadar süredir devam ettiğine ve hayvanın yatmiş olmasına baglıdır. Hayvanlar iyileşinceye kadar daha uzun süre kısa aralıklı konvülsiyonlar gösterebilir.
Magnezyum tuzlarının (örneğin magnezyum sülfat) intravenöz enjeksiyonu tedavide tavsiye edilebilir. Fakat bu uygulama oldukça tehlikelidir. Çünkü İV magnezyum sülfat kardiak şok ve solunum yetmezliğine neden olabilir. Eğer MgSO4 intravenöz olarak uygulanacak ise, konsantrasyonu %6’dan fazla olmamalıdır ve uygulama çok yavaş olarak gerçekleştirilmeli ve kalp sürekli dinlenmelidir. Bununla birlikte, Ca solusyonları da verilmelidir. Çünkü çayır tetanisinde çoğunlukla hipokalsemi de şekillenir.
Genellikle tavsiye edilen tedavi %40’lık 400ml kalsiyum boroglukonat solusyonu ve %25’lik magnezyum sülfat solusyonu ilave edilerek uygulanmasıdır. Zaten kalsiyum boroglukonat solusyonu içerisinde %0,2 Mg ve %0,5 fosfor vardır. 400 ml kalsiyum boroglukonat solusyonu ile birlikte 100 ml MgSO4 ihtiyacı karşılamaya yeterlidir. Diğer bir alternatif ise, yaklaşık olarak 9gr Ca ve 6gr Mg karıştırılabilir ve çok yavaş bir şekilde 8-10 dakika içerisinde intravenöz olarak verilebilir. Geriye kalan 400 ml’nin 300 ml’si ‘%25’lik MgSO4 subkutan olarak enjekte edilebilir. Eğer infüzyon sırasında ya da infüzyondan hemen sonra kötüleşme ve konvülsiyonlar görülür ise, pentobarbiton sodium 200 mg/ml (ötanazi solusyonu) dozunan 10 ml intravenöz olarak uygulanabilir ve bu konvülsiyonları azaltacak, hatta ortadan kaldıracaktır. Bu tedavi uygulamasını takiben sığır yere yatar ise, 10 dakika ve daha uzun bir süre hiçbir şey yapmadan sesiz bir şekilde beklenilmelidir. Çünkü en ufak bir sitimülasyon konvülsiyonları tekrar başlatabilir. Daha sonra hayvan göğüs üzerine getirilir ve 30 dakikadan daha önce kaldırma teşebbüsüne kalkışılmamalıdır.
Erken vakalarda tedavi başarılıdır ve akut vakaların hemen hemen %80-100’ü iyileir. Eğer yatan bir sığır tedaviye takiben 2 saat içerisinde ayağa kalkamazsa, tedavi şansı zayıftır ve kesimi tavsiye edilir. Subakut çayır tetanisi de aynı şekilde tedavi edilir ve başarı şansı genellikle %100’dür.
Koruyucu tedbirler alınmadığı sürece nüksler düşünülmelidir. Kan Mg düzeyi intravenöz tedaviyi takiben 6 saat içerisinde tekrar düşer. Fakat subkutan enjeksiyon bu süreyi biraz daha uzatabilir. Tedaviye takiben 5 gün süreyle subkutan olarak 200-400 ml %25’li MgSO4 solüsyonu tavsiye edilir.
Bir işletmedeki sığırlardan birisi çayır tetanisine yakalanmış ise, o işletmedeki diğer sığırlar risk altındadır ya da en azından subklinik hipomagnezemilidir. Bu nedenle işletmedeki 6-7 sığırdan kan örnekleri alınır ve Mg konsantrasyonları belirlenir. Bu şekilde işletmedeki sığırların Mg düzeyleri hakkında bir fikir sahibi olunabilir. Eğer bu hayvanlarda ölçülen Mg konsantrasyonu 2 mg/dl’nin altında ise, tüm hayvanlara Mg takviyesi gereklidir.
Buzağılarda süt tetanisinin tedavisinin genellikle pratik bir değeri yoktur. Çünkü hayvanlar genellikle ölü bulunurlar. Bununla birlikte, subkutan olarak 60 ml %25’lik MgSO4 solusyonundan verilmesini takiben, 100 ml %20’li kalsiyum boroglukonat solusyonu içerisine 20 ml %25’lik MgSO4 ilave edilir ve çok yavaş bir şekilde IV olarak verilir. Eğer buzağı iyileşirse oral takviye gereklidir. Bu maksatla günlük olarak tavsiye edilen magnezyum oksit dozu 5 hafta süreyle 1,2-3 g olabilir.
Korunma
Hipomagnezemiden korunmada en basit yöntem, rasyona MgO ilavesidir. Merada otlayan ve ilave konsantre yem verilmeyen hayvanlarda risk her zaman mevcuttur. Bu nedenle Çayır tetanisinin sıklıkla görüldüğü mevsimlerde, bu hayvanlara MgO ilaveli küçük miktarlarda konsantre yem verilebilir ya da 4-6 hafta süreyle bu hayvanlara Mg tabletleri verilebilir.
Otlaklara 50g/sığır/gün miktarında MgO tozlarını serpilmesi yada haftalık olarak 0,5 kg/hafta uygulanabilir. Fakat bu uygulamanın sabahın erken saatlerinde yapılması tavsiye edilmektedir. Bu uygulamada haftalık uygulama tercih edilecekse çiğin düşmediği kuru havanın olduğu dönemler düşünülmelidir. Aksi taktirde günlük uygulama daha uygundur. Ayrıca çayır tetanisi de yaygın olarak kuru havaların hakim olduğu dönemlerden ziyade nemli havaların hakim olduğu dönemlerde görülür.
Sonzamnlarda meraya dayalı beslemelerde, hayvanlara ayrıca tampon beslenmenin yapılması da yaygınlaşmaktadır. Bu amaçla hayvanlara mera beslenmesi yanında 50g/sığır/gün hesabıyla MgO ilave edilmiş bir miktar slaj verilmektedir.
Hayvanların içtikleri suların içerisine belirli oranlarda magnezyum asetat ilavesi etkilidir, fakat pahalıdır. Suya magnezyum asetat ilaveleri günlük olarak ayarlanmalıdır. Bunun nedeni, hava şartlarına göre hayvanların günlük olarak tükettikleri su miktarının değişiklik göstermesidir. Pahalı ve maliyetinin yüksek olması nedeniyle korunma tedbirleri içerisinde yaygın kullanım alanı bulmamaktadır. İçme sularına magnezyum klorid kristallerinin ilave edilmesi son yıllarda yaygın kullanım alanı bulmaktadır. Bu yöntem nispeten ucuzdur, fakat sığırların ilaçlı suyu yeteri kadar içirme problemleri vardır. İçme sularına 40g/sığır /gün hesabıyla magnezyum klorid ilave edilmesinin makul ölçülerde koruyucu olduğu gösterilmiştir. İçme sularına magnezyum tuzlarının ilavesi, eğer bunların konsantrasyonları yüksek olursa, hayvanların su içme isteklerini deprese eder. Bu methodun koruyucu olabilmesi için , bir sığırın günlük olarak 20 lt su içmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir. Yüksek düzeyde Mg içeren yalama taşları ve tozlarının, hipomagnezeminin korunmasında nispeten etkisis olduğu görülmektedir. Bunun da nedeninin hayvanların yeteri kadar bu materyalleri tüketmesinin belli olmamasıdır.
Hipomagnezeminin kontrolünde uzun süreli stratejilerin belirlenmesinde, gübreleme politikaları tekrar gözden geçirilmelidir. Potasyum içeren tüm gübrelerden kaçınılmalıdır ve eğer potasyum içerecek gübrelerinin kullanılması da gerekiyorsa, bunlar sonbaharda ve düşük düzeylerde kullanılmalıdır ya da hayvanların meralardan ayrıldıkları dönemlerde uygulanmalıdır.
Uzun süreli kontrol stratejilerinde, muhtemelen bitki türleri de göz önüne alınmalıdır. Yonca/çayır karışımları tek başına çayır (ot) kullanılmasına karşı tercih edilmelidir. Fakat kullanılacak otlar içerisinde zararlı olan öldürücü otların ayıklanması gerekmektedir. Otlaklarda yetişen az miktarlardaki düğün çiçeği ve diğer yabani otlar sadece estetik olarak kabul edilmemeli, aynı zamanda merada otlayan hayvanlarda hipomagnezeminin insidansını da azaltabilir.
Buzağıların süt tetanisinde magnezyum ilaveleri ile korunulabilir. Bu amaçla içerisinde yeteri kadar magnezyum içeren ve aynı zamanda süt yerine de geçen süt ikamelerinin kullanılması gerekir. Eğer tamamen doğal süt kullanılacak ise, yukarıda verilen miktarlarda magnezyum oksid’in günlük dietlere eklenmesi gereklidir.
HİPERMAGNEZEMİ
Ruminantlar hipermagnezemiden renal ekskresyon ile korunurlar. Serum Mg konsantrasyonundaki yükselmeler şiddetli renal yetmezlik ile ilişkilidir. Yapılan bir çalışmada, 3.5 mEq/L’den daha yüksek serum Mg düzeylerihayvanın yaşaması için prognozunun kötü olması ile ilişkili bulunmuştur. Magnezyum içeren rumenotorikler ve laksatiflerin kullanılmasısığırların renal yetmezliklerinde yüksek serum Mg düzeyine katkıda bulunabilirler. İnsanlarda hipermagnezemi ile ilişkili klinik bulgular hipotansiyon, EKG’de PR aralığının uzaması ve dev QRS, refleks kaybı, solunum felci ve kardiak arrest görülür. İnsanlarda İV kalsiyum gluconat uygulanmasıhipermagnezeminin etkilerini düzeltebilir. Çünkü kalsiyum Mg’un direk antagonistidir.; fakat ruminantlar için ticari kalsiyum glukonat ürünlerinin tümü Mg içerir. İnsanlarda peritenoal dializ, serum Mg düzeyinin düşürülmesi olarak tanımlanmaktadır.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
alman kurdu at baypamun domuzbaşı hastalığı draksin enjeksiyon golden göz hayvan hayvan belgeseli honey bear Inek insan belgeseli kangal Kedi Kediler Keçi kopekler koyun. kulak küpesi kurt kuş köpek köpek serum nasıl verilir küpe küpe no sorgulama küpe sorgulama kısırlaştırma mantar Mastitis muhabbet kuşu pitbull pug rottweiler sibirya kurdu stronghold SİĞİL sımental tavşan TEKNOLOJİ FAKTÖRÜ terrier TR 35 133 9427 tylosin uzay belgeseli veteriner
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
Özgün haberler veriyor olmanız ne güzel.
bu konuyu unutmayacağım çok güzel..
Vay canına tam aradığım buydu..
Ellerinden öperim adminim çok güzel.